Lille OSC : Sermayeye Karşı Son Galip

Fransa Ligue 1’de 10 yıl aradan sonra yıldızlar topluluğu PSG önünde ipi göğüsleyen Lille, 2017 yılında başlayan yapılanma ve doğru organizasyonla bu başarısının tesadüf olmadığını tüm futbol kamuoyuna gösterdi.

Bu yazımda: 2017 yılında yatırımcı Gerard Lopez’in kulübün yüzde 95 hissesini satın almasıyla başlayan süreci, akabinde yapılan Marc Ingla, Luis Campos hamlelerini, tutmayan Bielsa aşısını, skandal geçen 17/18 sezonunu, Campos önderliğinde transferde yapılan başarılı hamlelerini, Christophe Galtier’le yakalanan başarı ve istikrar sonucunda Ligue 1 şampiyonluğuna uzanan organizasyonun detaylarını ve bilinmeyen yönlerini, siz değerli okurlarımıza aktarmaya çalışacağım.

57 YIL SONRA GELEN ŞAMPİYONLUK

Fransa’nın en kuzeyinde Deule nehri etrafına kurulmuş, Belçika sınırında yer alan bu küçük şehrin mütevazi takımının, kupa kazanma alışkanlığı olduğunu söylememiz mümkün değil. 2010’lu yıllara girerken Fransa Ligue 1’de; son 10 yılda 7 şampiyonlukla hegemonya kurmuş bir Lyon (2002’den itibaren tam 7 sezon), Laurent Blanc önderliğinde Bordeaux, Didier Deschamps’ın başında olduğu Marseille ve henüz sermayenin elini değmediği bir PSG vardı.

Takvim yaprakları 21 Mayıs 2011’i gösterdiğinde Rudi Garcia yönetimindeki Lille, başkent Paris’te 10 yıl sonra şampiyonluk mücadelesi vereceği PSG ile 2-2 berabere kalarak, bitime 1 hafta kala şampiyonluğu garantileyecek ve 1954’ten bu yana ilk lig şampiyonluğunu kazanacaktı. 2010-2011 sezonu şampiyonluğundan bahsetmişken, 2010’lu yıllarda Lale Devri’ni yaşayan Süper Lig’de göreceğimiz Aurelien Chedjou ve Moussa Sow; Süper Lig’in duraklama dönemine yetişen Adil Rami ve gelecek sezon Trabzonspor formasıyla izleyeceğimiz Gervinho’nun da Lille’in altyapı ürünlerinden olduklarını belirtelim. Bunların yanında şampiyon kadronun diğer parçalarından Avrupa’nın değerli çocuğu Eden Hazard, kaleci Landreau, orta sahadan Mavuba ve Cabaye’yı da anmadan geçmeyelim.

Sonraki sezonlarda giderek kan kaybeden şampiyon kadroda yeni gelen oyuncuların bekleneni verememesi, teknik direktör değişiklikleri, Katar sermayesinin yaptığı yatırımla orantısız güçlenen PSG’nin ligde kurduğu hegemonya ile Lille, şampiyonluktan uzakta kalarak vasat performanslar sergilediği nice sezonları geride bıraktı.

lille

YENİ BİR DÖNEM: LİLLE SATILIYOR

2016 yılının Ekim ayında ajanslara düşen flaş bir haber, kulüpte köklü değişikliklerin kapıda olduğunu gösteriyordu. Kulüp, hisselerinin satışı için İspanyol-Lüksemburg vatandaşı iş adamı Gerard Lopez İle müzakerelere başlamış  ve 2017 yılının başlarında ise bu görüşmeler resmiyete dökülmüştü. Yeni patron Lille kulübü hisselerinin yüzde 95’ini satın alan Gerard Lopez oluyordu.

Bu yapılanmanın baş aktörlerinden Lopez, enerji piyasasındaki varlığı ve başarılı Skype yatırımlarıyla tanınan bir iş adamıydı. Spor endüstrisindeki yatırımlarına, Formula 1 Lotus takımını satın alarak başlayan Lopez, altyapısında formasını giydiği Lüksemburg Ligi’ndeki CS Fola Esch futbol kulübünün de halen başkanlığını yapmaktadır.

