Monaco’yu Şahlandıran Adam: Monaco Çarı Vadim Vasilyev

Bir adam, sonradan görme bir başkanın takımına nasıl geçmişini hatırlatabilir?

Kulübün akıbeti, Aralık 2011’de Petrol Milyarderi Dmitry Rybolovlev’in kızı Ekaterina’nın Monako şehrinin Fontvieille bölgesinde olan Monegasque derneğine üye olmasıyla değişir. Rus zengin Rybolovlev, kızının Monte Carlo sosyetesine girme amacından başka bir gayesi olmayan bu hamlesi üzerine, bizzat AS Monaco FC takımının hisselerinden pay alır. Amaç, zamanla orada yerleşik olmak elbette.

Grimaldi House ve Monako prensi Albert’in onayıyla birlikte çapraz parçalı formalı takımın satışına yönelik ilk hamle de böylece gerçekleşmiş oluyordu. (Grimaldi House, UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi kuraları ve ödül törenlerinin de yapıldığı Grimaldi Forum’un da bulunduğu büyükçe bir saray)

Bu satış işlemlerinin resmiyete döküldüğü yıl olan 2012’de Rybolovlev, ikinci ligde bulunan takımına hatrı sayılır bir sermaye dökmek üzere kolları sıvar. Ancak bir hisse senedi sahibi olarak bunu o dönemin FFF (Fransa Futbol Federasyonu) kuruluna yediremez. Haliyle sermaye akışının başladığı tarihten itibaren 1 takvim yılı içerisinde başkan olması gerekmektedir.

Elbette bu zengin iş adamı için pek de zor olmayacaktır. Nitekim 2012 Aralık ayında AS Monaco FC kulübünün başkanı olarak seçilir. Değişim de hemen etkisini gösterdi ve Monaco, ikinci ligdeki ikinci sezonunu lider tamamlayarak ait olduğu yere, Ligue 1’e yükseldi.

Başkan için esas vitrin zamanı da bu zaman başladı işte. Yaklaşık 174 milyon Euro’luk bir fon akışının ikinci etabı da mayıs 2013 gibi bitince ve akabinde transfer sezonunun start alması yakın olunca ilk çilekler bu zamana denk geldi. FC Porto’nun üç yıldızı Radamel Falcao, James Rodríguez ve João Moutinho 2013 yazında AS Monaco FC ile sözleşme imzalayınca büyük bir sükse yaptılar. Öyle ki, aynı dönemde Barcelona ve Real Madrid’e transfer olan Neymar ve Gareth Bale ile beraber yaz ayının en dikkat çekici hamleleri olarak gösterildiler(bu üç oyuncunun toplam maliyeti 146 milyon Pound olarak gözüküyor). Bu transferlerden sonra Jérémy Toulalan, Ricardo Carvalho ve Éric Abidal de takımın diğer dikkat çeken hamleleri oldular.

Oldular olmasına da, Financial Fair Play çerçevesine uymayan Monaco’nun akıbeti merak konusuydu. Zira kulübün bulunduğu ülke esasen resmiyette bir devlet olarak gözüküyordu, fakat oynadığı lig Fransa Ligue 1 olunca bu FFP kuralları çerçevesinde ayrıcalıklı bir statü elde etmiş oldu. UEFA’nın FFP kurallarından bu özel statü ile sıyrılan Monaco’nun ise bir başka derdi, bu sefer oynadığı lig statüsünün UEFA’ya bağlı olmasından dolayı tekrar bir sıkıntı çıkarmış oldu. Yani bu FFP’den kurtuluş yoktu. Başkan Rybolovlev ve kurmayları, Monako’nun verginin olmadığı bir ülke olmasından dolayı, oyuncular için de ülkeye ve UEFA’ya ayrıca bir vergi vermesinin yanlış bir tutum olacağından bahsettiler. Böyle düşünmeleri çok normaldi aslında, sonuçta vergiden kaçınmak usulsüzlük değildi. Bir de Fransa’da futbolcu vergilerinin yaklaşık %45 olduğunu da düşünürsek, bir oyuncu için verilen maaşın yarısı kadar da bir vergi borcu çıkacak olması, ekstra bir külfet oluşturacaktı. Fakat başkan, bütün bunların UEFA ve akabinde CAS’tan geçmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, LFP ile diğer vergiden muaf tutulmasını da sağlayacak olan 50 milyon Euro’luk bir vergi ödemesi yaptı. İlk sezonundaki FFP kıskacından kaçınsa da, sonraki seneler için bu iyi niyet göstergesi de işe yaramamıştı. Zira UEFA, kendi standartlarını yakalaması adına FFP çerçevesine dâhil etti bu takımı da. Rybolovlev de yaptığı 50 milyon Euro’luk tabiri caizse ‘bağış’ı geri almak adına çeşitli davalar açtı. Nitekim gönüllülük adına yapılan bu ödemeyi geri alamadı. Böylece lale devri sona ermiş oldu. Bu süreç devam ederken AS Monaco boş durmadı tabi. Dimitar Berbatov, Lacina Traore, Bernardo Silva ve Geoffrey Kondogbia’yı da yine büyük meblağlar ödeyerek takıma dahil ettiler. Fakat bu sükseli transferler yine de Arap sermayesi ürünü Paris Saint-Germain’i durdurmaya yetmedi. 2013-2014 sezonunu ikinci tamamladılar. Yine de tedbirli olmak adına da James Rodríguez, Radamel Falcao, Emmanuel Rivière de yüksek rakamlara başka takımlara gönderildiler. Zira bu satış, Monaco’nun FFP çerçevesi altında herhangi bir men yememe durumu adına mali tabloyu toparlama hamleleriydiler.

