Stroll Hanedanlığı

Kanadalılar Formula 1'e bireysel olarak girmeyi pek sevmiyorlar. Gelen, bütün aileyi getiriyor. Villeneuve Ailesi'nden sonra Formula 1'e giriş yapan bir diğer Kanadalı aile: Stroll Ailesi ve onların hareketli serüveni...

Günümüz spor dünyasında sponsorlukların çok büyük bir yeri ve etkisi mevcut. Hele motor sporlarında bu durum daha da ön plana çıkıyor. Bu etkinin başını ise pilot seçimi çekiyor. Dünyanın 1 numaralı motor sporları organizasyonu olan Formula 1’de özellikle son dönemlerde sponsorluğun pilot seçimindeki etkisinin çok fazla olduğunu gördük. Gerek sponsorun menşei ülkesinden kaynaklı gerekse motor üreticisinin ülkesinden kaynaklı (bkz. Tsunoda) birçok pilot gride girdi. Bu isimlerin içinde öyle biri var ki kontenjanı direkt babası. Yok yok eski pilot vb. falan değil. Babası takımın sahibi. Bu bol destekli pilot kardeşimiz Lance Stroll’un ta kendisi. Babası ise maddi manevi en büyük destekçisi Lawrence Stroll. Tabi maddi kısmı daha ağır basıyor :)

Spoiler: Aston Martin ve Stroll fanları sert giriş için bize kızmasın, ilerleyen satırlarda yiğidin hakkını veriyoruz :)

Peki kim bu Stroll Ailesi, bunlar neci, piyangodan para mı bulup geldiler? Gelin beraber bu ailenin geçmişten günümüze serüvenine göz atalım.

Kanadalı iş adamı Lawrence Stroll 1959 doğumlu. Pierre Cardin, Ralph Lauren gibi önemli markaların Kanada’daki sahibi ve hissedarı. Başta, giyim sektörüyle içli dışlı olsa da araba sevdası ve oğlunun yeteneği onu otomotiv sektörüne de itmiş.

Baba Stroll’un küçük çocuğu 1998 doğumlu Lance, çocukluğundan beri arabalara meraklıydı. Babasının Ferrari koleksiyoneri olduğunu düşünürsek aslında ortada çok garipsenecek bir durum yok. Küçük Lance kariyerine kartingle başladı. İlk resmi turnuvasına 10 yaşında Quebec’te katıldı. Burada zafere ulaşırken o sene Kanada’da katıldığı tüm turnuvaları silip süpürdü. Kanada Ulusal Şampiyonası’nda da kendi kategorisinde 1. oldu. Bu başarıların üstüne babası Lawrence oğlundaki ışığı gördü.

Stroll
Karting Dönemi Lance Stroll

Sadece maddi olarak değil manevi olarak da hep yanında oldu. Tüm yarışlarını izledi, artısını eksisini analiz etti. Lance de bu desteği boşa çıkarmadı ve Kanada çapında dereceler elde etmeye devam etti. Buna karşın kimse burada kendini tam olarak kanıtlayamazdı. Bu yüzden Stroller gözlerini uluslararası yarışlara diktiler. Lance, Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki karting yarışlarına katıldı. Burada da bazı dereceler elde eden Lance Stroll, 2010 yılında Ferrari Genç Sürücü Akademisi’ne katıldı. Akademiye kabul edilen en genç pilot olma unvanını da eline aldı. Kafaları karıştıran o meşhur soru belki de ilk kez burada soruldu; baba parası mı araba hırsı mı?

Stroll
Ferrari Sürücü Akademisi’nde Lance Stroll

LANCE STROLL’UN PROFESYONEL KARİYERİ

Akademide kendini kanıtlamayı kafaya takmış olan Lance, 2014 yılında Prema Powerteam ile birlikte İtalya F4 Şampiyonası’nda boy gösterdi. Çıktığı 18 yarışın 7’sini kazanarak şampiyon oldu. Lawrence Stroll, bir yandan baba olarak haklı gururu yaşarken yatırımcı olarak da geleceğin F1 pilotundaki ışığı mutlulukla izliyordu.

Kanadalı aile çok fazla vakit kaybetmek istemiyordu. Zirveye giden yolda bir adım daha attılar ve 2015 yılı için Lance bu sefer, Prema Powerteam takımının F3 Avrupa Şampiyonası ekibiyle anlaştı. Tabi sadece bununla yetinmedi ve Toyota Yarış Serisi’yle de pistlere çıkmaya devam etti. Stroller babalı oğullu, gece gündüz yarışmayı kafaya takmışlardı. Lance, F3’te mücadele ettiği ilk yılında, 32 yarışın 1’ini kazanırken bunun yanında 6 kez de podyuma çıkarak sezonu 5. sırada tamamladı. Bu performans bir çaylak için hiç fena değildi. Lance bununla da yetinmeyip Toyota Yarış Serisi’nde şampiyonluğa da ulaştı.

