Tamamen İzmir’e ait bir hikaye; 35 Buçuk

Punta ( Alsancak ) ne kadar İzmir tarihi içerisindeyse Kordelya ( Karşıyaka ) ‘da İzmir’e aittir. 35,5 Kafsinkaf’ın hikayesi de içinde İzmir geçen tamamen İzmir’e ait romantik ve maceralı bir hikayedir…

Kurtuluş Savaşı’nın başladığı ve bittiği yerdir İzmir. Sadece Cumhuriyet dönemi değil Anadolu’nun kadim tarihinde önemli bir yeri vardır. İlk yerleşimler kurulmaya başlandığından itibaren, İzmir her zaman farklı kültürlerin, farklı seslerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir yer olmuştur. Hala daha da öyledir. Coğrafi şekil olarak ters c olarak betimleyebileceğimiz bu şehir, her metrekaresiyle kendine has bir havası olan ayrılmaz bir bütündür. Alsancak’tan bakıldığında körfezin diğer yakası olan Karşıyaka’da bu şehrin bir parçasıdır. Karşıyaka, İzmir tarihinin spor, ticaret, kültür, siyaset ve ekonomik alanında vazgeçilmez bir parçasıdır. Hatta en önemli parçalarından biridir.

Karşıyaka, eski adıyla Kordelya’nın İzmir tarihinde çok önemli bir yeri vardır.

 İzmir’in tamamen Türklerden oluşan ilk spor kulübü de ( İzmir’de daha önce kurulmuş başka takımlarda vardır ancak kadrosu tamamen Türklerden oluşan ilk takım Karşıyaka’dır.) Karşıyaka’da kurulmuştur. Batının bir parçası olan toplumların her zaman özel bir yeri olan İzmir’de, Karşıyaka’nın kuruluşu Türklerinde yılların arka planda bırakılışının ardında, kimseden bir farkı olmadığının göstergesinin bir ürünüydü. 1912’de Türklerin modern dünyaya başkaldırı ve uyum sağlama çabasının sonucudur bu kulüp. Kulübün resmi sitesinde, kulübün kurucularından biri olan Kadızade Zühtü Bey’in anılarından nakledilen kuruluş hikayesi de bu çabaya kanıt olmaktadır;

“Memleket bizimdi fakat hakim olan Türklerden başkalarıydı. Ticareti, sanayi her şeyi Türk’ten başkaları için bir nimetti. Hürriyet ilanı ile “Türküz” diye övünmek ihtiyacını yavaş yavaş duymaya başladık, her sahada duyulan bu ihtiyaçlar bizi sporda örgütlemeye itti.”

Böylece bir zeytin ağacının altında oturan 10-15 Türk genci tarafından kurulan Karşıyaka Spor Kulübü, eski Türkçe kısaltmasıyla Kafsinkaf’ın hikayesi başlamış oldu. Doğma büyüme İzmirli ve Karşıyakalı olan şair Attila İlhan neden Türkçe fonetiğe ters olan Kafsinkaf kelimesinin taraftarda karşılık bulduğunu irdelemişti. Bulduğu sonuç Karşıyaka’nın meydan okuyuşunun bir göstergesi oldu.

“KSK eskilikte Galatasaray’ın İzmir’deki muadili (1912), işin ilginç yanı o da İzmir’deki ecnebi ve ekalliyet takımlarına özenilerek tesis edilmiş; fakat ilkinin aksine, İzmir’dekilerin teşci bağırışı alafranga değil; Onlar alaturkayı seçiyor; “ya ya ya şa şa şa demiyorlar ama Osmanlı alfabesine dayanarak, günümüzde bile geçerli olan bağırışı buluyorlar: kaf kaf kaf sin sin sin”

Karşıyaka geçmişini sahiplenen, Türkiye’nin en köklü takımlarından biridir. Kafsinkaf sözcüğü Attila İlhan’ın naklettiğinden günümüze kadar aynı şevk ve aşkla söylenen bir slogandır. Bu 1950’lerde de böyleydi, 2015 yılında Karşıyaka Basketbol Takımı Türkiye Basketbol Liginde şampiyon olurken de. Gazete manşetleri netti, Kafsinkaf şampiyon olmuştu…

