Dergi Arka Planı: Kurucumuz Alihan Akçam ile Söyleşi

Yeni projemiz ”Plase Dergi’nin Arka Planı”nda işleyişten sorumlu idari ekip üyelerimiz ile Plase Dergi, yaşantıları ve gündeme dair söyleşiler yapacağız. Seride ikinci konuğumuz, dergimizin kurucu-yöneticisi Alihan Akçam!

Ekip arkadaşlarımızın birbirini daha iyi tanıması, derginin okuyucularının da dergiye dair daha fazla bilgi sahibi olabilmesi amacıyla her söyleşide seçtiğimiz bir arkadaşımızın, ekip içinden kendisine sorulan soruları cevapladığı söyleşi serisinin ikincisinde soruların muhatabı Plase Dergi Yöneticisi Alihan Akçam…


Sevgili Alihan Akçam, dergi sektörüne girmek planladığın bir olay mıydı yoksa her şey doğaçlama mı gelişti?

İşin açıkçası Plase Dergi yani bir dijital dergi projesi beklediğim veya öncesinde uzun yıllar kafamda kurduğum bir proje değildi. Ancak şu da bir gerçek ki kendim de dahil olmak üzere, yakın çevremdeki hiç kimse bu projenin ortaya çıkmasına şaşırmadı zira karakter özelliklerime oldukça yatkın ve daima bir şeyler üretmeye çalışan bir insan için makul, beklendik bir projeydi.

Zaman açısından bakacak olursak da her şey iki üç ayın içerisinde gelişti. Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım doğaçlama oldu, bir anda çok farklı bir hayatın içerisine girdim. Önceki yaşantım, sanki farklı bir insana aitmiş gibi kaldı. Bildiğim çoğu şeyi unutarak yeni bir dünyanın doğasına girdim. Kaldı ki şuna da eminim, en ince ayrıntısına kadar planlasak böyle bir projeyi üretemezdik, bazı şeyler ansızın gerçekleşiyor hayatta, hatta sevdiğim bir söz vardır, ‘’güzel şeyler birdenbire gelir’’ diye. Plase Dergi çok güzel bir şeydi ve birdenbire geldi.

 

Plase Dergi projesine başlarken sporsever gözüyle mi girişimci gözüyle mi bakıyordun?

Sadece fayda penceresinden baktık diyebilirim bu projeye. Sporsever veya girişimci, hangi gözle olursa olsun topluma, bu ülkenin spora gönüllü insanlarına fayda sağlayacak bir iş olmasıydı temennimiz. Bugünkü konumumuzda birçok kişinin dergimizi bir spor ansiklopedisi olarak tanımlaması da hedefimize ulaştığımızı bize anlatıyor.

 

Dergi’deki en büyük amacın ne?

Plase Dergi projesinde taşıdığım esas amacı doğrusu bugüne kadar kimseyle paylaşmadım. Elbette ki işin henüz başında kafamda en ufak bir amaç kırıntısı bile yoktu ama kuruluşumuzu tamamladığımızda kafamda tek bir amaç kalmıştı. Neden paylaşmadığıma geleyim öncelikle, çünkü bu amacı o dönem söylesem komik kaçacağını ve belki de çabamızın ciddiyetini kaçıracağını biliyordum. Bu amaç sorusunu hep yan yollarda dolanarak geçiştirdim ve günün birinde bu sorunun tekrar gelmesini, tüm ciddiyetimle de cevaplamayı diledim. Artık doğru zamanın geldiğini düşünüyorum. Şöyle ki Plase Dergi ile birlikte esas amacım –ki bu amacın diğer idari ekip arkadaşlarımdan bağımsız, kişisel bir amaç olduğunu belirtmeliyim- dünya arenasında kendine yer bulan, sınırları ülkemizi aşan bir dijital organizasyon yaratmaktır. İki yıl gibi dergicilik sektörü için çok kısa bir zamanda geldiğimiz nokta bizlere gösteriyor ki, birtakım şartların sağlanması ve ekipte yapılacak genişlemelerle böyle bir amaca ulaşamamamız için herhangi bir neden yok. Plase Dergi muhakkak ki yerel sınırların ötesinde bir dergicilik hizmeti verebilir.

