İtalya – İngiltere Euro 2020 Finali

1 yıl gecikmeli oynanan turnuvanın beklenen finali sonunda geldi çattı. 11 şehir, 31 gün ve 50 müsabaka… 51. maç ise; final! Bir tarafta yenilenmiş İtalya, diğer tarafta yıllardır milli takımının, liginin kalitesi altında ezildiği söylenen İngiltere…

FARKLI BİR İTALYA

İtalya - İngiltere

İtalya Milli Takımı deyince aklımıza; üçlü oynayan, iyi kapanan, sert savunma yapan ve 1-0’lık galibiyetler alan bir takım gelir. Bunun adı oyun kimliğidir ve belki de dünya üzerinde kimliğinin dışına çıkılması en zor coğrafyadır İtalya. Roberto Mancini, İtalya’nin 2018 Dünya Kupası bileti alamaması üzerine bir değişimin şart olduğunu düşünüyordu. Bambaşka bir oyuncu havuzu, farklı bir diziliş ve belki de bahsi geçen kimliğin dışında bir anlayış…

İtalya, EURO 2020’ye gelirken yukarıda bahsedilen değişikliklerin tamamını gerçekleştirdi. Artık İtalyanlar, geride iyi savunma yapmak yerine savunmayı ileri hatta başlatıyor, iki gerçek stoperle ve 4’lü savunma anlayışıyla sahada oluyordu. Maviler, top kendilerindeyken sete çok iyi yerleşen; top rakipteyken de kısa paslara asla müsaade etmeyen bir pres anlayışı benimsemişti. Bu anlayış maçların bazı bölümlerinde rakibi bayıltacak kadar şiddetli olabiliyordu. İtalya’nın bu pres anlayışının en çok dikkat çektiği maç çeyrek finaldeki Belçika eşleşmesi oldu.

Belçika, oyun kurulumunu en geriden yapmayı planlayan bir takımdı ve bu durum İtalya’nın ön alan baskısının iştahını arttırdı. Belçika’nın pasla çıkabilecek stoperlerine ve merkezde Tielemans’a yapılan özel pres, Belçika’nın hem gardını hem de oyun anlayışını kırdı. İtalya’nın hücum repertuarı da hiç olmadığı kadar genişti.

İki beki Di Lorenzo ve Spinazzola’yı rakip yarı alana yerleşildiğinde kanat forvet olarak kullanan İtalya’da, Insigne’nin merkezde topla buluşması yaratıcılığı da arttırıyor. Bu esnada Insigne’nin merkeze kayması ve sağ tarafta Barella-Di Lorenzo-Chiesa(Berardi) üçgenlerinin kurulması, oyunun merkezden sağ tarafa yıkılmasını sağlıyor, solda açılan koridor da tamamen Spinazzola’ya emanet ediliyor. Takımda aniden oyunun yönünü değiştirebilecek Verratti ve Jorginho gibi oyuncular olunca da Spinazzola sürekli sol taraftan tehdit oluşturabiliyor.

İtalya’yı diğerlerinden farklı kılan temel noktalardan bir tanesi de rakibin geçişlerini karşılama gücü. Yarı finaldeki İspanya maçı haricinde oynadığı hiçbir maçta rakibinin yarı sahasından pasla çıkmasına müsaade etmeyen bir İtalya vardı sahada. Özellikle rakip aut atışlarında kısa pas opsiyonu bulunan rakip oyuncularla çok iyi eşleşen Maviler, top bir şekilde rakibin merkez orta sahalarından birine geldiğinde ise boğucu bir prese başlıyor. Bu durum ya İtalya’nın topu kazanıp çok kısa yoldan pozisyona girmesine ya da rakibin uzun vurmasına sebep oluyor.

