Olimpizm: Olimpiyat Oyunları 1

Olimpiyat Oyunlarında yaşanan politik, kültürel ve sosyolojik olayları konu almaya çalıştığımız yazı dizisinin birinci bölümünde 1896 Atina – 1900 Paris – 1904 St.Louis – 1908 Londra – 1912 Stockholm – 1920 Antwerp Olimpiyatları yer alıyor.

Daha önce Dünya Kupası için bir yazı dizisi hazırlayıp geçmişten günümüze kadar oynanan tüm kupalarda yaşanan önemli olayları kısa kısa derlemiştik. Arşiv niteliğinde olduğunu düşündüğümüz ve oldukça da ilgi çeken o yazı dizisinin ardından bu kez Olimpiyat Oyunları için aynı şeyi yaptı yazarımız Barış Işık. Kendisine kaynaklar eşliğinde hazırladığı bu değerli çalışma için teşekkür ediyor, takipçilerimize keyifli okumalar diliyoruz. 

* * *

Olimpiyat oyunlarında önemli olan kazanmak değil, yarışta yer almaktır; hayattaki en temel unsur da fethetmek değil iyi savaşmaktır.

(Uluslararası Olimpiyat Komitesi Kurucusu Pierre de Coubertin)

Olimpiyat dünya gençliğinin fiestasıdır. Tanışılır, yarışılır, dost olunur olimpiyatta… İnsanlık hiçbir konuda olimpiyat kadar evrensel ve etkili bir organizasyon kuramamıştır. Çünkü modern olimpiyatların temelinde yatan fikir, insanlığa en çok yakışan ‘çarpıştığın insanla dost olmak’ ya da ‘dost olduğun insanla kurallara uyarak çarpışmak’ düşüncesidir. ‘’Olimpiyatta en önemli şey kazanmak değil katılmaktır.’’ sözünün kaynağı da işte bu düşüncedir.[1]

Olimpiyat felsefesi herhangi bir siyasi veya dini düşüncenin üstünlüğünü kabul etmez. Katılan her sporcu hangi düşünceye, hangi millete ya da inanışa sahip olursa olsun birbirine eşittir. Olimpiyat felsefesinin içinde savaş halinde olan ülkelerin sporcularını bile eşit koşullarda yarıştırmak düşüncesi vardır. Ancak siyaset bu kaideleri çoğu zaman zorlamış hatta bazı oyunlarda zorlamanın ötesine geçip oyunlara egemen olmuştur. Sizlere bu yazımda spor ile siyasetin olimpiyat oyunları tarihindeki birlikteliğinden örnekler sunmaya çalışacağım ve aynı zamanda olimpiyat tarihinde yaşanan önemli hadiselere değineceğim.

1896 ATİNA

Modern Olimpiyatların birincisi Fransız Baron Pierre de Courbetin’in önderliğinde, doğduğu topraklar olan Yunanistan’da gerçekleşti. Coubertin, 1870-71 savaşında Prusya’ya mağlup olan Fransa’nın yenilgisini, kötü eğitim sistemi nedeniyle oluşan fiziksel ve ruhsal gevşekliğe bağlıyordu. Fransız erkeklerinin, güçlü bir fiziksel eğitim alabilmesi amacıyla daha önce İngilizler tarafından da proje aşamasına getirilmiş olan olimpiyat oyunları fikri hayata geçti.

Modern olimpiyatların ilk organizasyonu olan 1896 Atina Oyunları 6-15 Nisan tarihleri arasında organize edildi. Oyunların açılışını Kral I. George yaptı.

Yunanistan siyasal sorunları ve mali sıkıntıları nedeniyle Yunan hükümeti olimpiyatların Atina’da yapılmasına çok geç razı olduğu için, ancak 14 ülkeden tamamı erkek 295 sporcu katılabildi. Sporcuların arasında tek bir kadının bile bulunmuyor olması kimseyi rahatsız etmemişti. Programda yalnızca 9 spor dalı vardı. Yunan Kralı ile Almanya İmparatoru arasındaki aile yakınlığı Almanların da Atina’da yarışanların arasında yer almasına neden oldu.

