Emre Can Kara Röportajı

Hentbol oyuncusu Emre Can Kara ile kariyeri ve Türkiye’de hentbola verilen/verilmeyen değer üzerine samimi bir söyleşi.

Emre Can Kara, kariyer basamaklarını birer birer atlayan, hedefi yüksek bir hentbol oyuncusu. Ama hedefine doğru giderken yaşayacağı zorlukların o da farkında. Genç oyuncu ile kariyeri, eğitimi ve Türkiye’nin kat etmesi gereken yolları konuştuk.

* * *

Hentbol, futbol veya basketbol gibi sokakta ‘’oynanabilen’’ bir spor değil. Senin ise hentbola ortaokul döneminde başladığını biliyorum. Hentbolla bağ kurduğun, ‘’İşte benim yapmam gereken spor bu.’’ dediğin anları paylaşır mısın?

Ben ortaokul zamanında hentbola başlamıştım. Ortaokulda başladıktan sonra kulüp düzeyine daha geçmeden önce hentbolu tanımıştım zaten. O zamana kadar da hentbola dair hiçbir fikrim yoktu. Ortaokulda başladıktan sonra beraber oynadığım arkadaşlarımla birlikte aynı şekilde kulübe geçtik. Kulüpte devam ettikten sonra hentbolu biraz da olsa sevmeye başladım. Çünkü sertlik vardı, sürekli ataklar vesaire… Bunlar benim hoşuma gittiği için ‘’ben bunu yapabilirim aslında’’ diye düşündüm. İlerleyen zamanda da ikinci takıma çıkınca bu spora daha çok bağlandım diyebilirim.

Peki profesyonel olmaya ne zaman karar verdin? Bu yükselişin mi seni motive etti?

Aynen. Sanırım sekizinci sınıfa gidiyordum. O sıralarda hentbolu sadece kendi yaşıtlarımla oynuyordum. Sonra lig takımı kurmaya karar verildi, bölgesel ligde mücadele edecekti. O sırada ben daha fazla motive oldum, daha da hoşuma gitti. Bir sporcu için profesyonel olmak inanılmaz derecede güzel bir duygu olduğu için daha da fazla bağlandım.

Türkiye’de maalesef eğitim ve spor bir araya gelemiyor, bir dengesizlik söz konusu. Sen hem eğitim hayatını hem de spor hayatını nasıl bir arada yaşayabildin?

Bazen yorgunluktan ders dinleyemediğimiz anlar oldu. İkisini birlikte yürütmek gerçekten zor oluyordu. Eve geldiğin zaman zaten yorgun oluyorsun. Ben okul yolundayken ödev yaptığım zamanları biliyorum, evde yapamıyordum, uyuyakalıyordum. Eğitim hayatım bu şekilde devam ediyordu. Zaten son senemde takım arkadaşlarımla beraber bir kolejde okudum. O, bize bir avantaj olmuştu. Çünkü derse zamanında gidemesek bile öğretmenlerimizle sonradan çalışma imkanımız oluyordu.

Peki üniversite hayatını nasıl etkiliyor? Şu an Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde okuyorsun. Sanırım okulun takımında da oynuyorsun. Öncesinde Kastamonu Üniversitesi’nde de takım seçmelerine girmişsin. Üniversite tercihini yaparken hentbol mu daha ön plandaydı, yoksa okulun eğitimi, kampüsü gibi etkenler mi?

Emre Can KaraBen Kastamonu’ya elimde ekstradan bir seçenek daha olmasını istediğim için gittim. O sırada Bolu Sebenspor’da oynuyordum zaten. Burada devam edebilme ihtimali yüzünden Bolu’da okumayı düşündüm. Bolu’nun da eğitim olarak Kastamonu’nun önünde olduğunu düşünüyorum. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nu ele aldığımızda en zor girilen okullardan biri bence. Bolu’ya o yüzden biraz daha sıcak bakıyordum. Üç dört senedir Bolu’da yaşıyorum, buraya alışkın olduğum için de burada okumaya devam ettim.

Oynadığın takım 1954 Hendekspor ise Sakarya’da. Sakarya-Bolu trafiği hayatını nasıl etkiliyor?

Hendek Bolu’ya daha yakın, buradan bir saat civarı sürüyor. O yüzden pek bir sıkıntı olmuyor. Gittiğimiz zaman zaten kulübün tesislerinde kalıyoruz.

Kastamonu’yu tercih etmeme konusunda bu da bir etken olmuştur diye düşünmüştüm.

O sırada Bolu Sebenspor’da oynuyordum. Ama Kastamonu-Bolu arasında gidip gelmek de zor olmazdı.

Hendekspor’da da buruk bir sezon yaşadın. 2. Lig’e çıkmak için play-off’lara kalmayı başardınız ama orada Ümraniyespor yükselen takım oldu. Sen sezonu nasıl tanımlarsın?

