Yükselme, Duraklama ve Çöküş – Mourinho’nun Öyküsü

15 yıl önce Avrupa futbolunda ezberleri bozan Porto’nun başındaki isim olan Jose Mourinho, İngiltere ve İspanya’da yaşadığı başarılardan sonra ıskartaya çıkmak üzere. Futbol dünyasının ukala ismi, ‘Siyah pardösülü adam’ Mourinho’nun öyküsünü sizler için derledik…

Yaklaşık 15 yıl önce, 40 yaşında genç bir Portekizli teknik adam Avrupa futbolunda yeni bir çağın başlangıcına sebep oldu. 2002/2003 sezonunda UEFA kupası, 2003/2004 sezonunda da Şampiyonlar Ligi ve Süper Kupa şampiyonu olmayı başaran Mourinho’nun Porto’su tüm dikkatleri üzerine çekti. Porto’nun hem oyuncuları hem de teknik direktörü Avrupa’nın büyükleri tarafından adeta kapışıldı ve bu şekilde Mourinho ilk büyük lig deneyimi Chelsea’nin başında başlamış oldu.

Mourinho teknik direktörlük kariyerine başlamadan önce, Barcelona’da, Louis van Gaal ve Bobby Robson gibi, Avrupa futbolunun iki önemli ismine yardımcılık yapma ayrıcalığını yaşadı. Hatta kariyerinde, aralıksız en uzun çalıştığı kulüp hala Barcelona’dır (toplamda en uzun süre aldığı kulüp ise Chelsea).

3 Silahşörler – Luis Enrique, José Mourinho ve Pep Guardiola

Chelsea’ye ilk geldiği zaman yaptığı iddialı açıklamalar, sivri çıkışlar ve ukala tavrı ile son derece antipatik bir görüntü çizen Mourinho kariyeri boyunca bu çizgisini hiç bozmadı ve çalıştırdığı takım taraftarları dışında kimse tarafından sevilmedi. Hatta eminim ki kendi taraftarları arasında da onu sevmeyen ve itici bulan bir kesim vardı. Mourinho pek sevilmezdi ama saygı duyulurdu ve takdir edilirdi çünkü çok başarılıydı. Chelsea’deki ilk sezonunda hem Premier Lig’i hem Lig Kupası’nı kazanıp, Şampiyonlar Ligi’nde de yarı finale kadar yükselmeyi başardı ve taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandı. 2004/2005 ve 2005/2006 sezonlarında Chelsea’de yaşadığı iki Premier Lig şampiyonluğunda sonra çok da beklenmeyen bir şekilde 2007 Eylül ayında Chelsea’den ayrıldı. Sezonun sonuna kadar hiçbir takımla anlaşmayan Mourinho’nun, 2008 yılı haziran ayında Inter’le anlaştığı açıklandı.

İtalya’daki ilk sezonunda “sempatik” tavırlarını sürdüren Mourinho, Ancelotti, Spaletti ve Ranieri gibi o dönem İtalya’nın büyük takımlarının başındaki antrenörlerle sık sık polemiklere girip onları aşağılayıcı açıklamalarda bulundu. Inter’de geçirdiği iki sezonda iki kez Serie A şampiyonluğu yaşayan Mourinho esas imzasını 2009/2010 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak attı. Bu Mourinho’nun kariyerindeki ikinci ve son Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu oldu (tabi şimdilik).

Quaresma’lı Sneijder’li Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Inter

Mourinho’nun Inter’den sonraki durağı Real Madrid oldu. İspanya’da geçirdiği üç sezonda bir La Liga şampiyonluğu, bir İspanya Kupası ve bir İspanya Süper Kupası kazanan Mourinho, üç kez üst üste Şampiyonlar Ligi yarı finaline kalmayı başarsa da şampiyonluk yaşayamadı ve 2012/2013 sezonu sonunda Madrid’den ayrıldı.

Madrid’den sonraki durak yine Londra oldu ve Mourinho’nun ikinci Chelsea dönemi başladı. İlk sezonunda, şampiyon Manchester City’nin dört puan gerisinde kalarak ligi üçüncü bitiren Chelsea, 2014/2015 sezonunda şampiyon olmayı başardı ve beş yıllık hasretine son verdi. Ertesi sezon anlaşılmaz bir şekilde ilk 16 maçta 9 mağlubiyet alan Mourinho’la yollar aralık ayında ayrılmak zorunda kalındı ve böylece Madrid’den sonra, Chelsea’den de kovulmuş oldu.

