Mucizenin Eşiğinde: Sivasspor 2008/09 Sezonu

Bursaspor’un 2010 yılında elde ettiği şampiyonlukla 4 büyüklerin hegemonyasına darbe vurması belki de bugünlerde Başakşehir takımına en çok ümit aşılayan olaylardan biri. Peki Anadolu kaplanlarının şampiyonluk umutlarının soğuk Sivas ikliminde yeşerdiğini biliyor musunuz?

Avrupa’nın neredeyse bütün liglerinde olduğu gibi bizim ligimizde de  “büyükleri” vardır ve genelde şampiyonluk yarışları bu takımlar arasında geçer. Büyüklerin arasına girmek için şampiyonluğa ihtiyaç vardır.Büyükler bu yüzden büyüktür. 2009/2010 sezonunda Bursaspor şampiyon olarak kendini; Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’dan sonra 5. büyük ilan ederken şüphesiz bu şampiyonluğa en çok Sivasspor taraftarları üzülmüştü. Bursaspor’un şampiyonluğundan önce Sivasspor, 2 sezon üst üste büyüklerin arasında girebilmek için ümitlenmiş fakat başaramamıştı. Size bu yazıda, 2008/2009 sezonunda şampiyon Beşiktaş’ın 5 puan gerisinde sezonu ikinci tamamlayan Sivasspor’un hikayesini anlatacağım.

Sivasspor’un 2008/2009 sezonunu anlatmaya bir önceki sezondan başlamak gerekiyor çünkü herkesi heyecanlandıran, acaba olabilir mi dedirten sezon 2007/2008 sezonuydu aslında. Futbolseverler, 2007/2008 sezonunu Galatasaray’ın teknik direktörsüz kalarak yardımcı antrenörü Cevat Güler’le şampiyon olduğu sezon olarak hatırlayacaklardır. Sezonun 33. haftasında Sivasspor, Galatasaray’ı konuk ederken, Sivasspor’un 70 , Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ise 73’er puanı vardı. Olası bir Sivasspor galibiyeti puanları eşitleyecek ve şampiyonluk düğümünün çözümü son haftaya kalacaktı. Ne var ki Galatasaray buna izin vermedi ve Arda Turan’ın üç golüyle yıldızlaştığı maçta rakibini 5-3 yenerek son haftaya rahatlamış olarak girmeyi başardı. Sivasspor üçlü averaj sebebiyle ligi, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ardından 4. sırada tamamlamış olsa da gösterdiği performansla adeta ben buradayım diyordu. Özellikle ligde 33 maç oynayıp 14 gol 12 asistlik bir performans gösteren Mehmet Yıldız tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Güçlü fiziği, bitmeyen enerjisi ve yırtıcılığıyla rakip stoperlerin korkulu rüyası haline gelen Mehmet Yıldız, tek başına takımının hücumlarını sırtlıyordu.

Aynı zamanda ligin en az gol yiyen takımı olmayı da başaran Sivasspor, “büyük” maçlarda gereken performansı gösteremeyince sezon sonunda mutlu sona ulaşmayı başaramadı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’la oynadığı 6 maçın hiçbirinden puan alamayan Sivasspor belki de tecrübesizliğinin kurbanı oluyordu. Sezon sona erdiğinde Sivasspor’un peri masalının biteceğini düşünenlerin sayısı oldukça fazlaydı fakat Yigidolar onları haksız çıkaracaktı. Bu sezondan akılda kalan bir başka güzel anı ise  Avustralyalı file bekçisi Michael Petkovic’in, Ankaragücü maçında attığı gol idi.


Teknik direktör Bülent Uygun, takımın Mehmet Yıldız’a olan bağımlılığını azaltmak ve olası sakatlık/formsuzluk durumuna çare bulabilmek adına 2008/2009 sezonuna iki forvet transferiyle başladı. Kariyerinde Tottenham geçmişi olan ve Maccabi Tel Aviv’den transfer edilen Yannick Kamanan ile önceki sezonu Bursa’da kiralık olarak geçirmiş olan Strasbourglu Herve Tum, Sivasspor’un  yeni forvet oyuncuları oldular. Ayrıca sonrasında Fenerbahçe’ye transfer olacak Fabio Bilic’a da 2008/2009 başında Sivasspor’a transfer oldu.

