Ufak Tefek Saplantılar

Totem yapmak nedir?

“İşin temelinde günümüz insanının ‘egoizmi’ yatıyor” demek yanlış bir tutum değil aslında. Her olayın merkezinde olmak, her olaydan kendine pay çıkarmak, her olayda bir şekilde kendini tatmin etmek günümüz insanının en temel özelliklerinden biri.”

Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla çok daha fazla insana ulaşan “totem yapmak” eylemi, en basit tabiriyle bir kıyafeti, hareketi, uğraşı ya da şarkıyı uğurlu sayıp şans beklenen noktalarda onlara başvurulması olarak tanımlanabilir. Ülkede bilinen ilk örneği, bindiği dolmuşta “aynı koşullar sağlanırsa” oynadığı altılıyı tutturan rahmetli Kemal Sunal’ın filmidir. Hani şu “Şiki Şiki Baba kaseti” aradıkları film yok mu, işte o. Bir altılı uğruna, Kemal Sunal’ın çalışma ortamı aynen oluşturuluyor ve bütün koşullar sağlanana kadar da kupon tutmuyordu.

Kemal Sunal’ın filmi kadar büyük çaplı olmasa da her insan totem yapıyor. Futbol maçlarıyla alakalı totem yapmanın temelindeyse insanın sayısız ihtimal arasından kendi yaptığının işe yaradığını düşünmesi yatıyor. Yani düşünsenize, aynı anda binlerce insan totem yapıyor ve maç kazanıldığında hepsi kendi totemlerini kıymetli buluyor. Kişi işin temelinde, uğruna hayatını adadığı takımına fiziksel olarak yardımı dokunamadığı için böyle manevi bir çabaya girişiyor. Galibiyette, şampiyonlukta ya da güzel oyunda kendisinin de payı olduğu düşüncesiyle gelen iç huzur sayesinde hayatına daha güleç devam edebiliyor.

“İşin temelinde günümüz insanının ‘egoizmi’ yatıyor” demek yanlış bir tutum değil aslında. Her olayın merkezinde olmak, her olaydan kendine pay çıkarmak, her olayda bir şekilde kendini tatmin etmek günümüz insanının en temel özelliklerinden biri. Bunu her alanda görmek mümkün. Çok uzağa gitmeye de gerek yok. Sokakta, otobüste, okulda, stadyumda her bir birey kendi iç dünyasında içerisinde bulunduğu üretim çarkından kaynaklanan pek çok soruna sahip olduğu için attığı ya da atacağı her adımı kendisine yararı olacak mı diye düşünerek atıyor. Çünkü çalışma şartları, çalıştığı süre karşılığında aldığı paranın yetersizliği, paranın yetersizliği sebebiyle oluşan alım gücü düşüklüğü insanı başkaları için değil kendisi için yaşamaya itiyor ve günümüz koşulları egoist bir insan yaratıyor. İşte bu egoist kişilik, futbol maçını izlerken de totem yaparak kendisini en azından çok sevdiği takımının galibiyetinde pay sahibi hissederek mutluluğa ulaşmayı amaçlıyor. Bu egoist bireylerin totemlerinin saplantıya dönüşmesi ise, arka arkaya aynı totemin “uğur getirmesiyle” başlıyor.

Zaten hayatın keşmekeşi içerisinde kaçacak yer bulamayan insanların çok fazla sığınak noktası olmuyor. Stadyumlar, basketbol salonları, sinema, tiyatro, konser gibi alanlara gidip stres atmak ve rahatlamak insanların belki de tek kaçış noktası. Çünkü iş hayatı, ülke gündemi, ikili ilişkiler tamamen kaosa dönüşmüş durumda. İşte bütün bunların arasında çok sevdiği takımının maçını izlerken sağ elinde “market poşeti” tuttuğunu fark eden taraftar, takımı kazandığı takdirde bunu diğer maçlarda da yapmaya başlıyor. Bir, iki, üç, beş… Sonra olur da maçı stadyumda, kafede, başka bir evde izlemek zorunda kalır, o poşeti tutamaz ve takımı istenmeyen bir sonuç alırsa… Hayırlı olsun, nur topu gibi bir saplantınız var.

Pek çok totem gördüm ve yaptım. Çok tuhaf olanları da gördüm, çok sıradan olanları da. Şunu net olarak ifade edebilirim ki saplantı haline gelen pek çok alışkanlık var totem konusunda. Aynı tişörtü giymek, aynı şekilde oturmak, aynı mekanda maç izlemek ya da hiç izlememek gibi yaz yaz bitmeyecek bir liste söz konusu.

İşin saplantı boyutuna dönüşmüş olmasının, hayatı etkilemiyorsa, bir kusuru yok aslında. Tamamen takımı kazansın diye yapılmış, hiçbir kötü amacı olmayan sevimli bir totem işi sanıyorum kimseye zarar vermez. İnsanların en başta taptığı heykellere verilen isim olan, bizdeyse bahsettiğimiz gibi takımı, işi, aşkı vs. için uğur getirdiğine inandığı eylemi tekrarlamak olarak hayat bulan totem yapmak, futbol sezonunun da sonlarına yaklaştığımız şu günlerde daha sık karşımıza çıkmakta. Totem yapmanın bir saplantıya dönüşmüş olması, dinsel bir geçmişe sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir mi bilinmez.

Günümüzde pek çok insanın kendine özgü uğurları var. Tüm bunları hayatının bir parçası yapmak veya yapmadan duramamak ise işin saplantı boyutu oluyor. Yapılan işte illaki bizim de payımız bulunsun istediğimiz için totem yapıp o işin bir parçası olmaya çalışıyoruz. Olayın normal akışına bir şekilde etki edemeyince bunu manevi yönden halletmeyi amaçlıyoruz. Unutmamamız gereken yegâne şey, işin saplantı boyutuna dönüşmemesi ve hayatı etkilememesi, bu kadar basit.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More