İsyankar Bir Şampiyonun Hikayesi: Bold Pilot

Yarış pistinde bir milletin umudu olan; ülkenin gelmiş geçmiş en hızlı atının filmlere konu olan, bilinmeyenlerle dolu hikayesini gelin beraber dinleyelim.

Art arda gelen ekonomik krizlerle sarsılan, Güneydoğu’dan gelen acı haberlerle şehit cenazelerinde saf tutan, siyasi istikrarsızlıktan bıkmış, refahını ve huzurunu kaybetmeyi kanıksamış ve tüm bunlar olurken umudunu kaybetmiş bir halk… Doksanlı yılların Türkiye tablosundaki bu karamsar harmonide bir millete kaybettim derken kazanmayı öğretebilecek bir kahraman; bir at olabilir miydi? Bir at ekran başında milyonların nefesini tuttuğu 2 dakikalık koşularda, milyonlara bir umut verebilir miydi? Cevabınız hayır ise sizi huysuz ama asil bir koşucuyla tanıştırmak istiyoruz: Bold Pilot.

Son günlerde, vizyona giren Şampiyon filmiyle milyonları gözyaşları içerisinde sinema salonlarına hapseden bu güzel atın çok ilginç bir hikayesi var.  Persian Bold – Rosa Palumbo ebeveynlerine sahip olan Bold, 1993 yılında Özdemir Atman’ın harasında dünyaya gelir. Doğuşundan beri özgür bir ruha sahiptir ve haradaki kapıların ardında uzanan uçsuz bucaksız çimlere uzaktan bakmaya gocunur. Bir gün bakıcısı kapısını kapatmak üzereyken dışarı çıkmak ister ve burnunu kapıya sıkıştırır. Bu olay onun özgürlük hissini dizginleyeceğine daha da kamçılar fakat burun kemiği gözle görülür bir şekilde yamulur. Ne tesadüftür ki, beraber 21 yarış kazanacakları dostu Halis Karataş’ın da burun kemiği yamuktur. Burnu yamuk kardeşler 1995 yılında kendilerine temiz bir sayfa açarlar. Atman’ın çiftliğinde atları koşuya hazırlamakla görevli olan Sihirbaz lakaplı Halis Karataş, Bold Pilot ile ilk koşusunu tamamladığında onda farklı bir şeyin olduğunu hisseder. Bu at şampiyon olmak için doğmuştur.

Halis Karataş – Jokey

O zamana kadar öyle bir safkan ne gördüm, ne bindim ne de çalıştırdım. İnanılmaz bir ışığı ve şampiyon edası vardı. Asildi, farklı bir ruhtu. Yarışa çıktığımızda etrafa bakmayı severdi. Her şeyi dikkatlice izler, bugün farklı bir şey var mı analiz ederdi. Duruşu özeldi, gelir gezinti yapar, bir durur etrafı dinler, kendini hazır hissetmeden antrenmana bile başlamak istemezdi.

Bold Pilot koşu hayatına 1995 yılının mayıs ayında Asuvan Koşusu ile başlar. Bir hayli kötü start almasına rağmen son düzlükte attığı müthiş sprint ile yarışın son metrelerinde liderliği ele geçirir ve ilk kupasını kazanır. Bu koşuyla dikkatleri üzerine çeken ‘bebek şampiyon’un en büyük problemi koşu başlangıçlarıdır. Kapının üstüne kapandığı dar starting box’a* girmek Bold Pilot için kabullenmesi zor bir andır, nitekim bunun için birkaç deneme ve dakikalar süren bir uğraşla zar zor ikna edilir her seferinde. Son metrelerde önemli sprintlere imza atsa da kötü başlangıçlar yaptığı 2. İnönü Koşusu, Tay Deneme Koşusu ve Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği Koşusu’nu kaybeder. Yıl sonuna doğru yarış tecrübesini arttıran Bold; Kraliçe Elizabeth, Çaldıran, Sakarya gibi önemli koşuların olduğu 6 majör yarışı kazanarak yılın baş tayı olarak 1995 yılını noktalar.

1996 yılında Tay Deneme Koşusu, Ankara Koşusu ve Gazi Koşusu’nu kazanarak Triple Crown** yapan Bold Pilot’ın koşuları artık tüm ülkenin dilindedir. Onun olduğu koşularda hipodromda boş yer kalmazken, hayranları ganyan kuponlarında onu tek geçmektedir. Bold Pilot ekim 1995 ve ekim 1996 arası katıldığı 11 yarıştan da galibiyetle ayrılır. Fakat bu yarışlar içerisinde bir yarış onu rekortmen yapar, diğer bir yarış ise bir milletin kahramanı olma payesini ona bağışlar.

