Oğuz Çetin: İmparator, Maestro, Beyefendi…

“Ara pası Atkinson…”, “…yine milimetrik bir pas”, “…adeta al da at diyor”. Normalde goller anlatılırken asisti yapan çok öne çıkartılmaz ama konu Oğuz Çetin olunca, spikerlerin golün öncesini anlatırken söyledikleri akıllarda yer ediyordu 90’lı yıllarda futbol izleyenlerin hafızalarında. Futbol hayatı Sakarya’da başlasa da, kaderi Fenerbahçe olmuştu ilerleyen yıllarda. Aslında o kaderi kendisi hazırlamıştı sarı lacivert çubuklu formaya kavuşacağı sezonu bekleyerek. Transferine destek olduğu arkadaşlarıyla Fenerbahçe’nin hem unutulmaz 1989 şampiyonluğunun hem de en az 10 yıl boyunca konuşulacak Sakarya çetesi iddiasının zeminini hazırlamıştı.

SAKARYA YILLARI

Sırasıyla: Tufan Sofuoğlu, Aykut Kocaman, Oğuz Çetin

15 Şubat 1963’te Sakarya’nın Sapanca ilçesinde doğan Oğuz Çetin’in futbol yaşantısı, çocuk yaşta yolunun uzandığı Almanya’da başlamıştı aslında. 9 yaşında ailesiyle Almanya’ya giden Oğuz Çetin, FC Bobingen takımının alt yapısında futbola başlarken 15 yaşında okumak için tekrar Türkiye’ye döndü. İleride o milimetrik pasların alt yapısını hazırlayacak eğitimi ise İTÜ Sakarya Mimarlık – Mühendislik fakültesinde İnşaat Mühendisliği okurken aldı. 1981’de Sakaryaspor genç takımına transfer olan Oğuz Çetin, ilk yıllarından itibaren İstanbul takımlarının ilgisini çekse de onun gönlü hep sarı lacivertli kulüpten yanaydı. Birkaç kez Fenerbahçe’nin kapısından dönen Oğuz, 1987-88’de Sakaryaspor’la Kadıköy’de Fenerbahçe’yi Türkiye Kupası’nda 5-1 yenen takıma öncülük edip bir de gol atınca iyice dikkat çekmişti ve çok istediği formaya kavuşması kaçınılmaz olmuştu. Nihayetinde Beşiktaş’ı ve finalde Samsunspor’u eleyerek kupayı kazanan Sakaryaspor’dan sadece kendisinin değil, Aykut Kocaman, Turhan Sofuoğlu ve Serdar Şenkaya’nın da Kadıköy yolu tutmasının önünü açmıştı.

FENERBAHÇE 1988-89 EFSANE 103 GOLLÜ SEZON

1984-85 sezonundan beri şampiyon olamayan Fenerbahçe, aradaki üç sezonda önce Beşiktaş’ın daha sonra Galatasaray’ın uzun süren şampiyonluk hasretlerinin bitmesine şahit olmuştu. 1988-89 sezonu Fenerbahçe için, tekrar yükselişe geçen diğer İstanbul devlerine gözdağı verme fırsatına dönüştü. Teknik direktörlüğe son şampiyonluğu yaşatan Todor Veselinoviç getirilirken, kaleye Alman milli takımının kalesini koruyan Toni Schumacher geçmişti. Kadroda parlamaya hazır yıldız Rıdvan Dilmen, defansta Müjdat ve Nezihi gibi tecrübeli isimlere Sakarya’dan gelen oyuncular müthiş bir uyum sağlamıştı. Takımın saha içindeki ahenginden sorumlu maestro ise Oğuz Çetin olmuştu. Sakaryaspor’da takıma ilk katıldığından beri tanıdığı Aykut Kocaman’ı milimetrik paslarıyla gol krallığına taşırken, Rıdvan Dilmen’le uyumu kendisinin değil ama Rıdvan’ın asist krallığının önünü açıyordu.

Aykut ve Rıdvan benimle öne çıktı. İstesem bireysel oynayıp kendimi öne çıkarabilirdim.

Oğuz Çetin

Fenerbahçe fırtına gibi estiği sezonu tek yenilgiyle ve 103 golle şampiyon tamamlarken, Oğuz Çetin futbolculuğa başladığı günden beri hayalini kurduğu kupaya ulaşıyordu. Bu kadar istediği şampiyonluğa ulaşmasına rağmen şampiyonluk turunun atıldığı maçta arkadaşları omuzlardayken Oğuz Çetin sevincini soyunma odasında tek başına yaşamayı tercih etmişti. Sahada gol sevincini sonuna kadar gösteren Rıdvan Dilmen, Aykut Kocaman gibi isimlerle karşılaştırıldığında gol sevinçleri hep kontrollü olan Oğuz Çetin, şampiyonluk maçında bile bu duygu kontrolünü sürdürmüştü.

