Ergin Keleş: Topa Kitaplarla Vuran Adam

İyi ki bir Ergin Keleş' sahibiz.

Karadeniz’in kıyısına paralel Arsin’de 1987 yılında bir arife gecesi dünyaya geldi Ergin Keleş. Doğduğu hastanedeki başhekim ona Arif ismini verse de bu isim dedesi tarafından Ergin olarak değiştirildi. Futbola çok küçük yaşlarda doğduğu şehrin kulübü Trabzonspor’un altyapı seçmelerine katılmasıyla başladı. Kariyerinde ki ilk başarısı ise; Dünya Liselerarası Futbol Şampiyonası’nda Trabzonspor Lisesi ile katılıp hem şampiyon hem de attığı goller ile gol kralı olmasıydı. Aynı zamanda milli takım formasıyla 2005’de UEFA tarafından düzenlenen Meridyen Kupası’nda attığı goller ile Fransız Karim Benzema ve Jeremy Menez ile birlikte gol kralı oldu.

Türk futbolunda 87 jenerasyonuna çok güvenilirdi Ergin’de o jenerasyonun golcüsüydü. Arda Turan, Serdar Özkan, İlhan Parlak ve Ergin Keleş gibi yetenekleriyle Türk futbolunun kurtuluş reçetesini yazması bekleniyordu o jenerasyondan, fakat o jenerasyonun temsilcileri yeteneklerini, verilen şansları kötü kullanacak ve o jenerasyon, Arda hariç beklenen patlamayı yapamayacaktı. Ergin’i diğer futbolculardan ayrı kılan ise yeteneklerinin yanı sıra Türkiye’de pek de alışık olmadığımız entelektüel, bilinçli ve Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği zeki, çevik, ahlaklı bir sporcu olmasıydı.

Hangi sporcuyu yazmaya çalışsam biraz kariyer odaklı gitmeye çalışıyorum ama Ergin’de bunu yapmak istemedim. Spor tarihine de meraklı bir genç olarak geçmişte de kariyer anlamında başarılı olsa da üslup olarak başarılı çok az sporcu(futbolcu) tanıdım. Maç önü ya da maç sonu röportajlarında iki kelimeyi bir araya getiremeyen meslektaşlarına göre daha akıcı ve net konuşan Ergin gençliğinde gelecek vaat eden, milli takımın gol yükünü çekecek bir potansiyel olarak gözükse de hiçbir zaman o potansiyeli tam olarak sahaya yansıtamadı. Ancak kişiliği, entelektüel birikimiyle pek çok futbolseverin gönlünde apayrı bir yer edindi. Hepimizin hafızalarına kazıdığı o muhteşem Cumhuriyet Bayramı konuşmasında ne kadar ahlaklı, kültürlü ve Cumhuriyet’in öncü değerlerine sahip çıktığı görüldü. O konuşmayı izlediğim ilk anda çok takdir etsem de bir sporcunun Cumhuriyet’i ve Mustafa Kemal Atatürk’ü övmesinin bizi bu kadar mutlu etmesi biraz da geldiğimiz noktayı açıklıyor sanki. Ergin’in futbolu bıraktıktan sonra iyi bir altyapı antrenörü olmasını çok isterim. Çünkü futbola meraklı pek çok çocuğun ufkunu açacak, onları her anlamda çok geliştirecek, spora ve hayata en iyi şekilde hazırlayacak bir vizyona sahip olması ülkemizin genç sporcu adayları için güzel bir şans.

Ergin Keleş Altay

Sunay Akın’ın Ergin Keleş’i anlatan yorumu her şeyi çok güzel özetliyor. ”Ergin Keleş, topa kafasının dışıyla değil okuduğu onca kitabın bilgisiyle vuran bir futbolcu. Maç için İstanbul’a geldiğinde izinli gününde buluşup sohbet etmek için aradı. Müzelerden, futbol tarihinden, kitaplardan konuştuk. Antrenör olduğunda, genç futbolcularla kamp günlerinde kitap okuma günleri düzenleyeceğini anlattı. Futbol dünyasından iyice soğumuş olan ben, uzun bir aradan sonra ilk kez umutla baktım geleceğimize. İyi ki bir Ergin Keleş’e sahibiz.”


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Old Firm: Bir İskoç Derbisi

San Sıro: Heybet

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More