Halis Karataş – Jokey

Atçılıkla, at yarışıyla hiç ilgisi olmayan insanların dahi ‘Bold Pilot’ dendiği zaman gözlerindeki ışıltıyı görebilirdiniz. Bir yarış atından bir star doğmuştu. O koştuğu zaman ona özel seyirci gelirdi. Sırf onu görmek için hipodroma üç kat insan dolardı. Padoka*** girdiği an alkış tufanı kopardı. ‘Bold Pilot’ hemen her koşusunda starting box’a girerken huysuzluk yapar, tehlike yaşardı. Bir süre sonra o kendini sakatlamasın diye hipodromdaki insanlar birbirlerini susturmaya başlamışlardı. Tribünlerden çıt çıkmazdı. Bold Pilot da bunu hissederdi. Böyle güçlü bir sevgi vardı takipçileriyle arasında.

1996 Gazi Koşusu

1927 yılında Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenerek başlayan Gazi Koşusu, tayların hayatlarında sadece bir kez (3 yaşındayken) katılacakları bir koşudur. 2400 metre çim pistte koşulan bu yarışı birinci bitiren at, yılın tayı olarak tarihe adını yazdırır. 1930’lu yılların pist ve antrenörlük şartları göz önüne alındığında Gazi Koşusu’nu kazanan atlar 2 dakika 50 saniyeyi bulan sürelerle birincilik kupasını alırken, 1970’li yıllara gelindiğinde süreler 2 dakika 30 saniye civarlarına inmeye başlamıştı. 1980’lerin sonunda jokey Mümin Çılgın’ın üst üste gelen birincilikleriyle süre 2 dakika 28 saniyeye kadar inmiş olsa da bu sürenin altı birçok yarışsever için tabu olarak kalmıştı. Fakat bu tabunun yıkılması sıcak bir Haziran günü 1996 yılında Veliefendi Hipodromu’nda binlerce seyircinin zafer çığlıkları arasında gerçekleşecekti.

Yarışın başlamasından önce vakur bir şekilde başlangıç alanına girmeyi reddetmeyi alışkanlık haline getiren Bold Pilot, Halis Karataş’ın üst üste gelen ricaları karşısında jokeyini kırmamış ve başlangıç alanına girmişti. Yarışa çok da iyi bir başlangıç yapamayan Bold Pilot her zamanki gibi rakiplerini geriden takip ederek koşmaya başlamıştı. Atman harasının bir diğer medar-ı iftarı Nedym’in öncülüğünde koşulan 1500 metrede tempo beklenenden daha hızlı bir şekilde akarken sabırsızlanan jokeyler atlarını atağa kaldırmaya başlamışlardı. Birbirleriyle iki üç boy farklarla kümelenen atlar arasında Bold Pilot sabırla atak sırasını bekliyordu. İç kulvarı dolduran atlar arasında santimlerle ölçülen farkların kaldığı anlarda son 600 metreye girilirken Bold Pilot, ismiyle özdeşleşen müthiş sprintine başlamıştı. Dış kulvardan kendisine özgür bir koridor açan Bold Pilot, 400 metreye geldiğinde yarışın liderliğini ele geçirmiş, son 200 metrede ise farkı iki boya çıkarmıştı bile. Yarışseverlerin çılgın tezahüratları arasında koşusunu sürdüren Bold Pilot bitiş çizgisini geçtiğinde rakipleri ile arasında 5 boyluk bir farkı geride bırakmıştı. İnsanlar yarış öncesinde Boldi’nin kazanmasına 1.05 oranı veren ganyan kuponlarının tuttuğuna değil bir şampiyonun açık ara farkla bu muhteşem koşuyu kazanmasına seviniyordu.

Varış hakemleri ikinci ve üçüncüyü belirlemeye çalışırlarken, kronometresine bakan yetkililer 2:26:22’lik zamanı gördüklerinde tekrar tekrar saatlerini kontrol ediyorlardı. Zira Bold Pilot, Gazi Koşusu’nu kazanmakla kalmayıp 2:26:22’lik derecesiyle 70 yıllık Gazi Koşusu tarihinin rekorunu kırmıştı. Gazi Koşusu rekorunun kırıldığı anons edilirken yetkililer bir gerçeğin daha farkını varmıştı. Bu derece aynı zamanda Türkiye tarihinin 2400 metre pistte koşulmuş en hızlı koşusuydu. Bold Pilot ülkenin gelmiş geçmiş en hızlı atı olmuştu. Boldi’nin elde ettiği bu rekor günümüzde gelişen pistlere ve antrenman tekniklerine rağmen kırılamamış olup hala geçerliliğini korumaktadır.