Oyunların çoğu tamamı beyaz mermerden inşa edilmiş olan Panathinaiko Stadyumu (Yunanca Kallimarmara – Türkçe Güzel Mermerli)’da gerçekleşti. Oyunlar için restore edilen stadyumun tüm masraflarını Yunan iş adamı Georgios Averof bağışladı. Atina’da bulunan İngiliz Büyük Elçiliği’ndeki bazı memurlar da ülkeleri adına yarışlara katıldılar.

Olimpiyat Marşı açılış töreninde seslendirildi ve 1958 yılında resmi olimpiyat marşı olarak kabul edildi.

Olimpiyat Marşı’nın Türkçe çevirisi;

Ey kadim ölümsüz ruh, güzelliğin, yüceliğin ve hakikatin tertemiz babası (Gökten) in, göster kendini ve şimşek gibi çak. Sahip olduğun yer ve gökyüzünün ihtişamıyla koşuda, güreşte ve gülle atmada, soylu yarışmaların itici gücüyle parla ve dalı solmayan çiçeklere donat. Vücudunu, muktedir ve saygı duyulur yap. Ovalar, dağlar ve denizler seninle ışıldar. Eflatun beyaz büyük bir mabet gibi sana tapmak için bu mabede koşar. Ey her ulusun kadim ölümsüz ruhu.

İlk olimpiyat şampiyonluğunu, üç adım atlamada ABD’li James Connolly kazandı. Connolly, Harvard Üniversitesi, uzun süre devamsızlık yapamayacağını belirttiği için okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Harvard Üniversitesi tam 52 yıl sonra onu onursal doktora ile ödüllendirmek istediğinde bu teklifi geri çevirdi.

Yunanistan için maratonu kazanmak çok önemliydi çünkü tarihsel açıdan anlamı onlar için çok büyüktü. Yunan basını bu olayı milli bir konu olarak sayfalarına taşıdı. Şehrin ileri gelen zenginleri maratonu kazanacak atlete ödül vereceklerini ilan ettiler. Bazı lokantalar da maratonu kazanacak sporcuya ömür boyu ücretsiz yemek vereceğini duyurdular. 10 Nisan’da Dünya’da ilk kez koşulan ve maraton diye adlandırılan 40 km.lik yarışı Yunan Spiridon Louis kazandı. Toz toprak içinde ve yüzü tanınmaz bir halde stada giriş yapan Louis ile birlikte Kralın çocukları George ve Constantine’de piste inerek bitiş ipini birlikte göğüslediler. Spiridon Louis Atina’da köylere mektup taşıyan fakir bir postacıydı.

Tek sıklette yapılan güreş karşılaşmalarını Alman, tenis karşılaşmalarını ise İngiliz sporcular kazandı. Pire Limanı’nda yapılan yüzme yarışlarına deniz suyunu soğuk bulan ABD’li ve Avustralyalı yüzücüler katılmayınca Macarlar ve Avusturyalılar birincilikleri aldılar. 40 bin kişinin kıyıdan seyrettiği yüzme yarışlarında 100 ve 1200 metre yarışlarında Altın madalya kazanan Macar sporcu Alfred Hajos, 13 yaşındayken babasının Tuna’da boğulması üzerine yüzücü olmaya karar vermişti.

Edwin Flack adında Avustralyalı bir genç turist olarak Atina’da bulunuyordu. Olimpiyatlara katıldı, 800 ve 1500 metre yarışlarını kazandı.

Yarışlarda birinci olanlara birer gümüş madalya, zeytin dalı ve diploma, ikincilere; birer bakır madalya, defne yaprağı ve diploma verilmiş, üçüncü olanlar ödüllendirilmemiştir. Yunan mitolojisinde önemli bir yeri olan zeytin dalının barışı simgeliyor olmasının ödül olarak verilmesinde önemli bir etkisi bulunmaktaydı. Amerika 11, Yunanistan 10, Almanya 6 ve Fransa 5 birincilik yani zeytin dalı elde ettiler. Bu oyunlarda elde edilen her derece oyunların ilk kez gerçekleşmesi nedeniyle olimpiyat rekoru olma özelliğini de taşıyordu.

