BİR GÖZTEPE KAHRAMANI – MEHMET SEPİL

Şüphesiz her spor kulübünün tarihinde ön plana çıkan isimler mevcuttur. Ancak bu isimlerin bazıları da kulübün kurtarıcısı olarak görülür. Hatta biraz daha ileri gidersek ikinci kurucu tabirini bu kimselere kullanmak pek de abes olmasa gerek. İşte yazımın konusu da bunlardan birisi sayılan Göztepe Spor Kulübü Başkanı Mehmet Sepil. Ama öncesinde bir Göztepe Spor Kulübü’nün kısa tarihine, ekonomik çalkantılarına ve satılma sürecine değinmek istiyorum ki, Mehmet Sepil’in Göztepe için ne kadar önemli bir figür olduğunu daha iyi kavrayabilelim.

Kuruluş

1925 Yılında Altay Spor Kulübü’nün Aydın ilinde katıldığı müsabaka sonrasında yöneticilerden Ferit Bey; trenle dönüş yolculuğunda, yönetimdeki diğer isimlerle ters düşmesi ve kendisine söz hakkı tanınmaması sebebiyle ayrılık kararı almıştır. Bu sebepten dolayı kendisini destekleyen ve aynı fikirleri benimseyen, kulüpte futbol oynayan Nebil ve Vedat kardeşler, Muzaffer Koral, Ferit Simsaroğlu, Necati Bey ve Nusret Bey bir spor kulübü kurmaya karar verirler. 14 Haziran 1925 günü, vapur iskelesi yanındaki Mez Gazinosu’nda toplanan Göztepe semtinin ileri gelenleri, yıllarını futbola adamış insanlar ve gençler Göztepe futbol takımını kurarlar. Yapılan ilk kongrede Göztepe Fahri Başkanlığına o dönemin asker kökenli Valisi Kazım Dirik seçilir. Tabii olarak o yıllarda valilerin yetkileri bir hayli fazladır. Bu sebeple de onları mutlaka onurlandırmak gereklidir. Göztepe’nin idari heyetinde ise şu isimler yer alır; Başkan Fehmi Simsaroğlu, İkinci Başkan Turan Dirik, Mühendis Aziz Bey, Mustafa Bey, Murtaza Bey, Öğretmen Şerif Bey, Alaattin Bey ve Adil Burgaz. Genel Kaptanlığa ise Ahmet Özgirgin getirilir.

İlk maçını 28 Ağustos 1925 tarihinde, henüz kuruluşundan 2 ay kadar sonra, içinden koptuğu kulüple, yani Altay’la oynar. Mücadeleden 1-0 galip ayrılan Göztepe, bir bakıma “biz haklıydık ve sizden iyiyiz.” Mesajını vermiş olurlar. Daha sonraki yıllarda ise mahalli liglerde mücadele eden Göztepe, bu sefer mülkiye kökenli olan vali Fazlı Güleç’in talimatıyla 1937 yılında İzmirspor ve Egespor ile birleşmek zorunda kalmıştır. Haliyle kulüp ismi de değişerek Doğanspor adını almıştır. Aynı sezonda Ege Ligi Kupası’nı alan Doğanspor, ertesi sezon Mahalli Ligi kazanmıştır. Vali Fazlı Güleç’in İzmir Valiliğinden ayrılması sonrasında, 1940 yılının Eylül ayında kongre kararıyla tekrardan Göztepe ismine dönüş yapmıştır. Arka arkaya 3 yıl İzmir Mahalli Lig şampiyonluğu kazanan Göztepe, ilk ulusal başarısını 1949-1950 sezonunda Türkiye Şampiyonu olarak yakalar. Bu şampiyonluk sonrasında Başbakanlık Kupası maçına çıkmaya hak kazanmıştır. Rakipleri ülkenin en büyüklerinden olan Fenerbahçe’dir. 2-1’lik mağlubiyetle sahadan ayrılırlar.

