Nadia Comaneci: Bir Elçi, Bir İdol ve Bir Kahraman

En temel ve en eski sporlardan biridir jimnastik. Birçok sporun alt yapısını oluşturan, vücudun her noktasını kullanan, büyük bir disiplin gerektiren, fedakarlık isteyen ve küçük yaşlardan itibaren yapılabilen jimnastiği, kalın gövdeli dev bir çınar ağacına benzetebilirsiniz. Bu kalın gövdeden iki temel dal uzanır göklere doğru; bunlar artistik jimnastik ve ritmik jimnastiktir. Dallar kendi içlerinde budaklara ayrılır, yapraklarla süslenir ve bu budaklar sporun tarihine geçecek birçok farklı efsanevi meyve ile doludur. Bu yazımızda artistik jimnastik dalına tırmanıp, ağacın yetiştirmiş olduğu en kusursuz meyvelerden birisine doğru yola çıkıp onu yakından tanıyacağız. İçmekten keyif aldığınız içeceğinizi de yanınıza aldıysanız eğer Nadia Comaneci ve onun başarılarla dolu ama bir o kadar da dramatik hayatına doğru tırmanmaya başlayalım.

Hayat doğumla başlar ama ne yazık ki doğumla birlikte nerede doğduğunuz da çok büyük önem taşıyor. Nadia’nın doğumu dünyada kutuplaşmanın had safhada olduğu, soğuk savaşın belki de en yoğun dönemine denk gelmiştir. Nikolay Çavuşesku’nun daha sonra genel sekreterliğini yapacağı Romanya Komünist Partisi yönetimindeki Komünist Romanya’da 1961 yılında doğdu Nadia Comaneci. Romanya’nın Oneşti şehrinde yaşayan Gheorghe ve Ştefania-Alexandrina çiftinin ilk çocuğuydu. İsmi, Rusça umut anlamına gelen “Nadejda” kelimesinin kısaltılması ve annesinin hayranı olduğu bir Rus film karakterinden geliyordu. Nadia Comaneci, tıp dilinde “hidrosefali” yani beyinde bulunan sıvı bir şişlik ile dünyaya geldi. Doktorlar ümitsizdi ancak ailesine ellerinden geleni yapacaklarını söyleyip Nadia’nın tedavisine başladılar. Hayatının ilk sınavından başarıyla çıktı Nadia, tedavi olumlu sonuç verdi ve artık rahatça hoplamaya zıplamaya başlayabilirdi.

Küçükken kıpır kıpırdı, yerinde duramayan daima atlayan zıplayan evi birbirine katan ufak tatlı ve yaramaz bir kızdı. Annesinin sabrı da bir yere kadardı, Nadia zapt edilemiyordu. Çözüm yolu çok mantıklıydı. Daima atlayan ve yerinde duramayan kızını, enerjisini atması için ana okuldayken jimnastiğe yazdırdı. Altı yaşında küçük bir kızdı Nadia Comaneci ilk jimnastiğe başladığı zaman ve bu spor için, en uygun zamandı. Bu büyülü ve dramatik hikayenin ilk satırları o zaman yazılmaya başlamıştı, tabi bizim küçük Nadia Comaneci bunun farkında değildi. O sadece artık doyasıya atlayıp zıplayabileceği için anın keyfini çıkarıyordu.

O yaştaki çoğu çocuk gibi fazla enerjimi yönlendirmek için jimnastiğe başladım. Küçük yaşta mobilyaların üzerinde zıplar, eşyaları kırardım. Annem bu durumdan memnun değildi. “İşte sana enerjini aktarabileceğin bir yer” diyerek beni jimnastiğe göndermeye başlamıştı. İlk başladığımda olimpik sporcu olma gibi bir hedefim yoktu. Atlayayım, zıplayayım, istediğim her şeyi yapıp enerjimi atayım diye gittiğim bir yerdi salon. Bu çok hoşuma gitti. Bir süre sonra, gün boyu sadece jimnastik salonuna gitmeyi ister ve başka bir şeyden bahsetmez hâle geldim. Ardından yarışmaya başladım, yarışmayı ve rekabet etmeyi de çok sevdim. Bağlandım adeta. Çünkü bence her çocuk, içinde rekabetçi bir yan taşır. Bir şeyi yapıyorsanız en iyisi olmanız gerekir.

