Harikadan Hatıraya: 1949 Superga Uçak Kazası

1940’lı yıllarda İtalya’yı kasıp kavuran ve Grande diye anılan Torino takımının, trajik uçak kazasıyla son bulan hüzünlü hikayesi.

Sandro Mazzola 1964 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Real Madrid karşısında durumu 3-1’e getiren golü atıyor ve takımı Inter’in tarihinde ilk defa bu kupayı almasında büyük rol oynuyordu. 1960’lı yıllarda Helenio Herrera önderliğinde ligde ve Avrupa’da harikalar yaratan ve ‘Grande Inter’ (Harika Inter) övgüsünü alan takımın en önemli oyuncularından biriydi Mazzola. Maç sonunda sevincini sadece annesiyle paylaşmıştı, babası yoktu. Peki Sandro Mazzola’nın babası kimdi? Valentino Mazzola, tıpkı oğlunun takımına atfedilen ‘Grande’ lakabını almış, 1940’lı yıllarda ortalığın tozunu attırmış olup ‘Grande Torino’ diye anılan takımın en önemli oyuncusuydu 1949 yılında uçak kazasında ölünceye kadar.

Valentino ve Sandro Mazzola

Başlangıç

Her şey 1939 yazında Ferruccio Novo adlı fabrikatörün Torino’yu satın almasıyla başladı. Novo, tüm futbol kariyerinde sadece Torino’da oynamış ve Torino’yu bir süper güce dönüştürmek isteyen hevesli, parası olan bir adamdı. Biraz da uyanık biriydi. Novo, Torino’yu Avrupa futbolunda bir süper güce dönüştürmek için bazı felsefe ve fikirlere sahipti.(Bu yönden Johan Cruyff’u anımsatsa da fikirleri futbol dışı nedenlerden ötürü kısa ömürlü oldu.) Novo, kulübü İngiliz futbolundan modellemek istemiş ve takımın o dönem meşhur bir diziliş olan ‘WM‘ dizilişiyle oynamasını istemişti. İlk teknik direktör olarak (daha sonra Türkiye’de de çalışacak olan) Andras Kuttik’i, yardımcısı olarak eski Torino futbolcusu Mario Speroni’yi seçen Novo; o yıllarda pek yaygın olmayan sportif direktör pozisyonunu Macar Ernest Erbstein ile doldurmuş ve altyapı antrenörü için de Leslie Lievesley ismini uygun görmüştü. Novo’nun istediği düzen yavaş yavaş oluşuyordu. Novo’nun ilk saha içi transferi Varese’de forma giyen Franco Ossola oldu 55 bin liret karşılığında. Yakın bir arkadaşının tavsiyesiyle transferi ucuza kapatan Novo mutluydu.

Ferruccio Novo

İlk yıllar

1939-40 ve 1940-41 sezonlarında sezonu sırasıyla 5. ve 7. sıralarda  tamamlayan Torino, şampiyonluk yarışından uzak kalsa da ilerleyen yıllar için umut veriyordu taraftarlara. Ancak takımdan memnun olmayan Novo, ertesi sezona agresif transferlerle girdi.  Fiorentina’dan kanat oyuncusu Romero Menti, Juventus’tan Alfredo Bordeira, Felice Borel, Guglielmo Gabetto, Inter’den Pietro Ferraris’i hayalindeki Torino takımı için transfer etmişti. Bu oyuncuların bazıları sezon içerisinde İtalya Milli Takımı’na da seçilecekti. Şampiyonluk için kadro derinliğini arttıran Torino, şampiyonluğa çok yaklaşsa da tarihinde ilk kez şampiyon olan Roma’yı geçemeyip, 2.’liğe razı olacaktı. Ligde şampiyon olamayan Torino kupada ise daha ilk turda Venezia’ya 2-1 yenilerek elenecekti. Novo mutsuzdu. Mutsuz olan Novo kupadaki Venezia maçında Torino’ya karşı çok iyi oyun sergileyen iki milli oyuncu Valentino Mazzola ve Enzo Loik’i maçtan sonra rakip soyunma odasına gidip 1 milyon liret karşılığında transfer etti. Ayrıca yeni sezon için Triestina’dan Giuseppe Grezar transfer edildi.

Yükseliş

1942-43 sezonuna Ambrosiana ve Livorno mağlubiyetleriyle başlayan Torino’da, başkan Novo dahil herkes şaşkındı. Ancak bu şaşkınlık 3. hafta oynanan Torino derbisinde alınan galibiyetle yerini sevince ve umuda bırakmıştı. Juventus maçından sonra oynanan 10 maçta 9 galibiyet alan Torino sadece Milan’a yenilmişti(sezon genelinde 30 maçta 4 yenilgi aldılar.) Sezon sonuna kadar Livorno ile amansız bir yarışa giren Torino; sezon sonunda 44 puanla, 43 puanlı 2. Livorno’nun önünde tarihinde 2. kez şampiyon oluyordu. Aynı sezonda İtalya Kupası’nda oynadıkları 5 maçta toplam 20 gol atıp, gol yemeyerek sezonu çifte kupayla kapatıyorlardı. Çifte kupayla sezonu tamamlamak İtalya futbolunda bir ilkti, daha önce bunu yapan bir takım olmamıştı.

