Makedon Kahraman: Goran Pandev

Goran Pandev ve Makedonya, Euro 2020 grup aşamasında gösterdikleri mücadele ve saha içindeki özverili tavırlarıyla puan alamadan eve dönmelerine rağmen kendilerinden bahsettirdi. Turnuva sonrası futbol hayatına nokta koyan Pandev ise, ona çok şey veren futbolla kendine yakışır şekilde vedalaştı.

What is the former Yugoslavia ? | International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia

Hitler’in ölümü ve Stalin’in Almanya’yı işgaliyle başlayan Soğuk Savaş dönemi 1990’lı yılların başlarına kadar devam etti. Değişen dünya düzeninde bağımsızlık hareketleri dört bir yanda yükseliyor ve bu sayede Avrupa haritası da günden güne değişiyordu. Parçalara ayrılan Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Almanya ve Çekoslovakya ile birlikte Avrupa’daki ülke sayısının artması futbolu yönetenleri de harekete geçirmişti. Zira o tarihlere kadar 8 takımla oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası, 1996’dan itibaren artık 16 ülkenin katılımına yükseltildi. Bu karar sonrası başta Hırvatistan olmak üzere Ukrayna, Slovakya, Letonya gibi ülkeler şampiyonalarda boy göstermeye başlarken futbolun pek gelişmediği Makedonya elemelerin zayıf ekipleri arasında kayboluyordu.

Futbol pastasını büyütmek isteyen UEFA, aradan geçen 20 yılın ardından takım sayısını revize etmiş ve Euro 2016’yla beraber sekiz takıma daha turnuva yolu açmıştı. Bununla da yetinmeyen futbolu yönetenler, UEFA Uluslar Ligi adı altında çoğu kişinin anlamlandıramadığı bir turnuva daha dizayn edince normal şartlarda kupaya katılım şansı çok az olan ülkelere de gün doğmuştu. Hal böyleyken Makedonlar için; Ermenistan, Lihtenştayn, Cebelitarık, Kosova ve Gürcistan arasından sıyrılıp turnuva bileti almak eski sisteme nazaran daha kolaylaşmıştı. Hem de yıllarca taşıdıkları Makedonya isminin başına Yunan devletinin tarihsel baskısı sonucu “Kuzey” kelimesinin eklendiği bir dönemde…

Goran Pandev
Goran Pandev, 2001

Bunda elbette ki statü ve çıkışa geçen Makedon futbolu kadar etkisi olan birisi daha vardı: Goran Pandev. Avrupa ölçeğine göre kısıtlı futbol imkanlarına sahip bir ulusun hiç kuşkusuz ilk akla gelen ismi olan Goran Pandev, kariyerini bir şampiyona ile sonlandırmak için azmetti ve başardı. Goran Pandev’in hikayesi savaş dönemi Yugoslavya’sında başladı. O dönemlerde henüz bağımsızlığını ilan etmemiş bir ülke olan Makedonya’da çocuk olmak her ne kadar Boşnakların ki kadar olmasa da zordur. Doğduğu coğrafyanın çalkantılı günler geçirmesinin etkilerini pek hissetmeyen küçük Goran, altyapı eğitimini aldığı Belasica takımında as kadroya yükseldiğinde henüz 17 yaşındaydı.

2000’li yılların en başı… İnternet teknolojisi hayatımıza girmiş ama daha emekleme safhasında. Şimdiki gibi istediğiniz oyuncuya ait görüntünün birkaç tıklamayla karşınıza dökülmediği günlerde Makedonya 1. Ligi gibi düşük ölçekli bir ligi Inter yetkilileri takip ediyor. Başkan Moratti döneminde her milletten farklı tipte oyuncu bulup transfer eden İtalyan ekibi kadrosunu şişirdikçe şişiriyor. 45-50 civarında sözleşmeli futbolcusu olan Inter, Serie A’nın Serie A olduğu günlerde henüz 18 yaşında olan bir Makedon forveti kadrosuna kattığında bu, doğru dürüst bir haber niteliği bile taşımıyordu. Nasıl taşıyabilirdi ki zaten. 18’lik Pandev’in girmeye çalıştığı kadronun forvetinde Brezilyalı Ronaldo bulunuyordu. Üstelik kasıp kavuracağı 2002 Dünya Kupası öncesinde uzun süreli sakatlığını atlatmış fit bir Ronaldo. Olgunluk çağını yaşayan ve Serie A’nın gelmiş geçmiş en iyi golcüleri arasında gösterilen Christian Vieri de bu takımdaydı. Alvaro Recoba, Mohammed Kallon, Nicola Ventola rotasyonun diğer parçalarıyken bir kaç yıl içinde patlama yapacak olan Adriano da formayı zorlayan isimlerden bir diğeriydi. Böylesine büyük bir forvet havuzunda kaybolan Pandev, ertesi 2 sezonda farklı takımlara kiralanıp İtalyan kültürüne ve futbol iklimine adapte edilmeye çalışıldı. Serie C’de Spezia formasıyla geçen bir yılın ardından Serie A tarihinin en kötü performansına imza atan Ancona’da tecrübe kazanmaya çalıştı genç oyuncu.