Bu gençteki ışığı gören hocaları onu, Toyota moyota ne varsa uzak tuttular. Baba Stroll’u de ikna edip sadece F3’e odaklanmasını sağladılar. Lance de bu fırsatı çok iyi değerlendirdi ve 30 yarışlık sezonda 14 galibiyet, 20 podyumla şampiyon oldu. Tüm dikkati bir anda üstüne çekti. Herkesin gözü bir üst kademede göstereceği performanstaydı. F2’nin ilk yılı olan 2017’de Lance’in katılımına kesin gözüyle bakılırken bir anda Williams’la F1 kontratı imzalarken buldu kendini. Aslında bir anda sayılmazdı. Çünkü sezonu Williams’ın gelişim pilotu olarak geçirmişti. Sadece doğru karar mıydı? Yeteri kadar gelişmiş miydi? F3 Avrupa Şampiyonu oldu bu genç Kanadalı ama onu Formula 1’e taşıyan cidden gösterdiği performans mıydı?

STROLL AİLESİ VE FORMULA 1

Yıllardır verdiği emeğin karşılığını sonunda almıştı Lance. Artık en büyük arenadaydı. Yanında da Massa gibi tecrübeli bir isim ona eşlik ediyordu. 2017 yılı itibariyle Stroll soyadı resmen F1’deydi. Formula 1’e girerken önündeki Max Verstappen örneğinden güç aldığını söylüyor ve genç yaşta burada tutunacağına inanıyordu. Bakmayın çaylağın F3’ten şampiyon geldiğine. Lance, ilk 3 yarışında bitiş çizgisini bile göremedi. Tabi hal böyle olunca çatlak sesler daha sezon başından yükselmeye başladı. Derken pilotların korkulu rüyası ve aksiyonsuz tek yarışı dahi olmayan Azerbaycan GP haftası geldi. Bu çaylak sıralamada 8. oldu. Takımın amacı ve hedefi “aman yerini bozmasın, puan alsın, tadımız kaçmasın” şeklindeydi. Ne puanı ne hedefi? Çaylak, Formula 1’deki 8. yarışında, Azerbaycan gibi bir yerde 3. oldu ve podyum aldı. F1 tarihinde podyuma çıkan en genç 2. pilot unvanını aldı (Sadece 12 gün farkla zirve Verstappen’de). Tabi sonuç karşısında herkes şok oldu. Lawrence baba bile bu kadarını tahmin edemiyordu. Tabi sezonun geri kalanında bu sürpriz podyum seriye dönüşmedi ve Lance sezonu 12. sırada tamamladı.

Stroll
2017 Azerbaycan GP Podyumu

Şimdi konu başlığımızı düşünürsek “Stroll Hanedanlığı” dedik ama hep Lance’den bahsettik. Kronolojik gidince 2018’de patronun sahneye çıkma sırası geldi. 2018 sezonunda mali açıdan büyük bir sıkıntı çeken Force India takımı sponsor arayışlarına girse de bir türlü sonuç alamadı. Artık takımı gözden çıkarmışlardı. Sezonun ortasında Lawrence Stroll, resmi olarak Force India’yı satın aldığını açıkladı. Takımın adını da o sezon için Racing Point Force India yaptı“. Lance, o sezonu Williams’ta tamamlasa da 2019 için babasıyla anlaşma yaptı ve yeni adıyla Racing Point’e transfer oldu.

“The Big Boss” Lawrence Stroll

Formula 1 kulisleri iyice alevlendi. Takımda kimin sözü geçiyor, kime göre hareket ediliyor, diğer pilotu kim seçiyor ortalık yangın yerine döndü. Stroller resmen babalı oğullu canlı canlı F1’de kariyer modu açtılar sanki. Yazının başında da belirttiğimiz gibi; Lawrence hiç öyle dışarıdan sponsor olup küçük dokunuşlarla uğraşmadı. Direkt Lance merkezli hareket etti ve takımı aldı.

2019 sezonunu biraz daha kuruluş dönemi olarak geçirdi Racing Point. Düzen daha yeni yeni oturuyordu. Williams ve Haas gibi takımların önünde yer alsalar da hala Lawrence’in istediği performanstan çok uzaktaydı ekip. Her geçen yarışta biraz daha farklı bir ekleme oluyordu takıma. O sezonda birçok olaylı yarış gerçekleşti. Bunların başını Almanya GP çekiyordu. Şimdi “Stroll ve Almanya GP ne alaka?” soruları oluşmadan hemen info gireyim; bu yarışta öyle şeyler yaşandı ki Lance, 30 saniye falan liderliği aldı. Evet evet Serhan Acar’dan o efsane replik direkt kulağınıza geldi değil mi? “Ve Lance Stroll lider Racing Point’te, şaka yapmıyorum sarhoş değilim”. İşte o an Lawrence Stroll’un dünyayı durdurmak istediğine bahse varım. Lance, bu yarışı 4. sırada tamamlayarak o sezonun kendisi için en iyi derecesine imza attı.