İlk dört haftada, 2 galibiyet ve 2 beraberlikle 8 puan toplayan Sivasspor, beşinci haftada son 15 dakikada bulduğu 2 golle Fenerbahçe’yi geriden gelerek 2-1 mağlup edip bu sezon da yarışın içerisinde olacağının sinyallerini verdi. 8. Haftada deplasmanda Beşiktaş’la 1-1 berabere kalarak ve 17. haftada kendi sahasında Galatasaray’ı 2-0 yenerek ilk yarıyı 37 puanla zirvede kapatmayı başarıyordu. Önceki sezonda altı “büyük” maçta puan alamayan Yigidolar, 2008/2009 sezonunda ise oynadıkları ilk üç maçın hiçbirinde yenilmeyip ikisini kazanmayı başarmışlardı. İlk yarıda ligin en az gol yiyen ve en fazla atan 3. takımı olarak bitiren Sivasspor’da hem moraller hem keyifler yüksekti.

Sezonun ikinci yarısına da ilk yarıda olduğu gibi ilk dört maçta 8 puanla başlayan Sivasspor, beşinci haftada Fenerbahçe deplasmanından 4-2’lik mağlubiyetle ayrıldı. Bu sezon için de bir kırılma anı olabilirdi fakat Sivasspor bu mağlubiyetin etkisinde kalmadan ve takip eden yedi hafta boyunca mağlubiyet yüzü görmedi. 29. hafta sonunda 60 puanla, ikinci Beşiktaş’ın bir puan önünde zirvedeki yerini koruyordu. 30. haftada Sivas’ın rakibi Gaziantepspor’du ve en yakın takipçisi Beşiktaş, Fenerbahçe ile çok kritik bir maça çıkacaktı. Sivasspor’un alacağı bir galibiyet bitime 4 hafta kala çok büyük bir avantaj sağlayabilirdi ne var ki Sivasspor 1-0 öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve Gaziantepspor’a 2-1 yenildi. Fenerbahçe’nin deplasmanda Beşiktaş’ı 2-1 yenmesiyle liderliği kaybetmemiş olsalar da çok önemli bir fırsatı geri tepmiş oldular.

Son dört haftaya girilirken avantaj hala Sivasspor’daydı. Beşiktaş’ın kalan dört maçının üçü deplasman, içerideki tek maçı ise ezeli rakibi Galatasaray’laydı. 31. hafta maçında kendi sahasında IBB’yle karşılaşan Sivasspor, o sezonki ilk gollerini atan Gökhan Kaba’yı durduramadı ve sahadan 2-1’lik mağlubiyetle ayrıldı. Kalan dört maçını da kazanan Beşiktaş, sezon bitiminde mutlu sona ulaşmayı başardı. Beşiktaş ligin ikinci yarısında müthiş bir performans göstererek 40 puan topladı ve sezon sonunda 71 puanla şampiyon oldu. Devre arasında yapılan Fabian Ernst ve Yusuf Şimşek transferleri sezonun kaderini değiştirmiş oldu. İki oyuncu da takıma müthiş katkı verdi ve şampiyonluğun baş mimarları oldular.

Sivasspor’da ise önceki sezonda olduğu gibi yine Mehmet Yıldız’ın bireysel performansı öne çıkıyordu. Yıldız, o sezonu 14 gol 8 asistle tamamlarken yeni partnerlerinden Herve Tum ona 10 gol 5 asistle, Yannick Kamanan ise 4 gol 3 asistle eşlik ediyordu. Hücum oyuncularının yanında Sezer Badur ve Fabio Bilic’a oldukça iyi performans göstermiş ve performanslarının karşılıklarını Trabzonspor ve Fenerbahçe’ye transfer olarak ertesi sezon almışlardı.

Sivasspor şampiyon olamasa bile herkese acaba dedirtmeyi başarmıştı ve belki de sonraki sezon gelen Bursaspor şampiyonluğuna farkında olmadan katkıda bulunmuşlardı. Bir Anadolu takımının büyüklere baş kaldırabileceğini gösterdi bize Sivasspor. 1983/1984 sezonundan beri İstanbul büyüklerinin kırılamayan hegemonyasının kırılabileceğine ikna etti herkesi. Belki göze hoş gelen bir futbol oynamıyorlardı ya da çok yetenekli oyuncuları yoktu ama çok iyi bir takım olmayı başarmışlardı. Herkes elinden geleni yapıyor, mücadeleden kaçmıyor ve birbiri için savaşıyordu. Topla oynama, gol pozisyonu, şut sayısı gibi istatistiklerde sonlarda yer alıyorlardı ama bir şekilde maçları kazanıyorlardı. Bunların hepsini kariyerinin ilk teknik direktörlük deneyimini yaşayan Bülent Uygun’la birlikte yapmaları daha da özel kılıyordu bu başarıyı. Maalesef sonrasında Bülent Uygun’un adı futbolda şike davasına karıştı ve  artık daha çok bu olayla hatırlanıyor. Sonrasında ne yaşanmış olsa da futbolseverler olarak Bülent Uygun’a teşekkür borçluyuz aslında çünkü bizi mucizelere inandırmayı başardı.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More