Ultras: Vahşi Ruh

Spirito Selvaggio (İtalyanca; vahşi ruh)

Napoli’nin ateşli taraftar grubunu anlatan bir Netflix yapımı; Ultras.

Güney İtalya’nın vahşi çocukları diye tanımlayabiliriz onları. Futbolun bir spordan çok bir tutku, bir yaşam biçimi olduğunu iliklerine kadar hisseden bir topluluk Napoli’nin Ultras grubu. Geçtiğimiz ay Netflix İtalya, bu ateşli grubu konu alan bir film yayınladı. İzlemeyenler için en baştan belirteyim film bir belgesel veya tribünü konu alan bir yapım değil.

Ultras filmine detaylıca girmeden önce Napoli takımından kısaca bahsetmek gerekir. Napoli 1926’da kurulmuş, İtalya’da 2 lig şampiyonluğu, 5 kupa, 2 kez süper kupa ve bir de UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğuna sahip Güney İtalya ekibidir. Kulüp, İtalya Milli Takımı’nın da lakabı olan “Gli Azzurri” veya “Azzurri” yani Gök Mavililer veya Maviler isimlerini de kullanır. Filmde duyduğunuzda sakın şaşırmayın çünkü ben ilk duyduğumda biraz olsun şaşırmıştım.

Güney İtalya takımının taraftar grubu Ultras’ı konu alan bu filmde, açıkçası maçlardan kesitler veya tribün içi atmosfer bulma beklentisi içinde olmayın. Film, grup içindeki hiyerarşik düzeni, grubun içerisinde bulunan çaylakların kendilerini kabul ettirme çabalarını, işsizlik ve bazı toplumsal problemleri konu alan bir film. Yani burada Green Street Holigans benzeri bir yapım arayanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Burada filmimize bir virgül koyarak spor ve popüler kültür kavramlarının son yıllarda birbirleriyle daha fazla iç içe geçtiklerini söyleyebiliriz. Popüler kültür dediğimiz kavram basitçe kültürün en hızlı şekilde tüketilmesini sağlayan araçları barındırır; televizyon, dergi, şimdilerde ise Netflix gibi platformlar… Marksizm’e göreyse kapitalist sanayi toplumunun etnik, cinsel ve sınıfsal açıdan eşitlikçi olmayan temeller üzerine oturtulan bir toplum biçimi olarak algılanmasıdır. Kültürel çalışmalarda da bu eşitsizliğin temel alanlardan birisi kültür kavramının kendisidir. Bu açıdan, tabi grupların, egemen grupların çıkarlarını yansıtan anlamların zorla kabul ettirilmesine karşı direndiği bir müdahale alanıdır. Öyle ki filmde bulunan karakterlerin, Güney İtalya’da olan ekonomik sorunların veya benzeri problemler sonucu insanların, bir şekilde tuttuğu takıma yönelmesine yol açıyor. Filmin açılış sahnesinden hemen sonra gelen karakol sahnesinde başrol oyuncusu Aniello Arena’nın karakteri içeri giriş yapmadan önce karakolun duvarında yazan bir yazı dikkat çekiyor; Tutta colpa della disoocupazione(Asıl suçlu işsizliktir)

Taraftarların, seyirci olarak motivasyonu ve davranışları, psikolojinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Burada referans grubu dediğimiz gruplar, tüketim kültürünün önemli bir belirleyicisi olup sporun popülerliği üzerindeki etkiyi gösterir. Taraftarların tuttuğu takımın işlevi referans grubu olarak görülmekte ve başarı, taraftar için güven duygusu oluşturmaktadır. Filmde, Floransa dönüşü taraftarın duygu ve coşkusu, motivasyonun dışa vurulmuş halidir.

Francesco Lettieri’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Ultras, bir tribün ya da bir kulüp hikayesinden çok, sosyal sınıf ve hiyerarşik düzenin anlatıldığı bir filmdir. Filmde Arena’nın karakteri olan Sandro’nun Floransa dönüşü limanda yaptığı bir konuşma bu hiyerarşiyi gösterir niteliktedir. Ayrıca, Sandro ile birlikte ekipte yaşça daha büyüklerin ve maçlara girişi yasaklıların olması daha genç grubun içerideki hiyerarşik düzende üste çıkma çabaları da iyi bir şekilde biz izleyicilere aktarılmış. Filmde, Sandro karakteri bir sembolken zaman ilerledikçe döneminin sona erdiğini de bizlere gösteriyor. Hatta filmin bir sahnesinde bir taraftarın Sandro’ya ettiği şu sözler bunu gösterir nitelikte: “Senin süren çoktan doldu, tribünden elini çek artık.”

Ultras’ın İtalya’nın en büyük ve en ateşli tribünlerinden biri olduğu vurgusunu yapan filmin sonuna doğru, Roma deplasmanına giden taraftarların çıkardığı kaos da bunu gözler önüne sermekte. Film, Sandro’nun Roma’da çıkan kaos ortamı sırasında grupta bulunan iki genci kurtarmaya çalışırken ölmesi sonucu düzenlenen cenaze töreniyle son buluyor.

Casual Ultra on Twitter: "Napoli in London a few years ago #napoli ...

Sonuç olarak, popüler kültürün en önemli kavramlarından biri haline gelen sporun, özellikle futbolun farklı dünyasına vurgu yapan bu yapım iyi denebilecek nitelikte. Yazıma filminde orijinal müziği olan “We Come From Napoli” parçasından bir sözle son vermek isterim:

“This is where I wanna be
But I always have no fear
‘Cause we come from Napoli”

“Burası olmak istediği yer
Hiç korkum yok
Çünkü biz Napoli’den geliyoruz.”


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Ölümsüz Derbi: Kızılyıldız vs Partizan

Heysel Faciası: Futbolun Utanç Gecesi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More