Heysel Faciası: Futbolun Utanç Gecesi

Holiganizmin ve ihmallerin 39 can aldığı, tribünlerde modernleşmenin temelinin atılmasına yol açan bir trajedinin hikayesi.

Tarih, 29 Mayıs 1985; o zamanki adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finalinde Bordeaux’u eleyip Belçika Belgrad’daki Heysel Stadyumu’nda oynanacak olan finale adını yazdıran İtalyan devinin rakibi, yarı finalde Panathinaikos’u yenen, holiganlarıyla ünlü İngiliz devi Liverpool olmuştu. İngiliz holiganları her zaman olduğu gibi maç önünde ve tribünde taşkınlıklarını gösterecekti; ancak bu taşkınlık diğerlerinden biraz farklıydı, çünkü bir sene önce Avrupa Kupası finalinde AS Roma’ya kaybedilmiş ve maçın ardından Liverpool taraftarları saldırıya uğramıştı. Liverpool taraftarları için bu final intikamdan başka birşey değildi. Ayrıca bazı İngiliz kulüplerinin taraftarları da bu maçta Liverpool’u destekleme kararı almıştı.

Büyük ihmal

Maçın oynanacağı Heysel Stadyumu inşa edildiği yıl olan 1920’den beri hiç büyük bir bakımdan geçirilmemişti.

Stadın duvarları, zayıf bloklardan yapılmıştı. Hatta maçtan birkaç sene önce, stadın bu tür etkinlikliklere ev sahibi yapmasının güvenlik açısından doğru olmadığı tespit edilmişti. Bunların hepsinden haberdar olan Liverpool yöneticisi Peter Robinson, UEFA’ya maçın oynanacağı stadın değiştirilmesi çağrısında bulunmuş ancak bu çağrısı karşılık bulmamıştı.

Trajedinin başlangıcı

Maça saatler kala iki takımın taraftarları stat çevresinde toplanmaya başlamıştı. İngiliz taraftarlar her zaman olduğu yine taşkınlıklar yapıyordu. İki takım taraftarları arasındaki sataşmalar daha maç başlamadan başlamıştı. Stadyumun kapılarının  açılmasıyla taraftarlar yerlerini almaya başladı. Taraftarların statta nasıl konuşlanacağı belliydi.

Liverpool taraftarları X ve Y tribünlerinde, Juventus taraftarları ise M,N,O trübünlerine yerleştirilmiş iki taraftarların arasında kalan tribünler ise iki takım taraftarı olmayanlara ve Belçikalılara ayrılmıştı. Ancak maç öncesinde bir çok Juventuslu taraftar karaborsadan Z tribününe bilet almıştı ve Liverpool tribünleriyle arasında yalnızca 5 tane Belçika polisi vardı ve fitili ateşleyen hamle oldu. Maçın başlamasına 1 saat kala iki tribün arasındaki kızışmalar hat safhaya ulaşmıştı. İki tribün birbirlerine stattan söktükleri taşları ve yabancı maddeleri atıyorlardı. Bir grup İngiliz taraftar dayanamayarak çürümüş bariyerleri ve polisleri aşarak Juventus tribünlerine doğru saldırmak için koşmaya başladılar. İngiliz taraftarlarının üzerlerine doğru geldiklerini gören Juventus taraftarları sahaya doğru kaçmak isteseler de bariyerler buna engel olmuştu. İtalyan taraftarlarının tek çaresi tribünün arkasındaki duvara tırmanarak kaçmak olmuştu. Zaten çürümüş olan stadyum duvarı çöktü ve ortalık bir anda savaş alanına döndü.

Çığlıklar, yerde yatan cansız bedenler…

İngilizlerin yaptıklarının altında kalmak istemeyen İtalyanların sahaya yabancı maddeler atıp polislere saldırması okun yaydan çıkmasına yol açtı. Tribün çökmüş ve o çöküntüde 39 kişi hayatını kaybetmiş 600’e yakın kişi de yaralanmıştı. O anları yaşayan gazeteci Maurizio Crosetti olayı şu şekilde anlatıyor:

“En kötü şey ölen bir insanı görmek. Daha önce ölen birini hiç görmemiştim. Belki ceset görebilirsiniz fakat ölüm anına şahit olmak en kötü şey. Ve aynı zamanda ölen en genç kişiyi hatırlıyorum 16 yaşında bir kız. Bedenini yerde yatarken hatırlıyorum.”