Osmanlı devletini temsilen Deliormanlı Koç Mehmet olimpiyatlara katılmak için Atina’ya gitti ancak olimpiyat komitesi imzalı yetki belgesi olmadığı için oyunlarda yarışması kabul edilmedi. Osmanlı Devleti’nin bir milli olimpiyat komitesinin henüz o tarihlerde bulunmuyor olması herhangi bir sporcumuzun oyunlarda yarışamamasının sebebiydi.

Yunanlılar, oyunlar sonrasında oyunların sadece Yunanistan’da yapılması konusunda ısrar ettiler. Hatta 1896 Atina’ya katılan ülkelerden de bu doğrultuda imza topladılar. Ancak Coubertin oyunların uluslararası platforma yayılması konusunda ısrarcıydı.

Bu oyunların anlatıldığı, Youtube üzerinden de izlenebilecek bir de televizyon filmi mevcuttur.

* * *

1900 PARİS

Olimpiyat Oyunları 1900

Fransa’da açılacak olan dünya fuarı sebebiyle olimpiyat oyunlarının Paris’te yapılmasına karar verildi. Fuarın oyunlara olan ilgiyi arttıracağı düşünülmüş ancak oyunlar fuarın gölgesinde kalmaktan kurtulamamıştı.

Parisli bürokrat ve organizatörlerin oyunların bütün fuar dönemini kapsamasında ısrar edince program uzadı. Sporcular bir panayır havasında, sirk oyuncuları gibi yarıştılar. Birçok yarış stadyumda değil ormanda, yeşil çimler üzerinde yapıldı. Atletler yarışları çimlerde koşarken, atmalar etrafı ağaçlarla dolu bir ormanda yapıldı. Disk atıcılar sadece uzağa atmaya değil aynı zamanda diskin ağaca çarpmamasına da dikkat etmek zorundaydılar.

167 gün süren oyunlar 20 Mayıs’ta başlayıp 28 Ekim tarihinde sona erdi. Organizasyonda açılış ve kapanış töreni düzenlenmemiştir. Oyunların tanıtım afişlerinde olimpiyatlar fuarın parçası olan bir organizasyon gibi tanıtıldı.

Antik oyunlarda olduğu gibi ‘kadınların katılmaması’ inancını taşıyan Coubertin’in tavrı bu konuda yenildi: Çim tenisi, golf ve eskrim dallarında 19 kadın sporcu kendi aralarında yarıştı. Üç yıl Wimbledon Tenis turnuvasını kazanmış olan İngiliz Charlotte Cooper, olimpiyatlarda madalya kazanan ilk bayan sporcu olarak tarihe geçti.

24 ülkeden 1225 sporcu 87 farklı disiplinde yarıştılar. Halter ve Güreş branşlarının çıkarıldığı programa 13 yeni spor branşı eklendi. Yüzme yarışları Seine nehrinde yapıldı. Atletizm’de yarışlarda kullanılan engeller telgraf direklerinden inşa edildi.

Alvin Kraenzlein Uzun atlama, 60 metre düz, 110 ve 200 metre engelli koşularında bireysel olarak kazandığı dört birincilik alan ilk ve tek atlet olarak tarihteki yerini aldı.

Üç adım atlamada ABD’li Myer Prinstein, ilk turları önde götürmesine rağmen, pazar günü yapılan finallere dini inançlarını gerekçe göstererek katılmayı reddetti.

Yelken yarışlarında Hollanda takımının dümencileri aniden hastalanınca, küçük bir Fransız çocuk bulunarak dümene geçirildi. Zaten favori olan Hollanda takımı yarışı kazandı.

Alvin Kraenzlein Uzun atlama, 60 metre düz, 110 ve 200 metre engelli koşularında bireysel olarak kazandığı dört birincilik alan ilk ve tek atlet olarak tarihteki yerini aldı.

Oyunlar her yönüyle Fransızlara özgü olsa da, ödüller de garipti. Madalya yerine değerleri dikkatlice belirlenen objets d’art (sanat eserleri) veriliyordu.