Muhabir : Bugün bir yetiştirici gelip Bold Pilot’ı almak istese, kaç para istersiniz?

Özdemir Atman : Merkez Bankası’nı verseler bile satmam.

Gazi Koşusu’nu kazandıktan sonra sırasıyla Mimar Sinan ve Başbakanlık koşularını da kazanan Bold Pilot’ın posterleri artık sadece kahvehane veya ganyan bayilerinin duvarlarını değil ülkedeki birçok esnafın duvarlarını süslüyordu. Kazandığı tüm yarışlarda başlangıçta tökezleyerek, geride kalarak başlayan bu asil koşucu yarışın ilerleyen metrelerinde farkı kapatarak onu seyredenlere umut aşılıyordu. Yarışın son metrelerinde ise müthiş bir sprinte imza atarak diğer atların birkaç boy önünde bitiş çizgisini geçip adeta başarıyla sonuçlanan bir isyanı simgeliyordu. Bu öyle bir isyandı ki; yıllardır devam eden teröre, ekonomik krizlere, yoksulluğa, belirsizliğe ve umutsuzluğa karşı kendine bir kahraman arayan bir halkı simgeliyordu. Onun bu asil ve isyankar koşusu sadece at yarışı meraklılarını değil; öğrencileri, esnafları, beyaz yakalıları ve hatta ev hanımlarını bile ekran başına ve hipodromlara çekiyordu. Yıllardır geri kalmışlığını bu vakur koşucuya benzeten halk, artık tıpkı Bold Pilot gibi dış kulvardan gelip terörü, yoksulluğu ve umutsuzluğu yenerek temiz bir sayfa açmak istiyordu.

İşte tüm bu beklentiler ve serzenişler hipodromlardan sokaklara kadar yayıldığında Bold Pilot, Boğaziçi Enternasyonel Koşusu için piste çıkmaya hazırlanıyordu. Bu sefer rakibi sadece Türkiye’den değil dünyanın dört bir tarafından gelen atlar olacaktı ve bu atlar arasında bir dünya şampiyonu olan Almanya’nın en formda atı Galtee vardı.

Hakan Cantınaz – Tay Tv Genel Yayın Yönetmeni

Ben o dönemlerde Bold Pilot’ın insanların karşısına bir güç olarak çıktığını düşünüyorum. Bold Pilot’ın o son metrelerde düzlükte yapmış olduğu sprint, her şeyin alsında bitmediğini, mutlaka gülen taraf olabileceğinizin umudunu aşılıyordu.

1996 Boğaziçi Enternasyonel Koşusu

En az üç yaşındaki atların katılabildiği 2400 metre çim pistte koşulan ve ülke dışından gelen atların da yarıştığı bu uluslararası kupa diğer turnuvalara göre vaat ettiği büyük ödülle birçok at yetiştiricisinin ilgisini çekmişti.

1996 yılına kadar hiçbir Türk yetiştiricinin kazanamadığı bu yarıştan önce yağmurun yağması birçok yarışseverin az olan umutlarını da iyice kırmıştı. Zira pistlerde fırtına gibi esen Alman Galtee karşısında Bold Pilot’a fazla şans tanınmamıştı ve yağmurlu havaları sevmeyen şampiyon için zemin ziyadesiyle ağırlaşmıştı. Boldi’nin aksine Galtee, Almanya’ nın yoğun yağışlı ikliminde yetişmiş ve çamurla ağırlaşan pistlerde koşmaya alışık bir sporcuydu.

Rekortmen safkanın Galtee karşısında yarışıp yarışmayacağı son ana kadar belirsizliğini korusa da Özdemir Atman, Bold Pilot’a güveniyordu ve onu seyircisinin önünde bir kez daha onurlandırmaya karar vermişti. Yarıştan önce inatçı ve huysuz tavırlarını padoka girmeyerek göstermişti. İşte o esnada Veliefendi Hipodromu’ndaki 25 bini aşkın seyirci çıt bile çıkarmadan sessizliğe bürünmüştü. Bu tam anlamıyla Bold Pilot için durulan bir saygı duruşuna dönüşmüş ve rekortmen safkan vakur adımlarla ağır ağır padoktaki yerini almıştı. Boldi’nin başlangıca hazır olduğunu gören binlerce seyircinin yaptığı tezahürat Galtee’yi ürkütmüş müdür bilinmez fakat o da tıpkı Boldi gibi ağır bir başlangıçla yarışa başlamıştı.