Kendi verdiği biletle maça giden amcasını Heysel’de kaybeden Fabritzio Landini:

“Gerçek maç hiçbir zaman o stadyumda oynanmamalıydı, çünkü finalin oynanması için şartlar hiç uygun değildi. Ufalanmış harap bir stadyum, korumasız, polissiz ve güvenlik gücünden yoksun.”

Herkes UEFA’dan çıkacak kararı bekliyordu ve UEFA kararını vermişti, maç seyircisiz oynanacaktı. Stat çökmüş 39 kişi ölmüş 600’e yakın kişi yaralanmış ancak hiçbir şey bu maçın ertelenmesine engel olmamıştı. 85 dakika geç başlayan maçta bir başka skandal olan hakem hatasıyla Juventus penaltı kazanmıştı ancak hiçbir Liverpollu utançlarından bu karara karşı bile çıkamamıştı.

Topun başına geçen Michel Platini penaltıyı gole çevirerek takımına şampiyonluğu getirmişti ancak ne ortada futbol adına konuşulacak bir şey ne de kazanılan kupaya duyulacak bir sevinç vardı. Juventus’un kalecisi Stefano Tacconi, yıllar sonra yaşanılan bu olayla ilgili şöyle diyordu:

“Soyunma odasında kimse nelerin tam olarak yaşandığını bilmiyordu. Fakat ölüler hakkında bilgimiz vardı. Bazı kişiler 1, 4, 5, 6 ölü var diyordu. Kaç tane olduğunu bilmiyorduk. Maçtan sonra tam sayıyı öğrendik. Biz oyuncular zafer kutlamaları yüzünden çok eleştirildik ancak aynı zamanda UEFA tarafından Juventus taraftarlarıyla kutlama yapmamız için zorlandık ve Belçikalı organizatörler Liverpool taraftarlarıyla aynı zamanda çıkmamıza izin vermedi.”

Olaydan bir gün sonra UEFA yetkilisi Gunter Schneider, facianın tek suçlusunun İngiliz taraftarları, olduğunu söyledi. Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher: “Söyleyecek söz yok, bunu meşrulaştırmak mümkün değil, suç tamamen İngiltere’ye ait.” açıklamasını yaptı.

18 aylık soruşturmadan sonra suçlunun yine İngiliz taraftarları olduğu belirlendi, ancak savcı Marina Coppieters olaydan Belçika polisini ve stadyum yetkililerini de sorumlu tuttu. Maçın oynandığı stadyumun bu maçın oynanmasına elverişli olmadığı ortaya çıktı.

Bilet rezaleti

Liverpool taraftarının olduğu tribüne karaborsadan Juventus taraftarına bilet satıldığı için Belçika Futbol Federasyonu Başkanı Albert Roosen 1988’de 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Taraftarlar şehirde taşkınlık yaratmasın diye stat kapasitesinden fazla bilet satıldı ve maç saatinde 50 bin kişilik stada yaklaşık 60 bin kişi sokuldu.

Facianın ardından

Olayın ardından UEFA, Liverpool’a Avrupa’dan 5, İngiliz kulüplerine ise 3 yıl men cezası vermişti. Verilen cezayı az bulan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher cezayı 5 yıla çıkarttırdı.

Bu olaydan sonra stadyumlar yeniden dizayn edilmeye başlandı. İngiliz futbol yöneticileri, holiganların stadyumlara girişini 3 ay yasakladı. Bu da çözüm olmayınca statlarda alkol yasağı ve bilet fiyatlarının artırılması, taraftar profillerinin değişmesinde ve holiganların tribünden uzaklıştırılmasında etkili oldu.

Bu alınan önlemler 39 canı hayata döndürmeyecekti ancak bundan sonra benzer faciaların önlenmesine katkı sağlayacaktı.

İngiliz holiganları yaptıkları bu katliamın kendilerine ve takımlarına ne gibi bir faydası olmuştu? Elde 39 cansız beden, 600’den fazla yaralıdan ve 5 senelik men cezasından başka ne kalmıştı? Belki biraz utanç ve başka da hiçbir şey…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Busby Babes’in Sonu: Münih Hava Faciası

Beşinci Beatle: George Best

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More