Geçen TRT’de 89 yılındaki şampiyonluğumuzu gösteriyor. Maç bitti herkes omuzlarda. Kendimi aradım. Sonra aklıma geldi. Soyunma odasındaydım. ‘Bu kadar da fazla mı’ dedim kendi kendime. Ama yapı gereği de yapamıyorum bunları.

Oğuz Çetin

1990-95 İKİNCİLİKLER, GOL KRALLARI, TANJU ÇOLAK VE 10 NUMARA

1989’daki efsane şampiyonluğun ardından beklenti Fenerbahçe’nin bu üstünlüğünü uzun yıllar devam ettirmesiydi. Ama 1989-90 sezonunda Rıdvan Dilmen başta olmak üzere üst üste gelen sakatlıklar, uzun sürecek bir şampiyonluk özlemini başlatıyordu. Gordon Milne ile 3 yıl üst üste şampiyonluk serisi yakalayan Beşiktaş’ın ardında 2 kez ikinci olan Fenerbahçe’de Oğuz Çetin, 1991-92 sezonunda Toni Schumacher’in takımdan ayrılmasıyla kaptanlığa yükseliyordu. Todor Veselinovic’in ardından Guus Hiddink de kötü gidişe çare olamamış, 1991-92 sezonuna Aston Villa’dan gelen Josef Venglos’la başlanmıştı.

Teknik direktör değişiklikleriyle yeni bir hava yakalamak isteyen Fenerbahçe, bir yandan flaş transferler yapmayı da ihmal etmiyordu. Toni Schumacher eldivenleri Beşiktaş’ın milli kalecisi Engin İpekoğlu’na bırakırken, sezonun en flaş transferi uzun yıllar konuşulacak Tanju Çolak hamlesi oluyordu. Bu transferle Fenerbahçe bir anda milli takımın iskeletini kurarken, beklenmeyecek başka bir olay sezon hazırlıklarına damga vuruyordu. Fenerbahçe’ye geldiğinden beri 10 numaralı formayı giyen ve takım kaptanlığına yükselen Oğuz Çetin formasını bırakmak istemezken, 1989’da Avrupa gol kralı olarak altın ayakkabı alan Tanju Çolak “10 numara krallarındır” diyor ve formayı istiyordu. 10 numara tartışması uzun süre gündemi meşgul tutuyor, Fenerbahçe yönetimi ise çareyi 10 numarayı iki futbolcuya da vermeyerek buluyordu.

Milli takım kaptanıydım. 10 numarayı giyiyordum. Numara, simgedir. Tatile çıkmıştık. Tanju gelmiş Şeref Abi’den almış 10 numaralı formayı basına numarasını göstererek top sektiriyor. Bana gelse ‘Bu forma benim için çok önemli’ dese, verirdim. Böyle olunca tepki gösterdim. Babam, “Formayı verirsen büyürsün” dedi. Ben de “Benden istesin veririm” dedim. Doğru yaptığımı düşündüm. 10 numara yüzünden Aydın maçında benim aleyhime bağırıldı.

Oğuz Çetin

Bu olay yüzünden Oğuz Çetin’in Tanju Çolak’a pas vermediği konuşulsa da, özellikle 1992-93 sezonunda Gerson ile iyi bir uyum yakalayan Tanju Çolak hem 10 numaraya tekrar kavuşuyor hem de gol krallığına ulaşıyordu. Bu dönemin ilginç bir özelliği ise Oğuz Çetin’in pasları ve asistleriyle beslediği forvet hattının 4 sezon üst üste gol kralı çıkartması oluyordu.

Bu dönemden kalan başka bir hatıra Ercan Saatçi ve Ufuk Yıldırım’ın 1992 yılında çıkarttığı “Vitamin Değil Şifa Niyetine” albümündeki “Futbol” şarkısına Oğuz Çetin ve Fenerbahçeli futbolcuların şarkının nakaratında vokalist olarak katkıda bulunmasıydı. Şarkının nakaratı fair-play’e vurgu yapsa da daha sonraki yıllarda bu eser tribünlerde, tam tersi anlamlar yüklenen bir tezahürata dönüşüyordu. Şampiyonluk ve kupa hasretiyle geçen bu dönemde Fenerbahçe, tarihinin ağır yenilgilerine şahit olunuyor (1-6 Aydın 1990, 7-1 Sigma Olomouc 1992), 1993-94 senesinde Holger Osieck’le alınan ikincilik, TSYD Kupası ve Başbakanlık kupası teselli oluyordu. Osieck’in Fenerbahçe kariyeri ise Cannes-Van yenilgileriyle son buluyor, bu kez başkan değişikliği de isteyen taraftarın tezahüratları Oğuz Çetin’in Fenerbahçe kariyerinin sonunu hazırlıyordu: “Ali Şen başkan, Fenerbahçe şampiyon!”.

