2005 Liverpool: İstanbul’un Galip Tarafı

Liverpool’un başardığı İstanbul mucizesinin kahramanları ve onların 2004-05 sezonunda geçirdikleri eşsiz Avrupa sezonu sizlerle…

Her futbolsever 2005 yılında İstanbul’da oynanan Şampiyonlar Ligi finalini az çok bilir. Özellikle Avrupa’nın tartışmasız en iyi kadrosuna sahip olan Milan’ı 3-0’dan gelerek penaltılarla mağlup eden Liverpool’un hikayesi inanılmazdır. Ancak herkes İstanbul’un mağlup tarafı Milan’ın kadrosunu sayıp ezberlerken; onları 3-0’dan geri dönüp bozguna uğratan Liverpool kadrosundan pek bahseden olmaz. Gelin önce kırmızıların o sezonki Şampiyonlar Ligi macerasına göz atalım ve 25 Mayıs 2005 günü Atatürk Olimpiyat Stadı’nda tarih yazan kadroyu tanıyalım.

Avrupa Macerası

Liverpool, 2003-2004 sezonunu ligde 4. olarak tamamlayıp Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme oynamaya hak kazanmıştı ve teknik adamlık koltuğuna Valencia ile büyük işler başaran Rafa Benitez getirilmişti. Sezon başlamadan Real Madrid’in yolunu tutan yıldızları Michael Owen‘ın yerini Fransız golcü Djibril Cisse ve İspanyol kanat Luis Garcia ile doldurmaya çalışan İngilizler orta sahaya ise Real Sociedad’dan Xabi Alonso’yu transfer ettiler.

Avrupa macerasına 3. ön eleme turundan başlayan Liverpool, bu turda Avusturya ekibi Grazer’i deplasmanda Gerrard’ın golleriyle 2-0 devirip Anfield’da gelen 1-0’lık mağlubiyete rağmen gruplara kalan taraf oldu.

Grup aşamasındaki ilk maça son finalist Monaco’ya karşı çıkan Liverpool, Cisse ve Baros’un golleriyle 3 puanı almayı başardı. Ardından gelen 1-0’lık Olympiacos yenilgisi ve kendi evlerindeki golsüz Deportivo beraberliği ile gruptaki yeri tehlikeye giren takım, Deportivo’yu deplasmanda yenmeyi başararak nefes aldı. Ancak deplasmanda alınan tek gollü Monaco mağlubiyeti sonucunda grubun kaderi Anfield’da oynanacak Olympiacos maçına kalmıştı. Rakibinin 3 puan ve 1 averaj gerisinde olan kırmızılar maçı Sinama Pongolle, Neil Mellor ve Steven Gerrard’ın meşhur golüyle mağlup edip grubu 2. sırada tamamladı.

Liverpool 2. turda güçlü Alman temsilcisi Bayer Leverkusen’i iki maçta da 3-1’lik skorlarla yenerken bu iki maçta toplam 3 gol atan Luis Garcia yıldızlaşıyordu. Çeyrek finalde ise rakip İtalyan devi Juventus’tu. Anfield’da oynanan maçı Hyypia ve Luis Garcia’nın golleriyle 2-1 kazanan Liverpool, rövanşta golsüz beraberliği elde edip yarı finale yürüyordu. Yarı finalde ise karşılarına başka bir İngiliz temsilcisi Chelsea çıkmıştı. O sezonu ligde şampiyon bitirecek mavileri; Londra’da golsüz biten maçın ardından, kendi evinde Garcia’nın ünlü ‘hayalet’ golü ile geçen Liverpool, tam 20 yılın ardından Şampiyonlar Ligi finaline yükselmeyi başardı. Gerrard ve arkadaşları İstanbul’a gidiyorlardı ve rakip yıldızlar topluluğu Milan’dı.