 

 

Bir önceki söyleşide Utku Turhan, ‘’Hatıra olsun amacıyla bile, tek bir sayı dahi olsa basılı bir dergi yapılmasını isterim.’’ dedi. Bu konuda neler düşünüyorsun?

Basılı dergicilik için ‘’Sen Kimsin’’ podcast serimizde şöyle söylemiştim: ‘’Basılı dergicilik eski bir aşk hikayesi gibi. Geçmişte kalmış, güzel yaşanmış, tutku dolu, sevgi dolu ancak sürememiş, bugüne gelememiş bir hikaye.’’ Doğrusu hala aynı noktadayım, bu aşk hikayesinin sayfalarını günümüzde dahi karıştıran biri olarak, mevzubahis hikayeye tüm organizasyonla dönmenin acıdan fazla bir şey getireceğini sanmıyorum. Tabii bu söylediklerim düzenli bir basım işleyişi için geçerli. Özel günleri seven, bu günleri hakkıyla kutlamak isteyen biri olarak ‘’tek bir basılı sayı’’ mottosuna hayranlıkla bakıyorum. Hatta buradan ekip arkadaşlarımıza, 2021 Nisan ayını beklemelerini söyleyebilirim. Şaşırtmayı seviyoruz…

 

İleride Youtube ile ilgili bir hedef ve proje var mı?

Valla bu noktada iş şartlara ve mevcut konuma bağlı. Az önce değindiğim yerelin ötesindeki seviye için Youtube da olmazsa olmazlardan biri zaten. Olacak ancak doğru zamanı kollayacağız. Biz, Plase Dergi’nin hizmet verdiği her alanda adına yakışır bir performans sergilemesinden yanayız. Gelecekteki hayallerimize yakışmayacağını düşündüğümüz ürünler ortaya koymak, öne sürdüğümüz bu vizyonla örtüşmeyecektir. Onun için bazı yenilikler için sabırla ve sabırla bekleyeceğiz.

 

İlk günden bugüne Dergi çatısı altında toplam kaç kişi hizmet verdi?

Herhalde 250 kişiyi aşkındır kuruluştan bu yana bu çatı altında çalışan kişi sayısı. Ülke insanının yazmaya, içerik üretmeye, yazınsal bir projede görev almaya bu denli ilgili olduğuna daha önce söyleseler inanmazdım. Müthiş bir talep var dergilere ve Plase Dergi’ye. Eh tabii, bizim prensiplerimizden biri de akademi niteliği taşımak ve içerik üreticisi arkadaşlarımızın gelişmesine yardımcı olmak. Bu yüzden de ne kadar çok kişi ile çalışırsak, bu aileyi ne kadar kalabalık tutabilirsek o kadar iyi diye düşünüyoruz.

 

Yöneticilik kariyerinde ne gibi olaylar seni sinirlendirir yahut hiç sinirlenir misin?

Dergi ve diş hekimliği dışındaki hayatımda fazlasıyla rahat bir insanımdır ama iş söz konusu olduğunda biraz daha farklı bir kimliğe bürünebiliyorum. Çünkü her iş disiplin ister bana kalırsa ve her işin belli başlı sınırları vardır. O sınırlar geçildiğinde sinirlenebiliyorum. Ama yine de gözlemlerime dayanarak sinirlenme seviyemin hayli düşük olduğunu da söyleyebilirim. Plase Dergi süresince de etik konular dışında herhangi bir konuda sinirlendiğimi hatırlamıyorum. İpler yalnızca etik konularda kopuyor benim tarafımda.

 

Peki Alihan Akçam bir idareci gözüyle, Plase Dergi’nin ulaşabileceği maksimum çıtayı nereye koyuyor?