Fenerbahçe’deki performansıyla milli takımın da değişmez ismi olan Oğuz Çetin, özellikle Rıdvan Dilmen ile gösterdiği uyuma Tanju Çolak’ı da ekleyerek 1990’ların başında unutulmaz maçlara imza atıyordu. Bu yıllarda elemeleri bir türlü geçemeyen milli takımın kaderi ise Sepp Piontek’in ardından takımın başına geçen Fatih Terim ile değişmeye başlıyordu. 1995’te başlayan Euro 96 elemelerinde çok iyi bir hava yakalayan milli takım, Oğuz Çetin’in kaptanlığında grubun favorileri İsveç ve İsviçre’yi yenmeyi başarıyor, grubu ikinci bitirerek 1954 Dünya Kupası’nın ardından ilk kez büyük bir turnuvaya katılmaya hak kazanıyordu. Elemeler sırasında Macaristan maçında hocası Fatih Terim’in en çok milli takım forması giyen oyuncu unvanını geçen Oğuz Çetin, İsveç maçında Sergen Yalçın’a yaptığı müthiş asistle milli takımı turnuvaya taşıyan isimlerden oluyordu. Euro 96 turnuva performansı elemelerle karşılaştırıldığında hayal kırıklığı yaratsa da, yıllar sonra elemelerde gelen başarı sonraki turnuvalar için milli takıma özgüven aşılıyordu. 1988’de ilk kez giydiği milli formayla son maçına 1998 yılında Kuzey İrlanda karşısında çıkan Oğuz Çetin, toplamda 3 gol atarken son golünü yine 1998 yılında Galler’e karşı atıyordu. Oğuz Çetin’in milli takımla yolları ise yıllar sonra bu kez Fatih Terim’in yardımcısı olarak kesişecekti.

1995-96 YILLAR SONRA GELEN ŞAMPİYONLUK VE OĞUZ ÇETİN’İN VEDASI

Tarihinin o zamana kadarki en uzun süre şampiyon olamama periyodunu yaşayan Fenerbahçe, sezona flaş bir teknik direktör transferiyle başlamıştı. 1994 Dünya Kupası’nı Brezilya’ya kazandıran Carlos Alberto Parreira’nın takımın başına geçmesi Fenerbahçe’yi yeniden şampiyonluk havasına sokmuş; Elvir Boliç, Tarık Daşgün, Dalian Atkinson gibi flaş transferler kadroyu güçlendirmişti. Herkesin adeta ezberlediği ilk 11’in değişmez kaptanı ise Oğuz Çetin’di. Brezilya denilince herkesin aklına coşkulu ve gollü futbol gelse de teknik direktör Parreira’nın ana hedefi top hakimiyeti ve savunma olmuştu. Bu yüzden sezonun en çok hatırlanan ikilisi Uche ve Högh olmuş, Oğuz Çetin ise kritik zamanlarda kilidi açan isim rolünü zirveye taşımıştı. İlk yarıda Kadıköy’deki Galatasaray maçında Dalian Atkinson’a yaptığı asist, ikinci yarı Beşiktaş tekrar potaya girmek üzereyken İnönü’de daha maçın başında Boliç’e verdiği gol pası ve sürpriz bir şekilde kafayla attığı gol, Trabzon’da maç bitti denilirken attığı frikik bunlardan en önemlileri olmuştu.

Trabzonspor maçının haftası Parreira bana ‘Bu hafta bütün antrenmanlarda frikik çalışacaksın’ dedi. Maça çıktık, ceza sahasına yakın bir frikik oldu, Boliç vurdu. Hocadan talimat vardı. Daha uzaktan bir frikik oldu. Ben vurdum. Devre arasında Parreira, ‘Oğuz ben ne dedim’ dedi. ‘Yakın olursa sen, uzak olursa Boliç vuracaktı.’ O golde kaleci yine Boliç vuracak sanıyordu. Ben 1 adımdan vurdum topa. Ve Parreira’nın büyüklüğüydü bu…

Oğuz Çetin

7 yıl sonra gelen şampiyonluğun şüphesiz mimarlarından olan Oğuz Çetin kaptan olarak şampiyonluk kupasını kaldırırken bu kez kendi tercihiyle değil ama kesinleşen ayrılık haberi sebebiyle mutluluğunu taraftarlara yansıtamıyordu.