Profesyonellik

İlk kez profesyonelliğe 1959 yılında adım atan Göztepe, Türkiye Profesyonel 1. Ligi’nde yer almaya hak kazanır. Unutmadan belirteyim, kulübün ilk profesyonel futbolcusu Gürsel Aksel’dir. Bir Göztepe Efsanesi olan Fevzi Zemzem’den sonra kulüp tarihinde 90 golle en çok gol atan ikinci futbolcudur. Bu dönemden sonra Göztepe inanılmaz bir ivme yakalayarak; Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda sırasıyla, 1967-1968 Sezonu Çeyrek Final,   1968-1969 Sezonu Yarı Final,  1969-1970 Sezonu Çeyrek Final başarılarını yakalar. Türkiye Kupası’nda ise; 1967-1968 Sezonu Altay ile Türkiye Kupası Finali oynar ancak yazı-tura atışı sonucu kupayı kaybeder. Sonraki iki sezon ise, 1968-1969 Sezonu Türkiye Kupası Şampiyonluğu, 1969-1970 Sezonu Türkiye Kupası Şampiyonluğu’nu kazanır. 1968-1969 ve 1969-1970 sezonlarında Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1962-1963 sezonunda Federasyon Kupası Şampiyonluğu alarak, taraflı ve tarafsız herkesin takdirini kazanır. 1976-1977 yılında 18 yıl aralıksız mücadele ettiği Türkiye 1. Ligi’nden 2. Lig’e düşerek 18 yıllık bir lig özlemi çekerler. Ancak 1997 yılında tekrardan en üst klasmana Dinç Bilgin’in teknik direktörlüğünde yükselirler.

1968-69 Sezonu’nda Fuar Şehirleri Kupası Yarı Finalisti Göztepe

Çöküş ve Külübün Satılması

Sonrasında kötü yönetim, yanlış transfer politikaları ve ekonomik sebeplerle tarihinde ilk kez profesyonel liglere veda ederek 2006-2007 sezonunda Amatör Lig’e düşerler. Bu süreçte kulüp borçlarından dolayı, TMSF’ye devredildiğinde ise haliyle kulüp açık artırmaya çıkarılır. 2007 yılında yapılan bu açık artırmayı kazanan İmam Altınbaş yönetimindeki Altınbaş Holding olur. 2007-2008 sezonunda yalnızca 1 sene Amatör Lig’de yer alan Göztepe, yeni sahipleriyle; 2008-2009 sezonunda 3. Lig’de, 2009-2011 yılları arasında 2. Lig’de, 2011-2013 yıllarında ise 1. Lig’de mücadele eder. 2013 yılında yine 2. Lig’e düşmesi ise kulüpte bir şeylerin değişeceğini göstermekteydi. 2013-2015 yılları arasında 2. Ligde mücadele eden kulüp, 2014 yılında ise Altınbaş Holding ve Genel Energy arasında yapılan 7,5 Milyon Dolarlık anlaşma sonucunda Genel Energy’ye devredildi. Hem de kulübün tüm borçlarıyla birlikte.

Göztepe, Altınbaş Holding döneminde teknik direktör ve futbolcu değirmeni gibi çalıştı. 7 yılda 4 farklı ligde mücadele eden sarı-kırmızılı kulüpten, 2 başkan, 2 başkanvekili, 3 futbol direktörü, 14 teknik direktör, onlarca antrenör, yüzlerce futbolcu gelip geçti. İzmir temsilcisi, Süper Lig’e çıkabilme umuduyla her sezon en az 10 milyon tl harcama yaptı. Tabii ki bu harcamalar bir şirket bünyesinde yapılıyorsa ve sürekli zararla kapatıyorsa, operasyonel olarak satış kaçınılmaz oluyor.

