Şampiyonlar Ligi D Grubu’na Bakış

Şampiyonlar Ligi’ne katılım süreci değiştikten sonra her yıl yaşanan bir durum, birinci torbadan gelecek kolay takım. Ancak bu sezon, çok uzun zamandır bu arenaya katılamayan Lokomotif Moskova’nın Rusya Premier Ligi Şampiyonu ünvanını kazanmasıyla ilk defa birinci torbada bu kadar zayıf bir takım görülüyor. Öyle ki Moskova temsilcisinin UEFA Kulüp Sıralaması’ndaki puanı, ikinci torbadan gelen Porto’nun üçte biri kadar. Hatta turnuvaya dördüncü torbadan katılan Galatasaray’ın bile gerisinde. Genel olarak baktığımızda ise temsilcimiz Galatasaray’ın hem avantaj hem de dezavantaj olarak kullanabileceği bir durum söz konusu, denge.

Şampiyonlar Ligi’nde eğer grup birinciliğini hedeflemiyorsanız o grupta bir tane, kimsenin ondan puan alamayacağı, süpürücü bir takıma ihtiyaç duyarsınız. Böylelikle ikincilik mücadelesi içerisindeki diğer rakiplerinizi tamamen sizinle oynayacakları maçlara mahkum eder ve kendi göbeğinizi kendiniz kesersiniz. Ancak bu sezon ki D Grubu’nda öyle bir denge söz konusu ki, herkes herkesi yenebilir durumu var. Böyle bir grupta ikinciliği hedeflemek işi şansa bırakmak demek olabilir. Bu grupta herhangi bir takımın grubu lider tamamlaması ile grup sonuncusu olması aşağı yukarı aynı ihtimale sahip ve böyle bir durum oluşması kimseyi şaşırtmayacaktır.

 

Lokomotif Moskova

Geçen sezon elde ettikleri şampiyonluk kimseyi yanıltmamalı. Fernandes’in ve Farfan’ın ekstranın da ekstrası performansları ve Miranchuk kardeşlerin yeteneği onları şampiyon yapmaya yetti ancak kapasitelerini fazla zorladılar. O zorlamanın sonucunda da bu sezona çok kötü başladılar. Galibiyet almakta, hatta gol atmakta bile zorlanan bir yapıları var. Güçlü ve oyun içinde 5-4-1’e dönen defans hattı sayesinde fazla gol yemeyeceklerdir bu sezon Rusya Premier Ligi’nde ancak Şampiyonlar Ligi için aynı şeyi söylemek güç zira üç rakibi de süratli oyunculara sahip takımlar. Orta sahada teknik ve oyun bilgisi yüksek oyunculara sahip oldukları için topu ikinci bölgede tutma işini seven bir takım Lokomotif. Ancak hücumda henüz uyum sağlayamamış bir Smolov ve eski günlerinden eser kalmamış bir Farfan ile gol aradıklarını da eklemek lazım. Yani orta sahada üstünlük kurduğunuz anda ne yaptığını yapacağını bilmeyen bir havaya bürünüyorlar ki bu durumda gol bulmak, galibiyet almak zor değil Moskova temsilcisi karşısında. Nitekim ilk hafta mücadelelerinde Galatasaray’ın 3-0 gibi temiz bir galibiyet alması da bundan kaynaklı. Galatasaray orta sahayı kazandığı her an gol pozisyonlarına girdi, üstünlük kurdu. Sonucunda goller de buldu dahasını da değerlendiremedi.

Grubun birinci torbadan gelen dördüncü torba takımı kıvamındalar ve muhtemelen de grubu sonuncu tamamlayacaklardır. Eğer diğer üç rakibin arasından bir takım sıyrılamaz ve birbirleriyle karşılıklı puan kayıpları yaşarlarsa UEFA Avrupa Ligi’ne devam etme şansları var ancak daha fazlasını kendilerinden beklemek mucize olur.