Caner Eler, Kusursuz-Nadia Comaneci Röportajı, Socrates Dergi

Yerel bir takımda jimnastik yaparken, Bela Karolyi’nin (Béla Károlyi) onu keşfetmesiyle hayatının ilk dönüm noktasını yaşayacaktı Nadia Comaneci. Okul bahçesinde bir arkadaşıyla hiçbir şeyden habersiz takla atarken fark etmişti onu Bela. Daha sonrasında eşi Marta ile birlikte Nadia’nın antrenörlüğüne başladılar. Spor tarihinde her başarılı sporcunun veya takımın arkasında iyi bir antrenör ya da teknik direktör vardır. Nadia’da kendisini başarıya götürecek en önemli parçayı bulmuştu. Doğuştan yeteneğe sahip olan Nadia, Karolyi çifti ile birlikte yeteneğini kullanmayı öğrenecek ve bambaşka bir sporcuya evirilecekti. Okul bahçesindeki arkadaşı Viorica Dumitru ise daha sonrasında Romanya’nın en ünlü balerinlerinden biri olacaktı.

Onlar benden haberdar olmadan önce de anaokulunda jimnastik yapıyordum. Parendeler atıyor, çeşitli hareketler yapıyordum. Bir gün beni okul bahçesinde parende atarken görüyorlar. Ondan sonra da onlarla çalışmaya başladım zaten. Tabii ki kariyerime etkileri çok büyük.

Caner Eler, Kusursuz-Nadia Comaneci Röportajı, Socrates Dergi

Karolyi çiftiyle birlikte çalışmaya başladıktan sonra ilk ulusal yarışması olan Romanya Ulusal Şampiyonası’nda sekiz yaşında, on üçüncü olarak profesyonel kariyerine ilk adımını atmış oldu Nadia Comaneci. Bir yıl sonra, 1970 yılında Ulusal Şampiyonayı kazanan en genç isim olarak tarih yazdı ve ilk şampiyonluğunu elde etti. Aynı yıl içerisinde anne-babası boşanacaktı ve babası Budapeşte’ye gidecekti. Nadia, sahip olduğu yeteneği ile birlikte artık dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı ama bu onun için daha sadece başlangıçtı…

Perfect 10' Nadia Comaneci calls Universiade a career highlight

İlk uluslararası yarışmasına on yaşında katıldı. Romanya ve Yugoslavya arasında düzenlenen turnuvayı kazanarak uluslararası arenada ilk madalyasını elde etti. Bir sonraki yıl Avrupa’da daha fazla yarışmaya başladı ve İtalya, Macaristan, Polonya gibi ülkelerde düzenlenen tüm turnuvaları altın madalya ile kazanarak herkese ben artık buradayım dedi. İlk büyük uluslararası turnuvası ise 1975’de Norveç’te düzenlenen Avrupa Şampiyonası idi. Herkes Nadia’nın performansını merakla bekliyordu çünkü favori olarak gösteriliyordu. Nadia baskıya rağmen çok dikkat çekici performanslar sergileyerek, şampiyonada yer aleti hariç (ki orada da ikinci oldu, kazanan en büyük rakiplerinden Sovyetlerden Nelli Kim) tüm kulvarlarda altın madalya kazanarak beklentileri sonuna kadar karşıladı. Sırada olimpiyatlar vardı. Nadia’yı tüm dünyaya tanıtacak, onun spor tarihine adım atmasını sağlayacak dönem gelip çatmıştı.

O dönem olimpik jimnastikte yaş sınırı yoktu ve daha on beş yaşını doldurmamış olan Nadia bu olimpiyatlarda büyülü bir performans göstererek adını dünya spor tarihine yazdıracaktı.