Ekip olarak hayallerimiz nereye değiyorsa, hayallerimizin en uç noktaları neyse, oraya koyuyorum. Bu noktadaki kişisel amacımı zaten anlatmıştım ancak Plase Dergi ailesi olarak genel çıtamız, hayallerimizdir. Ve biliyorum ki tüm ekip arkadaşlarımız büyük hayaller sahibi ve yine biliyorum ki hepsini tek tek başaracağız.

Herhangi bir kişiyi Plase Dergi kadrosuna katmak için ikna etmen gerekse, ya da gerektiğinde, o kişinin karşısına nasıl bir argümanla çıkarsın?

2010 sonrasında teknoloji çok acımasız bir boyuta geldi ne yazık ki. Öyle ki eskiden bir platformda dikkatleri çekebilmek için kaliteli iş yapmak yeterliydi. Kaliteli içerikler ürettiğinde er ya da geç hak ettiğin değere erişebiliyordun ancak günümüzde, yani son 10 yılda artık değer görmek için kaliteli içerik üretmek yetmiyor, çok daha ötede bir performans göstermek ya da içerik ürettiğin platformun ilk içerik üreticilerinden olmak gerekiyor. Yani baktığımızda bundan on sene önce spor temalı 20 blog toplasak ya vardı ya yoktu. Şu an ise binlerce spor temalı blog ve binlerce spor yazarı var. İçlerinde kimselerin adını duymadığı ama muhteşem bir yazınsal dile sahip yazarlar da var. Peki kaç kişi biliyor, okuyor bu insanları ya da blogları? Çok az kişi. Görmüyorsun ki, farkına bile varmıyorsun o insanların, blogların. Thierry Henry hakkında yazdığın bir yazı Google aramalarında 24. sayfada çıkıyor. Kim bulacak da okuyacak bu yazıyı? Belki es kaza üç dört kişi.

Tam bu noktada güçler birliğine ve akıllı bir organizasyona ihtiyaç doğuyor. Plase Dergi, daha kuruluş aşamasında büyük düşünülmüş, kişisel bir blog kimliğinden ziyade geniş çaplı bir organizasyon olarak kurgulanmış bir proje. Ve yazınsal alanda ülkenin en büyük aracı platformu. Belki de bir ‘’kendin pişir, kendin ye’’ restoranı. Yazarlık yapmak isteyen, yazarlık alanında ilerlemek isteyen insanlar Plase Dergi’ye yazılarını getiriyor, burada yazılar üretiyor ve biz de yazar arkadaşlarımıza düzenli bir ara yüz ile yazım kolaylığı, kurumsal organizasyon, sosyal medya yönetimi ve arama motorlarında görünürlük sağlıyoruz. Plase Dergi gibi bir aracısı olmayan arkadaşlarımız yazılarını geniş kitlelere ulaştıramaz ve 20-30 kat daha küçük bir kitleye ulaştırabildiği içerikler için buradakinden daha fazla zaman harcarken, Plase Dergi sayesinde yetenekli yazarlarımız daha az zahmetle kendini gösterme fırsatı buluyor. Bahsettiğim avantajların değerini ancak ve ancak kişisel bir blog yoluyla sesini duyurabilmeye çalışmış arkadaşlarımız anlar. Gerçekten ciddi bir avantajdan söz ediyoruz burada.

Ki burada tevazu göstermemek gerek, dergimiz arama motorlarının en sevdiği platformlardan bir tanesi. Açıkçası biz de kendilerini seviyor ve kurallarına uyuyoruz. Yani SEO dediğimiz kavramı sonuna kadar uygulayarak, arama motorlarının ilk sayfalarında yer alıyoruz. Bugün denemek isterseniz, Google’da Thierry Henry, Football Manager Türkiye, Ilgaz Çınar, Nicolas Anelka, Mika Hakkinen gibi aramalar yapabilirsiniz. Yayınladığımız hemen her yazıda ilk sayfalarda geldiğimizi göreceksiniz. (Web Sitemiz Google aramalarında ayda 500.000 kez görüntüleniyor.) Dönelim sosyal medyaya, aynı şekilde orada da en hızlı büyüyen spor hesaplarına sahibiz. Görüntülenme istatistiklerimiz belli. Podcast sektöründe müthiş bir organizasyona sahibiz.

