Cathy Freeman: Aborijinlerin En Hızlısı

Dünya, Güneş etrafında tur atmaya devam ettikçe insanların yaşayış şekilleri de değişiyor. Eski fotoğraflar, ulaşılabilen video arşivleri, hatta önceki yüzyıllarda yazılmış kitaplarda tasvir edilen hayat ile şu an yaşanılan arasında epeyce fark var. Teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında kişisel ihtiyaçlarımızın bile ne denli değiştiğini, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerimizin farklılaştığını hissedebiliyoruz. Tabii ki bu durum hangi ülkede yaşadığınızla da direkt ilintili. Son dönemde iyice yaygınlaşan “Coğrafya kaderdir.” sözünün doğruluğunu ispat eder nitelikte hayatlar var. Avrupa yüksek yaşam standardıyla başı çekse de Asya gelişmiş uluslarının yanı sıra petrol zengini Arap ülkeleriyle Avrupa’yı zorluyor. ABD ve Kanada zenginlik anlamında diğerlerinden ayrılırken, Amerika kıtasının başta Amazon Bölgesi olmak üzere sıkıntılı olduğunu söyleyebiliriz. Afrika kıtası ise herkesin malumu. Her ne kadar son yıllarda olumlu adımlar atılmış olsa da kat edilmesi gereken çok yol var.

Bunun dışında pek çok ülkeye epeyce uzaklıkta yer alan Avustralya kıtası var ki kıtaya ismini veren ülke olan Avustralya ve Yeni Zelanda haricinde adeta farklı bir çağda yaşıyor. Okyanus ortasında tüm dünyadan kopuk küçük ada ülkeleri bir yanda bunlara dağılmış göçebe yaşamlar süren ve “Aborijinler” olarak bilinen Avustralya yerlileri diğer yanda. İngilizler kıtayı sömürmeye başlamadan önce yüzyıllarca topraklarında kendi halinde yaşayan bu insanlar daha sonra köleleştirildi, hayvan muamelesi gördü. 1970’li yıllara kadar yok sayılan bir halk iken, dünyanın diğer coğrafyalarındaki ırkçılık hareketleri sayesinde bir kimlik kazanabildiler. Başkaldırı yıllarına kadar yerli halkın çocuklarına zorla alıkoyma hakkına sahip olan Avustralya politikaları nedeniyle bazı Aborijinler topraklarından koparıldı. İşte bu binlerce çocuktan ikisinin adı Norman ve Cecelia’ydı.

Avustralya Aborjinler Cathy Freeman
Aborjinler

Norman ve Cecelia hikayenin ana kahramanları değil. Ancak asimile etme çalışmalarına rağmen birbirini bir şekilde tanıyıp seven bu iki aborijin evlenip 4 çocuk dünyaya getirdiğinde bu çocuklardan birinin ulusun kaderini değiştirebileceğini tahmin edemezlerdi. 1973 yılında doğan ve Catherine Astrid Salome adı verilen o çocuk kendisi gibi Aborijin olan pek çok akranı gibi göçebe bir hayat sürmüyordu belki ama Avustralya’nın gelişmiş şehirlerinde özgürlüğü kısıtlanmış insanlardan biriydi. Küçük yaşlarından itibaren ırkçılığa maruz kalsa da ayakta kalmayı başaran Catherine, Allah vergisi yeteneği sayesinde kendisini atletizm pistlerinde kabul ettirdi. Sprint yarışlarına olan yatkınlığını gören özel okullar onu bünyelerine katabilmek için burslar vermeye başladı. Tam o yıllarda kendisi için özel bir antrenör de atandı. Rumen hoca Mike Danila’nın özenli çalışması sayesinde kariyer basamaklarını hızla tırmanan bir Aborijin genç kız vardı artık.

Üzerinde güneş batmayan imparatorluk diye tabir edilen Büyük Britanya’nın herkesçe tanınan Kraliçesi II. Elizabeth’i konu alan “The Crown” dizisini ya da Hindistan sinemasını dünyaya sevdiren Aamir Khan’ın “Dangal” filmini izlediyseniz Commonwealt Oyunları’nın ne olduğunu az çok biliyorsunuz demektir. İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı pek çok ülkenin yarıştığı Commonwealt Oyunları 1990 yılında geleceğin yıldızına tanıklık etmişti. 4×100 metre bayrak yarışlarında Avustralya adına yarışan bizim küçük kız Catherine artık Cathy adıyla anılıyordu: Cathy Freeman. Bu oyunlarda zaten başarılı olan Avustralya için bayrak yarışlarında kazanılan altın madalya diğerlerinden çok da farklı değildi ama Avustralya’nın gerçek sahipleri için anlamı çok yüksekti. Zira ilk kez bir Aborijin bu oyunlarda madalyaya hak kazanıyordu. Onlar gibi yarışabildiklerinde, onlara tanınan haklara sahip olabildiklerinde neler başarabileceklerinin kanıtıydı bu madalya.