Snapped: reflections and revelations on Comaneci's perfect 10 - Olympic News

Asimetrik barda sıra 73 numaralı sporcuya gelmişti, performansının en başından çok farklı bir şey yaptığı anlaşılıyordu. Seyirciler büyülenmiş bir şekilde bu küçük kızı izliyordu. Performansını zarif bir şekilde sonlandırdı, seyircileri selamladı ve puanını beklemeye başladı. Büyülü bir andı adeta çünkü skoru gösteren tabelada “1.00” rakamı belirmişti. Nadia dahil herkes şaşkındı ve ne olup bittiğine anlam veremiyordu. Aslında o tabela tarihi bir rakamı gösteriyordu, Nadia 10 tam puanı almıştı. Ancak ö dönem bunu ünlü saat üreticisi (ki günümüzde hala olimpiyatlarda zamanları onlar gösterir) Omega dahil kimse öngöremediği için jüri 10 tam puanı başka bir şekilde gösteremedi çünkü tabela en fazla 9.99 için ayarlanmıştı. Tarihe tanıklık ediliyordu, jimnastik tarihinde ilk defa bir sporcu jüriden 10 tam puan almıştı ve bunu başaran da 73 numaralı on dört yaşında küçük bir kızdı. Nadia Comaneci, bu madalya ile jimnastik dalında tarihin en genç olimpiyat şampiyonu olarak tarihe geçti. Olimpiyat boyunca başarısını altı kere daha tekrarlayıp toplamda yedi kere 10 tam puan alan Nadia yarışmaları üç altın, bir gümüş ve bir bronz madalya ile sonlandırdı. Bu olimpiyatlarda tek 10 tam puan alan sporcu Nadia değildi, en büyük rakiplerinden Sovyet sporcu Nelli Kim de atlama masasında 10 tam puanı almıştı ancak bunu başaran ilk Nadia olunca tarih hep Nadia’yı hatırlayacaktı.

“Bu benim en büyük başarımdı fakat jimnastik dünyası beni Montreal’den önce de tanıyordu. Çünkü 1975’te Avrupa Şampiyonası’nda mücadele etmiştim. Olimpiyata gittiğimde ise kimse 14 yaşında bir çocuğun 10.0 tam puan almasını beklemiyordu. Takımımdan asimetrik paralelde yarışacak son isimdim. İlk müsabaka günüydü. Zorunlu tur olduğu için herkes aynı rutini gerçekleştiriyordu. Ben de antrenmanda rutini yaptım. Yere indiğimde çok iyi geçtiğini düşünüyordum. Büyük bir alkış vardı. Döndüm ve skorbordu gördüm. 073, yani numaram üstte yazıyordu. Altında ise 1.00 yazıyordu. Herkesin kafası karışmıştı. Skor tabelası bile kilitlendi, teknik bir sorun yaşadılar. Daha doğrusu, tabela 10.0 tam puanı göstermek için tasarlanmamıştı. Çünkü kimsenin bu puanı alacağını düşünememişlerdi. Sonunda da tarihi bir an ortaya çıktı.

Antrenmanlarda pek çok kez yapmıştım bu rutini. Yani çok alışkındım. Onu çok çalışarak kusursuzlaştırmıştım sadece. O günlerde, ilk başta neden bu kadar büyütüldüğünü anlamıyordum. Amacımız tabii ki tarih yazmak değildi. Büyülü bir an yaşadığımı anlamam zaman aldı. Zaten sonra, Montreal’deki oyunlarda altı tane daha 10 tam puan aldım.

Caner Eler, Kusursuz-Nadia Comaneci Röportajı, Socrates Dergi

Nadia Comaneci

Nadia ülkesine bambaşka biri olarak döndü. O artık bir olimpiyat şampiyonuydu ve tüm dünya onu konuşuyordu. Hayatında yeni bir dönem başlıyordu ve bu kesinlikle ilk dönemi gibi olmayacaktı…

Nadia Comaneci, 1976 Olimpiyatları sonrası toplu aletlerde olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk Rumen sporcu, olimpiyat tarihinin jimnastik dalında en genç şampiyonu, BBC tarafından yılın en iyi yabancı sporcusu, Sovyetler tarafından Sosyalist Emekçilerin Kahramanı, dünyada yılın atleti gibi bir sürü unvan elde etti ve Time dergisine kapak oldu.

