Yeşil Sahalardan Sahnelere Uzanan Bir Hikaye: PABLO DANIEL OSVALDO

Futbol izleyicileri bugüne kadar müzikle futbolun iç içe geçtiği anları belki de binlerce kez görmüştür. Tribünlerde on binlerce futbol sever, müzikle birlikte şovlara katılmış, oyuna dahil olmuştur. Tribünler gol sonrası müzikleriyle coşmuş, öyle ki bazı müzikler bazı tribünlerle, bazı turnuvalarla özdeşleşmiştir. Galatasaray tribünlerinin gol sonrası “I Will Survive” ile coşması, hemen hemen bütün Avrupalı futbol severlerin Şampiyonlar Ligi melodisini duyduğu anda tüylerinin diken diken olması, neredeyse her kulübün bir marşının olması, Pink Floyd gibi efsanevi bir müzik grubunun 1971 senesinde çıkan “Fearless” isimli parçasının sonlarına doğru Anfield tribünlerinde söylenen “You’ll Never Walk Alone” tezahüratını kullanması futbol-müzik ilişkisinin en güzel örnekleri bana kalırsa. Et ve tırnak, Tony Stark ve Iron Man, Aragorn ve Arwen gibidir müzik ile futbol. İç içe, ayrılmaz ve bir arada…

Müzik ve futbol her ne kadar iç içe olsa da, bu işlerden biriyle profesyonel anlamda ilgilenmek, kişinin vaktini fazlasıyla alacaktır. Turne zamanı antrenmanlara çıkamayan bir futbolcu düşünülemeyeceği gibi, kamp zamanı konser veremeyecek bir müzisyen de düşünülemez. Bu nedenle çoğu zaman kişi ya müzisyen olur, ya da futbolcu. Osvaldo’nun hikayesi biraz farklı, o müzisyen olmak için futbolculuğu erken yaşta bırakan bir isim.

Buenos Aires doğumlu futbolcu, çoğu meslektaşı gibi doğduğu ülkede futbola başladı. 2009/2010 sezonu başında Bologna’ya 7.000.000 Euro’ya transfer olan futbolcu, burada bekleneni veremeyince sezon ortasında cüzi bir ücret karşılığında Espanyol’a kiralandı. Espanyol formasıyla ligde 20 maçta 7 gol atma başarısını gösteren Osvaldo, 2010/2011 sezonundaysa 4.600.000 Euro’ya Espanyol’a transfer oldu. Buradaki ikinci sezonunda ligde adından söz ettiren futbolcu ligde 23 maçta 12 gol atıp 3 de asist yapınca, ertesi sezon Roma tarafından 16.000.000 Euro’ya transfer edilerek Serie A’ya döndü. Roma’da kaldığı yerden devam eden Osvaldo, ligde 29 maçta 16 gol atıp 2 de asist yapınca, ertesi sezon son büyük transferini 15.000.000 Euro’ya Southampton’a giderek yaptı. Burada bekleneni veremeyen Osvaldo’nun kariyeri düşüşe geçti ve Juventus, Inter, Boca Juniors gibi takımlara kiralanan futbolcu, daha sonra Porto ve Boca Juniors’a bedelsiz transfer olup buralarda top oynadıktan sonra, 2016 senesinde müzik kariyerine odaklanmak istediğini söyleyerek profesyonel futbolculuk kariyerine nokta koydu.

2016 senesinde santrfor ihtiyacı olduğunu söyleyen Sampaoli’ye “Cosquin Rock Festivali var, gelemem” yanıtını veren futbolcunun, müzik kariyeri için futbolu bırakması bu anıyla birlikte biraz daha sağlam bir yere oturuyor. Alternatif Rock/Blues Rock türünde müzik yapan Osvaldo, Barrio Viejo isimli grubuyla müzik hayatına hala devam etmekte. Grubuyla Liberacion isimli bir albüm çıkaran Osvaldo, Chievo’yu müzik kariyerine odaklanmak için reddettiği günden beri profesyonel futbola uzak. Müzik kariyerine dönersek, Osvaldo ve grubunun çıkış parçası “Desorden”, Blues Rock türüne dair güzel bir örnek olarak verilebilir. 2017 senesinde dinleyicilere ulaşan şarkıya ve video klibine yazının sonunda göz atabilirsiniz.

“Sevmediğim şeyleri yapmaktan her zaman nefret ettim” diyen Osvaldo, müzik yapmaktan keyif alıyor olacak ki, hala müzik kariyerine devam etmekte. Grubuyla birlikte “Desorden” gibi kaliteli parçalar üretmesini umduğum Osvaldo’nun ilerlediği yol pek alışık olmadığımız bir yol. Onu farklı kılan da bu alışık olmadığımız yolda ilerliyor oluşu olsa gerek.

Barrio Viejo – Desorden:

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More