Oğuzhan Biçer: Süper Lig’den Amatöre

Ankaragücü altyapısında futbol hayatına başlayan ve Süper Lig başta olmak üzere birçok ligi genç yaşta kariyerine sığdıran Oğuzhan Biçer ile futbol hayatını konuştuk.

Ankaragücü ile 17 yaşında Süper Lig deneyimi yaşayan, dönemin 1. Lig ekibi Mersin İdman Yurdu’nun forması terleten ve Türkiye’de oynamadığı lig kalmayan Oğuzhan Biçer ile futbol kariyerini, yaşadığı sıkıntıları konuştuk. Türk futbolu için artık hiç ümitli olmadığını dile getiren oyuncu, amatör liglerdeki sıkıntıları açık bir dille ortaya koydu. Ayrıca Bölgesel Amatör Ligi’nde şu an faal olarak çalışan teknik direktörün “güreş hocası” olduğunu bu söyleşide öğrenmiş olduk.

Oğuzhan futbola başlama öykünü ve futbol yaşamını bizimle paylaşır mısın?

1994 Ankara doğumluyum, futbola taraftarı olduğum kulüp olan Ankaragücü’nün yaz okulu seçmelerine girerek 7 yaşında başladım.

Sürekli babamla Ankaragücü maçlarına gittiğim için çok etkilenerek o yaz kendimi futbola başlatmıştım. Bundan sonraki süreç benim için kolay denebilecek şekilde işlemişti. Yaz okulundan seçilerek lisansım çıkmıştı. Kulübün her yaş kategorisinde kaptanlık yapıp sürekli oynayan bir oyuncu olmuştum.

U18 liginde oynarken A takıma transfer yasağı gelmiştir ve kulüp maddi olarak zor günler geçiriyordu. O sezon takım Süper Lig’deyken ligin 2. yarısı A2 oynamadan A takıma çağırmışlardı ve 1. Lig’e düştüğümüz sezon ligin ikinci yarısı Süper Lig’de 7 maç oynadım.

Oğuzhan Biçer sözleşmeyi uzattı...Sonraki sezon 1. Lig’de hocamız Hakan Kutlu ayrıldıktan sonra yerine gelen Mustafa Kaplan nedenini bilmediğim bir şekilde, transfer yasağımız devam ediyorken ve geçtiğimiz sezon devre arasında geldiğim A takım ile Süper Lig’de 7 maça çıkmama rağmen, beni koca bir sezonda bir dakika bile oynatmadı.

Takım 2. Lig’e düştüğü sezonun ilk yarısı yine aynı problemlerle karşılaştım ve artık ayrılmam gerektiğini düşünüyordum. Kulüp gerçekten çok karışıktı, her gün gelen haciz memurları, 2-3 haftada bir değişen yönetim, yönetim değiştikçe bağlantıları güçlenen tanıdığı olanlar, 2-3 gün A takımla çıkıp geri inenler, bu arada kadro dışılar… Bitmek bilmeyen bir kaos ortamıydı.

2013-2014 sezonunun 2. yarısı yine sancılı bir süreç sonucu o yoklukta aldığımız bir miktar parayı bırakarak ayrıldım.

Bırakmazsak yetiştirme bedeli olan 300-400 Bin TL gibi bir parayı getirmemi söylediler ki bıraktığım paranın kulüp kasasına değil yönetici cebine gittiğini düşünüyorum, çünkü kaos ortamından herkes kulüpten faydalanmak derdindeydi.

Hakan Kutlu hocam, o dönem Mersin İdman Yurdu’nun teknik direktörlüğünü yapıyordu. Ankaragücü’nde birlikte çalışmıştık, bana Süper Lig’de şans vermişti. 2013-2014 sezonun ilk yarısı A takım ile hiç maçımın olmamasına rağmen, Ankaragücü ile A2 Ligi’nde 12 maça çıkan bir genç olarak, Mersin İdman Yurdu’na transfer oldum. Kafam rahatlamıştı. Gerçekten iyi bir hoca, güçlü bir kadro vardı. Televizyondan izlediğim, Şampiyonlar Ligi oynamış ligin üst düzey futbolcularıyla beraberdim ve onlardan öğrenecek çok şeyim vardı. (O dönem bir süre Yılmaz Vural hoca da takımı çalıştırmıştı.) Hayatımda bir daha yaşaması zor olan bir mutluluk yaşadım Süper Lig’ e yükselmiştik.