On dört yaşında ülkesinin sembolü haline gelmişti Nadia. Montreal dönüşünde bir kahraman gibi karşılandı. Nikolay Çavuşesku tarafından ona, ülkenin en büyük nişanları takdim edildi. Nadia’ya altın orak ve çekiç sembolü takıldı ve ülke kahramanı unvanı verildi ki bu unvanı elde edebilen en genç Rumen oldu. Soğuk Savaş döneminde Çavuşesku ve ülkesi için önemli bir figür haline gelmişti. Çok hızlı bir şekilde tümüyle değişen hayatında onu bekleyen daha bir sürü gelişmeler olacaktı ama Nadia artık bir unutulmazdı ve bu durum onu daha da güçlendirmişti.

Çekoslovakya’da düzenlenen 1977 Avrupa Şampiyonası’nda Nadia toplu aletlerde unvanını korumuş ve altın madalyayı kazanmıştı ancak turnuva devam ederken çeşitli spekülasyonlar sonucu Nikolay Çavuşesku sporculara ülkeye geri dönün talimatını verdi ve Rumen sporcular şampiyonayı yarıda bırakarak ülkelerine geri döndü. Romanya’nın Çavuşesku tarafından o dönem dikta rejimiyle yönetilmesi nedeniyle Nadia hakkında, kendisine sorulmadan çok karar alınıyordu. Aynı yıl içerisinde Romanya Jimnastik Federasyonu, Nadia’nın belki de bu başarıları elde etmesinde en büyük pay sahibi olan Karolyi çiftinin görevine son verdi ve Nadia’yı antrenmanlar için Budapeşte’ye gönderdi.

Çok iyi giden bir kariyer devlet müdahalesi ile sekteye uğramıştı. Ergenlik döneminin belki de en önemli yaşlarında tüm düzeni değişmişti ve değişiklikler ona hiç iyi gelmemişti. Kilo almaya başladı, tekniği git gide kötüye gitti ve vücudundaki değişikliklerine ayak uyduramaz oldu. Psikolojisi darmadağın olmuştu ve kendini zehirleyerek intihara kalkıştı. Az kalsın o unutulmaz kariyer devlet eliyle mahvediliyordu. Kalkışma sonrası Nadia kurtarılmıştı ve belki de hayatının ikinci dönüm noktasını yaşamış, hayata geri dönmüştü.

File:Elena Mukhina, Nadia Comăneci, Emilia Eberle Strasbourg1978.jpeg - Wikimedia Commons

Bütün bu yaşadıkları sonrası, Karolyi çifti olmadan 1978 Dünya Şampiyonasına katıldı. Olimpiyat oyunlarına kıyasla Nadia 17 santim daha uzun ve 9 buçuk kilo daha ağırdı ve bu değişim tabii ki performansına yansımıştı. Bambaşka bir Nadia vardı sahnede, olimpiyat şampiyonu olduğu toplu alette podyuma dahi giremedi ve dördüncü oldu. Her şeye rağmen denge aletinde altın madalya kazanmayı başardı. Nadia şampiyonayı bir altın ve iki gümüş ile tamamladı ki bu, onun standartlarında epey kötü sayılabilecek bir performanstı. Ülkesinin en büyük değerlerinden olan Nadia’nın bu performansı sonrası Romanya hükümeti kararlarından geri adım attı ve Nadia’nın tekrar Karolyi çifti ile birlikte çalışmasına izin verdi.

Karolyi çifti ile tekrar bir araya gelen Nadia, 1979 yılında düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda toplu aletlerde üst üste üçüncü kez Avrupa Şampiyonu olarak daha önce ne erkeklerde ne de kadınlarda görülmemiş bir başarı elde etti. Alınan doğru kararlar anında sonuç vermişti ve bir süreliğine solan çiçek tekrar açmaya başlamıştı. Ancak aynı yıl düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda Nadia’nın başı bu sefer sakatlıklar ile dertte idi. Şampiyonada lider durumda iken bileğinde kan zehirlenmesi oluştu. Tedavi sonrası ayağına metal bir toka takıldı ve doktorlar tarafından yarışmasına izin verilmedi. Ancak Romanya takımının, takım yarışında Nadia’ya ihtiyacı vardı. Doktorlara rağmen Nadia yarışacağını söyledi ve denge aletinde sakatlığına rağmen 9.95’lik harika bir performans göstererek Romanya’nın altın madalya kazanmasını sağladı. Sakatlığı nedeniyle şampiyonayı tek altın madalya ile kapattı ve sonrasında bıçak altına yatarak olimpiyatları beklemeye koyuldu.