1996-2000 İSTANBULSPOR VE ADANASPOR YILLARI

Oğuz Çetin Aykut Kocaman Fenerbahçe Veda

Fenerbahçe’den ayrılık açıklamasını yapmak Sakaryaspor’dan beri kader arkadaşı olan Aykut Kocaman’a düşmüştü. Kulübün sembol isimlerine İstanbul’un diğer büyüklerinden teklif gelse de bu ihtimali düşünmeyen Oğuz Çetin, İstanbul’un parlayan yıldızı olma iddiasındaki İstanbulspor’un yolunu tutuyordu Aykut Kocaman ve Emre Aşık ile birlikte. Cem Uzan’ın takımı almasıyla birlikte yıldız futbolcuları takıma kazandırma furyası, 10 numara forma tartışmasındaki rakibi Tanju Çolak ile başlamıştı aslında. Tanju’yu transfer ettiği dönemde 2. ligde olan İstanbulspor yaptığı flaş transferlerle 1. lige yükselmiş ve kurduğu kadroyla İstanbul’un 4. büyüğü olma iddiasını gündeme getirmişti. Ali Şen’in yıllar sonra yaptığı açıklamaya göre Cem Uzan’la transfer pazarlığını bizzat kendisi yapmış ve Oğuz ile Aykut’un İstanbulspor’dan alacakları paraya bile karışmıştı. Oğuz Çetin İstanbulspor formasıyla Fenerbahçe taraftarlarının karşısına çıktığı ilk maçta ise tribünler tek bir tezahüratla yankılanıyordu: İmparator Oğuz Çetin…

Fenerbahçe’ye karşı oynadığım ilk maç İstanbulspor formasıylaydı. Türkiye’de hiç kimseye nasip olmamış bir durumdu. Stat hınca hınç dolmuştu. Stadın üstünde bir otelde kalıyorduk. Kalabalıktan stada girmedik. O kadar duygusaldım ki sahaya ısınmaya çıkamadım.

Oğuz Çetin

Bu flaş transferlere rağmen İstanbulspor 1996-97 sezonunda ligi 6. bitirmişti. Cem Uzan ertesi sezon gündemi sarsmaya Sergen Yalçın transferiyle devam etse de Oğuz, Aykut, Sergen gibi yıldızlarla dolu kadroyla istenen başarı bir türlü gelmemişti.

Oğuz Çetin

İstanbulspor’da geçen 2 sezonun ardından bu kez Cem Uzan’ın diğer takımı Adanaspor’un yolunu tutan Oğuz Çetin, futbol hayatının son sezonunda bile takımıyla 33 maça çıkıyordu. 38 yaşına kadar futbol oynayarak uzun süre Türk futbolunda en çok forma giyen (503 kez, 2021 yılında Umut Bulut tarafından geçildi) futbolcu unvanına sahip olan Oğuz, bundan sonraki yıllarda futbol oynayacak meslektaşlarına örnek oluyor ve tek bir kırmızı kart görmeden futbolculuk hayatını Fenerbahçe’ye antrenör olmak için tamamlıyordu.

1996 yılında uzun yıllardan sonra Fenerbahçe’ye şampiyonluğu kazandıran takımın kaptanı olan Oğuz Çetin, mecburen bıraktığı kulübe 2000 yılında bu kez antrenör olarak dönüyordu. Fatih Terim liderliğinde 4 yıl üst üste şampiyon olan Galatasaray, şampiyonluk sayısında Fenerbahçe’nin önüne geçmişti. Milli takımı Euro 2000’de çeyrek finale taşıyan Mustafa Denizli Fenerbahçe’nin başına geçerken, Aziz Yıldırım’ın yardımcı antrenör olarak tercihi Oğuz Çetin oluyordu. 1989 kadrosuna ayrı bir önem verdiği bilinen Aziz Yıldırım, görev süresi boyunca o kadrodan İsmail Kartal, Rıdvan Dilmen, Turhan Sofuoğlu, Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman gibi birçok sembol isme antrenör ve teknik direktör olarak şans verecekti. Belki de bu isimlerden en güvendiklerinin başında saha içindeki futbol zekasıyla göz dolduran Oğuz Çetin geliyordu.