Bu anlayış yalnızca İspanya maçında geçerli olmadı. Turnuvada pas rekorları kıran İspanya, maçın başında İtalya’nın bu presini özellikle Pedri’yle (ilk yarıda 31/31, 90 dk sonunda 55/55 pas isabeti) çok iyi aşarken, geride İtalya’yı eksik yakalama fırsatları bulmuştu. Aynı zamanda İspanya, İtalya’yı rakibinin en iyi olduğu şeyle tehdit ediyordu. İtalya’nın ön alan baskısını bu kez İspanya, İtalya’ya uyguluyor ve oldukça başarılı da oluyordu. İtalya çıkarken çok top kaybediyordu ve Mancini hemen anlayışı değiştirdi. Böylece İtalya, İspanya’yı daha derinde beklemeye başladı ve savunmadan çıkarken de daha fazla uzun top tercih etmeye başladı. Burada amaç, İspanya’nın savunma arkasını boşaltmak ve kontra atak diyebileceğimiz birkaç pas ile pozisyona girmekti. İtalyanlar rakibi karşısında ilk yarıda Chiesa ve Immobile’nin savunma arkası koşularını değerlendirmek isteseler de başarılı olamadılar. İkinci yarıda ise Donnarumma’nın oyunu hızlı başlatmasıyla 2 pas ile golü buldular.

İtalya – İngiltere finaline gelmemizde Maviler adına en değerli katkıyı veren isimlerden olan Spinazzola’nın sakatlığı da turnuvaya damga vuran olaylardan biri oldu. Spinazzola’nın yokluğunda oynayacak olan Emerson, topu dripling ile çıkarmayı seven ve Spinazzola’nın aksine içeri değil çizgiye koşu atan bir oyuncu profiliydi. Mancini de bunu düşünmüş olacak ki İspanya maçında normalde Spinazzola üzerinden oynayan oyunu ters tarafta Di Lorenzo üzerinden oynamayı denedi. Bu kez Chiesa kendini sol tarafa atıyordu ve Insigne de oyun kurucu gibi rol alıyordu. Sağda kalan boşluk da Di Lorenzo’ya emanet edilmişti.

EURO Şampiyonaları’nda ilk ve tek şampiyonluğunu 1968 yılında elde eden ve 2000 ile 2012 yıllarında finalde kaybeden İtalya, dördüncü kez finalde ve rakip İngiltere. Tarihi boyunca çok başarılı olmuş İtalya futbol kimliğinin dışındaki bu takım, Mancini ile zafere ulaşabilecek mi?

EV SAHİBİ FİNALİST

İtalya - İngiltere

“İngiltere Milli Takımı’nın düşünüldüğü kadar başarılı bir turnuva tarihi yok.” Bu sözler İngiltere Milli Takımı teknik direktörü Gareth Southgate’e ait. EURO ve Dünya Kupaları tarihine baktığımızda da Southgate’e hak vermemek pek mümkün değil. En son 1966 yılında oynanan Dünya Kupası’nda finali gören İngiltere, 55 sene sonra final heyecanını İtalya karşısında yaşayacak. Peki 2018 Dünya Kupası’nda da takımına yarı final oynayan Southgate, yıldızlar topluluğu kadrosuyla bu finale ulaşmak için neler yaptı?

İngiltere, EURO 2020’ye elemeleri rahat geçerek gelirken çok geniş bir oyuncu kadrosu vardı. Turnuvaya gelirken 26 kişiye düşürmenin çok zor olduğu listede 4 sağ bek gören herkes şaşırmıştı. Nitekim Trent Alexander Arnold’dan gelen sakatlık haberi bu sayıyı 3’e düşürüyordu. Kuralar çekildiğinde ve maçların stadyumları belli olduğunda şüphesiz en şanslı takım konumundaydı İngiltere. Çeyrek final hariç final yürüyüşündeki tüm maçlarını Wembley’de oynayacaklardı. Bunun yanında eldeki yıldızlarla bezeli ve genç sayılabilecek kadro da İngiltere’nin turnuvanın ağır favorilerinden biri olmasını sağlıyordu.

