Zamansız Veda: Emiliano Sala

Adım adım ilerlediği kariyerinde, zirve basamaklarını tırmanmaya çok yaklaştığı esnada sonsuzluğa uçan Emiliano Sala’nın hayat hikayesi…

“O, bin tılsımlı anın çarşafından ağır ağır geçirirken hayatını, bilemezdi üç tekerlekli bisikletin karanlığa takla atacağını…”

(Küçük İskender)

31 Ekim 1990’da Arjantin’in Santa Fe kentinde gözünü hayata açtı Emiliano Raul Sala. Güney Amerika’nın sorunlarının değişmez panzehiri, yaşamın yegane amacı futbol, onun da damarlarında geziyordu. Tutkuluydu, hırslıydı, yetenekliydi. Sala da bu yeteneğini geliştirmek için 2009 yılında Arjantin’de Proyecto Creyer takımı ile sözleşme imzaladı.

Arjantin’deki bu başlangıç sonrasında kendini Avrupa’ya ama Portekiz’in alt lig takımlarından FC Crato’ya attı bir seneliğine. Sonra da Arjantin’e geri döndü. Emiliano Sala, 20 yaşındayken akademinin bağlantılı olduğu, Fransa’nın sembol kulüplerinden Girondins Bordeaux ile sözleşme imzaladı. Bir sene sonra A takıma yükselen Sala için, kendini kanıtlama vakti gelmişti. Çünkü Bordeaux, onu bir başka takımı olan Orleans’a kiraladı. Sezon sonunda takımına geri dönen Sala, sonraki sezon yeniden bavulunu topladı; yeni dönemde adresi Niort olacaktı…

2013-2014 Sezonu içerisinde Ligue 2’de mücadele veren Chamois Niort’ta kariyerinin o dönemki en büyük performansını gösterdi. Kupa maçları da dahil olmak üzere 39 maça çıktı, 18 gol 3 asistlik bir performans sergiledi. Takımı belki Ligue 1’e çıkamadı ama Sala yavaş yavaş ismini duyurmaya başlamıştı. Kariyer basamaklarını teker teker tırmanan Arjantinli acele etmeden yolunda ilerliyordu. 2014-15 Sezonu’nda bir önceki sezon Niort’ta gösterdiği yüksek performansın meyvesini toplayan Sala, sezona herhangi bir kulübe kiralanmadan Bordeaux’da başladı. Ancak işler umduğu gibi gitmedi. Sezonun ilk yarısında Bordeaux forması ile 11 maçta forma giyen Sala yalnızca 1 gol atabildi. Bu 11 maçın sadece 4’ünde santrfor olarak sahaya sürülürken, devre arasında bu kez Caen’in yolunu tutuyordu…

Bordeaux’da bir Arjantinli

Bordeaux’nun gezgini, kendisinden çok şey beklenmesine karşın o patlamayı bir türlü gerçekleştiremiyordu. Caen’de ise küçük bir ‘silkinme’ emaresi sergiliyor ve 13 maçta 5 gol 3 asistlik performansa imza atıyordu. Bordeaux’nun hocası Willy Sagnol’ün santrfor pozisyonunda oynatmaktan imtina ettiği Arjantinli, Caen’de 13 maçta 10 kez santrfor olarak sahaya çıkıyor ve 5 gol buluyordu. Caen’in hocası Patrice Garande, Bordeaux hocası Willy Sagnol’den daha iyi tanımıştı belki de Sala’yı. Tıpkı Niort’un teknik direktörü Pascal Gastien gibi zira Sala, Niort’ta da tüm maçlarını santrfor olarak noktalamıştı.

Orta karar bir Caen macerası sonrası bavulları toplayıp Bordeaux’a dönen Sala, 1 milyon Euro karşılığında Nantes’a transfer oldu. Teknik Direktör Michel Der Zakarian yönetiminde sezona iyi bir başlangıç yapmak isteyen Nantes, o sezon Sala’nın yanı sıra Ajax’tan Kolbeinn Sigthórsson’u, Lazio’dan Lorik Cana’yı, Anderlecht’ten Guillaume Gillet’yi ve Evian’dan Adrien Thomasson’u dahil etmişti. Tıpkı diğer teknik direktörler gibi Der Zakarian da Sala’yı santrfor olarak takıma monte etmiş, karşılığını da kısmen de olsa almıştı. Nantes, 2015-16 Sezonu’nu 14. sırada noktalarken, Sala da takımına 6 gol 3 asistlik bir katkı sunuyordu.

2016-17 Sezonu başında Nantes’da hoca değişikliği yaşandı, Der Zakarian 4 sene sonra yerini Rene Girard’a bırakıyordu. Hazırlık kampı sürecinde Alanyaspor’la oynanan bir hazırlık maçı sonrasında Alanyasporlu yetkililer Sala’yı transfer etmek üzere Nantes ile anlaşmaya varmıştı. Sala da teklifi kabul ediyordu ancak ortada büyük bir problem vardı: Sala’nın annesi kanser ile mücadele ediyordu ve ameliyat olacaktı. Bunun üzerine annesinin Emiliano’su Alanyaspor’a ‘cumartesi yerine pazartesi geleyim’ dedi, Alanyalı yöneticiler de kabul etti. Ancak bu transfer hiç gerçekleşmedi…