Federasyon önce bölgesel liglerin oynatılmayacağını söyledi. Sonra bir anda ‘’oynatacağız’’ deyip tekrar bizleri çağırdı. Biz de o sırada Sakarya’daydık, orada antrenman yapıyorduk. Sakarya’dan İstanbul’a bölge grubundaki maçları oynamaya gittik, yenildik. Üzücüydü, ama bir sayıyla yenilmek çok kötüydü. Beş takımdık normalde, takımlardan biri çekildi. İlk iki rakibimize de birer sayı farkla yenilince zaten yükselme şansımız kalmamıştı. Takımın yeni kurulmasından kaynaklanmış olabilir. İlk defa beraber oynuyorduk.

Ligler oynatılmayacaktı dedin, buradan konuyu pandemiye bağlamak istiyorum. Profesyonel bir sporcu olarak sen bu süreci nasıl geçiriyorsun?

Evde antrenman yaparken sadece ağırlık çalışabiliyorum. Topla evde antrenman yapmak çok zor. Onun haricinde dışarı çıkıp site içinde koşuyorum. Bir tanıdığımın spor salonunda da antrenman yapabiliyorum. Ama herkesin böyle bir imkanı olmayabilir. Hentbol çok bilinmediği için öyle ‘’gideyim, salondan izin alayım’’ demenin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Şu an bir Süper Lig takımıyla görüşüyorsun. 3. Lig’de oynarken bir anda Süper Lig’e adım atmak da herkese nasip olacak bir durum değil. Bu görüşmeler nasıl gidiyor? Süper Lig’e adım atacak olmak sana neler hissettiriyor?

Süper Lig benim büyük hedeflerimden biri, en büyük hedefim ise Avrupa. Süper Lig, Türkiye’de herkesin hedefleyebileceği bir yer. Karabük’te, 2. Lig’de oynarken Bolu’ya, 1. Lig’e transfer oldum. Dizimde bir menisküs yırtığı var, o yüzden 1. Lig’de oynadığım dönem hentboldan uzak kalmıştım. Formumdan düştüğümü de hissediyordum. Görüştüğüm Süper Lig kulübü o sırada 1. Lig’deydi, bana formumu yakalamam gerektiğini söyledi. Bu sebeple 1954 Hendekspor’la anlaştım. Maçlardaki performansımı değerlendirecek olursam çok iyi olduğunu söyleyemem. Pandemi vs. derken de 3 ay evdeydim. O günlerde ne antrenman yapabiliyordum ne de başka bir şey. Bu bana sıkıntı yaşattı ama şu an kendimi iyi hissediyorum, formuma da kavuşacağıma inanıyorum.

Sakatlığı atlattığın zaman da ligler durduruldu. Bu durum seni mental olarak nasıl etkiledi?

Pandemi planlarımı erteletti tabii. Ne maçlar vardı, ne antrenman yapabiliyordum. Bunlar beni zayıflattı, dizimin de güçten düşmesine sebep oldu haliyle.

Süper Lig’e adım attığını varsayalım, bundan sonraki hedefin ne? Beykoz veya Beşiktaş gibi ligin istikrarlı ve güçlü takımlarında da oynamak var mı ideallerin arasında?

Ben Beşiktaşlıyım, futbol takımını da takip ediyorum. Türkiye’de oynamaya devam edeceksem Beşiktaş formasını giymeyi çok isterim.

Avrupa hayalinin olduğunu biliyorum, birkaç takımla da iletişim halindesin. Onlar mı seni takip etmeye başladı, sen mi onlarla iletişime geçtin? Bu süreç nasıl gelişti? 

Ben onlara ulaştım. Mail yoluyla görüştüğüm birkaç takım vardı Almanya Ligi’nden. Umarım olur. Türkiye’de gösterilen değerin bin katını o ülkelerde gösteriyorlar. Bildiğiniz gibi Can Çelebi, Doruk Pehlivan gibi isimler de Avrupa’da oynuyorlar. Mesela Almanya’da Doruk Pehlivan var, genç olmasına rağmen çok iyi işler çıkarıyor. Onun yanında oynayabileceğimi düşünüyorum.

Avrupa’daki hedefin sadece Almanya mı? Son senelerde bir Vardar ekolü gelişiyor, ondan evvel Barcelona var. Gerçi İspanyollar sürekli zirveyi zorluyor ama Barcelona daha çok öne çıkıyor. Almanya’nın yanı sıra Fransa da Şampiyonlar Ligi’ndeki başarılı ülkelerden. Bu saydıklarımdan hedeflediğin bir takım var mı?

Paris Saint Germain’de oynamak isterim, ama ben oraya gidebilir miyim bilmiyorum. Kendimi sürekli geliştirirsem neden olmasın?

Emre Can KaraŞehir de cezbetti sanırım.

Olabilir. Çok güzel bir şehir, takım olarak da kaliteli. Futbolda da bildiğiniz, hentbolda da bildiğiniz bir takım.