Lille kulübünü devreden eski başkan Michel Seydoux, yaptığı basın toplantısında kulübün satılması ile ilgili olarak; başta kendisine bir halef aradığını ancak Gerard Lopez’in uzun vadeli hedeflerinin kendisini ikna ettiğini dile getirmişti. Bugünden o günlere baktığımızda Lopez ve ekibinin, şuan kulüpte olmasalar bile, kendi bütçelerinin 4 katı olan rakibine karşı aldıkları tarihi başarı, tesadüf eseri değildi.

Gerard Lopez’in kulübü satın aldıktan sonraki ilk hamlesi, CEO görevine Marc Ingla’yı getirmesi oldu. Marc Ingla ismini meraklıları iyi bilir. Barcelona’nın başkan Joan Laporta önderliğinde çıkış yaptığı, mükemmel yıldızlarıyla Avrupa futboluna damga vurduğu, dünyanın en iyi takımı olarak kabul edildiği yıllarda, FC Barcelona’yı sporda en büyük marka haline getirme projesinin başındaki kişi olarak, kulübün pazarlama ve medya işlerinden sorumlu başkan yardımcısıydı. Ayrıca Frank Rijkaard’ın görevi bırakmasının ardından, Pep Guardiola ismini futbolseverlerle buluşturan ve daha ilk yıllardan futbol dünyasını etkisi altına alacak bu ismi göreve getiren de kendisiydi. Böyle bir özgeçmiş, her Avrupa kulübünün kapısını kendisi için sonuna kadar açacak türdendi ve Lille için bundan iyisi olamazdı.

Tutmayan Arjantin Aşısı ve Skandal Sezon

Ingla’nın saha içini emanet ettiği isimler, Guardiola’nın dünyanın en iyisi dediği Arjantinli teknik adam Marcelo Bielsa ve Monaco’da mükemmel işler çıkaran Portekizli sportif direktör Luis Campos’tu. Campos son çalıştığı kulüp Monaco’da görev aldığı süre içerisinde, Thomas Lemar, Anthony Martial, Fabinho gibi isimleri oldukça düşük bonservis bedelleri ile transfer edip, astronomik bedellerle Avrupa piyasasına sunmuştu. Luis Campos ismi futbol piyasasına, Lille’in transfer piyasasında alacağı konum ve transfer stratejisi adına ipuçları sunuyordu ki zaten kulüp Ceo’su Ingla’da bu projenin bir milyarder projesi olmadığını açıkça dile getirmişti. 

lille

2017-2018 sezonuna Bielsa-Campos işbirliği ile giren Lille, ilk transfer döneminde beklenen yatırımı yaptı. Genç ve yetenekli isimlere toplamda 76.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyen kulüp buna karşın teknik direktör Bielsa’dan beklediği performansı alamadı. Arjantinli taktik dehası, takımın başında ligde çıktığı 13 karşılaşmada 3 galibiyet, 3 beraberlik, 7 mağlubiyet alınca ayrılık kaçınılmaz oldu. Yerine gelen isim, bu başarı hikayesinde önemli bir yeri olan Christophe Galtier’di. Lille macerasına kadar sadece Saint Etienne teknik direktörlüğü yapan Galtier, Aralık’ta başladığı Lille görevinde takımın başında çıktığı ilk 3 maçından galibiyetle ayrılmış olsa da, ligi küme düşme potasının sadece 1 puan üstünde, 17. sırada kapatıyordu. Yapılanma ilk yılını başarısızlıkla kapatmıştı.