1900 Paris Olimpiyatlarını konu alan 1947 yapımı “Paris 1900” adında bir belgesel film bulunmaktadır.

* * *

1904 St.LOUİS

Oyunlar öncesinde Chicago’da yapılacak diye planlanmıştı ancak dönemin Amerikan Başkanı Theodore Roosevelt’in ricası ile St.Louis’de yapılacak olan bağımsızlık kutlamaları nedeniyle yeri değiştirildi. 1904 yılı Fransızların Amerika toprakları içindeki büyük bir bölgeyi Amerikalılara satışının yüzüncü yılıydı. Şenlikler dolayısıyla 1 Temmuz – 23 Kasım tarihleri arasına yayılan oyunların açılışı Fuarın organizatörü David R. Francis tarafından yapıldı. Francis, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı veya Başkan Yardımcısı olarak hiç görev yapmayan bir Olimpiyat Oyunları açan tek Amerikalı oldu.

Kentin uzaklığı nedeniyle oyunlara çok az ülke katıldı. Organizatörler sporla ilgisi olmayan yarış türlerini bile programa koydular. Katılan 625 sporcudan 533’ü ABD takımı adına yarıştı ve 282 birincilikten 238’ini ABD’liler kazandı. Sporcuların sadece 6 tanesi bayandı.

St.Louis Olimpiyatları, ülkeler arasından daha çok Amerika’nın en büyük iki rakip spor kulübü arasında geçti. New York Athletic Club bu rekabette küçük bir farkla Chicago Athletic Association’ı geçti.

St.Louis’de bulunan Tswana kabilesinden iki sporcu maraton koşarak oyunlarda Afrika’yı temsil eden ilk sporcular olarak tarihe geçtiler.

Amerikalı jimnastikçi George Eyser bir trafik kazası sonucu kaybettiği sol ayağı protez olmasına rağmen 6 madalya kazandı. Amerikalı boksör Oliver Kirk, 50 ve 57 kilolarda çok fazla bir katılımın olmaması sonucunda sadece iki kişiyi mağlup ederek, iki tane altın madalyanın sahibi oldu.

Kübalı atlet Carvajal yarışın yapılacağı bölgeye maddi imkansızlıktan koşarak gitmek zorunda kaldı  ve gündelik kıyafetleri ile yarışıp iyi beslenememek yüzünden rahatsızlanmasına rağmen yarışı dördüncü olarak bitirmeyi başarmıştı.

İlk üçe giren sporculara altın, gümüş ve bronz madalya verilmeye bu olimpiyatlarda başlandı.

ABD adına yarışan atlet Thomas Fred Lorz’un 42 kilometrelik maraton koşusunun büyük bir bölümünü arabayla kat ederek birinci olduğu anlaşılınca, diskalifiye edildi. Maraton yarışı çok engebeli bir parkurda yapıldı, 32 derece sıcakta koşulan yarışı 36 atletten sadece 14’ü bitirebildi.

110 metre engelli koşunun finalinde Amerikalı atlet F.C. Smithson, yarışların pazar günü yapılması nedeniyle elinde İncil ile koşarak protesto etmek istedi ve yönetmelikte bunu engelleyici bir madde bulunmadığından elinde İncil ile yarıştı. Smithson, elde ettiği 15.0’lık derecesi ile dünya rekoru kırarak altın madalya kazandı. Dönemin kurallarına göre, tabanca ile komut verilmeden yapılan erken çıkışlara 2 metrelik geriden yarışa başlama cezası uygulanıyordu.

1904 oyunlarında mesafeli dalış alanında tuhaf ve kısa süreli bir oyun gerçekleştirildi. Sporcuların havuza atlamaları; olabildiğince derine dalmaları, sonra da 60 saniye ya da kafaları suyun üstüne çıkıncaya kadar suyun altında hareketsiz kalmaları gerekiyordu. Yüzücüler kent civarındaki bir gölün ortasına konan bir saldan yarışlara başlamak gibi garip bir olayla karşı karşıya kaldılar.

* * *

1908 LONDRA

Olimpiyat Oyunları Londra 1908

Olimpiyatların Roma’da yapılması kararlaştırılmıştı ancak 1906 yılında Vezüv Yanardağı patlayınca oyunlar Londra’da gerçekleşti. Açılış töreninde, Finli atletlerin Rus bayrağı altında yürümeleri gerektiği belirtilmişti. Finli atletler bunu reddettiler ve yürüyüşü hiçbir bayrak taşımadan yaptılar.

Telgrafın ilk kez haberleşme aracı olarak kullanıldığı oyunların açılışını White Stadyumu’nda Kral VII. Edward’ın yaptı. 27 Nisan – 31 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen organizasyon tam olarak 187 gün sürdü.