2400 metrelik yarışta son 1000 metreye girilirken Galtee ve Bold Pilot yan yana koştuklarında birinci atla aralarında 6 boyluk bir fark vardı fakat son 600 metre geçilirken atlar sprinte başlamış ve 400 metreye girilirken ilk iki sırada koşunun liderliğini ele geçirmişlerdi. İşte bu andan itibaren Enternasyonel Boğaziçi Koşusu bu iki atın derbisine dönüşmüştü. Galtee’nin yaklaşık bir boy önde götürdüğü yarışta Boldi’nin sprintleri Alman Galtee’nin önüne geçmeye yetmiyordu. Son 200 metreye girildiğinde ise tüm umutların kaybolduğu bir an yarışseverlerin gözünün önünden film şeridi gibi geçmişti. Galtee, dış kulvardan gelen Boldi’nin sol arka kalçasına çarpmış ve milli safkanın tüm dengesini bozmuştu. Bir at için yarışın bitmesi anlamına gelecek olan bu çarpışma Boldi’nin fazlasıyla dengesini bozmuş ve aradaki fark bir nebze daha açılmıştı. Bu çarpışmayı, sanki ağır çekim bir film sahnesi gibi  izleyen Türk yarışseverler kaderlerine isyan edercesine “haydi oğlum, haydi Boldi, bizim için Boldi” tezahüratlarıyla rekortmen safkana bir milli misyon yüklüyordu. İşte bu anlarda bebekliğinden beri üstünde taşıdığı isyankar ruh;  Boldi’nin hırsını ateşliyor, rekortmen safkanın ayakları değirmen gibi dönmeye başlıyor, tezahüratlar yerini yakarışlara bırakıyor, spiker son 100 metreye girildiğini haykırıyor, Galtee hala yarışı önde götürüyor, Halis Karataş kardeşi Boldi ile tek bir vücut oluyor, Boldi dış kulvardan geliyor, “haydi oğlum, haydi Boldi” çığlıkları Veliefendi Hipodromu’nu sarıyor,  “iç kulvarda Galtee dışarıdan Bold Pilot geliyor, son elli metre, Bold Pilot geliyor, Bold Pilot geliyor…”

Finiş çizgisi geçiliyor, Halis Karataş sol elini havaya kaldırıyor, Bold Pilot koşmaya devam ediyor, rüzgar yelelerini havalandırıp geçiyor, 25 bini aşkın seyirci çılgınca birbirine sarılıyor, tarih tekerrür etmiyor, Almanlar kaybedince Türkiye kazanmış oluyordu.

Enver Aslan – Televizyoncu

Hepimiz “Allah’ım, ne olur pist ıslak olmasın!“ diye dua etmiştik. Çünkü Bold Pilot, ıslak pistte gerçek performansının altında koşardı. O şartlarda, Galtee ile 400 metre boyunca kafa kafaya bir mücadele! Atlar belki güçleri ve kalpleriyle koşarlar ama karakterleriyle kazanırlar. O gün tribünde olan herkes yarış boyunca dua, enerji, destek göndermiştir. Ben herhangi bir milli maçta bile Bold Pilot-Galtee finişi kadar heyecanlanmış bir seyirci görmedim.

At yarışında kimse at tutmaz, çünkü işin ucunda müşterek bahis vardır. Ama o gün, başka atlara oynayanların bile bir noktada kuponlarını unuttuklarını düşünüyorum. Halis Karataş’ın kazandıktan sonra elini kaldırdığı an oluşan atmosfer, bana Paolo Maldini’ye atfedilen “Kimse, beni burada 20 bin kişi olduğuna inandıramaz” cümlesini hatırlatır. O gün de kimse, beni Veliefendi’de 20 bin kişi olduğunu inandıramazdı.

Bold Pilot, Enternasyonel Boğaziçi Koşusu’nu kazanan ilk Türk sporcu oluyordu. Bu gururu ve sevinci baş sayfalarından duyuran gazeteler bir kez daha Bold Pilot’ın Türklere has o inatçı ve yılmaz havasıyla bir yarışı daha kazandığını manşetlerine taşıyordu. Sadece birkaç ay önce Türkiye rekorunu tarihe gömen Boldi bu sefer bir yurt dışı derbisinde Alman rakibini mağlup ederek milli hislere tercüman oluyordu.