Yurtdışına çıkmış isimlerden bahsetmişken, kendine örnek aldığın, idolün saydığın biri var mı?

İdol olarak sol kanatta oynayan Timur Dibirov var, Vardar’da oynuyor. Bir de Uwe Gensheimer var. Bu iki oyuncuyu teknik olarak çok beğeniyorum. Onlar gibi olmak istiyorum. Onların yeteneği, antrenman tarzı elbette ki çok farklıdır ama onların geldiği seviyeye kadar yükselmek istiyorum ben de.

Avrupa hedeflerinden bahsederken sen de değindin. Hentbol ile özelleştirmeye de gerek yok; futbol, biraz basketbol biraz da voleybol dışında öteki sporlar o kadar da göz önünde değil. Hatta yeri geliyor ‘’amatör sporlar’’ olarak nitelendiriliyorlar. Sence bizim bu konudaki eksiğimiz ne?

Gerçekten ilgi çekemiyoruz. Futbol üzerinden çok fazla sponsorluk işleri yürüyor, sosyal medyada da göz önünde. Hentbol gibi sporlar da çok fazla göz önünde olmadığı, bilinmediği için de gelişemiyor. Sizin gibi medyanın içinde bulunanlar bize biraz daha destek verirse, bizi daha fazla gündeme getirirse bu sporun daha da bilineceğini ve gelişeceğini düşünüyorum.

Sana göre federasyon neler yapabilir peki?

Şu an TRT Spor 2 kanalında Süper Lig maçları yayımlanıyor. Federasyon, bunun gibi daha fazla sponsorluk alarak bizim daha fazla gelişmemizi ve kendimizi Avrupa’ya daha fazla göstermemizi sağlayabilir. Mesela EHFTV gibi bir platform var. Bizim bütün maçlarımızı yayınlayabilecek, bunun benzeri bir platform üzerinde çalışılabilir diye düşünüyorum.

Biz izleyenler hentbolun hangi yönlerini sevebiliriz?

Hentbolun her yönünü sevebiliriz bence. Bir Türk’ün sevebileceği bir spor olduğunu düşünüyorum. Sürekli ataklar var, sertlik var. Bizim insanımız da sertliği seviyor. Aslında sırf bu yüzden göz ucuyla izlendiği zaman bile Türk insanının ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Hentbolda sporcuyu zorlayan detaylar neler?

Yaptığımız antrenmanlar, maç içerisinde olan temaslar… Bizi zorlayan anlar olarak bunları söyleyebilirim. Sert bir spor olduğunu belirtmiştim, sürekli bir darbe, sürekli bir fiziksel temas… Mesela şu an pandemi varken daha da zorlanıyoruz. Ben karşımdaki oyuncunun Covid pozitif veya taşıyıcı olup olmadığını bilmiyorum. Yaptırdığımız testler de anlık olduğu için mental olarak da böyle bir zorluk yaşıyoruz.

Hentbola merak salan birine önerilerin ne olurdu? Hangi ligi veya hangi takımları izlemek bu oyunu anlamak için daha ideal?

Bizim ligimiz daha çok oyun kurma ve hızlı ataklar üzerine, ama Şampiyonlar Ligi, Almanya ve Fransa Ligi daha kompakt. Birçok oyun tarzını bu liglerde görebiliriz.

Hentbolu sevmiş, bu sporu yapmaya başlamış küçük bir çocuk neler yapmalı, ilk adımlarını nasıl daha sağlam atabilir?

Her sporda olduğu gibi hentbol da çok fazla antrenman isteyen bir spor. Oyuncu kendini sürekli geliştirmeli, saha dışında da bu böyle. Maç kesitlerini, oyuncuların videolarını izlemeli. Benim de hala öğrenmem gereken birçok şeyin olduğunu düşünüyorum. Bu bahsettiğim videoları izleyip orada gördüklerimi antrenmanda tekrar etmeye çalışıyorum. Önerilerim başlıca bunlar olurdu.

Sence oyunun hangi alanına daha çok eğilmeliler, hangi yeteneklerini geliştimeliler?

Bana göre oyunun kilit noktası savunma. Bu yönlerini geliştirebilirler. Gol her türlü atılıyor, ama iki pozisyon savunma yapsanız 2-0 öne geçmişsiniz gibi bir avantaj söz konusu oluyor.

Profesyonel hayatının sonrası için ne gibi planların var? Federasyonda görev almak, antrenörlük, hentbola başka yollarla katkı sağlamak… Biliyorum bunu sormak için daha erken, 19 yaşındasın ama bunu da merak ettim.

Antrenörlük yapmak isterim. Daha önce de hocalarımın yanında yardımcı olarak bulundum. Şimdi de antrenörlük bölümü okuyorum. Mezun olduğum zaman antrenörlük yapıp yine hentbolun içinde olmak isterim.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Biatlon: Kayaktan Daha Fazlası

Roberto Clemente: Evhamlı Son Kahraman

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More