Duraklama

1943-44 ve 1944-45 sezonları 2. Dünya Savaşı sebebiyle oynanamadı.

Taktik

Torino,başkan Novo’nun istediği duruma gelmeye başlamıştı ki savaş yüzünden 2 yıl ara verildi lige. Altın yıllarında Torino’nun oyun tarzı ve kimliğinde diğer İtalyan takımlarında olmayan özel bir şey vardı. İtalyan Milli Takımı’yla 34 ve 38 Dünya Kupalarını kazanan Vittorio Pozzo, takımına ‘Metodo‘ adı verilen düzende oynatıyordu. İlk yıllarında Pozzo’nun İtalya’sından ilham alınsa da ilerleyen yıllarda İngiliz futbol adamı Herbert Champman uyarlanan ‘Sistema‘ düzenine geçilecekti. Pozzo’nun Metodo‘su daha defansif, Sistema ise Metodo‘ya göre daha dinamik ve dengeliydi. Doğru oyuncular kullanılırsa; baskın bir taktik haline gelebilirdi.

Metodo
Sistema

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Il Grande Torino

2.Dünya Savaşı’nın ardından hem Avrupa’daki işgaller hem de İtalya’nın savaş kalıntıları yüzünden seyahatler zorlaşmıştı. Bu yüzden 1945-46 sezonu İtalya Serie A kuzey ve güney olmak üzere iki gruba ayrıldı. Gruplarında ilk üç sırayı alan takımlar final turu oynuyorlardı. Torino, 2 yıllık araya ve savaşa rağmen hiçbir şey olmamış gibi oynamaya devam ediyordu. Sezon sonunda Inter’i geçerek 42 puan ve 65 golle şampiyon oldular. 1946-47 sezonunda ise sezonu ezeli rakipleri Juventus’un 10 puan önünde şampiyon oldular. Juventus, o zamanlar İtalya’nın en büyük kulübü olarak görülüyordu. Ancak bu Torino takımı insanların kafasında Juve mi? Torino mu? ikilemi yaratmaya başlamıştı. Hem İtalya Milli Takımı’nın belkemiği oluşturmuşlar(Öyle ki 1947 yılında oynanan Macaristan-İtalya maçında İtalya ilk 11’inde 10 Torinolu oyuncu vardı.) hem de İtalya Ligi’ni domine etmeye başlamışlardı. Başkan Novo mutluydu. Onun istediği Torino oluşmuştu. Taraftarlar ‘Il Grande Torino’ övgüsünü kullanmaya başlamışlardı. 2 sezondur Luigi Ferrero’yla çalışan takım, 1947-48 sezonu için eski futbolcusu ve eski yardımcı antrenörü Mario Sperone’yi göreve getirdi.

47-48 sezonu İtalyan Futbol Tarihi’ne geçmiş bir sezondur. Gabettolu, Mazzolalı, Loikli hücum hattı rakip defanslarla adeta dalga geçiyordu. Torino, o sezon günümüze kadar(2020) kırılamayacak olan gol rekorunu kırmış ve rakip filelere 40 maçta tam 125 gol göndermişti. Torino’nun kralı olduğunu gösteren takım en yakın rakipleri Juventus ve Inter’in 17 puan önünde 65 puanla şampiyon oluyordu. Ünü İtalya’yı aşan Torino tüm dünyada tanınır olmuştu. Zira o sıralar UEFA henüz kurulmamıştı. Oyuncuların kendilerini dünya futboluna göstermeleri için milli takımlar tek yerdi. Ünü Güney Amerika’ya da ulaşan Grande Torino, yeni sezon öncesi İtalya Futbol Tarihi’nde ilk defa yurt dışında bir hazırlık turnuvasına katılmıştı. Brezilya’da Palmeiras , Corinthians , São Paulo ve Portuguesa ile hazırlık maçları yapan Torino sezona müthiş bir güvenle başlamıştı. Yeni sezon öncesi teknik direktörlüğe Leslie Lievesley getirilmişti. Sezona önceki sezonlara göre biraz kısır başlayan Torino yine de Inter ile şampiyonluk yarışının içindeydi. Mayıs ayında son dört haftaya girilmişken Torino, Inter’in 5 puan önündeydi ki Torino seyahate çıktı.