Boldi artık sadece Özdemir Atman ve ailesinin değil, Halis Karataş’ın değil, onu tek geçen bahisseverlerin değil; öğrencisinden esnafına, milletvekilinden ev hanımına herkesin atı olmuştu. İnsanlar ondan bahsederken olimpiyat madalyalı milli bir sporcudan bahsedercesine ona saygı duyuyor, hipodrom görevlileri her daim ona iltimas geçiyor, kahvehanelerde başka bir atın isminin yarışlarda zikredilmesine zinhar izin verilmiyordu. Rüya gibi geçen iki yılın ardından 1997 yılına da dört tane kupa sığdıran Boldi için emeklilik vakti beklenenden çok daha önce geliyordu. 1998 yılına gelindiğinde milyonlarca attan birinde görülebilecek bir rahatsızlık rekortmen safkanın nalına değiyordu. Son bir azim gösterisiyle Mareşal Fevzi Çakmak Koşusu’nu kazanan Boldi için uygulanan tedaviler maalesef sonuç vermiyor ve Özdemir Atman onun bu halde acı çekerek koşmasına derhal son veriyordu.

Evet bir devir kapanmış ve Bold Pilot emekli olmuştu. Koşularına benzer kariyeri de bir rüzgar gibi geçen Bold Pilot 1998 yılında hipodroma veda ederek haranın yolunu tutsa da ismi hala her yarışta kahraman bir askeri anarmışçasına hatırlanıyor, resmi hala hayranlarının duvarını süslüyor ve ardında bıraktığı rekorlar aradan geçen 20 yıla rağmen kırılmadan duruyor.

Aradan yıllar geçse de, ondan daha çok yarış kazanan şampiyonlar gelse de, bir başka Türk atı Boğaziçi Enternasyonel yarışını kazansa da hiçbir at onun yerini tutmuyordu ve hayranlarının özlemi git gide artıyordu. Bu sevgiye ve özleme kayıtsız kalamayan Türkiye Jokey Kulübü ve Atman ailesi ortak bir karar alıp Bold Pilot için tarihe geçecek bir jübile düzenliyordu. Gerçek bir şampiyon olarak Türkiye’nin bir numaralı hipodromu Veliefendi’ye çıkan Boldi önce alışık olduğu şekilde binlerce kişinin sessiz saygı duruşunu bekliyor, hayranları ona olan sevgilerini ve minnettarlıklarını sessizlikleriyle gösterince şampiyon vakur adımlarla yürüyüşüne başlıyor, müthiş tezahüratlarla ve sevgi gösterileriyle başlayan bu yürüyüş Veliefendi Hipodromu’ndan gönüllere taşıyordu. Yaklaşık 20 yıl önce rekor kırdığı bu piste son kez adım atan Boldi sevenlerini de son bir kez selamlıyordu.

30 Nisan 2015 tarihinde Atman harası Türk spor tarihine geçmiş bir rekortmenin ölüm haberini verdiğinde; duyanlardan bazıları arabalarını sağa çekip ağlıyor, Bold Pilot ismi kısa sürede dünyada trending topic**** oluyor, kimileri onun yarış öncesi çok sevdiği sessizlik için susuyor, bazı hayranları 90’lı yılların o karanlık atmosferini yırtan bu isyankar sporcu için lokma bile döktürüyordu. Şampiyon bir sporcu aramızdan böyle güzel anılarla ayrılıyordu.

Elveda Şampiyon.

*At yarışlarında atların yarış öncesi yerleştiği yer.

**Ülkemiz yarışçılığındaki karşılığı “Üçlü Taç”, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere, İrlanda gibi daha birçok ülke yarışçılığında uygulanan, 3 yaşlı tayların Klasik Yarışları’ndan 3 tanesini aynı tayın kazanması durumunda verilen bir ödüldür. Ülkemizde, sadece 3 yaşlı İngiliz taylarının hayatlarında bir kez katılabildiği Dişi veya Erkek Tay Deneme, Gazi ve Ankara Koşuları’nı aynı safkanın kazanması durumunda Triple Crown yapılmış sayılır.

***Yarıştan hemen önce safkanların yarışseverlere gösterildiği yer.

**** Kısaca(TT), popüler sosyal paylaşım  sitesi olan Twitter’da en çok kullanılan anahtar kelimeler sonucunda oluşturulan listelerdir.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More