Mehmet Sepil ve Yepyeni Göztepe

Genel Energy İcra Kurulu Başkanı Mehmet Sepil, Türkiye petrol devlerinden. Kuzey Irak’ta Çukurova Holding’in patronu Mehmet Emin Karamehmet ve İngiliz ortaklarıyla petrol işiyle meşguldü. Peki, nereden çıktı bir futbol kulübüne yatırım yapmak ? Kulübün tüm borçlarını da üstlenmiş bir şekilde hem de. Gelin şimdi asıl konumuza dönelim. Kimdir bu Mehmet Sepil? 1955 senesinde Güzelyalı İzmir‘de dünyaya gelen işadamı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Kıyı ve Liman Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. 30 yıldan fazla inşaat mühendisliği, inşaat ve yüksek teknoloji şirketlerinde mali ve idari yöneticiliği yapan Sepil, NATO, ABD ve Türk hükümeti ile ilgili özel sektör projelerinde çalıştı. 2011’de İngiliz Vallares PLC ile birleşmesine kadar Irak’ta faaliyet gösteren en büyük petrol şirketi olan Genel Energy şirketinin CEO’luğunu yapan Sepil, 2012 verilerine göre 450 milyon dolarlık servetiyle Türkiye’nin en zengin 34. iş insanı. Aynı zamanda 2011’de Forbes’in dünya çapındaki milyarderler listesinde 1140. sırada yer almıştır.

Göztepe’ye olan ilgisine gelince… Göztepe kulübünün hemen yanında ki binada çocukluk yıllarını geçirmiştir. Aynı zamanda da Göztepe’nin yelken şubesinde görev almıştır. Kulübü satın aldığı dönemde, DEAŞ’ın terör faaliyetleri sebebiyle şirketinde faaliyetler durdurulmuş haldeyken bile, Göztepe’nin tesislerinin açılışını neşeli ve pozitif bir havayla bizzat kendisi yapacak kadar Göztepe aşığı… Uzundere Stadı’nın yapımında 25 bin kişi kapasitesinin 10 bin kişilik kısmını kendi cebinden karşılayacak kadar bonkör… Göztepe’nin resmi Instagram hesabını yönetirken,  ”bir de beni tek çek. hadi gari yarın hep beraber maça” yorumuyla fotoğrafını paylaşacak kadar içten… Karşıyaka erkek basketbol takımının maçına gidip destekleyecek kadar da fair-play ruhlu bir insan Mehmet Sepil.

Aslında baktığımız zaman, günümüz kulüplerindeki dernek yönetimi anlayışı, haliyle kulüpleri yolgeçen hanına döndürüyor. Bu çok açık! Birçok kişi kulüplerin tamamen şirket eliyle yönetilmesine karşı çıksa da, dernek mantığıyla yönetim de artık endüstriyel olan futbolda demode olmuş durumda. Karlılık ve verimlilik üzerine devam eden şirketler, orta ve uzun vadede kar olarak büyürken ve bu büyümeyi istikrarlı hale getirirken; günü kurtarmak adına yürütülen dernek görünümlü kulüpler ise sadece bir anlık büyüme ve sonrasında biriken borç yükü ile tepetaklak gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Peki, Göztepe Spor Kulübü’nde Mehmet Sepil başkanlığa geldiği andan itibaren neler değişmiş, nasıl bir etki bırakmış, taraftarların genel görüşü ne durumda biraz da onlara bakalım. Mehmet Sepil, Kulübü satın aldıktan ve başkan olduktan sonraki ilk açıklaması, Göztepe’yi tekrar eski günlerine kavuşturmaya dairdi. Fuar Şehirleri Kupası’nda ki elde ettiği başarıları kastederek uluslararası bir kulüp olma gayesi güttüğünü söylüyordu. “Ne şekilde ve ne hızla yaparız göreceğiz ama hedef bu. Amaç sadece süper lige çıkarmak değil, uluslararası kulüp haline getirmek. Çok profesyonel, kurumsal bir yapı haline getirmemiz gerekiyor. Bununla ilgili kadroları oluşturmamız gerekiyor. Camiayı birleştirmemiz gerekiyor. Alt yapıları kurmamız gerekiyor. Çalışmaları hızlandıracağız. Projeler var kafamda ama bugün konuşmak doğru değil. Göztepe’de çalışan herkes bizim çalışanımızdır. Faydalanabileceğimiz, oluşturacağımız yeni profesyonel kültür içine uyacak tüm arkadaşlara kapımız açıktır. En önemli misyonumuz da camiayı hep beraber kenetleyip, başarıya inandırmak. Buna sadece futbol kulübü olarak da değil, Göztepe Kulübü olarak bakmalıyız. Başka branşlarımız da var. Yelken mesela, onu hızlı bir şekilde iddialı hale getirmeyi çok istiyorum. Kısa vadeli başarı için çalışmam. Hem beklentileri karşılamalı hem de uzun vadeli planlar yapmalıyız. Amacımız inanan bir camia oluşturmak. Göztepe’nin geleceğinin olduğunu, uluslararası alanda itibar sahibi bir kuruluş olduğunu kabul ettirmem lazım. Ana hedef, kurumsal ve profesyonel bir yapıyı kurmak. Bunu beceremezsek de bizi her zaman eleştirin” şeklindeki konuşması da bir vizyonu ve heyecanı olduğuna işaretti. “Şimdi Altınbaş’lardaki arkadaşlarım da her türlü yardımı verecekler. Öğreneceğim çok şey var. İlerde nasıl yöneteceğimiz ile ilgili bana en büyük desteği yine onlar yapacak.” diyerek tevazuyu da elden bırakmamıştır. Aynı zamanda Göztepe’nin hayatının en önemli değerlerinden biri olduğunu, Göztepe’yi yönetme hayalinin bulunduğunu ve bu kulübe olan bağlılığını da aynı konuşmada belirtmiştir.