Dostluk Maçı

1949 yılının Şubat ayında oynanan İtalya-Portekiz hazırlık maçında, iki takımın kaptanı Mazzola ve Ferreira 4-1 biten maçın ardından, o yıl futbolu bırakacak olan Ferreira’nın mayıs ayındaki futbola veda maçı için anlaşmışlar. Mazzola’nın takımı Torino ile Ferreira’nın takımı Benfica 3 Mayıs 1949’da Lizbon’da karşılaşacaklardı. 40 bin kişinin önünde oynanan maçı Benfica 4-3 kazanmış ve maç sonunda futbolu bırakan Ferreira statta alkışlandı. Lizbon’ giderken sorun yaşamayan takımın dönüş yolunda başına büyük bir felaket gelecekti.

 

Kaza

3 Mayıs’ta oynanan dostluk maçının dönüşünü 4 Mayıs’ta İtalyan Hava Yolları’na ait Fiat marka uçakla yapılacaktı. Lizbon’dan kalkan uçak 13:00’da Barcelona’da yakıt ikmali için durmuştu. 14.50’de Torino Havalimanı’na hareket eden uçağın 30 dk içinde Torino’ya ulaşması bekleniyordu. Ancak o gün Torino’da sağanak yağmur ve fırtına vardı ve görüş mesafesi çok kısaydı. Uçak kötü hava koşulları nedeniyle çizilen rotadan çıkmış, varması gereken süreyi epey aşmıştı. Torino Havalimanı kulesiyle irtibat halinde olan pilot, durumu toparlamaya çalışıyordu. Ancak hava koşulları nedeniyle kule ile irtibat kopmuş, pilot olması gereken hızdan hızlı ve olması gereken yükseklikten alçaktaydı. Aksilikler art arda gelmiş ve maalesef uçak Superga tepesinde bulunan Bazilika’nın arka bölümüne yüksek hızda çarpmış ve paramparça olmuştu. Çıkan büyük sesten dolayı çevredekiler yetkililere haber vermişlerdi. Olay yerine gelenler gözlerine inanamamıştı. Kazanın etkisiyle uçak ve içinde bulunanlar tanınmaz haldeydi. İçinde 18’i futbolcu 31 kişi bulunan uçaktan kimse sağ çıkamamıştı. Cesetlerin tanınması için milli takım antrenörü Pozzo çağrılmıştı. Torino’yu Grande Torino yapan tüm futbolcular bu uçak kazasında hayatını kaybetmişti.

Hayatını kaybeden 31 kişi: Pilotlar Pierluigi Meroni ve Cesare Biancardi; uçuş ekibi üyeleri Antonio Pangrazi ve Celeste D’Inca; tur organizatörü Andrea Bonaiuti; gazeteciler Renato Casalbore, Renato Tosatti ve Luigi Cavallero; kulüp direktörleri Rinaldo Agnisetta ve Ippolito Civalleri; masör Ottavio Cortina; teknik direktör Leslie Lievesley; Grande Torino takımı: Valerio Bacigalupo Aldo Ballarin Dino Ballarin Emile Bongiorni, Eusebio Castigliano’nun, Rubens Fadini, Guglielmo Gabetto, Ruggero Grava Giuseppe Grezar, Ezio Loic Virgilio Maroso Danilo Martelli Valentino Mazzola, Romeo Menti, Piero Operto, Franco Ossola, Mario Rigamonti ve Giulio Schubert; ve sportif direktör Ernő Egri Erbstein.

*Başkan Ferruccio Novo, grip olduğu için Lizbon’a gitmemişti.

Kaza sonrası

6 Mayıs’ta Torino’da yapılan cenaze törenine yarım milyona yakın insan katıldı. Dünya Savaşı’nın yarattığı acıları, futbolla kapatmaya çalışan Torinolular, bu sefer de şehirlerinin takımı için gözyaşı döküyorlardı. Cenazede konuşan İtalya Futbol Federasyonu Başkanı, Torino takımının ligin geri kalan maçlarını oynamasına gerek olmadığını ve kupanın onların olduğunu söylese de Torino bunu kabul etmemişti. Kalan 4 maçını genç oyuncularla oynayan Torino’ya karşı rakipleri de genç oyuncularla oynadı. Torino 4 maçı da kazanıp buruk da olsa şampiyonluk sevinci yaşadı.

İtalya Ligi’nde kurduğu hegemonya ile rakiplerini korkutan, taraftarlarının ‘Grande’ lakabını taktığı Torino takımı bir uçak kazasıyla tarihe karışmıştı. Ama onların oynadıkları futbol, hatıra; kendileri ise birer kahraman olarak Torino taraftarlarının hep aklında kaldılar.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Rosetta Davası: İlk Skandal

King Power’da Facia: Srivaddhanaprabha’nın Helikopter Kazası

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More