Rüya gibi sona erecek olan finale kabus gibi bir başlangıç yapan İngilizler, ilk dakikada efsane kaptan Maldini‘nin golüyle geri düşüp, 39. ve 44. dakikalarda Crespo’ya engel olamadılar ve soyunma odasına 3-0 geride gittiler. İtalyanlar devre arasında kutlamaya başlamışlardı bile. Maç öncesinde, ‘Kupayı Maldini değil ben kaldıracağım’ diyen Steven Gerrard için ise işler yolunda değildi. İkinci yarıda ise sahada bambaşka bir Liverpool vardı. Önce 54. dakikada Riise’nin ortasına yükselen kaptan Gerrard’ın kafa golüyle umutlanan takım, 56. dakikada Smicer’in uzaktan şutu, 59. dakika da ise Alonso’nun kaçan penaltısını tamamlamasıyla birlikte skoru dengelemeyi başardı. Maçın kalanında ise Milan’ın yıldızlarını durduran Polonyalı kaleci Jerzy Dudek geceye damga vurmayı başardı ama hikaye henüz tamamlanmamıştı. Manchester’da oynanan 2003 Şampiyonlar Ligi finalinde Juventus’a karşı penaltılarla zafere uzanan Milan’ın ilk penaltısını Serginho, son penaltısını ise Shevchenko kullanmıştı ve gole çevirmişlerdi. Penaltıları yine aynı sırayla kullanan iki yıldız da bu kez ağları bulamayacaktı; Serginho’nun penaltısı üstten dışarı giderken Shevchenko ise Dudek’i geçemiyor ve Dudek gecenin kahramanı oluyordu. Ayrıca Polonyalı eldiven Andrea Pirlo’nun penaltısını da kurtarmayı başarıp hikayeyi mutlu sonla tamamlamıştı. Ve kupa kaptan Gerrard’ın ellerinde kalkacaktı. Liverpool 5. kez Avrupa’nın zirvesindeydi.

2005 Liverpool

Finali Kazandıran Oyuncular ve Teknik Adam

Jerzy Dudek: Kaleciliğe 1991 yılında ülkesi Polonya’da başladı. 1996-2001 yılları arasında Feyenoord’un kalesini başarıyla korudu ve bir lig şampiyonluğu kazandı. 2001 yılında tarihe geçeceği Liverpool kulübüne katıldı. Polonya forması altında 2002 Dünya Kupası’nda boy gösterdi. Efsaneleştiği ve takımına kupayı kazandırdığı 2005 Şampiyonlar Ligi finali dışında üç kupa zaferi kazandı. Kariyerinin son yıllarında Real Madrid’de oynadı ve genelde Casillas’ın ardında yedek kaldı. Birer kez İspanya Ligi, Kral Kupası ve İspanya Süper Kupası kazanmasının ardından 2011 yılında kariyerine nokta koydu.

Steve Finnan: Kariyerine 1993 yılında ülkesi İrlanda’nın Welling takımında başladı. 1995-98 yılları arasında Birmingham City ve Notts County formaları giydi. 1998 yılında Fulham’a transfer oldu ve yaptığı çıkışın ardından 2003 yazında Liverpool’a imza attı. 2008 yılına kadar forma giydi ve 2005 Şampiyonlar Ligi zaferi dışında da pek çok başarıda pay sahibi oldu. İngiltere’nin neredeyse tüm futbol liglerinde forma giyen Finnan, 2000 yılında ilk defa İrlanda forması giymiş ve 2002 Dünya Kupası’nda oynamıştır. Liverpool’un ardından birer sezon Espanyol ve Porstmouth formalarını da terletip kariyerini bitirmiştir.

Djimi Traore: Kariyerine 1996 yılında Fransa takımlarından Laval’de başladı. 1999-2006 yılları arasında Liverpool’da top koşturdu ve çeşitli başarılar elde etti. Liverpool macerası sonrası İngiltere ve Fransa’da çeşitli takımlarda oynadı. 2013 yılında MLS ekiplerinden Seattle Sounders’e bir senelik imza attı ve kariyerinin ilk golünü bu kulüpte atıp 2014 yılında kariyerini sonlandırdı.

Sami Hyypia: Futbolculuk yaşantısına 1989 yılında ülkesi Finlandiya’da başladı ve 1995’te Hollanda kulüplerinden Willem II takımına transfer oldu. İyi performansının ardından 2.5 milyon sterlin karşılığında 1999 yılında Liverpool formasını giydi. 2009 yılına kadar giydiği kırmızı forma altında UEFA ve İngiltere’de yılın takımlarına seçildi. Aynı zamanda sahaya birçok kez kaptan olarak çıktı ve Liverpool efsanesi olarak anılmaya başlandı. Son olarak 2009-2011 yılları arasında Bayer Leverkusen formasını giyip futbolu bıraktı.

Jamie Carragher: Liverpool tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Carragher 1988 yılında altyapısına girdiği Liverpool’da 1996-2013 yılları arasında top koşturdu. 737 maç ile kulüp tarihinin en çok forma giyen ikinci oyuncusu olan Carragher aynı zamanda İngiltere forması altında da 38 maça çıktı. 2005 Şampiyonlar Ligi zaferi dışında Liverpool’un bu dönemlerde kazandığı pek çok başarıda büyük rol oynadı ve tüm kariyerini kırmızı forma altında geçirdi.