Zaten kendisi kişilik ve zevk olarak diğer kulüp başkanlarının genelinden daha farklı olduğunu paylaştığı müzik listesiyle de kanıtladı. Leonard Cohen, Pink Floyd, Queen, Gipsy Kings, Nathalie Cordone gibi isimleri Mehmet Sepil genellikle tercih ediyor. Kendisi yine genel profilden farklı olarak takım elbise yerine günlük ve modern kıyafetler tercih etmekte. Kişilik konusunda belirtmek gereken bir başka özellik de o servete ve iş dünyasındaki yerine rağmen, her gün çalışanlarının halini hatırını sorduğu, her zaman güler yüzlü davrandığı hususunda, bağlantılarım sonucunda bilgi edindim. Zaten tatil yaptığı Bodrum’dan kalkıp, Bodrum’da ikamet eden Göztepeli taraftarların bindiği taraftar otobüsüyle maça giden bir başkandan başka ne beklenir ki?

Mehmet Sepil, kulübün başına geçtiğinde Göztepe, 2. Lig’de mücadele ediyordu. Kuruluşunun 90. Yılını kutladığı 2014-2015 sezonunun başında neredeyse tüm futbol takımını baştan aşağı yenilediler. Bandırmaspor’dan 38 bin euro karşılığında Timur Kosovalı, Aydınspor 1923’den bedelsiz olarak Umut Kaya, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’dan bedelsiz olarak İsa Akgöl, Başakşehir’den bedelsiz olarak Oğuzhan Bahadır gibi 2. Lig için önemli sayılabilecek oyuncuları transfer ederek yepyeni bir başlangıç yapan Göztepe, sezonu 2. Lig Kırmızı Grup’da lider olarak  1. Lig’e çıkmaya hak kazandı. Şüphesiz ki bu başarıda Mehmet Sepil ve yönetiminin büyük bir payı vardı.

90. yılını şampiyonlukla taçlandıran Göztepe, 2015-2016 sezonunda 1. Lig’de mücadele etmiştir. Bu sezon da 3 teknik direktörle çalışan, birçok yerli ve yabancı transfer yapan kulüp maalesef yeterli başarıyı gösterememiş ve ligi 13. sırada bitirererek bir sonraki sezonda da 1. Lig’de mücadele etmek durumunda kalmıştır.