“Sonuçta 4 kişinin takım olarak yarıştığı bir dalda madalya kazanmış.” denilerek küçümsenmiş olabilir bu başarı. Ancak o 4 kişilik ekibin ilerleyen yıllardaki kariyerine baktığımızda ülke nezdinde kabul gören üç Avustralyalının bir aşama kaydedemediğini, aralarına almak istemedikleri bir topluluğa ait Avustralyalının ise spor tarihine geçecek dereceler elde ettiğini gözlemliyoruz. 1992 Olimpiyatları için Barcelona’ya giden Avustralya sporcu kafilesinde Cathy Freeman da vardı ve bu onun en üst seviyedeki ilk sınavıydı. Artık takım halinde değil bireysel olarak yarışıyordu ve yeni kategorisi 400 metreydi. Gençlik yıllarını 100-200 metre koşarak geçirmiş birinin Olimpiyat Oyunları gibi çok sıkı hazırlanılması gereken bir organizasyonda farklı kategoriye geçmesi pek mantıklı görünmüyor. Atletizm tarihinin en başarılı ismi Usain Bolt’un bile çok iyi bir 100 metreci olmasına rağmen 200’de kariyerinin belli bir kısmından sonra yarışmadığı, 400 metre için “Antrenmanı çok daha zor.” dediği bilinen bir gerçek. Buna rağmen 100 ve 200’ü koştuğu senenin sonunda olimpiyatlara 400 metrede katılmak herkesin kaldıracağı bir yük değil. İşte bu zorluk karşısında pes etmeyen Cathy Freeman ilk olimpiyatında finale kalma başarısı gösteremese de önündeki yıllar için bu kategoriye yoğunlaşma kararı alıyor. Arada 1993 senesindeki Dünya Şampiyonası’nda 200 metrede elde ettiği yarı final olsa da o yıldan itibaren artık bir 400’cü.

Cathy Freeman | AIATSISBirçok soydaşının bırakın gitmeyi haberdar bile olmadığı “Yeni Dünya” denilen Amerika Birleşik Devletleri’nde 96 Atlanta Olimpiyatları’nda sahne alıyor Cathy Freeman. Artık yaşı 23 ve yarıştığı kategorinin öne çıkan isimlerinden biri olmuş durumda. İlk tur, ikinci tur, yarı final derken kendini o sonucu en merakla beklenen yarışmalarından birinin final etabında buluyor. Evet atletizmde 100 metre daha çok ilgi çeker ve ön plandadır. Çünkü dünyanın en hızlı kişisi belirlenir. Ama daha 10 saniye bile olmadan bittiği için seyir zevki anlamında biraz kısırdır. Oysa 400 metre bir stadın etrafında tam tur atan 8 hızlı atleti yarıştırdığı ve 1 dakikaya yakın adrenalini üst seviyede yaşattığı için izleyene daha keyifli anlar yaşatır. Başlangıçtaki kulvar farkının her metrede biraz daha değişkenlik gösterip, son düzlükte herkesin yan yana sıralandığı bir yarış olan 400 metrede hızın yanı sıra güç ve dayanıklılık gerekmesi olayı görkemli hale getirir. İşte böyle bir yarış sonunda Fransız Marie Jose Perec’in ardında ikinci olan Cathy Freeman Avustralya halkının da gönlünü fetheder. Ertesi yıl da dünya şampiyonluğu gelince bir daha ardına bakmaz. Artık zirvededir ve katıldığı tüm yarışları 1.’likle bitirmektedir.

1999 yılında Avustralya Anayasası değişir. Avustralyalılar daha önce insan gözüyle bakmadıkları halkın hakkını teslim etmiş ve gerçek Avustralyalıların onlar olduğunu yazılı belgelerle tescillemiştir. Bunda tabii ki baş faktör Cathy Freeman’ın saha içi başarılarının yanı sıra saha dışındaki çabalarının katkısı büyüktür. Emeklilik sonrası ırkçılık karşıtı vakıf kuran bir spor insanı aynı topraklarda yaşayan iki farklı ulusu bütünleştirmiş, aborijin çocukların da diğerleri gibi eğitim almasına ön ayak olmuştur.

Yeni milenyumun ilk olimpiyatları Avustralya’nın Sydney kentinde düzenlenirken açılış seremonisinde milli takımın en önünde o vardı. Taşıdığı bayrak ve yaktığı meşale sporseverlerin hafızalarında bir anı olarak kaldı. Bununla yetinmeyen Freeman bir de 400 metrede olimpiyat altın madalyası kazanarak aynı anda iki toplumu sevindiriyordu. Yarış sonunda bir elinde Avustralya, diğer elinde Aborijin bayrağını taşırken uzun yıllar kanayan yarayı bir nebze olsun dindirmişti.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Emil Zatopek: Çek Lokomotifi

Umudun Kara Kısa Yolculuğu: Laurie Cunningham

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More