Bütün bunlardan sonra da duraklama dönemine girilmiş oldu.

2014-2015 sezonunu altıncı sırada tamamlayan takım, Şampiyonlar Ligi’nde de çeyrek final gördü. Juventus ile oynadıkları ilk maç 0-0, deplasmandaki maç ise 1-0 yenilgi ile sonuçlanınca veda ettiler Devler Ligi’ne. İşte bu noktadan sonra Vasilyev’in sahnesi başlayacaktı.

Aslında 2013 Ocak ayında fiilen görevine başlasa da, pek de bir başarı göstermiş sayamayız Rus yöneticiyi. Zira 2015 yazına dek elle tutulup, gözle görülür bir başarısı yoktu bireysel anlamda. Yalnızca yüksek bedeller ile satılan oyuncular vardı ki bu transferler esnasında aktif rol oynamamıştı. Elbette bunları da göz ardı edemeyiz, fakat onun göreve gelmesinin başlıca amacı, kulübün bu mali kıskaçtan kurtarılmasıydı.

Vasilyev, Monako prensliği ile mali durumu üzerinde AS Monaco ve futbol federasyonu profesyonelleri (LFP) arasındaki uzun süren çatışmanın çözümünde kritik bir rol oynadı. Anlaşmazlık, nihayet Temmuz 2015’te çözüldü. Anlaşmazlık sırasında Vasilyev, Fransız futbolunda birlik mesajı yayınlamış ve Monaco’nun, Fransa’daki yeri açısından önemli olduğunu ve ligin uluslararası çapta gelişmesine yardımcı olacak hamleler gerçekleştireceği konusunda bazı teminatlar verdi. O sırada “Fransa futbolunun AS Monaco FC’den fayda sağlaması önemli” diyerek, aslında aba altından sopa gösteriyor, Monaco’nun yaptığı ve yapacağı hamleleri bir dizi açıklama gayretine de giriyordu. Zira Monaco, UEFA açısından hem statü, hem de kulüp anlamında Fransa’ya ve Ligue 1’e çokça yardımları olmuş bir ekoldü. Bütün bunların yanı sıra, futbolda açık bir transfer stratejisi izlemesine imkân tanıyan önemli bir adım olan Financial Fair Play Regulations (finansal fair play düzenlemeleri) konusunda UEFA ile kulüp arasında anlaşmaya vardı. Yani o malum vergi meselesi. Sonunda o konu da başarıyla tamamlandı. Monaco, 13,1 milyon Euro’luk bir ödeme ile şaibe altındaki o fahiş transferlerin diyetini ödemiş oldu.

Bu tablo, Vadim Vasilyev’in gurur nişanesi olabilir bence.

Sezon Gelenler Gidenler
14-15 Bernardo Silva 15.75 m € James 75 m €
Aymen Abdennour 13 m € Falcao (kir) 7.6 m €
Tiemoué Bakayoko 8 m € Emmanuel Rivière 6,35 m €
Paul Nardi 3 m €
15-16 Ivan Cavaliero 15 m € Anthony Martial 60 m €
Adama Traoré 14 m € Geoffrey Kondogbia 36 m €
Rony Lopes 12 m € Layvin Kurzawa 25 m €
Jemerson 11 m € Yannick Carrasco 24.7 m €
Gabriel Boschilia 9 m € Aymen Abdennour 22 m €
Guido Carillo 9 m € Lucas Ocampos 7.5 m €
Fabinho 6 m € Falcao 7 m €
Allan Saint-Maximin 5 m €
16-17 Djibril Sidibé 15 m € Ivan Cavaliero 8 m €
Benjamin Mendy 13 m € Marcel Tisserand 5 m €
Kamil Glik 11 m € Farès Bahlouli 3.5 m €
Jorge 8.5 m € Delvin N’Dinga 2.5 m €
17-18 Keita Balde 30 m € Kylian Mbappé 145 m €
Youri Tielemans 25 m € Benjamin Mendy 57.6 m €
Pietro Pellegri 21 m € Bernardo Silva 50 m €
Terence Kongolo 15 m € Tiemoué Bakayoko 40 m €
Stevan Jovetic 11 m € Guido Carrillo 22 m €
Adama Diakhaby 10 m € Allan Saint-Maximin 10 m €
Soualiho Meite 8 m € Valère Germain 8 m €
Jordi Mboula 3 m € Abdou Diallo 5 m €
Nabil Dirar 3.5 m €

Düzeltme notu: Bu satırlar girildiği zaman Fabinho’nun Liverpool’a transferi (55 milyon €) henüz gerçekleşmemişti. Nitekim transfer bilançosunu 2018-2019 sezonu yaz transfer dönemi sonunda da güncellemekte fayda var.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More