Tim Sparv: Katar’ı Konuşmalıyız

Tim Sparv tarafından yazılan ve 06.09.2021 tarihinde theplayerstribune.com sitesinde yayımlanan yazıyı Plase Dergi okurları için çevirdik.

* Tim Sparv: We Need to Talk About Qatar yazısının aslına sadık kalmak adına yazıdaki görseller aynen kullanılmıştır.

* Tim Sparv: We Need to Talk About Qatar yazısının orijinal halinin linki metnin sonuna eklenmiştir.

* * *

Tüm oyunculara, antrenörlere ve futbol federasyonlarına;

Dünya üzerindeki tüm taraftarlara ve gazetecilere;

Uzun lafın kısası insan haklarını önemseyen herkese sesleniyorum.

Lütfen Katar’daki Dünya Kupası’nı konuşmaya devam edin.

Tartışmayı sürdürün. Göçmen işçilere desteğinizi dile getirmeye devam edin. Onlar hakkında yazın çizin, tweet’ler atın. Fikirlerinizi beyan edin. Susmayın. Katar’a ve FIFA’ya daha fazla baskı yapın.

Peki neden? Çünkü işe yarıyor. İnanın bana oradaki işçiler bu çabanızı takdir ediyor.

İki buçuk yıldır, Katar’da neler olup bittiğini bizzat araştırıyorum. Konunun uzmanı değilim ama Finlandiya Milli Futbol Takımı’nın kaptanı olarak şunun farkındayım: Yakında işçilerin hayatlarına mal olan stadyumlarda maça çıkabilirim. Biz oyuncular, hiçbir karar aşamasında yer almadığımız bir turnuvanın yüzleri olacağız. Bu yüzden daha fazla bilgiye sahip olmak istedim ve doğrudan göçmen işçilerle konuştum. Ve sizi temin ederim ki birilerinin onlar daha iyi şartlarda yaşasın diye savaştığını bilmekten cesaret alıyorlar.

Bu yazıyı çok geç yazdığımın farkındayım. Hala “Keşke, beş sene önce bu konunun farkına varsaydık.” diye hayıflanıyorum. Belki alınan bazı kararları değiştirebilir, göçmen işçilerin çalışma koşullarını iyileştirebilirdik.

Belki bazı işçilerin hayatlarını bile kurtarabilirdik.

Maalesef olaya çok geç uyandık. Ben olaya çok geç uyandım.

Tim Sparv
Tim Sparv

Ama şimdi bazılarına umut olma şansımız var. Hala gelecekte daha iyi kararların alınmasını sağlayabiliriz. Fakat bunu yapmak için Katar’ı gündemde tutmak zorundayız. Bu konu; taraftarların konuşması, gazetecilerin yazılarında yer vermesi ve kuruluşların karşı duruş sergilemesi gereken bir konu. Ve özellikle de oyuncuların bu konuyu konuşması gerekiyor. Bu konu sadece Katar ile de sınırlı değil, diğer uluslararası turnuvalara ve ev sahibi ülkelere yaklaşımımızla da ilgili.

Bunun birçok nedenden ötürü zor olduğunu biliyorum. Şahsen ben de yıllarca turnuvaların perde arkalarından bihaberdim. Beni uyandıran olay, Ocak 2019’da Finlandiya ile Katar’a hazırlık kampına gideceğimiz zaman yaşandı. Oyuncularımızdan Riku Riski, etik sebeplerle oraya gitmeyi reddetti. İlk defa birinin, bu yüzden milli takım davetini geri çevirdiğini duyuyordum. Şaşırmıştım ama aynı zamanda Riku’nun çok iyi biri olduğunu da biliyordum. Hatta şu anda HJK Helsinki’de takım arkadaşıyız. Bu yüzden düşünmeye başladım: “Acaba ben neyi gözden kaçırıyorum?”

Katar’da gerçekte neler olup bittiğinden habersizdim. FIFA gibi büyük organizasyonlara güveniyordum, ne yaptıklarını bildiklerini varsayıyordum. Yani turnuvaya ev sahipliği yapma hakkını Katar’a verirken FIFA’nın işini doğru yaptığından emindim. Elbette, dünyanın en büyük futbol turnuvası için küçücük bir çöl ülkesinin seçilmesi biraz garip gelmişti. Ama FIFA’nın asıl amacı oradakilerin hayat şartlarını iyileştirmekti, değil mi?

