Fenerbahçe Beşiktaş Maç Analizi

Fenerbahçe ile Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig’in 6. haftasında Kadıköy’de 1-1 berabere kaldı.

Kadıköy’deki derbi, her şeyden önce son yılların en sakin derbilerinden birisi oldu. Maç öncesi yapılmayan açıklamaların bunda şüphesiz ki etkisi büyüktü.

Fenerbahçe maça mutlak 3 puan parolası ile çıkarken, Beşiktaş çıkarttığı 11 ile bir puan da yeterli diyerek başlıyordu. Puan tablosundaki yeri itibariyle de beraberlik Beşiktaş için kötü bir sonuç değildi.

Fenerbahçe kanadında ise Galatasaray’ın mağlup olması, durumu biraz toparlasa da ligde puan olarak zirveden uzak kalma, erken yarıştan kopma ve bunun getireceği dağılma sürecini önlemek için mutlak bir şekilde kazanması gerekiyordu. Fenerbahçe adına ilk 11’de sürpriz olarak nitelendirebileceğim bölge ise orta sahada Eljif Elmas’ın ilk 11 başlamamasıydı.

 

 

Fenerbahçe, taraftarının da yoğun desteğini alarak maça önde pres ile başladı. Beşiktaş ise buna önlem olarak Tolgay – Oğuzhan – Atiba 3’lüsü ile oynuyordu. Bu diziliş, baskıya karşı Beşiktaş’ın geride top kaybı yapmasını önlese de efektif hücumda çoğalmasını engelledi. Yine de Beşiktaş’ın başardığı şeyin daha önemli olduğu fikrindeyim çünkü erken yenecek bir gol maçın dengesini tamamen Fenerbahçe yönüne çevirebilirdi.

Kurduğu orta sahaya ek olarak Fenerbahçe’nin presini de ön görmüş olacak ki Şenol Güneş ileride Babel ile başladı. Hem daha hareketli hem de Oğuzhan’ın belki eksik kaldığı yerlerde kanat oyuncuları ile pas alış verişine rahat girerek orta alanda da top yapıp topun kendi ayağında kalmasını istedi. Taktikten bağımsız bir şekilde Babel’in sahada bulunma sebeplerinden birisi de şüphesiz şut becerisiydi.

Fenerbahçe’nin yaptığı ön alan presine ayağa düzgün paslarla yenilmeyen Beşiktaş, yeterince akın geliştiremeyince Fenerbahçe savunmasının zaaflarını da ortaya çıkaramadı. Beşiktaş devrenin ikinci yarısında Fenerbahçe’nin yorulması ile temponun düşeceğini ve düşük tempoda da teknik ayaklarının pas örgüsü ile oyunu çözeğini düşünse de Fenerbahçe fizik olarak beklenen düşüşü yaşamadı. Yerleşik hücumlarda etkisiz kalınmasını sağlasa da Mehmet – Jailson ikilisi defansif yönden olumlu işler yaptılar.

Fenerbahçe’nin yerleşik hücumlarında bütün yaratıcılık yükünün Benzia üzerine kalması, kanatların yeterince delici özellik ortaya koyamaması, pozisyon yaratmakta ve Beşiktaş savunmasının dengesini bozmakta zorlanmasına sebep oldu. Atıf’ın kafasında, Slimani’ye atılan hızlı bir tacın, Hasan Ali’nin pozisyonunda da orta alanda tehlikeli bölgede yapılan bir top kaybının sebep olduğunu söyleyelim. Aslında Fenerbahçe bu kadar erken top kayıpları ile yaratacağı pozisyon sayısının daha çok olacağını tahmin ediyordu.

Gol pozisyonun taktiksel bir açıklaması olmasa da Fenerbahçe savunmasına ciddi eleştiri getirebilecek bir pozisyon. Çünkü tamamen havadan gelen bir Babel gelip alıyor, yetmediği gibi iki oyuncudan da kurtarıp kaleye düzgün bir şut atabiliyor. Bu kadar yalnız bir hücum oyuncusu o pozisyonda bunları yapamamalı. Fenerbahçe oyun planı olarak doğru şeyler ortaya koysada savunmadaki bu hata ve Babel’in ekstra kalitesi ile geriye düştü ve devreyi geride kapattı.

İkinci devrede ise özellikle Eljif’in girmesinden sonra Fenerbahçe orta alanda daha etkili paslar yapmaya ve skorun etkisi ile de oyunu daha ileri bir noktada oynamaya başladı. Bu bölümde istenilen gol yine kanatların etkisiz kalmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Zira Beşiktaş orta bölgede yeterince kalabalık ve Pepe, Vida gibi iki stoperin kucağında da yalnız bir Slimani bulunuyordu. Bu sebeple Fenerbahçe’nin golü kanattan gelen bir orta ile bulması tesadüf değildi. Gelecek için de Fenerbahçe’nin kanatları çalıştırma formülü üzerine daha fazla çalışması gerektiğine düşünüyorum.

Golden sonra oyun beklenmedik şekilde koptu ve tamamen rus ruletine döndü bana kalırsa, dakika ve skor olarak oldukça şaşırtıcıydı bu görüntü. Son bölüm için ise taktiksel bir şey söylemek çok güç çünkü iki tarafta hemen hemen hiç engelle karşılaşmadan kale önüne kadar gelebildi. Bu bölüm hem biraz şans hem de biraz ekstra yetenek işi. Nitekim girilen pozisyonlardan da gol gelmeyince maç 1-1 bitti.

Bu sonuca her iki tarafında üzüldüğünü söyleyemem. Cocu, çok daha büyük bir baskıdan belki de kovulmaktan kurtulurken Beşiktaş da derbi deplasmanından 1 puan ile dönmenin kötü bir durum olmadığını düşünüyordur.

Gelecek için ise Fenerbahçe’nin pres oyununu oynayabilirse (Eljif ile özellikle) iç sahada çok daha iyi sonuçlar alacağını düşünenlerdenim. Ayrıca yerleşik hücum planında da Slimani’yi beslemek için kanat organizasyonlarındaki etkinlik artarsa Slimani’nin etkinliği de artacaktır.

Beşiktaş için ise deplasman için uygun bir format gözükse de iç saha oyunu olarak bu orta saha örgüsünün istenen sonuçları veremeyeceği düşünenlerdenim zira Oğuzhan on numaraya geçtikten sonra etkinliği ciddi şekilde düşüyor ancak Şenol Güneş bugüne kadar düşünmediği tek ön liberolu iki 8 numaralı bir oyun kurgularsa Oğuzhan bu kurguda işe yarayabilir.

Bu sonuçla Fenerbahçe istediğini elde edemese de oyunu ile taraftarındaki karamsarlığı biraz olsun dağıttığı, Beşiktaş’ın kaçan galibiyete üzüldüğü ancak derbi deplasmanında yenilmemenin tesellisi ile bitirdiği bir derbi oldu.