Olimpiyat dönemi bir kez daha gelip çatmıştı. Bu sefer sahne, tarihin belki de en çok tartışılan 1980 Moskova Olimpiyatlarındaydı. Moskova Olimpiyatlarını, Amerika ile birlikte batı bloğundan bir çok ülke boykot etmişti. Boykotlar nedeniyle katılan sporcu sayısı az olsa da son olimpiyatların yıldızı Nadia artık daha tecrübeli bir şekilde yine favori olarak geliyordu yarışlara. Ancak Montreal’deki o büyü ve atmosfer yoktu bu sefer. Toplu aletlerde unvanını 5 puan ile kaybedip gümüş madalyada kaldı ama denge aletinde ve yer aletinde altın madalya kazanarak kendi standartlarında olmasa da başarılı bir olimpiyat geçirdi Nadia. 1980 Olimpiyatları, Nadia’nın sporcu olarak katıldığı son olimpiyatlardı. Yarışlar sonrası kariyerindeki olimpiyat madalyası sayısını dokuza yükseltti. Bunlardan beşi altın, üçü gümüş ve bir tanesi bronzdu. Kariyerinin bundan sonrası ne yazık ki sportif başarıları ile anılmayacaktı. Olimpiyat sonrası Nadia için belki de hayatın en zorlu dönemi olacaktı ve bunda Romanya lideri Nikolay Çavuşesku’nun etkisi büyük olacaktı.

Tamamı Komünist ülkelerinden oluşan 1980 Olimpiyatları’nda Romanya hükümetinin sporculara yaklaşımı Montreal’den farklıydı. Bu farklılığın Nadia’nın ekibine yansıması da farklı oldu. Nadia’nın gümüş madalyada kaldığı performanslarda Karolyi çiftinin hakemlere karşı gösterdiği tepkileri daha sonrasında onların başını ağrıtacaktı. Romanya hükümeti bu tepkilerin kendilerini utandırdığını düşündü ve bunun sonucunda verilecek kararlar Nadia’nın hayatına doğrudan etkisi olacaktı.

1981 yılında Romanya hükümetinin reklam kampanyası kapsamında Nadia, Amerikalı sporcular ile birlikte tüm Amerika’yı dolaştı. Ancak tüm yıl süre gelen baskılar sonucu Karolyi çifti turun sonunda Romanya’ya dönmedi ve Amerika’ya iltica etti. Bela Karolyi, Nadia’yı da yanında tutmak istemişti ama Nadia ülkesine geri dönme kararı verdi. Ülkesine geri dönmesi beklenildiği gibi olumlu bir sonuç doğurmadı. Romanya hükümeti Nadia da iltica etmesin diye onu çok sıkı bir takibe aldı ve yurt dışına çıkışını yasakladı. Yirmi yaşında halen genç bir kız olan Nadia, hükümet tarafından baskı altına alınmıştı. Bir zamanlar ülkenin sembolü ve en büyük değeri olan Nadia, yurt dışına çıkamayarak uluslararası yarışmalardan uzak kalıyordu. O dönem teselli niteliğinde Bükreş’te düzenlenen üniversite oyunlarında yarışmasına izin verilmişti. Nadia sanki tüm hıncını orada çıkarırmış gibi tüm dallarda şampiyon oldu.

Karolyi’nin ayrılmasından sonra hayatım dramatik bir şekilde değişmişti. Yurt dışına çıkmamı yasakladılar. Her seferinde federasyon tarafından ismim uluslararası turnuvalar için listeye eklense de, liste ismimin üzeri çizili şekilde geri dönüyordu. Geçimimi sağladığım gelirlerden bile alıkoymaya başlamışlardı. Kendimi bir mahkum gibi hissetmeye başlamıştım.