Büyük Britanya adına yarışmaları uygun görülen İrlandalı atletler, kendi ülkelerini temsil edemeyecekleri için oyunlardan ayrıldılar.

Amerika takımının bayrak taşıyıcısı Ralph Rose, her ülkenin yaptığı gibi, bayrağını Kraliyet tabakasına dikmeyi reddetti. Davranışını da, ”Bu bayrak hiçbir ölümlü kralın toprağına dikilemez.” diyerek açıkladı. Birçok insan, bir zamanlar İngiltere Kralı’na karşı savaşan Amerikan kolonilerinin Tanrı inancıyla beslenmiş milliyetçiliğini gördü. Bunun üzerine ABD bayrağı stadın gönderlerine çekilmedi.

Maraton koşusunun uzunluğu tam olarak 26 mil (41842,944 metre) olarak belirlenmesine rağmen bitiş çizgisinin İngiliz kraliyet ailesinin oturduğu yerden tam olarak görünmemesi sebebiyle maratona 385 yard (0,914 metre) daha ekledi. Maraton yarışı o günden beri 42 kilometre 195 metre olarak koşulmaktadır.

Maraton yarışının bitmesine 400 metre kala şampiyonluğa çok yaklaşan atlet, son turuna tersten başlar.Hakemlerin müdahale etmesiyle dönüp yolunu bulur. Ancak bu dönüş esnasında ayakları dolanır ve yere düşer.Sendeleyerek kalkıp yoluna devam etmek ister ama yeniden düşer. Düşe kalka son 100 metreye ulaşır ancak daha fazla devam edecek gibi görünmüyordur. Halk yetkililerin yardım etmesini ister ancak bu onun diskalifiye olmasına neden olacaktır. Yarışın bitmesine 10-15 metre kala İtalyan atlet Dorondo Pietri, artık kalkamayacak şekilde yere yığılır. Yarış Hakemlerinin başkanı Jack Andrews piste girer hem kucaklıyıp hem de iterek onu varış çizgisinden geçirir. Yarışı ikinci olarak bitiren John Hayes’den 32 saniye önce bitirmesine Hayes itiraz eder ve doğal olarak birinci olur. Ertesi gün yarışın ödül töreninde Dorondo Pietri Kraliçeden özel bir kupa alır. Pietri’ye yardım eden hakem “Onu yerde bırakmak kimsenin elinden gelmezdi. Kraliçe’nin gözleri önünde ölebilirdi” der. Amerikalı ünlü müzisyen Irvin Berlin daha sonra Dorondo Pietri adına bir şarkı besteleyecektir.

Türkiye’den gelen bir sporcu (Aleko Mulos), Coubertin’in özel davetlisi olarak, Osmanlı Devleti’ni temsil etti.

60 yaşındaki Oscar Swann atıcılık disiplinindeki başarılı performansından sonra kazandığı altın madalya ile en yaşlı olimpist oldu.

Avustralya ve Yeni Zelandalı atletler oyunlara Avustralasya ismi altında tek takımla katıldılar.

Pierre de Coubertin, konuşmasında Pensilvanya Piskopusu’ndan alıntı yaparak, ”Önemli olan kazanmak değil, oyunlarda yer almaktır.” dedi.

Oyunlara 22 ülkeden 36’sı kadın 2305 sporcu 109 ayrı disiplinde katıldı.

Futbol, olimpiyatlarda madalyalı branşlara dahil edildi. İngiltere’nin amatör takımı Danimarka’yı finalde 2-0 yenince, Büyük Britanya olimpiyat tarihine ilk futbol madalyalı ülke olarak geçmeyi başarmıştı.

* * *

1912 STOCKHOLM

6-22 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen oyunlarda hemen hemen tüm spor dallarında o yıl faaliyete geçen uluslararası federasyonlar Stockholm’de alınan derecelerin dünya rekoru kabul edilmesini kararlaştırdı.

Olimpiyat Oyunları’nın logosu bu oyunlar öncesinde tasarlandı. Logo o dönem olimpiyatlara katılan ülkelerin bayraklarının rengini ve beş kıtayı temsil etme özelliğini taşıyordu.