2014-2015 sezon başı her şey yolundaydı, kampta gayet iyi çalışıyorduk, hocamız Rıza Çalımbay olmuştu. Takım yurt dışı kampına gitmeden önce, sözleşme uzatıp beni Tarsus İdman Yurdu’na kiralamak istediklerini söylediler; ancak 1. Lig’den bir takım bulabileceğimi düşünerek, ayrılmak istedim ve bu bence hayatımdaki en büyük yanlış kararlardan biriydi.
Kis - Yaz 2014 | Golden Goal
İlk kamp bittikten sonra takımdan ayrıldım ve transfer görüşmeleri başladı ancak işler istediğim gibi gitmedi ve transferin son günü 3. Lig ekibi Yeşil Bursa ile anlaşmaya vardım. Transferin geç olması, 3. Lig’le yeni tanışmam, tesis olmaması yasadığım başlıca sorunlardı.

Ancak hocamız Faruk Korkmaz da gerçekten iyi bir hocaydı. 2. hafta arası oynanan kupa maçıyla yavaş yavaş oynamaya başlamıştım. Tek derdim düzenli oynamaktı, Bursaspor pilot takımı olması sebebiyle göz önünde olan bir takımdaydım ve yeniden üst liglere transfer yapacağımdan çok emindim; ancak takım kötü gidince hocamız ayrıldı ve o sene benim için bir felakete dönüştü. 14 maç oynayarak, çoğu maçta sonradan girerek o sezonu bitirmiştim.

Ertesi sezon, yani 2015-2016 sezonu İstanbulspor ile anlaştım, 2. Lig’de mücadele edeceğim için çok mutluydum. 3. Lig’e adım attığımda alt liglerde işlerin nasıl yürüdüğünü az çok gözlemlemiştim. Ancak ilk kez kaç maç oynadığımı sormayan, sadece takıma oynatmayı düşündüğü oyuna uyum sağlayıp sağlayamayacağımı düşünen bir hocayla görüşmüştüm. Ecmel başkan, oğlu Ömer Bey ile yönetim ekibi Türk futbolunda görüp görebileceğiniz en düzgün, gözünüz kapalı güvenebileceğiniz adamlardan. İstanbulspor ile sezonu 71 puanla bitirdik fakat üst lige yükselmeyi kaçırıp play-off maçında elendik.


2016-2017 sezon başı yeniden transfer süreci başlamıştı dikiş tutturamayan terzi gibi gibiydim, bir oraya bir buraya savruluyordum. Her sezon takım arayışı, istikrarsız çizgim beni iyice yıpratmıştı. Aslına bakarsanız Ankaragücü’nde 1. Lig’de olduğumuz sezon teknik direktörümüz olan Mustafa Kaplan, koca bir sezon bir dakika bile oynatmadığı için bu hallere gelmiştim. Bir kaç maç oynasaydım aslında her şey çok farklı olabilirdi.

İstanbulspor ile ligde 10 maça çıktım 2. Lig’de oynamış olmama rağmen bir türlü transfer teklifi alamıyordum. Sezon başlamak üzere, kamp dönemleri bitmiş, kadrolar aşağı yukarı belli olmuştu. Transferin son günü Ankara Demirspor ile anlaştım. Kamp görmediğim için işler iyice arap saçına dönmüştü. İlk devre sadece 3 maçta forma giyebilmiştim. Devre arası sözleşmemi feshedip okul hayatına odaklanmak istedim ve yarım sezon boşta geçti.