Armasındaki yeşili Müslümanlıktan, kırmızıyı ise Türklükten alan Kafsinkaf, Türk sporunda geçmişten geleceğe giden köklü kulüplerden bir tanesi…

Tabii ki her kökün güç aldığı bir hayat kaynağı vardır. Karşıyaka’nın da taraftarı Kafsinkaf’ın hayat kaynağıdır. Türkiye’nin en çok tanınan ve tarihi, tuttukları takım gibi en eskilere dayanan taraftar gruplarından biri olan Karşıyaka Çarşı, adını bulundukları mekandan alır. Karşıyaka Çarşısı kahvecileri, sakatatçıları, dönercileri, pubları ve ne ararsanız bulabileceğiniz dükkanlarıyla İstanbul İstiklal Caddesi konseptinin İzmir’deki yorumu gibidir.

Karşıyaka Çarşı taraftar grubu örgütleniş, söylem ve sloganlarda yaratıcılık olarak adaşı Beşiktaş Çarşısına benzese de aralarında bir karşılaştırma yaparsak iki büyük taraftar grubuna ayıp etmiş oluruz. Sonuçta ikisi de semt kültürüne sahip taraftar gruplarıdır. Daha popüler ya da reyting sahibi olmak bir taraftar grubunu ya da bir futbol takımını büyük yapmaz ama semt takımı olmak ve semt kültürüne sahip bir taraftar grubu olmak yapar. Zira semt takımı taraftarıyla iç içedir. Takımın tarihi o semtin sokaklarında yatar, o semtin sahibi olan taraftarlarla var olur. Eğer gitme şansı bulamadıysanız ve bir gün yolunuz düşerse İzmir’in en güzel yerlerinden Karşıyaka’da tur atarken istisnasız her dükkanda tek bir arma göreceksiniz. Kafsinkaf’ın armasını… Futbolla fazla haşır neşir olmayan insanlar bile mekanın sahibi Karşıyaka’nın varlığını hissedilebilir. Taraftarın mekanı olarak Alaybey’den hatta Bayraklı’dan başlayarak Şemikler, Atakent ve Çiğli’ye kadar uzanan geniş bir alandan söz edebiliriz.

Futbol, basketbol, voleybol, hentbol maçları gibi, Karşıyaka armasının olduğu her yere koşan bu taraftar grubunun resmi kuruluş tarihi – her ne kadar 1960’lara kadar dayansa da – 1987’dir.  Bu tarihin Kafsinkaf tarihinde önemli bir yeri vardır. Zira Karşıyaka spor tarihinin altın devri varsa o da 1986-1987 sezonudur. 1987 yılında futbolda Karşıyaka 2.ligde şampiyon olarak Süper Lige – o zaman ki adıyla 1.Lige – yükselme başarısı göstermiştir. Aynı sene basketbol liginde de şampiyon olarak tarihi bir başarıya imza atmıştır Karşıyaka.

Karşıyaka Çarşı grubu da Kafsinkaf’ın altın çağında kurulmuş ancak sonraki süreçlerde başarıdan çok başarısızlık görmüş cefakar bir taraftar grubu olmuştur. Karşıya Çarşı’nın sevgisi başarılardan şampiyonluklardan gelmez, aksine semtine olan bağlılıktan gelir. Kafsinkaf ve Karşıyaka semti bir bütündür ve tüm başarısızlıklar, yaşanan hikayeler bu sevdaya dahildir. Burada da bir nevi adaşı Beşiktaş Çarşısı’na benzer Karşıyaka Çarşı taraftarı. Kulübün tarihi ve taraftar sadakatini göz önüne alırsak acı onların zaferidir dersek yanlış olmaz. Altın Çağın hemen ardından kurulduktan sonra o dönemden beri her başarıda başarısızlıkta armanın peşindedir Karşıyaka Çarşı grubu. Alt lige düşerken desteklerken de varlardır, Karşıyaka’nın aleyhine konuşulduğu için İzmir’in o dönem ki yerel kanalı Ege Tv’yi canlı yayında basarak futbol-tribün ve televizyon tarihinin en kült olaylarından birine imza atarken de oradadırlar.