Adana’da Bir Portekizli

lille

17/18 yaz transfer döneminde yapılan harcamalar ve gelir-gider dengesinin sağlanamaması kulübün başına işler açmıştı. Yapılan 30 oyuncu transferi ve harcanan 76.50 milyon Euro karşılığında, gönderilen oyunculardan sadece 31.10 milyon Euro bonservis bedeli kazanılmıştı. Kış transfer dönemi öncesinde gelen transfer yasağı, eleştirilerin yönünü sportif direktör Luis Campos’a çeviriyordu. Campos, eleştirilere kulak asmıyor ve 6 kişilik gözlemci ekibi ile gelecek yaz transfer döneminde bütçelerinin yeterli olmayacağını da göz önünde bulundurarak çalışmalarına devam ediyordu. Futbolun oynandığı her coğrafyayı, teknolojik yöntemlere bağlı kalarak karış karış tarıyor, göze çarpan isimleri yerinde izliyorlardı. Hatta Campos, 2018 yılında havayolu şirketler birliği Star Alliance tarafından 390 bin 400 km’lik uçuş mesafesiyle, yılın en büyük müşterisi olmasından dolayı ödüllendirilecekti.

O dönem alt ligde forma giyen milli oyuncumuz Zeki Çelik, sonradan şampiyon kadronun sağ beki olacaktı, Campos’un radarına o zamanlarda takılacaktı. Portekizli bu çalışkan direktör, yağmurlu ve soğuk bir pazartesi günü, Adana’da, Adana Demirspor – İstanbulspor karşılaşmasını tribünden izleyecek ve ilk teması o dönem Zeki’nin İstanbulspor’dan takım arkadaşı olan Fransa doğumlu Kubilay Aktaş üzerinden kurmaya çalışacaktı. O gün, o görüşme gerçekleşmese de sezon sonu Zeki, 2 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında Lille’e transfer oldu.

Devam eden yaz transfer sezonunda yaptığı transferlere sadece 8.90 milyon Euro bonservis ödeyen kulüp, sattığı oyunculardan 69.80 milyon Euro bonservis bedeli kazandı. Organizasyon saha dışında ilk meyvelerini vermeye başlamıştı ancak bunun saha içinde yakalanacak başarıyla taçlanması gerekiyordu. 2018-2019 sezonu sonunda Lille sezonu 2. sırada tamamlıyor ve Şampiyonlar Ligi biletini alıyordu. Başarılı geçen sezonun ardından, sadece 1 sezon önce 18 milyon Euro bonservis bedeliyle transfer edilen Nicolas Pepe, Ligue 1’de yaptığı çıkışla, 80 Milyon Euro bedelle Arsenal’e gönderiliyordu. Başarılı transfer politikası mali tabloya da yansıyor, Lille akılcı bir sistemin ürünü olarak, saha içinde olduğu gibi ekonomik anlamda da güçlenmeye devam ediyordu.

Şampiyonlar Ligi ve Covid Dönemi

2019-2020 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne katılacak Lille takımı yaptığı satışlar kadar, yaptığı takviyelerle de gündem olmaya devam ediyordu. Sezon öncesi, bir yıl evvel bedelsiz kadroya katılan ve 29.50 milyon Euro bonservis bedeliyle Milan’a gönderilen santrafor Rafael Leao yerine, Belçika’dan 20 yaşındaki Victor Osimhen getirilmiş; Bayern Münih’te gözden düşmüş Renato Sanches ise fırsat transferi olarak kadroya katılmıştı. Ayrıca aynı transfer sezonunda, ülkemizde yetişmiş milli oyuncumuz Yusuf Yazıcı, Luis Campos’un bir diğer yatırım transferi olmuştu. Şampiyonlar Ligi gruplarında 6 maçta alınan 1 puanla başarısızlıkla sonuçlanan bir deneyim ve sonrasında covid-19 sebebiyle yarıda bırakılan Ligue 1 sezonunu 4.sırada tamamlayan Lille takımı, elinde olmayan sebeplerden dolayı, ligi istemediği bir pozisyonda tamamlayacak ve ekonomik olarak büyük yara alacaktı.