Elimizde altın bir tepsiyle bekliyoruz kısacası, içerik üretmek isteyen insanların karşısında. Bundan büyük argüman yoktur diye düşünüyorum.

Podcast sektöründe iyi bir organizasyona sahip Plase Dergi ancak sadece Spotify üzerinden yayınlanıyor programlar. Bu programları SoundCloud, Apple Podcasts gibi platformlara da yüklemek, podcastlerin görünürlüğünü ve ulaşılabilirliğini arttırmaz mı, bu konuda düşüncelerin neler?

Ya bu gibi konularda tek bir doğrunun olduğunu iddia etmek yanlış kalacaktır, biraz gidilen yol ve alınan sonuçlarla hakkında konuşabileceğimiz şeyler bunlar. Bu yüzden podcastleri daha fazla platformda yayınlama fikrine dair bir şey diyemiyorum. Ama prensip itibariyle başarı için mümkün mertebe özelleşme ve dar yollardan gitme taraftarıyım, dolayısıyla podcastlerimizin tek bir platform ile özdeşleşmesi ve bizim de podcastlerimizi paylaşırken tek bir platformu link halinde sunmamız bana daha doğru geliyor. Yine de dediğim gibi bazı konularda tek bir doğru yoktur ya da bir doğru yoktur.

 

Futbolla alakalı en sevdiğin kitap ve filmler hangileri, ikinci bir soru olarak bunu şu şekilde de sorabiliriz, hangi tarz kitap ve filmleri seviyorsun?

Ne tuhaftır ki spor temalı kitap ve filmlere biraz uzağım. Tabii ki futbolla alakalı okuyor ve izliyorum ancak düşük düzeyde kalır bunlar. Film konusunda zaten genel olarak nazlı biriyim, çoğu filmde başladıktan 20 dakika sonra kapatırım. 🙂 Kitap okumaksa tutkularımdan biridir derim gönül rahatlığıyla. Sektöre dair kitaplar, markalaşma, beden dili, diksiyon ve hitabet temalı kitaplar ile modern klasikler başı çekiyor bende. Arama motoru optimizasyonu ve sosyal medya ile ilgili güncel kitap bulduğumda da yine mutlaka okumaya çalışıyorum.

 

Mutlaka, Dergi sende önemli bir yer tutuyordur, senin için Plase Dergi ne anlam ifade ediyor? 

Plase Dergi benim çocuğum gibi. Kolumda da logomuzun dövmesi var hatta. Yani sadece hayatıma değil, vücuduma dahi kazınmış durumda artık. Ki nasıl kazınmasın? Dergi’yi kurduğumuzda 20 yaşımın bilmem kaçıncı aylarındaydım henüz, şu an da işte 23 bitti. Dergi ile büyüyen, Dergi ile vasıflar kazanan, Dergi ile öğrenen biriyim. Plase Dergi benim mücadelem, kendime olan saygım, bir şeyler başarmaya karşı özverim aynı zamanda. Bu yolculukta yaşadıklarım, hani derler ya yazsam roman olur diye, hakikaten yazsam roman olacak cinsten. Ama her şeyden önce umut demek Plase Dergi benim için çünkü imkansızı başardık Dergi ile. Arkamızda sıfır bütçe ile, en ufak tecrübemiz olmadan dergiciliğin zirvesine çıktık, dijital dergicilikte yön veren organizasyon kabul edildik. En süssüz haliyle imkansız görülen bir durumun aslında gerçekleşmeye ne kadar da yakın olduğunu anladık. Plase Dergi bize ve sporseverlere bunu anlattı. Bu sayede hayatta karşılaştığım hiçbir çıkmazda enseyi karartmıyorum, her zaman içimdeki umudu koruyorum. İmkansız yoktur çünkü…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Editörümüz Utku Turhan ile Söyleşi

Nicolas Anelka: Beklentiler Sadece Üzer

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More