Karşıyaka taraftarının EGE TV baskını Türkiye televizyon ve tribün tarihinin en kült olaylarından biridir.

Bu büyük karşılıksız aşkın karşısında bir de “karşıtı” olmalıydı elbette. Kafsinkaf’ın karşıtı ise ondan 13 sene sonra kurulan, adını Karşıyaka’nın tam karşı yakasında konumlandırmış semtten alan, İzmir’in bir diğer köklü ve güzide takımı Göztepe’dir. Göztepe- Karşıyaka derbisi Üç Büyüklerde dahil olmak üzere diğer hiçbir derbiye benzemez. Sadece maç günleri değil, her gün bu rekabet bakidir. Hala karşılıklı semtlerde bir diğerinin aleyhine slogan atmak çokta güvenli bir davranış biçimi değildir. İki semt arasındaki husumet tüm şehre sirayet etmiştir.

 

Diğer taraftan bu rekabeti sadece şiddet olaylarıyla bir tutarak iki büyük takımın taraftarına da, İzmir’in kent kültürüne de haksızlık edilmiş olur. Zira Kafsinkaf – Göz Göz rekabeti sıradanlığın çok ayrı boyutlarındadır. Tribünde küfürlü pankart açılmanın yasaklandığı hafta barkodlu küfürlü pankart açma fikri bu rekabette çıkmıştır. Göztepe amatöre düştüğünde rakibi için lokma döktüren Karşıyakalılar ilginç bir mizah üretmişlerdir.(Bu sezon KSK’nin 3.lige düşmesiyle Göztepelilerde aynı karşılığı vermek için beklemektedirler.)Birbirlerine karşı yaptıkları şarkılar ve sloganlar zeka,mizah ve espri doludur, her ne kadar çoğu küfürlü olsa da  – ki bence küfür Türk toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğundan dışlanmasına da açıkçası karşıyım- dinleyeni gülümseten, yetenekli ellerin elinden çıkmış ürünlerdir. 16 Mayıs 1981 tarihinde İzmir Atatürk Stadı’nda oynanan maç ise rekabeti uluslararası boyutlara çekmiştir. Stadyumda 80 bin kişinin izlediği maç 36 sene sonra bile hala kırılamayan 2.ligde en fazla biletli seyircinin izlediği maç olarak dünya rekoru kırmıştır. Bu bilgiyi vermişken söz konusu alandaki bir önceki dünya rekorunun 15 Ağustos 1973’te 1860 Münih- FC Augsburg arasındaki Münih Olimpiyat Stadındaki maç olduğunu belirtelim.

Kafkaf – Göz Göz rekabeti bir dünya rekoru getirmiştir.

Kafsinkaf – Göz Göz arasındaki ilişki sadece rekabet alanında yoktur elbet. Racon olarak hayatını kaybeden tribün lideri olduğunda cenazesine rakip tribünden temsilcilerde giderler veya bağış toplama, bir hastalıkla mücadele etme gibi konularda da toplumdaki yaptırım güçlerinden dolayı bir arada hareket ederler. Gezi Olaylarında da iki takımın tribününün bazı fraksiyonları ortak hareket etmişlerdir.

Karşıyaka ve Göztepe için salt bir düşmanlıktan söz etmek güçtür. İki tarafta gerektiği zaman şehir için, toplum için ya da kulüpleri için bir araya gelebilen taraftar gruplarıdır.

Karşıyaka taraftarının semtine olan bağlılığı, onu İzmir’den başka kefeye koyacak kadar derindir. Şehirde “Biz Karşıyakalıyız” kimliği vardır. 35,5 söylemi de buradan gelmektedir. Tam karşıtı Göztepe ise “Tam 35” sloganında kendini rakibinin karşısında konumlandırır. Bu ayrışma kimlik tanımında kendini gösteren hiçbir siyasi mesaj içermeyen pozisyondadır. Zira Punta ( Alsancak) ne kadar İzmir tarihi içerisindeyse Kordelya ( Karşıyaka)‘da İzmir’e aittir. 35,5 Kafsinkaf’ın hikayesi de içinde İzmir geçen tamamen İzmir’e ait romantik ve maceralı bir hikayedir.