2016-2017 sezonunda ise daha oturmuş bir takım ve birkaç takviye ile önce Okan Buruk yönetiminde, sonrasında ise bitime 9 hafta kala göreve gelen Yılmaz Vural yönetiminde 1. Lig’i averajla 5. sırada bitirerek play-off oynamaya hak kazanmıştır.  Ligde gol yükünü Adis Jahovic ve Umut Nayır çekmiştir. Play-off’da ilk turda Boluspor ile karşılaşan Göztepe her iki maçta da 2-0’lık skorlarla finalin yolunu tutmuştur. Finalde ise rakip Süper Lig müdavimlerinden olan ve yine bu arenaya dönmek isteyen ancak eski günlerinden eser kalmayan Eskişehirspor’dur. Normal süresi 1-1 biten maçın uzatma devrelerinde de gol olmayınca, penaltılarda 3-2 ve toplamda ise 4-3 Göztepe’nin üstünlüğüyle biten maçın sonunda Göztepe, uzun bir aradan sonra tekrar en üst klasman olan Süper Lig’e dönmeyi başarmıştır.

Göztepe Süper Lig’de

2017-2018 sezonuna yeni bir heyecanla başlayan Göztepe; Kasımpaşa’dan Andre Castro, Newcastle United’dan Yoan Gouffran, Basel’den Adama Traore, Galatasaray’dan Sabri Sarıoğlu, Gençlerbirliği’nden Selçuk Şahin gibi önemli isimlerle takviye yaparken ilk senesinde büyük bir ivme kazanan Göztepe; ikinci devrenin hemen öncesinde Atiker Konyaspor’a 1.5 milyon euro bedelle, bir önceki sezonun gol yükünü çeken Adis Jahovic’i gönderirken, Shanghai Shenhua’dan Demba Ba’yı kadrosuna kattı. Aşının tutması ve oyuncuların ortaya koyduğu performansla ilk senesinde 13 galibiyet 10 beraberlik ve 11 mağlubiyet alarak 49 puanla ligi 6. sırada bitirdi.

Tüm bu kazanımların ve yakalanan ivmenin baş mimarlarından birisi şüphesiz Mehmet Sepil. Yeni bir yapılanma, yeni bir hava ve yepyeni bir Göztepe ile yola çıkarak; çalışanlar, oyuncular, teknik kadro ve yönetim kadrosuyla uyumlu bir birlikteliği yakaladı.

Kendisi her fırsatta Göztepe tribünlerinin Türkiye’nin en iyi tribünü olduğunu dile getiriyor. Taraftarın gücünün farkında ve buna çok önem veriyor. Zira bir kulübü ne olursa olsun taraftar sırtlar, destekler. Göztepe’yi dünya kulübü yapma peşinde olması, oyunculardan zarar eden değil, verim alarak kar eden bir kulüp olmaya çalışması takdire şayan. Kulübün borcu yok. Stadı ve tesisleri yapılmaya devam ediyor. Yeniden Avrupa arenasında boy gösteren bir Göztepe hiç de öyle uzakta değil. Belkide 2018-2019 sezonu sonunda bu amaca ulaşacaklardır.

Kendi hikâyesini Hollywood filmlerine benzetiyor. “Bizim neslimiz, hikâyemiz hazırdı. Amerikan filmlerinde vardır ya bir beyzbol takımı çok zor durumlara düşer, gelir o şehrin çocuğu kurtarır o takımı. Bizimki de öyle oldu biraz. Ben zaten taraftarım. Maç biter başkanlığıma geri dönerim.” şeklinde konuşması da aslında romantik yanını ortaya koyuyor. Açıkçası aman başkan olayım da, adım duyulsun, ihalelerim yürüsün, bağlantılarımı artırayım, kulüp üzerinden şirketime katkı sağlayayım amacında değil. Zira kulüp zaten kendisinin. E bir de gönül bağıyla oluşmuş bir birliktelik de olunca, taraftarın hislerini bilmesi mutlaka onun iki taraftan da bakmasını kolaylaştırıyor.