Stajını tamamlayıp tekrar Inter’e dönmeyi planlarken Lacivert-Siyahlılar onu takasta kullanıp Lazio’ya Stankoviç karşılığında gönderdi. Kariyeri açısından bir geri adım gibi gözükse de aslında uygun bir yola girmişti Pandev. Zira İtalya’da patlak verecek şike skandalı sonrası ligin marka değeri düştüğü için yıldızlar ülkeyi birer birer terk ediyor, normal şartlarda kendini gösterme şansı az olan Pandev’e parlama fırsatı doğuyordu. 2000’lerin başındaki efsane kadrosunu dağıttıktan sonra zayıflayan Lazio’da 5,5 sezon boyunca takımın önemli isimlerinden olan Makedon yıldız, özellikle 2007’de Şampiyonlar Ligi’nde attığı 4 golle adını daha yüksek sesle duyurdu.

2010 Şampiyonlar Ligi Finali

Bu performansa kayıtsız kalamayan Inter, eski oyuncusunu 2010 yılının ilk günlerinde bedelsiz şekilde koparmaktan kaçınmadı. Çaylak haldeyken ayrıldığı Inter, “Üçüncü Büyük” kimliğinden sıyrılıp Juventus ve Milan’ın şike operasyonu nedeniyle zor günler geçirdiği süreçte ligin sefiri olmuştu. Üst üste 5. şampiyonluğa koşar adımlarla giden Milano ekibi 2010 yılı başında Pandev’i kadrosuna katıp daha da güçleniyor, Makedon yıldız prime dönemini yaşayan Jose Mourinho’nun taktik planındaki önemli bir boşluğu dolduruyordu. Portekizli teknik adam sezonun ilk devresinde uyguladığı 4-4-2 formatından vazgeçip kendisini daha iyi tanımlayan 4-5-1 dizilimine yakın olan 4-3-3 düzenine geçti. Milito’yu önde tutup, Pandev ve Eto’o’ya kanat hücumlarını emanet eden Mourinho, bu üçlünün arkasına Sneijder’i koyup savunmasını da olabilecek en mükemmel hale getirerek Şampiyonlar Ligi zirvesine ulaştı.

Goran Pandev

Kariyerinin zirvesine o sezon ulaşan Pandev ertesi sezon Mourinho’nun ayrılmasından sonra diğer takım arkadaşlarıyla birlikte inişe geçerken 9 yıl sürecek Juventus hanedanlığının farkında değildi henüz. Juventus’un fazla iyi performansını yeni takımı Napoli’de daha net hisseden Pandev bu dönemlerde şampiyonluk sevinci yaşayamasa da en azından zirve yarışı veren bir kulüpteydi. İki sezon Cavani, bir sezon da Higuain’in partnerliğini üstlenen Makedon oyuncu, ligde ve Avrupa’da istikrarlı şekilde süre alarak Napoli taraftarının da gönlünü kazanıyordu.

Goran Pandev

Çifte kupa sevinci yaşayacağı Türkiye günleri içinse tek kelimeyle “fiyasko” demek mümkün. Türklerle tarihsel anlamda epeyce bağı olan Kuzey Makedonya’nın Strumitsa şehrinde çocukluğu geçen Pandev için Galatasaray’a transfer olmak umut verici bir birliktelik gibiydi. Buna karşın ne o kendini kulübe ait hissedebildi ne de Galatasaray yeteri kadar ondan yararlanabildi. Düşünün kadronuzda Pandev gibi dünyaca ünlü bir oyuncu var ama şampiyonluk ilan edildiği için formaliteye dönüşen son hafta maçını saymazsak lig boyunca ona sadece 50 dakika süre verebiliyorsunuz. Üstelik uzun süre onunla aynı ligde hocalık yapan Cesare Prandelli bile tercih hakkını tanıdığı bu oyuncudan yana kullanmıyor. Göreve sonradan gelen Hamza Hamzaoğlu’nun da Türkiye Kupası maçları dışında Pandev’in yüzüne dahi bakmayacağını herhalde kimse tahmin edemezdi. Bunda Pandev ve Galatasaray kadar TFF’nin de kusuru olduğunu söylemeden olmaz. Zira 5+0+3 şeklinde belirlenen yabancı sınırı nedeniyle alternatifi daha az olan isimlere yönelen sarı-kırmızılı ekibin kurmayları Pandev’in kariyeri açısından kayıp bir yıl geçirmesine sebebiyet veriyordu.