Cheslea’den sonraki durak Manchester United oldu ve 2016 mayıs ayında İngiliz ekibiyle üç yıllık sözleşme imzaladı. Mourinho’nun ilk maçı, önceki sezon Avrupa futbolundaki en büyük peri masalını yazan Leicester City’e karşı Community Shield maçıydı ve Kırmızı Şeytanlar sahadan 2-1’lik galibiyetle ayrılmayı başardı. Böylece Mourinho çıktığı ilk maçla ilk kupasını kazanmayı başarmış oldu. 2016/2017 sezonu Mourinho için fena geçmedi ve Premier Lig’i kazanamasalar bile Community Sheild’ın yanında İngiltere Lig Kupası ve UEFA Avrupa Ligi şampiyonluklarını kazanarak sezonu 3 kupayla tamamlamış oldu. 2017/2018 sezonunda ise rekorlar kıran Manchester City’nin 19 puan arkasında 2. olabilen United’da, Mourinho’nun suyu ısınmaya başlamıştı. Kibirli tavrından vazgeçmeyen, sürekli herkes didişen ve kavga eden Mourinho’nun kredisi gittikçe azalıyordu. 2018/2019 sezonuna da Mourinho yönetiminde başlayan Kırmızı Şeytanlar, 17. haftadaki 3-1 Liverpool mağlubiyetinden sonra liderin 19 puan gerisinde kalınca Mourinho’nun görevine son verdiler. Böylelikle Mourinho, Real Madrid ve Chelsea’den sonra Manchester United’dan da kovulmuş oldu. Şimdi Mourinho’nun Manchester macerasına biraz daha detaylı bakalım.

United’ın hocası olarak çıktığı Stanford Bridge’de onu proteste eden Chelsea taraftarına, onlara kazandırdığı 3 şampiyonluğu hatırlatırken

2016/2017 sezonunda ligde sadece 5 mağlubiyet almış olsa da aldığı 15 beraberlikle ancak 69 puan toplayabilen Manchester United şampiyon Chelsea’nin 24 puan gerisinde kaldı. İngiltere’de, diğer liglerden farklı olarak, şampiyonluğa Avrupa’da kazanılan kupalardan daha çok önem veriliyor özellikle de UEFA Avrupa Ligi’nden. Bu sebeple Mourinho sezonu 3 kupayla tamamlamasına rağmen hem ligdeki kötü performansı hem de sahadaki keyif vermeyen futbol yüzünden oldukça eleştirildi. Daha ligin yarısında liderin 13 puan gerisine düşen Manchester United şampiyonluk yarışından çok çabuk koptu ve taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. 2013/2014 sezonundan sonra ligi son 25 yıl içerisinde 2. defa ilk 5 dışında tamamlayan United için 2016/2017 sezonundaki 6.’lık çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Kazanılan UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu olmasa 2017/2018 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ne de katılamayacaklardı. 38 maçta sadece 54 gol bulabilen United büyük takım kimliğinden çok uzak bir oyun sergileyerek oldukça eleştirilmişti. Sık sık gazetecilerle, diğer menajerlerle ve taraftarlarla laf dalaşına giren Mourinho başarısız oldukça agresifleşti ve sertleşti. İşin kötüsü onu eleştirenlere eski başarılarından başka verecek bir cevabı yoktu.

2017/2018 sezona başlarken gol sıkıntısını çözmek için, son 2 sezonunu kiralık olarak Everton’da geçiren ve attığı gollerle Premier Lig’e damga vuran, genç Belçikalı forvet Romelu Lukaku’yu kadrosuna katan Kırmızı Şeytanlar ligi 2. bitirmeyi başarsa da ezeli rakipleri Manchester City’nin haftalar öncesinden şampiyonluğunu ilan etmesine engel olamadılar. En çok puan, en çok galibiyet, en çok gol, en farklı şampiyonluk dahil olmak üzere 12 Premier Lig rekoru kırarak şampiyon olan City’yi 2017/2018 sezonunda durdurmak neredeyse imkansıza yakındı. Fakat Türkiye’de nasıl 3 büyükler için şampiyonluk dışı her sonuç başarısızlık sayılıyorsa, İngiltere’de de Manchester United gibi son 25 yıla damga vurmuş bir takım için 19 puan farkla 2. olmak başarısızlık olarak kabul ediliyor. Ne var ki United, Ferguson’un gidişinden sonra bu “winner” kimliğini kaybetti. İngiltere’nin en üst liginin Premier Lig olarak yapılandığı 1992/1993 sezonundan Ferguson’un son sezonu 2012/2013 sezonuna kadar arada geçen 20 sezonda ilk 3’ün dışına hiç çıkmayan Manchester United, Ferguson’dan sonraki 6 sezonda ilk 3 içerisine 1 kere girebildi.

Mourinho’nun, adeta bir peri masalı gibi başlayan kariyeri son sürat yokuş aşağı doğru gidiyor. Değişen futbola ayak uydurmakta zorluk çeken Portekizli hocanın takımları bu saatten sonra ne kadar başarılı olabilir bunu kestirmek zor. Mourinho’nun yüksek egosu hem Madrid’de, hem Chelsea’de hem de United’da başına işler açtı ve artık bu saatten sonra büyük bir takımda görev alabilir mi çok da emin değilim. Yüksek profilli takımların yüksek egolu futbolcuları Mourinho’ya çalışmak istemeyebilirler. Bence artık Mourinho’nun önünde 2 seçenek var, ya Çin’e, Amerika’ya ya da bir Arap ülkesine gidip parayı seçecek ya da her şeyin başladığı yere dönüp Porto’da kendine bir şans daha verecek. Onun, Avrupa’nın büyük liglerindeki sıradan bir takımı çalıştırmayı asla kabul etmeyeceğine eminim. Onun yerine tekrar kral olabileceği Portekiz’e dönme ihtimali çok daha yüksek. Sezar gibi Mourinho da sarayda ikinci adam olacağına köyde birinci adam olmayı tercih edecektir.

 

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More