Sezon bitiminde kulisler kuruldu masalara oturuldu. Kamera arkasında çok sık Lawrence Stroll ve Mercedes takım patronu Toto Wolff bir araya geldi. İyi de bunlar ne ayaktı? Bir ara bu Lance Stroll’u pazarlama çabası falan mı,  yoksa Lawrence Mercedes’e ortak mı olacak gibi haberler de çıktı. Derken işin aslı sonunda anlaşıldı. Her ne kadar resmi olarak kabul etmeseler de 2020 sezonu için Racing Point, 2019’da Mercedes’in kullandığı arabanın aynısıyla yarışacaktı (İnsan vida mida bir şey değiştirir, her şeyi aynı). Bu benzerlikle “Pembe Mercedes” lakabını aldı takım.

2019 Mercedes – 2020 Racing Point

Bu değişim 2020 sezonunda Racing Point’in büyük avantajına oldu ve takım bir anda patlama yaptı. Perez ve Lance üst üste yarışlarda puanlar aldı. Ardından Monza’da Stroll podyuma çıktı ve gelişimini somut bir şekilde gözler önüne serdi. Takdir edilmesi gerekirken iyice tartışmalar alevlendi. “Babası parayla Mercedes’ten arabayı almasaydı da yapabilir miydi?” soruları gün yüzüne çıktı.

Ve Türkiye GP vakti geldi çattı. Sıralamalarda yağmur başladı. Pist buza döndü resmen kayan kayana. Lawrence endişeliydi çünkü Lance’in yağmurda o kadar da tecrübesi yoktu. Yoktu da bu adam yağmurlu havada nasıl oldu da İstanbul’da pole aldı? Evet bu adam F1 kariyerinin ilk pole pozisyonunu İstanbul’da ıslak zeminde aldı. Ha yetmedi diğer Racing Point pilotu Perez de 3. sırayı aldı gridde. Lawrence abimiz keyiften viskisini yudumluyordu. Yarış Lance için istediği gibi gitmese de Perez 2. olarak podyuma çıktı.

Stroll
İstanbul’da gelen kariyerinin ilk pole pozisyonu

Bana göre bu yatırımın en pozitif ve olumlu geri dönüş alınan kısmı Sakhir GP’ydi. Perez’in galip geldiği yarışta Lance de 3. olarak Pembe Mercedes’e duble podyum getirmişlerdi. Artık resmen masada onlar da söz sahibiydi. 2020 sezonunu Racing Point, kağıt üzerinde 210 puanla 3. sırada tamamlasa da aldığı 15 puanlık ceza yüzünden 4. sıraya geriledi. Bu cezaya rağmen yine de mükemmel bir derece. Düşünsenize yılların Scuderia Ferrari’sinden, sağlam motora sahip Renault’tan öndesin, McLaren’in de kıl payı cezayla arkasına düşmüşsün. E zaten önünde Mercedes ve Red Bull kalıyor bir tek.

2020 Sakhir’de duble podyum

Lawrence Stroll’un durmaya hiç niyeti yoktu. Her yıl bir değişimi kafaya koymuştu. Bu sefer de direkt Aston Martin’den hisse aldı. Yetmedi bu hisseyi ve ismi Formula 1’de de kullanmaya karar verdi. Takımın ismini, cismini, rengini komple değiştirdi. O görmeye alıştığımız pembe Racing Point yerini koyu yeşil Aston Martin’e bıraktı. Güvenlik ve medikal aracı da bazı yarışlarda kullanılmak üzere Aston Martin yeşiline çevirildi. Pilot kadrosunda değişikliğe gidip Perez yerine Vettel gelse de oğlunu dizinin dibinden ayırmadı.

Lance Stroll

Lance, henüz 22’sinde çok genç bir pilot ve gün geçtikçe tecrübelenmeye devam ediyor. Babası Lawrence de olduğu sürece uzun süre F1 sahnesinde olacağı su götürmez bir gerçek. Bütün bunlar yaşanırken tüm dünyanın hala tartıştığı bir konu var; Lance Stroll’un bu performansının özünde yer olan onun yeteneği mi, yoksa babasının önüne sunduğu sınırsız imkanlar mı? Benim gözümde; baba parası söylemlerinden sıyrılıp bireysel yeteneği için çabalayan ve buna adım adım yaklaşan genç bir pilot var. Yine de dünya genelinde uzun bir süre daha bu söylemler sürmeye devam edecek gibi duruyor.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Formula 1 Kadın Pilot Adayları

Nikita Mazepin: Kötü Çocuk Formula 1’de

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More