Daha sonra insan hakları ihlalleri ve göçmen işçilerin sömürülmesi üzerine yazılmış yazılara denk geldim ve konuyu derinlemesine araştırmaya başladım. İrkilmiştim. Fakat çok önemsememiştim. Problemlerin farkındaydım ama bir şekilde olayın büyüklüğünü kavrayamamıştım.

İnsanlar da benim gibi henüz olayın ciddiyetini kavrayamamış olabilirler.

Ve daha da kötüsü, birçoğu hala bu olaydan bihaber olabilir.

FIFA gibi büyük organizasyonlara güveniyordum ve ne yaptıklarını bildiklerini varsayıyordum.

Tim Sparv

Kendi hayatının hengamesi içinde kaybolup gitmek oldukça kolay. Katar’a gittiğimizde ben de hayatımın hengamesinde kaybolmuştum, başka pek çok şeye kafa yoruyordum. Takımımızı nasıl geliştirebiliriz? Ocak ayında kamp yapmak için en iyi yer neresi? Ben bu sarmalın içindeydim. Göçmen işçiler Katar’da zor şartlarda yaşarken ve hatta ölürken, ben takım boyunu düşünüp duruyordum. Ama itiraf edelim, hepimiz kendi hayatlarımıza öncelik veriyoruz. İçgüdüsel olarak.

Neyse ki Riku büyük resmi görmüştü. İskandinav basını, daha önce Katar’da yaşananlar hakkında birçok yazı yayımladığı için bize sorular sormaya başladılar.

“Neden buradasınız?”

“Neden Riku’nun yaptığını yapmıyorsunuz?”

Bunlar yüzleşmesi zor sorulardı. Bir diplomat veya politikacı gibi tüm bu hassas konular hakkındaki fikirlerimizi kamera önünde beyan etmemiz bekleniyordu. Bazı oyuncular ilk kez milli takım kampındaydılar ve milli formayı giyecekleri için çocuklar gibi heyecanlıydılar. Sonra bir anda, yabancı bir ülkenin göçmen işçilere yaptığı kötü muamele ve insan hakları ihlalleri hakkında sorulan zor sorulara yanıt vermek zorunda kaldılar.

“Katar’da kaç göçmen işçinin öldüğünü biliyor musunuz?”

Hepimiz için tatsız bir durumdu. Ben bu sorulara tatmin edici cevaplar veremediğimi fark etmiştim. Hatta kafamda yeni sorular oluşmaya başlamıştı.

Buraya gelerek yanlış bir şey mi yaptık?

Dolaylı yoldan, hiç yapmamamız gereken bir şeyi yapıp rejime destek mi veriyoruz?

Oyuncular ve futbol federasyonu olarak toplandık ve kendimizle yüzleştik. Katar’da bundan sonra kamp yapmamaya karar verdik. Ama yine de kendimi kötü hissettim. Demek ki bazı önemli olaylar yaşanıyordu. Benimse buna pek kafa yormadığım gün gibi ortadaydı.

Daha fazlasını öğrenmek için dünya çapında 65.000’den fazla profesyonel futbolcuyu temsil eden kuruluş FIFPRO ile iletişime geçtim. Muhteşemdiler. Bana Katar yasaları, son reformlar ve ülkedeki işçilerin hayat şartları hakkında birçok bilgi verdiler. Ayrıca pek fazla dillendirilmeyen, halının altına süpürülen gerçekleri görmemi sağladılar. Maaşların ödenmediğini, işçi-işveren ilişkilerinin istismara dayalı olduğunu ve birçok işverenin reformları dikkate almadığını öğrendim.

Geçen ay Uluslararası Af Örgütü, Katar’ın son on yılda binlerce göçmen işçinin ölümünü gerektiği gibi soruşturmadığını ve böylelikle aileleri tazminattan mahrum bıraktığını bildirdi. Şubat ayında yayımladığı haberde The Guardian, Aralık 2010’da Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacağı belli olduğundan bu yana Katar’da 6.500’den fazla işçinin öldüğünü ve bu sayının sadece Hindistan, Pakistan, Nepal, Bangladeş ve Sri Lanka vatandaşlarını temsil ettiğini yazdı. Tahmin edeceğiniz üzere çoğu Dünya Kupası nedeniyle oradaydı. Bunu öğrenip nasıl kayıtsız kalabilirsiniz ki?

