Kod Adı: Disiplin ve Quaresma

Trivela’nın kralı, rabona’nın padişahı, Beşiktaş’ın yıldızı…
Göbek adı ‘’disiplinsiz’’ olan bir sanatçı, Ricardo Quaresma!

Ricardo Quaresma, 26 Eylül 1983’te Lizbon’da yoksul bir ailenin tek odalı evinde dünyaya gelmişti. Zor bir ortamda, alkol ve uyuşturucu ile iç içe, suç potansiyeli yüksek bir arkadaşlık ortamında yaşam mücadelesi verip, geldiği noktayı ele alırsak Ricardo Quaresma’nın büyük bir alkışı hak ettiğini düşünüyorum. Bir çok kişi ve kesime inat…

‘’Alkole ve uyuşturucuya bulaşmanın daha kolay olduğu bir yerde büyüdüm. Benimle büyüyen çocukların bir çoğu bu yola saptı. Ben ise sahaları, stadyumları, futbol topunu seçtim. Bazı zamanlarda babam beni desteklemedi ama şimdi harika bir ilişkimiz var.”

Futbol topu ile 4 yaşında tanışan Quaresma, 10 yaşında Sporting Lisbon altyapısına merhaba diyordu. 12 yaşında her genç gibi değişik sevdalara yelken açmak istemiş, hokeye merak salmıştı. Futbolu bırakıp hokeye başlama fikri Quaresma’nın annesinin keyfini bir hayli kaçırmış olmalı ki futbolu bırakırsa hokeye de izin vermeyeceğini söyleyerek bu isteğini geri çevirmişti. Quaresma da zorunlu olarak futbola devam etmiş, 17 yaşına kadar altyapıda top koşturmuştu.

Hırsının ve azminin meyvelerini toplama vakti gelmişti. Portekiz’in çingenesi, profesyonel hayata ilk adımını atıyordu…

“Sahada veya okul sıralarında, hedef hep bendim. Bir keresinde okulda bir çocuk kaybolmuştu. Bazı çocuklar çıkıp, “Yaptıysa bu çingene yapmıştır” dediler. Çocukken bunları duymak ağır oluyor. Genç bir adamken, benim yetenekli olduğumu söylerlerdi ama bir yere ulaşamayacağımı da eklerlerdi. Bu tip sözler bana hep güç verirdi… “

Topla olan yakın ilişkileri nedeniyle dikkatleri üzerine çekerek 17 yaşında Sporting Lisbon’un A takımına alınan Ricardo, uzun süre geçmeden ilk 11 biletini kapıyordu. İlk 11’e girerken yedek kulübesine yolladığı futbolcu ise tanıdık bir isimdi; Cristiano Ronaldo.

O dönemlerde gerek Quaresma gerekse Ronaldo da aynı kişi tarafından takip ediliyordu. Manchester United’ın menajeri Sir Alex Ferguson’un takip listesindeki ilk isim Quaresma, ikinci isim ise Cristiano Ronaldo idi. Bu düellonun galibini Sporting Lisbon’un 2003 senesinde Manchester United ile oynadığı hazırlık maçı belirleyecekti. Bu maçta üstün bir performans sergileyen C.Ronaldo, ikinci sıradan girdiği mücadeleyi kazanarak İngiltere biletini kazanıyordu.

Ferguson’un listesindeki yarışı ilk sırada olmasına rağmen kaybeden Quaresma, Ronaldo’nun gidişinin 6 ay sonrasında Barcelona’ya çeviriyordu dümenini. 2003 yılında Katalan ekibi ile 22 maçta ter dökerken 1 gol üretiyordu. Katalan devinde teknik direktör Frank Rijkaard’la yıldızları barışmayınca yeni rotası Porto olacaktı.

Rijkaard’ın olduğu yerde ben oynamam

Yeni durağı Porto’da kariyerinin en verimli 4 senesini geçiren Quaresma, kariyerindeki en yüksek bonservis rakamına da bu 4 senenin sonunda Inter’e transfer olarak ulaşıyordu. Inter bu transfer için Porto kulübüne 24.600.000 Euro ödemişti. En fazla bonservis bedeli ile en pişman olduğu transferi de bu oluyordu aslında. İtalyan devinde disiplinsiz davranışları nedeniyle fazla forma şansı bulamayan Quaresma, Abramovic’in takımı Chelsea’ye kiralanacaktı. Chelsea’de de Hiddink’in disiplin şartlarını yerine getiremeyince kulübü Inter’e geri döndü ve artık yolu ülkemize düşecekti. Beşiktaş, uzun uğraşlar sonucu Inter ile anlaşmıştı ve Ricardo Quaresma artık siyah beyazlı formayı terletecekti…

Adının dedikodu içerisinde geçmesi bile Beşiktaş taraftarının heyecanlanması için yetiyordu. Hatta taraftarlar, Quaresma gelmeden lakabını bile belirlemişlerdi; Q7!

Ve nam-ı diğer Q7’nin transferi resmiyete döküldü, Beşiktaş ile sözleşme imzalamıştı.

Türkiye’de yapmış olduğu şık hareketler ile kısa süre içerisinde taraftarın sevgilisi olan Quaresma, Beşiktaş’ta geçirdiği ilk dönemde çıkmış olduğu 73 maçta 18 gol, 27 asist ile Beşiktaş formasına ve taraftarına veda ediyordu.

Al-Ahli kulübüne giden Quaresma, oradan Porto’ya transfer oluyor, oradan da son durağı olan ‘ikinci Beşiktaş’ dönemine merhaba diyordu.

Halen Beşiktaş formasını terleten Portekizli yıldız, 141 maçta 19 gol atıp 48 asist yaparak taraftarlarını sevindirmeye devam ediyor. Beşiktaş’ta attığı ve attırdığı goller tabi ki büyük bir katkı sağladı fakat bu yetenekte bir adamın Beşiktaş’ta bile ‘’Acaba oynamasa mı?’’ dedirtmesi, Quaresma’nın hayatı hakkındaki kısa bir özet gibi…

Bu kadar üstün yeteneklere sahip olup, bu yeteneklerini disiplin denilen olgu ile harmanlayamayan herhalde tek örnektir Ricardo Quaresma.

Taktik ve takım oyunundan uzakta oynayan Ricardo Quaresma, büyük takımlarda tutunamamış olsa da sırf ‘’Allah vergisi yetenekleri’’ sebebiyle her transfer döneminde büyüklerin radarında olmayı başardı.

Yetenekli, seyir zevki veren, spektaküler çalım dendiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Ricardo Quaresma, Cristiano Ronaldo’dan çok daha ileri seviyelerde görülüyordu fakat futbol sadece ayak dışı ile atılan bir gol değildi. Futbolun tek bir harekete bağlı kalmaması nedeniyle Quaresma ile Ronaldo arasındaki kalite farkı açılmaya başladı ve gelinen son nokta zaten siz değerli okuyucularımızın gözleri önünde.

Olağanüstü yeteneklere sahip olup, bir o kadar da vurdumduymaz olmanın doğul sonucu bu olsa gerek. Bu yeteneğiyle bile Portekiz futbolunun unutulmazları arasında adını ilk sıralara taşıyan bir Quaresma tanıdık. Ya bir de daha disiplinli olsaydı?

İşte o zaman yeni bir makale yazmak gerekirdi…

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More