Xabi Alonso: Futbola 2000 senesinde Real Sociedad’da başladı ve oynadığı etkili futbolla önce İspanya Milli Takımına çağrıldı, daha sonra ise Liverpool’a transfer oldu. 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde Milan’a karşı skoru eşitleyen golü atan isim oldu. Takımıyla beraber ve kişisel olarak pek çok ödül kazandı. 2009 yılında pek çok yıldızla beraber Real Madrid’e gitti ve orada da bir kez Şampiyonlar Ligi kazandı. 2014-2017 yılları arasında Bayern Münih ile Almanya’da da pek çok başarı kazandı ve futbol kariyerini sonlandırdı. FIFA ve UEFA tarafından pek çok kez yılın takımlarına seçildi ve İspanya Milli Takımı ile iki kez Avrupa bir kez de Dünya Şampiyonluğu sevinci yaşadı.

Luis Garcia: Futbol yaşantısına 1997 yılında Barcelona’da başlayan yıldız oyuncu 2004 yılında Liverpool’a katıldı 2005 yılında zafere giden yolda çok kritik gollere imza attı. 2007 yılında ise Atletico Madrid’e transfer oldu. 2 sezonluk Madrid macerasının ardından Racing Santander’e imza atan Garcia 2010 yılından itibaren Yunanistan, Meksika ve Avustralya liglerinde kariyerine devam etti ve 2016 yılında futbolu bıraktı.

John Riise: Kariyerine ülkesi Norveç’te başladı. 1998 yılında Monaco’ya transfer oldu ve buradaki 3 senelik macerasının ardından bir ikon haline geleceği Liverpool takımına katıldı. 2008 yılında takımdan ayrılana kadar pek çok başarıya katkı sağladı ve Roma’ya transfer oldu. 2011’de başka bir ada ekibi olan Fulham’a imza attı ve 3 senenin ardından Kıbrıs ekibi APOEL’e transfer oldu. Daha sonra bir sezonluk Hindistan macerası yaşayan Riise 2016 yılında ülkesine döndü ve 2017 yılında futbolu bıraktı.

Steven Gerrard: Liverpool’un efsane kaptanı Gerrard 9 senelik altyapı macerasının ardından 1998 yılında Liverpool A takımı ile ilk maçına çıktı. 2001 yılında gelen ve kimsenin beklemediği üç kupada büyük pay sahibi oldu. Liverpool ile 2003 yılına kadar kupalar kazanmaya devam ederken o yıl içinde kaptan yapıldı. 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde geri dönüşü başlatan adam oldu ve maçın oyuncusu seçildi. 2006 Federasyon Kupası finaline de damga vurmayı başaran yıldız oyuncu kişisel başarılarıyla da öne çıkmayı başardı. İngiltere Ligi’nin yanı sıra UEFA ve FIFA organizasyonlarında pek çok kez yılın takımına girmeyi başardı. 2005 yılında Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçilip FIFA Altın Top ödülü sıralamasında üçüncü sırada yer aldı. Ayrıca İngiltere formasını 112 kez giyerek en çok forma giyen 4. oyuncu konumunda bulunuyor. Milli takımı ile 3 Avrupa Şampiyonası ve 3 Dünya Kupası yaşayan Gerrard kariyerinde hiç İngiltere Ligi şampiyonluğu yaşayamadı. 2015 yılında kırmızı formaya veda ederken asla Liverpool’a karşı oynamayacağını belirtip Avrupa devlerinden gelen teklifleri reddetti ve Los Angeles Galaxy takımına transfer oldu. 1 senelik MLS macerasının ardından başarılarla dolu kariyerini sonlandırdı.

Harry Kewell: Avustralyalı yıldız oyuncu futbola Leeds United’da başladı. 7 sezonluk Leeds macerasının ardından 2003-2008 yolları arasında Liverpool forması giydi. Hücumun pek çok bölgesinde oynayabilen Kewell başarılı Liverpool macerasının ardından Galatarasaray’a transfer oldu. Türkiye macerasında bir kez Süper Kupa sevinci yaşayan oyuncu 2011 yılında ülkesi takımlarından Melbourne Victory’ye imza attı. Daha sonra bir sezonluk Katar macerası yaşayan Kewell 2013 yılında başka bir Melbourne takımı olan Melbourne Heart’a transfer oldu ve 2014 yılında futbolu bıraktı. İngiltere’de kişisel olarak bazı başarıların yanında Kewell, 2012 yılında En İyi Avustralyalı Futbolcu ödülünü kazandı ve 1996-2012 yılları arasında milli formayı 58 kez giydi.