2019-2020 sezonuna girerken yeni stadına kavuşacak olan Göztepe, hâlihazırda olan evsizliğine de son verecek. Avrupa standartlarında bir stadyum olacağı söyleniyor. Haliyle bu durum da oyuncular arasında olumlu bir hava oluşturacaktır. Şimdilik devşirme oyuncularla durumu idare etmeye çalışıyor zira henüz tam anlamıyla oturmuş bir altyapı yok. Altyapı oyuncularından gelir elde etme amacını taşıyan Göztepe, bunun için de Torbalı’da 100 dönümden fazla alana sahip bir arazide 30 milyon TL üzerinde bir yatırımla altyapı tesisi projesine başladı. Eğitim, eğitim ve eğitim… Bunun için de okul eğitimine de önem verdiğini belirtiyor Mehmet Sepil. Lise düzeyinde okul açılması da projeleri arasında. Açıkça uygulanabilirlik sağlanırsa, altyapıdaki oyuncuların ders-antrenman-maç programlarında hiçbir şekilde aksama olmaz.

Son günlerde çok revaçta olan bir konudan da bahsetmekte yarar var: Türk oyuncularla Türk Lirası üzerinden kontrat. Evet, Mehmet Sepil bunu uyguluyor. Hoca ya da oyuncu farketmez. Prensip meselesi. Bir Türkle yabancı para cinsinden asla kontrat yapmayacağını söylüyor.

Kulüplerdeki bir diğer problem de yabancı oyuncuların dil sorunu. Zaman zaman çok farklı ülkelerden oluşturulan takımlarda birkaç dil birden konuşulunca, soyunma odalarında aşırı derecede bir rabarba oluşuyor. Haliyle ne konsantrasyon kalıyor ne de iletişim. Buna da kendince bir çözüm üretmiş Mehmet Sepil ; yabancı dil bilen hoca olmazsa olmazlarından. Bayram Bektaş örneğin… 2 sene kadar takip ederek karar veriyor. Tabii tek adam olarak değil. Mutlaka ekibiyle bir program dâhilinde yapılıyor bu araştırma ve ona göre karar alınıyor. Bayram Kadir Bektaş çok iyi derecede Fransızca bilmesinin yanında İngilizce ve İtalyanca da konuşabiliyor.

Hayatının her anını Göztepe’ye adamış bir insandan bahsediyoruz. “Bugün Göztepe’yi ayakta tutan budur. Kayıtsız şartsız takımımıza bağlıyız. Göztepe bizim her şeyimiz, şimdi de böyle gelecekte de böyle olacak. Amatör lige kadar düşmüş bir takımın binlerce seyircisi maça gitti ve o ruhla Göztepe’yi bu hale getirdik. İnşallah arkamızdan diğer İzmir kulüpleri de aslanlar gibi başarılı olup gelirler. En büyük isteğimiz bu.” şeklinde konuşuyor “Efsane Göztepe’den, Günümüz İzmir Futboluna Bakış” konulu panelde Mehmet Sepil. Tribünlerin gücüne oldukça inanan Mehmet Sepil, bu gücü daha da pekiştirme adına bir Türker Atik’e bir Göztepe Marşı besteletmiştir.

Gördüğümüz gibi, Mehmet Sepil artık Göztepe’nin efsaneleri arasına şimdiden girmiş bulunmakta. İlerleyen dönemde bu başarıları istikrarlı bir biçimde sürdürecek mi göreceğiz ? Ancak her zaman söylenildiği gibi, lafa değil de icraata bakılır. Haliyle başkanlığının 5. yılında görevinin başında bulunan Mehmet Sepil, şimdiye kadar yaptıklarıyla ve ortaya koyduğu projelerle Göztepe’yi bir dünya kulübü yapma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ben de böyle başarı odaklı insanların muvaffakiyet kazanmasını çok isterim. Umarım, yoluna gelen taşları sorun etmek yerine o taşlardan kaleler inşa etmekteki bu kararlılığını devam ettirir. Başarılar Mehmet Sepil…