Açılışını Kral V.Gustav’ın yaptığı oyunlarda ev sahibi İsveçliler pist yarışlarında henüz resmi olmayan elektronik saatleri, foto finiş ve skor tabelasını ilk kez kullandılar.

Açılış seramonisi

İsveç kendi ülkesinde boks yapılmasına izin vermedi. Bunun üzerine Uluslararası Olimpiyat Kongresi olimpiyatların ardından bir karar alarak, ev sahibi ülkelerin olimpiyat programı üzerindeki yetkisini sınırladı.

Heykel, Mimari, Edebiyat, Müzik ve Resim dalları Sanat adı altında ilk kez olimpiyatlarda yer almaya başladı. 1952 olimpiyatlarına kadar sürecek olan bu etkinlikte ana kural eserlerin spor veya spor ruhuna uygun olarak yapılmasıydı ve ilk olarak burada sergilenmesi gerekiyordu.

İlk defa olarak Pierre de Coubertin’in buluşu olarak tanıtılan Pentatlon yarışları düzenlendi, aslında Pentatlon Antik Olimpiyatlar zamanında M.Ö. 708 yılında yarışma programına dahil edilen koşu, uzun atlama, disk atma, mızrak atma ve güreş gibi beş spor dalından oluşan kategoriydi ve Yunancada “Penta” (beş) anlamına gelen kelimeden gelmekteydi. Pentatlon yarışında daha sonra 2. Dünya Savaşında ünlü olan (General) George S. Patton da vardı. General yarışı beşinci olarak tamamladı.

Bisiklet yol yarışının mesafesi 320 km. olarak belirlendi. Bu olimpiyat tarihinin en uzun yarışı oldu.

Greko-Romen güreşte Estonya ile Finlandiyalı güreşçilerin orta sıklet yarı final maçı tam 11 saat sürdü. Maçın galibi yorgunluktan ertesi gün final maçına çıkamamış ancak buna rağmen gümüş madalya ile ödüllendirilmişti.

İsveç Kralı V.Gustov’ın ‘Dünyanın en iyi atleti’ olarak nitelediği Oklahoma yerlisi ABD’li Jim Thorpe, hem dekatlonu hem de pentatlonu kazandı. Oyunlardan önce küçük de olsa para karşılığında beyzbol oynadığı ortaya çıkınca diskalifiye edildi. 1982 yılında, Uluslararası Olimpiyat Kurulu, Jim Thorpe’a haklarını geri verdi ve madalyalarını da kız kardeşine iade etti. Michael Curtiz’in yönettiği ve Burt Lancester’in başrol oynadığı Olimpiyat Şampiyonu isimli film ile yetenekleri ve başarısı ölümsüzleştirildi.

Olimpiyatlarda yarış esnasında yaşanan ölüm vakası ilk kez bu oyunlarda vuku buldu. 21 yaşındaki Portekizli Maraton Koşucusu Francisco Lazaro yarışın otuzuncu kilometresinde fenalaştı ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Portekiz’den katılan altı sporcudan biri olan Lazaro açılış töreninde Portekiz bayrağını taşıma onuruna erişmişti. Fancisco Lazaro amatör bir sporcu olduğu için geçimini otomobil fabrikasında işçi olarak çalışarak elde ediyordu. Sporcunun güneşten korunmak için vücuduna sürdüğü bir maddenin onun terlemesini engellediği ve ölümünün bu sebepten dolayı gerçekleştiği iddia edildi.

Oyunlara tarihinde ilk kez beş kıtadan da sporcular katıldı. 28 farklı ülkeden, 102 disiplinde 57’si kadın 2547 sporcu katıldı.

Finlandiya’ya özgü ‘sisu’ diye bir kelime vardır; içten gelen kararlılık, azim ve istek anlamına gelir. 1917’de Rusya’dan bağımsızlıklarını ilan edene kadar büyük bir direnç gösterip mücadele edenlerin ardından çıkan bu kavram, kültürel bir yatay geçişle spor alanlarına da taşınır. 1912 Oyunlarında 5 bin – 10 bin metre dublesini yapan Hannes Kolehmeinen, Finlandiya o yıllarda Rusya’nın kontrolünde olduğu için, seremonide göndere Rusya bayrağı çekilmiştir. Bu durum onu, ”Hiç kazanmamayı dilerdim.” demeye kadar itmiştir.