Milan Baros: Ülkemizde de gol krallığı yaşayan Çek golcü futbola 1998 yılında Banik Ostrava kulübünde başladı.  3 sezonluk başarılı performansının ardından büyük bir sıçramayla 21 yaşında Liverpool’a transfer oldu. 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde gelen zaferin yanı sıra en büyük başarısı ise 2004 Avrupa Şampiyonası’nı gol kralı olarak tamamlayıp Çek Cumhuriyeti ile çeyrek finale yükselmesiydi. Muhteşem bir sonla biten Liverpool macerasının ardından 2005-2007 yılları arasında Aston Villa forması giydi. Daha sonra Lyon ve Porstmouth formaları altında istikrarsız sezonlar geçiren Baros, 2008 yılında Galatasaray’a transfer oldu ve 2013 yılına kadar bir lig şampiyonluğu ve bir gol krallığı yaşadı. Tekrar Banik Ostrava’ya dönen Baros, yarım sezonun ardından Antalyaspor’la anlaştı ancak sonra yine ülkesine döndü ve 2014-2017 yılları arasında sırasıyla Banik Ostrava, Mlada Boleslav ve Slovan Liberec formaları giydi. 2017 yılında 4. kez Banik Ostrava’ya transfer oldu ve futbolu burada bıraktı.

Vladimir Smicer*: Liverpool kadrosunun başka bir Çek futbolcusu olan Smicer kariyerine Slavia Prague kulübünde başladı. 1996 Avrupa Şampiyonası’nda Almanya’ya karşı finalde kaybeden Çek Cumhuriyeti takımının bir parçası olduktan sonra Fransa’nın Lens kulübüne transfer oldu. Burada kazandığı birer lig ve kupa zaferlerinin ardından 1999 yılında Liverpool forması giydi. Çeşitli başarılarda katkı sağlayan Çek futbolcu 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde oyuna sonradan dahil olup skoru 3-2’ye getiren golü attı ve bu zaferde büyük rol oynadı. Bu zaferden sonra 2 sezon Bordeaux forması giyen Smicer, kariyerinin son 2 sezonunu da Slavia Prague forması altında geçirdi ve futbolculuk yaşantısını sonlandırdı.

Dietmar Hamann*: Almanların yetiştirdiği en iyi orta sahalardan biri olan Hamann futbola 1993 yılında Bayern Münih’te başladı. Münih ile iki lig, iki kupa ve bir de UEFA Kupası zaferi yaşayan Alman yıldız 1998 yılında Newcastle United’a transfer oldu. Buradaki bir sezonun ardından Liverpool’a katıldı ve başarıyla dolu 7 sezon geçirdi. 2002 Dünya Kupası’nda Almanya forması ile finale çıkma başarısı gösterdi. Sonradan oyunda dahil olduğu 2005 Şampiyonlar Ligi finali dışında 7 kupa zaferi daha yaşadığı kırmızı formaya 2006 yılında veda etti ve Manchester City’ye imza attı ve bu forma ile geçirdiği 3 sezonun ardından futbola bir sene ara verdi. Alt lig ekiplerinden MK Dons kulübünde bir sezon olarak oyuncu-menajer olarak çalıştıktan sonra futbol yaşantısını sonlandırdı.

Djibril Cisse*: Fransız golcü kariyerine Auxerre’da başladı. 6 sezonda tam 90 gole imza attı. 2003 yılında düzenlenen Konfederasyon Kupasını kazanan Fransa kadrosunun bir parçası oldu. Bu performansla büyük kulüplerin dikkatini çekti ve 2004 yılında Liverpool’a transfer oldu. Bir Şampiyonlar Ligi bir UEFA Süper Kupa ve bir de Federasyon Kupası zaferi kazandı. 2006-2009 yılları arasında Marsilya forması giydi ve sakatlıklara rağmen zaman zaman iyi performans gösterdi. 2008 yılında Sunderland ile ligde 11 gol kaydetmesinin ardından Panathinaikos’a transfer oldu ve burada 2 sezonda tam 55 gol kaydetti. Aynı zamanda bir kez lig, bir kez de kupa zaferi yaşadı. 2011 yılında buradan ayrılan Cisse, o andan itibaren istikrar yakalayamadı ve sırasıyla Lazio, QPR, Al-Gharafa, Kuban, Bastia, St. Pierroise, Yverdon ve Vicenza formaları giydi. 2019 yılında futbolu bıraktı.