 

FC Porto

30-40 milyon euro bedelle satılan oyuncuların “pahalı” sayıldığı dönemlerde yaptıkları satışlarla futbol piyasasının gerçek zenginlerindendi, Portekiz Ligi’ndeki ezeli rakipleriyle beraber. Hatta yıllarca ülkemizde de imrenilen bir model oldu Porto Modeli. Ancak Porto hiçbir zaman seviye atlamak istemedi, çıtayı sabit tuttu. Avrupa büyüklerinin de Güney Amerika pazarına girmesi, 17 yaşındaki futbolculara yatırım yapması ve transfer piyasasının artık üç haneli milyonlarla dönüyor olması sonrası döviz kuru karşısında zayıflayan Türk Lirası gibi eridi Porto. Bir süredir yüksek bedelli satış yapamıyorlar ve duruma uyanan Güney Amerika kulüplerini genç yıldızlarını 3-5 milyon euro gibi rakamlara satmaya ikna edemiyorlar. Bu da zamanla ama hızlı bir şekilde zayıflamalarına yol açtı. Sezon başında çok önemli birkaç oyuncusunu elden çıkarsa da yerini dolduramayan Porto, bu bölgelere altyapıdan takviyeler yapmak durumunda kaldı. Brahimi ve Marega’nın takım içinde bilinen transfer durumları, Guimaraes hezimeti bu yıla daha sezon başında limon sıkan durumlar. Schalke 04 ile oynadıkları ilk hafta maçına baktığımız zaman sahaya 4-3-3 ile yerleştiğini görüyoruz. Genellikle kullandıkları sistem de bu. İki hücumcu bek oyunun ofansif yönünde skora direkt katkı verebilecek oyuncular olmasına rağmen işin savunma kısmında Nagatomo – Mariano ikilisi kadar etkili değiller. Orta üçlü ise teknik oyunculardan oluşuyor. Danilo işin defansif kısmını üstlenirken Herrera geçişleri sağlamakla sorumlu. Üçüncü oyuncu ise ya Oliver Torres ya da Otavio olacaktır ki ikisi de oyunun sadece ofansif kısmını oynayan oyuncular. Orta saha oyuncuları son derece teknik oyuncular olmalarına rağmen baskılı ve fiziksel oyunda kaybolabiliyorlar. Takımın kilit oyuncusu Brahimi ise bir türlü bir üst basamağa geçemeyen bir Porto oyuncusu. İyi gününde resital sunabilir ancak doğru savunma anlayışı ile kilitlemek imkansız değil. Porto’nun en çok güvendiği konu takımın teknik kapasitesi. Topa sahip olabilirseniz galibiyete yakın taraf olursunuz. Özellikle de eski Galatasaraylı Telles’e orta açma imkanı vermediğiniz zaman Aboubakar ve Marega gibi silahları da etkisiz hale getirebiliyorsunuz.

 

Schalke 04

Grubun Almanya’da ikamet eden İtalyan takımı. Birkaç sezon önce Tevezli, Pogbalı Juventus’un oynadığına benzer bir yapıyla oynuyorlar. Genel olarak sahaya üçlü savunmayla çıkıp, orta sahanın öndeki ikilisini rakibi yıldırmak için kullanıyorlar. Porto maçında Mckennie ve Suat Serdar’ın toplam 28 isabetli pasla oynamaları ve topla

mda 66 kez ikili mücadeleye girmeleri bunu gösteriyor. Bu ikilinin arkasında yer alan Bentaleb ise regista rolüyle geriden oyun kurmakla sorumlu. Geride sürekli olarak boş alan bulan ve topu yüzü dönük bir şekilde ayağına alan oyuncu olabildiğince hızlı bir şekilde oyunu yönlendirebiliyor. Schalke’yi izlerken “Top mu oynuyor bunlar?” demek çok olası zira ilk amaçları oynamak değil, oynatmamak. Ben topu bir şekilde kazanayım zaten ilerde Embolo var, olmadı Cagligiuri taşır Uth vurur şeklinde bir düşünceye sahip oldukları izlenimi uyandırıyorlar izlerken. Zaten üç stoper, ikisi top kazanmakla sorumlu üç orta saha oyuncusuyla oynamaları orta alanı ne kadar önemsediklerini gösteriyor. Galatasaray’ın Schalke’ye karşı yapması gereken orta saha mücadelesini kesinlikle kaybetmemek ve kanat hücumlarını doğru kullanmak olmalı. Lokomotif Moskova oyun içinde üçlüye döndüğünde Galatasaray’ın nasıl kilitlendiğini hatırlatmakta fayda var. Badou’nun cezasını tamamlayacağını ve oyunda olmasının ne kadar kilit olduğunu da vurgulamak lazım. Donk veya Fernando tek başına Serdar ve Mckennie ile başa çıkmakta zorlanacaktır, iki oyuncuyu sahaya sürmek ise ofansif olarak takımın zayıflaması demek. Badou’yu Donk – Fernando’dan biriyle kombinleyerek sahaya sürmek ise yapılabilecek en doğru hamle olur.