Galatasaray, o sırada Kolbeinn Sigthórsson’u kiralık olarak kadroya katıyor, dolayısıyla Nantes’ın elinde tek forvet Sala kalıyordu. Bu sebepten transfer gerçekleşmezken Sala, sezona Girard yönetiminde yine orta karar başlamıştı. Rölantide giden bir performans gösteren Arjantinli, 17 maçta 5 gol 2 asist istatistiği yakalamıştı. 17 maç sonra Girard gitti, yerine Sergio Conceiçao geldi, Sala’da kozasından çıktı, bir kelebeğe dönüştü. Portekizli hoca yönetiminde 7 gol 3 asist ile oynayan Sala, asıl performansı sonraki seneye saklıyordu…

Yeni sezon başında Sala’nın ismi yine Türkiye’den bir takım ile anılmaya başlanmıştı. Önceki sezon Sigthórsson’u kiralayarak bir anlamda Sala’nın Alanyaspor’a transferinin önünü kapayan Galatasaray, bu kez de Sala’yı satın alma opsiyonlu kiralama teklifinde bulundu ancak Nantes bu teklifi reddetti. Ligue 1’e tekrar yükseldikten sonra küme düşme potasının hemen yukarılarında konumlanan Nantes, 2017-18 Sezonu’nda şampiyon bir ismi, Claudio Ranieri’yi takımın başına getiriyordu. Mütevazı bir kadro ile başarı hedefleyen Nantes, sezona arka arkaya Lille ve Marsilya mağlubiyetleri ile başlasa da sonradan toparlandı ve ligi 9.sırada tamamladı. Arjantinli Sala ise 38 maçta 14 gol 3 asist ile oynadı.

Yıllar yılları, günler günleri kovaladı… Ranieri gitti, önce Miguel Cardoso sonra da Vahid Halilhodzic geldi ve 2018-19 Sezonu geldi çattı. Başarı grafiğini kademeli olarak yükselten Sala, sezonun devre arasına kadar çıktığı 19 lig maçında 12 gol 2 asistlik bir katkı sağladı. Ceza sahasındaki hakimiyeti, etkili kafa vuruşları ve hırsı onu kalburüstü bir santrfor yapmıştı. Halilhodzic, bir önceki menajer Miguel Cardoso ile sorun yaşayan Sala için şu cümleleri kuruyordu:

“O hassas bir genç adam. Kendine güvenmesi lazım, o yüzden önceliğim kendisine inanmasını sağlamak. Ondan sonra iki forvet olarak oturur konuşuruz.”

Kendisi de Nantes’ın eski forvetlerinden olan Halilhodzic, Sala ile konuşmuş ve sorunlarını çözmesine yardımcı olmuştu. Kariyeri boyunca kendine Arjantinli yıldız Gabriel Batistuta’yı örnek olan Sala’yı yeniden parlatan Halilhodzic, O’nun üzerindeki ilgiyi de canlandırmıştı. İngiltere Premier Ligi takımlarından Cardiff City, Arjantinli için Nantes’ın kapısını çaldı ve pazarlıklar, kulüp tarihinin bonservis rekoru ile tamamlandı: 17 milyon Sterlin!

Nantes’tan, Premier Lig ekibi Cardiff City’e imza atan Sala kariyeri açısından dev bir adım attığını düşünüyordu…

İki yıl önce Wolverhampton’dan gelen teklifi reddeden başkanına “Henüz Nantes tarihine geçecek bir oyun sergilemedim. Bir gün ayrılacaksam burada tarihe geçtikten sonra ayrılmak ve iyi hatırlanmak isterim” diyen Sala, İngiltere’nin yolunu tuttu, kulübü ile sözleşme imzaladı. Ligin ikinci yarısında Premier Lig’de forma giyecekti.

Ancak olaylar umulduğu gibi gelişmedi. İmza sonrası Nantes’daki arkadaşları ile vedalaşmak için Fransa’ya giden Sala’yı tekrar İngiltere’ye götüren uçak bir anda radardan kayboldu. Manş Denizi’nde sinyali kesilen uçak, günlerce aranmasına karşın bulunamadı. Ortaya çıkan ses kaydında ise yürekleri burkan şu açıklaması duyuluyordu:

“Her an parçalarına ayrılacak gibi görünen bir uçağın içindeyim ve Cardiff’e gidiyorum. Eğer benden önümüzdeki 1.5 saat içinde haber almazsanız, beni bulmaları için birilerini mi göndermeleri gerekecek bilmiyorum. Korkmaya başladım!”

Nantes’lı futbolcuların hüznü

Sala’nın uçağı günlerce süren arama çalışmalarına rağmen bulunamadı. Arama çalışmaları sona erdirildi, sonra tekrar başladı ve 30 Ocak’ta uçağın enkazına ulaşıldığı bilgisi geldi. Elde edilen ilk bilgilere göre Sala’ya henüz ulaşılabilmiş değil…

“Cardiff’e transferi ona geç de olsa hak ettiği ünü getirecekti. Yeteneğinin kabul görmesini gerçekten hak ediyordu.”

Caen’den takım arkadaşı Felipe Saad, üzüntüsünü bu cümlelerle dile getiriyordu. Futbolunun en olgun çağında, yeteneğini ortaya koyabileceği belki de en büyük arenaya çıkmak üzereyken geride tarifsiz bir acı bıraktı Emiliano Sala. Futbolun hüzünlü senaryosunun baş aktörlerinden biri oldu, tıpkı Marc-Vivien Foe gibi, Miklos Feher, Antonio Puerta gibi…

Nantes taraftarının Sala’ya vedası…

Tıpkı Torino, Manchester United ve Chapecoense’li futbolcular gibi…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More