Caner Eler, Kusursuz-Nadia Comaneci Röportajı, Socrates Dergi

Uluslararası basında da Nadia’nın yokluğu bir sürü spekülasyona yol açıyordu. Her ağızdan bir ses çıkıyordu, kimileri Nadia’nın öldüğünü, kimleri Çavuşesku’nun oğlu ile ilişkiye başladığını dile getiriyordu. Tabi bunların hepsi yalandı ve Nadia’nın bu dedikoduların hiçbirinden haberi yoktu.

1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’nın Amerika’da düzenlemesi nedeniyle, boykot sırası Komünistler tarafına geçmişti. Romanya oyunlara katılan tek komünist ülkeydi. Nadia ise oyunlara sporcu olarak değil de Romanya’nın olimpiyat ekibinde gözlemci olarak katılıyordu. Bütün gözler üzerindeydi, çok sıkı bir şekilde takip ediliyordu. Eski antrenörlerinin yanına dahi yaklaşamadı. Oyunlar sonrası Romanya’ya geri döndüğünde artık bazı şeylerin değişmesi gerekiyordu…

Baskı ve kısıtlamaların azalmasını beklerken aksine daha fazla artıyordu. Bu nedenle durumu değiştirme umuduyla emekli olmaya karar verdi. Bir devrin sonuydu. Kusursuz 10, sahnelerden ayrılıyordu. Olimpiyat komitesi başkanının katılımıyla Bükreş’te düzenlenen bir tören ile 1984 yılında emekli oldu. Rahatlama umuduyla verdiği emeklilik kararı sonrası işler hiç istediği gibi gitmedi. Hayat onun için daha da zorlaşmıştı, üzerindeki baskı ve kısıtlamalar daha da artmıştı. Gururu kırılmıştı, kendi ülkesinde mahkum muamelesi görüyordu. Bu duruma son verip, sorunu kalıcı bir şekilde çözmesi gerekiyordu ve belki de hayatının en zor kararlarından birisini verdi. Ülkeden ayrılacaktı.

Kaçış planı, Viyana’daki Amerika Büyükelçiliği ile birlikte yapıldı. 27 Kasım 1989 yılında Romanya’dan ayrıldı. İlk olarak Macaristan’a daha sonra da Avusturya’ya gitmişti. Yolculuğu iki gün sürmüştü. Büyük bir kısmı gece ve yürüyerek yapıldı. Kaçışın son durağı Amerika’ydı, Viyana’dan kalkan uçak onu nihai hedefe götürüyordu. 1981 yılından beri yaşadığı zorluklar son bulmuştu. Nadia artık özgürdü. En son ana kadar ülkesini terk istemedi ancak buna mecburdu çünkü ülke siyasi bakımdan çok karışıktı. Ülkeden ayrılışına daha bir ay olmamışken, 25 Aralıkta Nikolay Çavuşesku ülkesindeki eylemlerden kaçarken yakalandı ve çıkarıldığı askeri mahkemece idamına karar verildi. Noel gününe denk gelmesi tesadüf mü bilinmez ama Nikolay Çavuşesku ve eşi 25 Aralık 1989 yılında kurşuna dizilerek idam edildi. Nasıl Nadia’nın emekliliği spor dünyası için bir devrin sonu ise Çavuşesku’nun öldürülmesi de Romanya, dünya siyaseti ve komünizm için bir devrin sonuydu.

O dönemde ülkemdeki çoğu insan gibi benim de hayat standartlarım idealden uzaktı. Evet, daha el üstündeydim, halkın belli bir kesimine nazaran belki farklı imtiyazlara sahiptim ama 80’li yıllarla birlikte benim için de şartlar değişmeye başladı. 1981’de Bela ve Marta ABD’ye iltica ettikten sonra gözler bana çevrildi. Romanya’dan çıkmam yasaklandı. Diğer herkes istediği yere giderken ben yasaklıydım. Bazı gelirlerimi kesmeye başladılar. Bu adil değildi. Spor için yapacak çok şeyim olduğuna inanıyordum. Benim seyahat etmem, organizasyonlara katılmam gerekirdi. Kendimi, özellikle de emekli olduğum 1984’ten sonraki dönemde iyice hapishanede gibi hissetmeye başlamıştım. Zamanı geldiğinde ve fırsat ortaya çıktığında ülkeden ayrıldım.