Almanların Rusya karşısında 16-0 galip geldikleri maçta Alman Futbolcu Gottfried Fuchs on gol atarak Olimpiyat Rekoru kırdığı futbolda finalde Danimarka’yı 4-2 mağlup eden İngiltere altın madalya kazandı.

Robert Koleji öğrencisi iki Ermeni genç Mıgırdiç Mıgıryan ve Vahram Papazyan kendi imkanlarıyla oyunlara katılarak atletizm dalında Osmanlı Devleti’ni temsil etti. Vahram Papazyan İsveç’te hemen her ülkenin bayrağını gördüğü halde Osmanlı Devleti’ni temsilen bir bayrak olmadığını fark eder. Büyükelçiliğe giderek bu durum ile alakalı serzenişte bulunur ve Osmanlı Devleti’ne ait ay yıldızlı bayrakların orada dalgalanmasını sağlar.

* * *

1916 Olimpiyatları

1. Dünya Savaşı nedeniyle düzenlenmemiştir.

* * *

1920 ANVERS

20 Nisan’da Anvers’te başlayan 7. Olimpiyat Oyunları 12 Eylül’de sona erdi. Açılış Merasimi 14 Ağustos’ta yapıldı. Olimpiyat Komitesi, uluslararası sistemin siyasi olarak cezalandırdığı Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Türkiye ve Macaristan’ın sporcularını da cezalandırarak, bu ülkeleri saldırgan tutumlarıyla savaşa neden oldukları için oyunlara katılmaktan men etti.

Savaştan yeni çıkmış Belçikalılar büyük bir özveriyle başarılı bir Olimpiyat düzenlediler. Olimpiyat bayrağı ilk kez göndere çekildi. Birbirine geçmiş siyah, kırmızı, mavi, yeşil ve sarıdan oluşan 5 halkalı bayrak dünyadaki beş kıta ve ülkelerin bayrak renklerini temsilen günümüze kadar geldi. Olimpiyat andı ilk kez Belçikalı eskrimci Victor Boin tarafından bu oyunlarda okundu.

Sovyetler Birliği’nin katılma davetini geri çevirdiği oyunlara 1917’de özgürlüğüne kavuşan Finlandiya kendi bayrağı ile yarışlara katıldı. Finlandiyalı Paavo Nurmi, kır koşusunda hem bireysel hem takım olarak altın madalya kazandı. 5 bin metrede gümüş ve 10 bin metrede altın madalyanın sahibi oldu.

Açılış seramonisi

İsveçli Oscar Swahs tam 72 yaşında katıldığı oyunlarda atıcılıkta ikinci olan İsveç takımında yer alarak, yine kendisine ait olan en yaşlı madalya sahibi olma rekorunu bir kez daha kırmış oldu.

Bütün zamanların en iyi kadın tenisçilerinden kabul edilen Fransız Suzanne Lenglen, yalnızca dört oyun kaybederek Olimpiyat şampiyonu oldu.

1959 yılında Nobel Barış Ödülü’ne sahip olacak İngiliz atlet Philip Noel-Baker 1500 metrede gümüş madalya kazandı. Böylece tarihteki ilk Nobelli ve olimpiyat madalyalı kişi oldu.

Organizasyon Komitesi İtalyan Milli Marşını bulunamayınca, “O Sole Mio“ adlı şarkı çalındı.

Katılımcıların ilk kez Ulusal Olimpiyat Komitesi tarafından belirlendiği oyunlara 29 ülkeden 154 farklı disiplinde 78’i kadın 2669 sporcu katıldı.

Futbolda Belçika karşısındaki Çekoslovakya, yediği iki golden sonra hakemi taraf tutmakla suçlayıp ilk yarı bitmeden sahadan çekilmişti.  O zamanlar hükmen galip olmadığından 3.lük maçında Hollanda’yı 3-1 yenen İspanya gümüş, Hollanda ise bronz madalya kazandı.

Olimpizm: Olimpiyat Oyunları 2

 

KAYNAKLAR:

[1] Bapçum Kahraman, Ağustos 2015, Spor Dünyamızın 45 Yılından, Ötüken Neşriyat, İstanbul

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More