Grubun açılış maçında 2018 Dünya Kupası’nda yarı finalde kaybettiği Hırvatistan’la karşılaştı İngiltere. İngiltere’nin oyunuyla ilgili ilk ipucunu da Hırvatistan’ın savunma dizilişi üzerinden alıyorduk. Hırvatistan savunmaya geçtiğinde Modric’in, Rebic’in yanına gitmesiyle 4-4-2 şeklinde dizildi. Amaç Mings ve Stones’a derin pas yaptırmamak 2v2’yi sağlamaktı. Ancak burada devreye Declan Rice girdi. Mings ve Stones’un arasına giren Rice, hem pas opsiyonlarını arttırıyor hem de takımının oyun kurulumunda 3v2 kalmasını sağlıyordu. Bu maçta dikkat çeken detaylardan biri de Kieran Tripper’in sol bek olarak başlamasıydı. Tripper’in tek görevi çizgisini savunmak değil, aynı zamanda Kalvin Phillips pozisyon gereği ön hatta kaydığında dönen topların ilk karşılayıcısı olmaktı. Hücum hattıyla ilgili aldığımız ilk ipuçları da Kane-Mount-Sterling bağlantısıydı. Kane sürekli istasyon olmak için kendini merkeze atıyor, tam bu anda da Sterling Kane’in boşalttığı alana, Mount da Sterling’in boşalttığı alana kayıyodur. Sağda oynayan Foden veya Saka’nın önüne atılan toplarla da savunmaların dengesi bozuluyordu.

İngiltere turnuva içinde oyununu geliştirmiş bir takım olarak göze çarpıyor. İlk iki maçta Declan Rice ile birlikte daha çok defansif gücü arttırmak için oynayan Kalvin Phillips’in, Çekya maçının ilk yarısında serbest 8 rolü İngiltere’nin ofans gücünü net şekilde yukarı çekti. Bu maçın ilk devresinde 1.49 xG yakalayan İngiltere, ikinci yarının başında Rice’ın yerine Jordan Henderson’ın oyuna girip Phillips’in yeniden 6 numara olmasıyla birlikte ikinci 45 dakikada isabetsiz bile şut atamadı.

İngiltere, son 16’daki Almanya maçına ise üçüncü stoperin Kyle Walker olduğu bir üçlü savunma hattıyla başlamıştı. Almanya’nın başarılı olduğu üçlü oyuna cevap vermek içindi bu şüphesiz. İki üçlü oyunun tıkanan çatışmasını Jack Grealish’in oyuna girmesi çözdü. Grealish oyuna girdikten sonra üçüncü bölgeye çok daha iyi yerleşen ve orada çok daha fazla topa sahip olan İngiltere, yine Kane’in istasyon olması ve Grealish ile paslaşmasının ardından, Sterling’in Kane’in yerine kaymasıyla golü buldu. Bu artık bir İngiltere imzası golüydü. Yarı finalde oynanan Danimarka maçında da üst üste buna çok benzer iki pozisyon bulan İngiltere ikincisinde golü bulmuştu. Danimarka’nın üçlü oynuyor olması ve sol stoper Vestergaard’ın konsantrasyon eksikliğini çok iyi kullandı İngiltere. Kane, istasyon olmak için stoperlerden her uzaklaştığında Saka’yı veya Kyle Walker’ı Vestergaard’ın arkasına koşu atarken gördük. Kane’nin geçtiğimiz sezon boyunca Tottenham’da oynarken çok alışık olduğu oyun kurucu performansı ve Manchester City’de vasat bir sezon geçiren Raheem Sterling, İngiltere Milli Takımı’nın bir numaralı çilingirleri oldular. Tek 6 numara Declan Rice, gezici 8 Kalvin Phillips ve oyunu sadece çizgide değil içeride de oynayabilen bekleriyle İngiltere Milli Takımı, seyircisini oyun olarak tatmin etmese de 55 yıl sonra bir büyük turnuvada finale kaldı ve İtalya karşısına çıkmaya hak kazandı.

“Futbol Eve Dönüyor!” sloganı 1 aydır Wembley’de yankılanıyor. Tarihinde ilk kez EURO Şampiyonası’nda final oynayacak olan İngiltere Milli Takımı futbolu eve döndürebilecek mi?


Bunlar da ilginizi çekebilir;

EURO 2020: 11 Şehir, Tek Turnuva

Avrupa Futbol Şampiyonası Tarihi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More