Ağustos ayında FIFPRO, çevrimiçi bir toplantı düzenleyerek Katar’daki bazı işçilerle konuşmama olanak sağladı. Onlardan öğrendiklerim gözümü açtı. Katar, çalışma yasalarını iyileştirdiğini açıkladı. Bunu okuyup, “Harika haber!” diyebilirsiniz. Fakat o toplantıda bu yasaların pek iyi uygulanmadığı gün yüzüne çıktı. İşçiler, yasaların tam olarak uygulanmasını ve bunun 2022’den sonra da sürdürülmesini istiyorlar.

Toplantıda bir kadın işçinin söyledikleri gerçekten içimi sızlattı. İş arkadaşlarına yardım etme konusunda çok istekliydi ama aynı zamanda hayal kırıklığı yaşıyordu ve öfkeliydi. Bana hiç tatil yapmadan günde 16 saat çalışmak zorunda bırakıldığından bahsetti. Ayrıca bir kadın işçinin şikayetçi olması durumunda polisin her zaman işvereni kolladığını söyledi. Burada tecavüz iddiaları gibi şeylerden bahsediyoruz. Bunlar önemli iddialardı ama kadınlar dinlenmiyordu bile.

Bunları duymak ürkütücüydü. Son zamanlarda birkaç olumlu reform yapıldı diye Katar’da işlerin düzeldiğini hiç sanmayın. Hala kat etmemiz gereken çok uzun bir yol var.

The Guardian, Dünya Kupası’nı düzenleyeceği belli olduğundan bu yana Katar’da 6.500’den fazla işçinin öldüğünü yazdı.

Tim Sparv

Konuşmalardan sonra, en azından bu tartışmaların bir parçası olmaktan memnundum. Ama aynı zamanda kendimi çaresiz hissediyordum çünkü çok daha fazlasını yapmak istiyordum.

Neden ben hayata 1-0 önde başlarken bu işçiler 1-0 geride başlıyordu?

Bence hayat tam bir piyango. Ben Finlandiya’da büyüdüğüm için şanslıydım. Katar’daki işçiler, biz İskandinav ülkelerindeki insanlardan çok daha uzun saatler çalışıyorlar ama bizim için iyi bir hayata sahip olmak çok daha kolay. Çünkü piyango bize vurmuş.

Hepimizin sevdiği, hayatları güzelleştirmesi beklenen bu oyunun, ölümlere ve amansız mücadelelere neden olması çok kötü. FIFA’nın Katar’a Dünya Kupası’nı vermesi ile alakalı hala onlarca soru var kafamda. Nasıl olur da bir avuç insan milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkileyecek bir karar alabilir?

Taraftarlar bu karar sürecinin neresindeydi? Peki oyuncular? Sivil toplum kuruluşları?

İnsan hakları uzmanları neredeydi?

Neden bütün bu sosyal meseleler görmezden gelindi?

O zamandan bu yana FIFA’da bazı şeylerin değişmesini takdir ediyorum. Rüşvet karşılığı Katar’a oy veren birçok kişinin görevine son verildi. 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak ülke belirlenmeden önce FIFA, ev sahibini belirleme sürecinde insan haklarını ve çevre sorunlarını dikkate alacağını söyledi. Teklif değerlendirme raporu gibi belgeler kamuoyuyla paylaşıldı. Yani kendilerini düzeltiyor gibi gözüküyorlar. Umarım gerçekten öyledir.

Tim Sparv

Biz oyunculara daha büyük bir rol vermeleri gerektiği de ortada. Aslına bakarsanız bizler, FIFA’nın yayıncı kuruluşlara bir ton paraya sattığı birer ürünüz ve ülkelerin Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak istemesinin asıl nedeniyiz. Ancak Dünya Kupası’nın nerede oynanacağı hakkında hiçbir söz hakkımız yok. Kimse kararı bize bildirme zahmetine bile girmiyor. Biz de herkes gibi sosyal medyadan öğreniyoruz. Aaa işe bak, Katar’da oynayacakmışız.

Sanki bu kararı veren insanlara dışarıdan bağırıyoruz, “Baksanıza! Lütfen bizi de içeri alın! Lütfen neler olup bittiğini bize de söyleyin!” Bu cidden sinir bozucu.

Keşke daha fazla oyuncu bu konu hakkındaki fikirlerini beyan etse.