Ülkemi terk etmek kolay değildi. Kendimi başka bir ülkede hayal edemiyordum, Romanya benim ülkemdi ve ben oraya aittim. Ailem ve arkadaşlarım oradaydı. Fakat ayrılmam gerektiğini hissettim ve şanslıyım ki Romanya çok geçmeden tekrar özgür bir ülke oldu, ben de geri dönebildim. Hatta eşim Bart ile ülkeme dönüp evlendim. Başka bir yerde evlenebileceğimi düşünmüyordum. Bunu hayal dahi edemezdim.

Caner Eler, Kusursuz-Nadia Comaneci Röportajı, Socrates Dergi

Nadia’mıza dönecek olursak, Amerika’da yeni bir hayata başlamıştı. 1996 yılında hayatını birleştireceği Amerikalı jimnastikçi Bart Conner, Nadia’nın Amerika’ya adapte olabilmesi için çok yardımcı olmuştu. Aslında ikili ilk olarak 1976 yılındaki Madison Square Garden’da düzenlenen Amerika Kupası jimnastik müsabakalarında tanıştı. Nadia kadınlar kategorisinde, Bart Conner’da erkekler kategorisinde yarışmayı kazanır ve kupa seremonisinde birlikte kupalarını kaldırırken Amerikalı fotoğrafçı onların ilk, spor tarihinin ise en unutulmaz fotoğraflarından birisini çekecektir. Tabi Nadia o dönemde on dört yaşında Bart ise on altı yaşındaydı, bu nedenle Nadia bu anları çok fazla hatırlamayacaktı. Bu ikili daha sonra 1976’daki Olimpiyat Oyunlarında da karşılaşacaktı. Tabi Nadia o oyunlarda tarih yazacak, Bart Conner ise müsabakaları kırk altıncı tamamlayacaktı.

Nadia’nın Amerika’ya ilticası tüm dünyada büyük bir ses getirmişti. İltica sonrası Amerika’da bir televizyon programına katılacaktı Nadia. Bart bunun haberini aldı ve ilk uçakla Nadia’ya hoş geldin demek için programa gitti. Esasında aralarında ilk başlarda aşk namına bir şey yoktu. Bart sadece Nadia’ya yardım ediyordu çünkü Nadia’nın iltica sonrası yaşadıkları kolay değildi. Bir süre sonra Bart, Nadia’yı kendisine yardım etmesi için Oklahoma’daki jimnastik okuluna davet etti. Zaman ilerledikçe aralarındaki ilişki aşk ve sevgiye dönüştü, 1996 yılında evlendiler. Düğünü için Romanya’ya döndüğü zaman Nadia inanılmaz bir sevgi gösterisi ile karşılaşmıştı. Romanya halkı onu hiç bir zaman unutmamıştı ve daima çok sevmişti. Çünkü Nadia, Romanya’nın dünyaya açılan kapısıydı ve bir nevi elçisiydi. Bu yüzden onu daima akıllarında tutmuşlardı.

Nadia Comaneci

Nadia sonrası dönemde, olimpik jimnastikte yaş ve puanlama kuralları değişmişti. Artık büyükler kategorisinde en az 16 yaşından itibaren yarışılabiliyordu ve hareketlere verilen puanlar değişmişti. Artık 10 tam puanı almak daha da zorlaşmıştı. Nadia’da emekliliğinde jimnastiğe daha fazla odaklandı. Romanya ve Amerika’da öğrenciler yetiştirdi, Romanya Jimnastik Federasyonun ve Olimpiyat Komitesinin başkanlığını yaptı. Kısacası Nadia, jimnastikten kopamamıştı.

Nadia Comaneci, dünyada jimnastik denince akla gelen ilk sporculardan bir tanesi, komünist ve kapitalist dünyayı birleştiren bir elçi, bir idol ve ülkesi için bir kahraman. En önemlisi de büyülü anlarla dolu hikayeye sahip bir efsane…

Nadia Comaneci


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Alina Zagitova: Buz Pistlerinin Küçük Prensesi

Aly Raisman: Hayatta Kalma Savaşı 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More