2017-2018 sezonu için profesyonel hayatımın artık bittiğinin farkına varmıştım. İstikrarsız çizgim, menajerimin olmayışı (iyi günde herkes menajerimdi) vs. vs. sorunlar ile transfer sezonuna başlamıştım. Bölgesel Amatör Lig’den gelen teklifler oldu; peşinat yok, maç başı 250 TL verelim, bazı yönetici veya hocalar gel oyna görelim ona göre para verelim gibi cümleler kuruyordu. Kimse yanlış anlamasın ama kendini hoca sanan birçok teknik adamın televizyondan izlediği oyunculara karşı oynadım; yaptıkları teklif karaktersizlikti. Sezon içinde gelen en iyi teklif İzmir ekibi Çeşme Belediyespor’dan gelmişti. Süper Amatör Ligi’ne merhaba demiş oldum, 2 sezon boyunca Süper Amatör’de oynadım.

Anladığım şuydu; düşünenin dostu olmuyor. Transfer dönemi boyunca kimseden destek ve yardım görmedim, iyi günümde yanımda olan hiç kimse kötü günümde artık yanımda değildi.

 

Play Off’un gruplarına kalınan maç Mersin İdman Yurdu, Şanlıurfaspor gol Ali Tandoğan, asist Oğuzhan Biçer
Play -off’un gruplarına kalınan maç: Mersin İdman Yurdu-Şanlıurfaspor, gol Ali Tandoğan, asist Oğuzhan Biçer

Bölgesel Amatör Lig’den gelen teklifler iyice komedi olmaya başlamıştı. 200 TL’ ye gel oyna diyen oldu, kendi kalacak yerini bul diyen oldu, parasız oynar mısın diyen oldu. Tabii ki gerçekten neyin içine düştüğümü hiç anlamadım, amatöre döndüğüm günden beri sanki boşlukta oradan oraya sürükleniyor gibiydim. O kadar çok şey görüyorsunuz ki, tabii ki Bölgesel Amatör Lig’de de oynadığım rakipler arasında takım gibi takımlar var, ancak 12-13 grupta kaç tane olduğunu herkes az çok biliyor.

Sonuç olarak her sezon bir takım gezerek, ülkenin en üst liginden en alt ligine kadar oynayarak belki de haddim olmadan söylüyorum ama 2. Lig’den aşağısı gerçekten hiç iç açıcı değil. 3. Lig ve amatörde oynadığım takımlarda perşembe günleri topu ortaya atıp iki tane 30 dakika halı saha maçı izler gibi kenardan izleyerek, cuma günü şut idmanında eli ile yerden sektir kalecinin üstünden aşırtmaya çalış diyerek, bir takımın başına “güreş hocasını” teknik direktör diye getirerek ve daha niceleriyle bu işlerin olabileceğini düşünmüyorum. Bölgesel Amatör Lig’de oynayan bir futbolcu tabii ki üst ligleri yakalayabilir, farklı özelliklere sahip futbolcular zaten göze batıyor. Fakat bu futbolcu, iyi bir takımda altyapı eğitimi almamışsa bunu bir nebze kapatabilir belki; ancak gelişime açık değilse, özellikle taktik anlamında kendini geliştiremezse maalesef tutunabileceğini düşünmüyorum.

Alt liglerde iyi paralara transfer olmak isteyen, üst lig istemeyen bir futbolcuysanız ve yeteneğiniz kısıtlı ise çok çok iyi bağlantılar kurun, tanıdıklar bulun, kulüpleri avucunun içine almış menajerlerle tanışın; ancak o zaman kaç maç oynadığınız ya da nasıl bir futbolcu olduğunuz önemli olmuyor. Böylece hiçbir sezon takımsız kalacağınızı düşünmüyorum, çünkü alt liglerimizde oyuna gelişime önem veren bir takım yapısı oturtan hoca, takım ve yönetim sayısı çok az .

Şu an Bölgesel Amatör Lig ekibi İstanbul Küçükyalı Yelkenspor forması giyiyorum, gelecek sezonlar ne getirecek az çok belli. Artık futboldan çok ümitli değilim…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Fenerbahçe’den Amatör Lige: Ömür Günaydın

Plase Scouting: Bonservissiz Yıldız Adayları

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More