Biz futbolcular eskiden olduğu gibi sessiz kalmak zorunda değiliz. Sosyal medya hesaplarımız var, The Players’ Tribune gibi platformlar var, bizi destekleyen FIFPRO ve yerel oyuncu birliklerimiz var. İstediğimiz zaman düşüncelerimizi paylaşabiliriz ve bunlar medyada yer bulur. Taraftarlar ve genel olarak toplum bunları okur. İnsanlar üzerinde her zamankinden daha fazla etkimiz var ve tek yapmamız gereken bunu kullanmak.

Çoğu genç oyuncunun bir adım öne çıkıp sorumluluk almasını beklemiyorum. 17 yaşındaki birinin okuldan çıkıp 50.000 kişinin önünde futbol oynaması pek kolay değil. Onları aslanların önüne atıyoruz ve hayatta kalmalarını umuyoruz. Bu çocuklar için çok zor bu. Yani omuzlarında yeterince yük var zaten.

Ayrıca bu konulara değinmek istemeyen futbolcuların kararlarına da saygı duyuyorum. Soyunma odasındakilerin bir kısmı yalnızca futbolla ilgili konuşmak isteyecektir.

Çünkü fikir beyan etmenin belli sonuçları var. Bazı ülkelerin politikaları hakkında konuşan oyuncuların dert sahibi olabileceğini hepimiz biliyoruz. Oyunculara sorun çıkaranlar kulüp sahipleri ve yöneticiler olmasa bile, çıkarları zarar görmüş büyük bir sponsor olabilir mesela. Şahsen ben hiç böyle bir sorun yaşamadım çünkü duyarlı kulüplerde forma giydim. Ama Katar meselesi gibi konularda konuşursa başının belaya gireceğini bilen futbolcular tanıyorum. İnsanlar korkuyor.

Ne yaparsanız yapın tepki gösteren birileri her zaman olacaktır. Finlandiya Milli Futbol Takımı ırkçılığa karşı olduğunu göstermek için diz çöktüğünde, Twitter’dan daha önce hiç yemediğim kadar küfür yedim. Ama bu beni pek rahatsız etmedi çünkü biz ırkçılık karşıtı bir kampanyaya destek vermek için yapmıştık bunu. Desteğimiz önemliydi. Finlandiyalıların çoğunun yaptığımız şeyi desteklediğini biliyorum. Toplumumuzun küçük bir kısmı eylemimizi desteklemiyorsa da varsın desteklemesin.

Bu yüzden diğer oyuncuları cesur olmaya davet ediyorum. Katar’da yaşananlar politik bir konu bile değil, insani bir konu. Hiçbir şey yapamıyorsanız bile konuyu gündeme getirin. İnsanların dikkatine sunun.

Konu hakkında herhangi bir şey söylemek sus pus oturmaktan daha iyidir.

İnsanlar üzerinde her zamankinden daha fazla etkimiz var ve tek yapmamız gereken bunu kullanmak.

Tim Sparv

Konu aktivist sporculara geldiğinde Avrupalıların, ABD’lilerin gerisinde kaldığını hissediyorum. LeBron James ve Megan Rapinoe’nun yaptıklarını bu coğrafyada da görmek isterim, özellikle büyük isimlerden. Ben sade bir Finlandiya vatandaşıyım. Fakat düşünün, hepimiz Katar ve diğer önemli konular hakkında konuşmaya başlasak neler olabilir.

Futbolcular olarak gücümüzün farkında mıyız? Farkında olursak, işin rengi kesinlikle değişir.

Marcus Rashford’a saygılarımı sunuyorum. Genç yaşına rağmen ülkesinde bir şeyleri değiştirmeyi başardı. Ben onun yaşındayken mızmız bir bebek gibiydim. O, eskiden bir süperstardı. Şimdi ise bir süper kahramana dönüştü. Umarım oyuncular onu örnek alırlar ve “Niye ben de daha fazlasını yapmıyorum?” diye düşünürler.

Ayrıca LGBT çiftlerin evlat edinmesini fiilen yasaklayan Macar yasasına karşı çıkan, Macar kaleci Péter Gulácsi’yi de unutmamak lazım. Birçok insan tarafından eleştirileceğini biliyordu ve öyle de oldu ama doğru bildiğini yapmaktan vazgeçmedi. Benim için bu, kişilik ve cesaret göstergesi.

Finlandiya Milli Futbol Takım’ı kampında neler yapabileceğimizi konuşuyorduk. Şahsen boykotun çözüm olduğunu düşünmüyorum. Boykot, ülkedeki işçilerin hayatını olumlu yönde değiştirmek yerine tam tersi bir etki yapabilir. Ayrıca bazı insanlar yeterince çabalamadığımızı söyleyebilir ki bu haklı bir serzeniş olur. İç sesiniz her zaman şunu der: “Daha fazlasını yapmalıyım.”