Goran Pandev

İtalyanların en büyük hayal kırıklığı yaratan oyuncuya verdiği “Yılın Bidonu” ödülünü performansı iyi seviyelerde olduğu için hiç almayan Pandev’e, Türklerden bu tarz bir ödül verilmedi belki ama “bitik” diye nitelendirip arkasından teneke bağlanarak gönderildi desek abartmış olmayız. Ancak o “bitik” denilen hücum oyuncusu, 32 yaşında yeniden döndüğü Serie A’da yeni bir kariyer inşa etti. 6 yıl boyunca ligin orta-alt sıra ekiplerinden Genoa formasını sırtından kolay kolay çıkarmayan Pandev için esas hikaye ülkesinin milli takımıyla yaşandı.

2001 yılında Türkiye’ye karşı sonradan oyuna girerek başladığı milli takım kariyeri 20 yıl sonra Avrupa Şampiyonası’ndaki Hollanda maçına dek sürdü. 20 yıl boyunca sarı-kırmızı Makedonya formasını terletemediği tek dönem Galatasaray’ın aynı renkteki formasını giyemediği döneme tekabül ediyordu. Buna karşın 2016 yılından itibaren tekrar döndüğü milli takımıyla bir hayali vardı emektar golcünün. Ülkesinin açık ara en büyük futbolcusu olan Goran Pandev, bir şampiyonada Kuzey Makedonya bayrağını dalgalandırmak için tüm gayretini ortaya koydu. Öyle ki Euro 2020’ye katılma ihtimali belirince futbolu bırakma kararından bile vazgeçti. Uzunca müddet elemelerin en zayıf halkaları arasında bulunan Kuzey Makedonya, 2016’dan itibaren çıkışa geçti. Hem Avrupa Şampiyonası elemelerinde hem de katıldığı UEFA Uluslar Ligi’nde başarılı sonuçlar almaya başlayan ülke, bu sayede girdiği playoff’larda da rakiplerini eleyerek tarihinde ilk kez bir büyük turnuvaya katılım bileti elde etti. Bu katılım hakkı takımda nasıl büyük bir özgüven sağladıysa Dünya Kupası elemelerinde Almanya gibi bir devi deplasmanda yenme gücünü bulabildiler. Goran Pandev bu süreçte ne mi yaptı? Önce Gürcistan maçında attığı golle Euro 2020’ye giden yolu açtı, sonrasında da Almanya’dan alınacak 3 puanın önünü.

Goran Pandev’in futbolu bırakmama azmine futbol da karşı koyamadı ve onu bir nevi ödüllendirdi. İlk kez şampiyona gören ülkesine turnuvadaki ilk golü kazandırmak ona yakışırdı, öyle de oldu. Dedik ya futbol da onu ödüllendirdi diye. Avusturya karşısındaki maçta rakip savunma ve kalecisi öyle bir hata yaptı ki sanki Pandev gol atsın diye uğraşmış gibiydiler. Topu uzaklaştırmak isteyen Avusturya defans oyuncusu yanındaki arkadaşının sırtına topu sert şekilde gönderince top kaleci Bachmann’ın kontrol edebileceği bir hızda kaleye yöneldi. Herkes Bachmann topu tuttu zannederken elinden kaçırdığını fark eden Goran Pandev topu ağlara göndermeyi bildi. Herkesin ondan ümidi kestiği ve futbolu bıraktığını düşündüğü anda Euro 2020’de yer almak için pes etmeyen Goran Pandev, bu golde de fırsatçılığını konuşturdu. Katkısı bununla da bitmedi Büyük Goran’ın. Grubun ikinci maçında attığı bir gol ofsayt nedeniyle sayılmadı belki ama takımına penaltı kazandırarak yine skora katkıda bulundu. Son maçta rakip güçlü Hollanda’ydı. Yine harika bir asist yapmasına rağmen ofsayt bayrağına bu kez arkadaşı takıldı. Maç bittiğinde turnuvaya 0 puanla veda eden bir Kuzey Makedonya vardı belki ama mücadeleci oyunlarıyla alkışı hak ettiler. En azından Pandev’i beğenmeyip, yaşlı diye gönderen ülkenin milli takımından çok daha fazla damga vurdular.

Goran Pandev

Makedonların Pele’si, Maradona’sı, Metin Oktay’ı Goran Pandev milli takıma arkadaşlarının omuzlarında veda etti. Sözleşmesi sona eren Genoa ile devam edip etmeyeceği ya da başka bir takımla anlaşıp anlaşmayacağı henüz net değil. Net olan bir şey varsa o da Goran Pandev’in Makedon tarihinde Büyük İskender’den sonra en tanınmış kişi olduğu gerçeği. Turizmi giderek gelişen Kuzey Makedonya’da Üsküp’e yolunuz düşerse göreceğiniz ilk heykel Büyük İskender’e ait olacaktır muhtemelen. Ancak yakın zamanda bir de Goran Pandev heykeli görürseniz şaşırmayınız.


Balkanlar’da Futbol; Makedonya

Bosna’dan Türkiye’ye Bir Kariyer Öyküsü: Haris Hajradinovic

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More