(*): Oyuna sonradan girenler

Rafael Benitez: Madrid doğumlu teknik adam 12 sezonluk ve alt liglerde geçen futbolculuk kariyerinin ardından 1993 yılında, 33 yaşındayken Real Madrid B takımının başına geçti. 1995-1999 yılları arasında Valladolid, Osasuna ve Extremadura takımlarını çalıştırdı. 2000-2001 yılında Tenerife’nin başındayken yaptığı çıkışla 2001 yılında Valencia’nın başına geçti. 3 sezonda iki lig, bir de UEFA Kupası zaferi kazandı. Bu büyük zaferleri kendisini Liverpool’a götürecekti. İlk sezonunda takımıyla mucizevi bir şekilde Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. 2007’de tekrar finale çıkmayı başarsa da bu kez gülen taraf Milan oluyordu. Liverpool ile lig şampiyonluğu yaşayamasa da 2008-2009 sezonunda ligi 2. sırada tamamladılar. Birer kez Federasyon Kupası, Community Shield ve UEFA Süper Kupa kazandıktan sonra 2010 yılında kısa bir süreliğine Inter’in başına geçti ve FIFA Dünya Kulüpler Kupası şampiyonluğu yaşadı. 2012-2013 sezonunda geçici menajer olarak geldiği Chelsea ile UEFA Avrupa Ligi zaferi yaşadı. 2013-2015 yılları arasında Napoli’yi çalıştırdı ve burada da iki kupa kazanmayı başardı. 2015-2016 sezonunda Real Madrid’i kısa bir süre çalıştırdıktan sonra Newcastle United’ın başına geçti ve takımı Premier League’e çıkardı. 2019 yılında Çin Ligi ekiplerinden Dalian takımının başına geçti ve 2021 yılında buradan ayrıldı. Başarılı teknik adam 2002 yılında İspanya’da, 2004 ve 2005 yıllarında ise Avrupa’da yılın menajeri seçildi.

2005 Liverpool
Traore-Alonso-Hyypia-Dudek-Carragher-Kewell
Finnan-Baros-Garcia-Gerrard-Riise

Maçın kahramanlarının ve futbol efsanelerinin maç hakkındaki görüşleri;

Diego Maradona: 1970 Brezilya takımı bile bu Milan’a karşı geri dönüş yapamazdı. İngilizler bize mucizelerin gerçek olduğunu gösterdi. Liverpool bize futbolun en güzel spor olduğunu kanıtladı.

Franz Beckenbauer: Liverpool bize mücadele ruhu ve tutkusuyla neler başarılabileceğini gösterdi. Büyük övgüleri hak eden müthiş bir geri dönüş ve sanırım daha iyisi yapılmazdı. Bunu tamamen hak ettiler.

Johan Cruyff: Avrupa da You’ll Never Walk Alone gibi bir marşı olan başka bir kulüp yok. Dünyada taraftarıyla böylesine iç içe başka bir kulüp yok. Liverpool taraftarlarını izledim ve tüylerimi diken diken etmeyi başardılar. 40 bin kişi omuz omuzaydı ve takımın arkasında tek bir güç olarak toplandı. İşte bu yüzden Liverpool’a hayranım.

Andriy Shevchenko: Açıklama yapmak zor. Sanırım kupayı Liverpool’a kazandıran kaderin kendisi. Milan’a karşı 3-0’dan dönmeyi düşünmek bile çok zor ama onlar cesaretlerini ve umutlarını hiç kaybetmediler. Onların Chelsea ve Juventus’u nasıl elediklerini gördük ve hiç hafife almadık. Ancak sonuçta yenilgiyi kabul etmeliyiz.

Jamie Carragher: Dudek’in Shevchenko’ya karşı kurtardığı pozisyon inanılmazdı. Ben sadece ağların sarsılmasını ve maçın bitmesini bekliyordum. O an buna inanamadım ve kazanacağımızı hissettim. Sanırım bu gece tarihe geçtik ve insanlar 20-30 yıl boyunca bu maçı konuşmaya devam edecekler.

Paolo Maldini: Çok ilginç ve açıklaması zor bir olay. Tabii ki de büyük bir hayal kırıklığı. Kariyerimin en büyük hayal kırıklığı olabilir. Ne kadar zor da olsa bunu kabul etmeliyiz.

Steven Gerrard: Favori olan taraf rakibimizdi ancak şuan kupayı kaldırıyorum. Bu işin sonuna kadar gidebileceğimizi hiç düşünmemiştim. Soyunma odasında geri dönüşün imkansız olduğunu ve maç sonunda ağlayacağımı düşünüyordum ancak sonuna kadar savaşmaya devam ettik.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

You’ll Never Walk Alone Gerrard

Milan’ın Üç Portakalı: Van Basten, Riijkaard, Gullit

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More