Ama şu an yapabileceğimiz şey konuyu gündemde tutmak. Mart ayında Finlandiya Futbol Federasyonu, diğer beş İskandinav federasyonla birlikte FIFA’dan Katar’daki insan hakları meselesinin ele alınmasını isteyen bir açık mektup yayımladı. Kısa bir süre önce altı federasyon, FIFA’dan Katar’ın Uluslararası Af Örgütü’nün bildirdiği binlerce ölümü doğru şekilde soruşturduğundan emin olmasını isteyen başka bir mektup gönderdi. Norveç Milli Futbol Takımı, insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiği mesajını veren tişörtler giydi ve Danimarka, Almanya ve Hollanda milli takımları da aynısını yaptı. Herkesin TV başında olduğu zamanlarda fikirlerini açıkça beyan eden sporculardan bahsediyorum. İşte bu tarz hareketlere ihtiyacımız var.

Neler yapabiliriz? Maç kazanmaktan daha fazlasını yapabilir miyiz? Bizler kadar şanslı olmayan insanlara yardım edebilir miyiz?” diye düşünen takımların sayısı giderek artıyor.

Turnuvadan sonra olacakları da atlamayalım. FIFA elle tutulur değişimlerden bahsediyor, tamam ama kafala sistemi tarih olacak mı? Reformlar ülkenin tamamında ve 2022 sonrasında da uygulanacak mı? İşçiler temel haklarını alacak mı? Normalde insanlar turnuva bittiğinde ev sahibi ülkeyi akıllarından çıkarır. Bunun Katar özelinde yaşanmasına izin verilemez.

Ayrıca herkesin olup bitenlerden haberdar olmasını sağlamalıyız. İnsanların gözünü açmalıyız. Eminim sadece Finlandiya’da bile, Katar’da neler olup bittiğinden bihaber birçok insan vardır.

Tim Sparv

“Katar hükümeti bu yazılanları okuyor mu? Bunlardan etkileniyorlar mı?” diye sorabilirsiniz. Bence etkileniyorlar. Yasalarını değiştirdiler; dışarıdan böyle bir baskı görmeselerdi bu mümkün olmazdı. Ne kadar fazla oyuncu ve takım bu mücadeleye katılırsa turnuva, Katar’daki insanların hayatına bir o kadar olumlu etki edecektir. Bundan eminim.

İşçilerle konuştuğumda, onlara destek olmamızdan duydukları mutluluğu dile getirdiler. Bu konuyu gündemde tutmaya, onları desteklemeye, işçi ve insan haklarını savunmaya devam etmemiz gerektiğini yinelediler.

Bu yüzden elemelere katılan her oyuncuyu, göçmen işçilerin nasıl muamele gördüğünü ve ailelerinin nasıl etkilendiğini en azından düşünmeye davet ediyorum. Oyuncular olarak sahip olduğumuz ayrıcalıkların ve platformlarımızın gücünün farkına varmalıyız. Bu işçiler bizimle aynı ayrıcalıklara sahip değiller fakat onların sesi olarak ve hep beraber tepkimizi göstererek onlara destek olabiliriz.

Cesaretinizi toplayabilirseniz daha fazla bilgi edinin, müdahil olun ve sesinizi yükseltin. Bir gazeteciyle konuşun, bir tweet atın, Instagram’da bir şeyler paylaşın. İşçi temsilcileriyle, insan hakları örgütleriyle veya oyuncu birliğinizle iletişime geçin ve sahadaki işçilere nasıl yardımcı olabileceğinizi öğrenin.

Belki bazıları sesinizi çıkardığınız için sizi linçleyecek. Gerçi her halükarda linçleyebilirler. Belki yanıtlamanız gereken e-postalar ve telefonlar alacaksınız.

Ama bu Dünya Kupası tarihe geçtiğinde, tarihin doğru tarafında yer almış olacaksınız.

* * *

theplayerstribune.com sitesindeki orijinal metin: Tim Sparv: We Need to Talk About Qatar

Çeviren: Çağlayan Karabulut


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Newcastle United ve Prens Selman: Meşruiyeti Satın Almak

Bahis Tarihi: Dünden Bugüne Bahis Oyunlarının Evrimi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More