lille

ŞAMPİYON BİZİM ÇOCUKLAR

Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını ve pandemi sürecinin olumsuz etkileri, hiç şüphesiz futbol endüstrisine de yansıyacaktı. Fransa’da Ligue 1’in, 2019-2020 sezonunda yarıda kalıp mevcut puan durumunun tescil edilmesi ile başlayan süreçte, Fransız kulüpler yayın gelirlerinin yanı sıra stadyum ve sponsor gelirlerinden mahrum kaldılar. Avrupa’nın 5 büyük ligindeki transfer verilerine baktığımızda, yapılan harcamaların bir önceki sezona oranla dörtte bir oranında azaldığını görmek mümkündü. Böyle bir ortamda başlayan yaz transfer sezonunda Campos ve ekibi, kulübe kazandırdıkları 99 milyon Euro bonservis geliri ve 58.70 milyon Euro net kar ile bu kulvarda yine büyük başarı elde etmişti. Fakat bu fantastik gelirler bile, başkan Gerard Lopez için yeterli olmadı. Daralan futbol ekonomisi sebebiyle, kulübü satın aldığı dönemdeki kar oranlarına bir süre ulaşamayacağını düşünen Lopez, kulübü 2020 Aralık ayında Lüksemburg merkezli Merlyn Partners şirketine sattı.

Yaz transfer sezonuna dönecek olursak, kulüp CEO’su Marc Ingla’nın kararıyla, tecrübeli forvet Loic Remy ile sözleşme uzatılmadı. Bu hamle Luis Campos ile Marc Ingla arasında büyük bir krize de neden olacaktı. Neyse ki Campos yine oyuncu portföyünden, yaklaşık 6 hafta sürecek bir transfer operasyonuyla şampiyonlukta da büyük katkı alacağı tecrübeli golcü Burak Yılmaz’ı transfer etti. Galatasaray altyapısından yetişen Mustafa Kapı da yine sezon başında 300 bin Euro yetiştirme bedeli ile Campos’un Lille kulübüne kazandırdığı bir diğer Türk futbolcu oldu. Bu transferler Türk futbol kamuoyuna, hem yerli oyuncularımızın Avrupa kulüplerince takip altında olduğunu gösterdi hem de yabancı sınırının kalkmasının ardından, forma rekabetinin artması, yerli oyuncuların düşen maaşlarının Avrupa’ya oyuncu ihracına nasıl olumlu bir katkısı olduğunun bir kanıtı oldu.

Aralık ayında kulübün satılmasıyla beraber, bu organizasyonun baş aktörleri olan başkan Gerard Lopez, CEO Marc Ingla ve sportif direktör Luis Campos kulüpten ayrılacaktı. Fakat bu ayrılıklar saha içine yansımayacak ve kurulan sistem kusursuza yakın işleyecekti. Galtier yönetimindeki Lille, şampiyonluk yarışı verdiği ve kendisinin 4 katı değerindeki kadrosunda Mbappe ile Neymar gibi iki büyük yıldızıyla, hemen her mevkide Avrupa’nın en elit oyuncularına sahip olan PSG takımının 1 puan önünde ligi 83 puanla tamamlayarak tarihi bir şampiyonluk elde edecekti.

Lille için bu sezon sonu itibariyle teknik direktör Galtier’in de görevinden ayrılmasıyla birlikte, bir dönem artık tamamen kapanmış oldu. Kulübü satın alan yeni şirketin, bu büyük başarıyı devam edip ettiremeyeceği de tüm futbol kamuoyu için büyük merak konusu.

Türk Futbolunu Yönetenlere Kısa Bir Not :

Ülkemiz futbol kamuoyunun ve özellikle kulüplerimizin mevcut yönetimlerinin Lille kulübünün, doğru atılan adımlarla son dört yıl içinde nereden nereye geldiğini analiz etmesi ve diğer Avrupa ligleri ile hem ekonomik hem de sportif yönden açılan makasın, geri dönülmez bir yola girmeden kapanması adına adımlar atmasını umut ederek yazımı bitiriyorum.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Olympıque Lyon: Fransa’nın Kayıp Efsanesi

LOSC Lille 2019/2020 Sezonu Genel Değerlendirmesi

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More