Oğuz’un takıma dönmesi taraftarlarca da olumlu karşılanmış, Galatasaray geçmişiyle bilinen Mustafa Denizli’ye gelecek tepkiler bir nebze de olsa törpülenmişti. Sil baştan kurulan kadroyla ilk yarıda bocalayan Fenerbahçe, ikinci yarıda özellikle Rapaiç ve Revivo’nun performanslarıyla ligi Galatasaray’ın önünde bitirerek Oğuz’un takımdan ayrıldığı 1996’dan sonra ilk kez şampiyonluğa ulaşıyordu. O yılın en popüler sloganı ise her ne kadar Fenerbahçe için söylense de Oğuz Çetin’in kulübe geri dönüşüne yakışır nitelikteydi: Efsane geri döndü…

OĞUZ ÇETİN’İN EN BÜYÜK PİŞMANLIĞI

2001-02 sezonunda Fenerbahçe Glasgow Rangers’ı eleyerek Şampiyonlar Ligi’ne yükseliyor, Oğuz Çetin futbolcu olarak çıkamadığı Avrupa futbolunun en büyük sahnesine antrenör olarak çıkma şansı elde ediyordu. 11 Eylül 2001 sonrası ilk maçların ertelenmesiyle başlayan süreç Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi serüvenini kabusa çeviriyor, son maçta uzatmalarda Rivaldo’nun attığı frikik golüyle gruptaki 6 maç 0 puanla tamamlanıyordu. Avrupa’daki kötü performans lige de yansıyor, her ne kadar Mustafa Denizli ikinci yarıda takımın önceki sezonda olduğu gibi toparlanacağını söylese de ilk yarının son maçındaki Diyarbakır yenilgisinin ardından liderle farkın beş puana çıkmasıyla görevine son veriliyordu. Bu dönemde kulübede ve antrenmanlarda pasif kalmasıyla eleştirilen Oğuz Çetin ise sürpriz bir şekilde görevine devam ediyordu.

Oğuz Çetin

İkinci yarıya Werner Lorant’la başlayan Fenerbahçe puan farkını kapatsa da liderlik şansını yakaladığı haftalarda puan kaybı yaşayarak şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırıyordu. 2002-03 sezonunda yine büyük bir transfer atağıyla başlayan Fenerbahçe, Ariel Ortega gibi bir dünya yıldızını takıma kazandırırken kulübede yola Lorant ve Oğuz Çetin’le devam ediyordu. Sezonun ilk yarısında 7-1 Bursaspor ve 6-0 Galatasaray gibi gösterişli sonuçlara imza atılsa da takım içindeki ahenk bir türlü sağlanamıyordu. Takımın golcüsü Washington’un kasım sonunda geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucunda takımdan ayrılmasıyla puan kayıpları artan Fenerbahçe, ilk yarının 16. haftasında yine bir Diyarbakırspor yenilgisi sonrası liderin 7 puan arkasında kalınmasının ardından Werner Lorant’ın görevine son veriyordu. Aziz Yıldırım’ın teknik direktörlük görevini teklif edeceği isim ise 2.5 yıldır takımın yardımcı antrenörlüğünü yapan Oğuz Çetin olmuştu. Yıllar sonra “en büyük pişmanlığım” olarak değerlendireceği kararı veren Oğuz Çetin, ligin 17. haftasıyla birlikte takımın başına geçmişti. Oğuz Çetin’in Fenerbahçe teknik direktörlüğü macerası yalnızca 10 maç sürüyor, 1989-2001 arasındaki 3 şampiyonlukta imzası bulunan İmparator taraftarların ağzında buruk bir tat bırakarak Fenerbahçe macerasını sonlandırıyordu.

Oğuz Çetin

Daha sonraki yıllarda antrenörlük hayatına milli takımda önce Fatih Terim’in daha sonra Guus Hiddink’in yardımcısı olarak devam eden Oğuz Çetin; Türkiye’de Boluspor ve Gaziantep B.B., Azerbaycan’da Khazar Lankaran takımlarında teknik direktörlük yapsa da futbolculuğundaki görkemli futbol zekasını bir türlü kulübeye yansıtamıyordu. 2019 yılı başından beri Türkiye Futbol Federasyonu Genç Milli Takımlar ve Futbol Gelişim Direktörlüğü Koordinatörlüğü görevini yürüten Oğuz Çetin ve Fenerbahçe’nin yolları bir gün tekrar kesişir mi bilinmez ama bir kuşağın zihninde şu kelimelerle anılacağı değiştirilemez bir gerçek: İmparator, maestro, beyefendi…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Bir Başka Sakaryalı – Tuncay Şanlı

Bir Devin Uyanışı: Koca Çınar İstanbulspor

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More