Futbol Tarihine Geçmiş Efsanevi Besteler

Bu yazıda hep beraber You’ll Never Walk Alone kasabasından Seven Nation Army şehir merkezine doğru bir yolculuğa çıkacağız.

Merhaba Plase Dergi okurları. Bu seferki yazımızda hep beraber futbol tarihine geçmiş, iz bırakmış bestelere doğru yolculuğa çıkacağız. Bu besteler nereden çıktı, kimler yaptı, hangi müzik türüne ait v.b. sorulara yanıt arayacağımız yazıda ilk durak, İngiltere’den Chumbawamba.

Chumbawamba – Tubthumping

İngiliz grup Chumbawamba, altı yıl evvel dağılma kararı alıp dinleyicilerini üzse de, ardında Tubthumping gibi unutulmaz bir eser bıraktı. Burnley çıkışlı grup, on altı stüdyo albümüne imza attı ancak bizi ilgilendiren albüm 1997 çıkıçlı Tubthumper. Albüm Billboard 200 listesinde üçüncü sıraya kadar yükselmiş, sıklıkla da olumlu eleştiriler almıştı. Albümün ve grubun en çok bilinen şarkısı Tubthumping, farklı eleştiriler aldı. Onlarca listede bir numaraya kadar yükselen şarkı, bir yandan da Rolling Stones’un “En Rahatsız Edici 20 Şarkı” listesinde de yer alıyordu. Öyle veya böyle, albüm ve şarkı gruba hem şöhret, hem de para kazandırmıştı. Grup tanınırlığını büyük ölçüde Tubthumping’e borçlu demek de çok yanlış olmaz. Peki bu şarkı, nasıl oldu da futbol tarihine geçti ve bu yazıya konuk oldu? Tabii ki FIFA’nın ilk dünya kupası oyunu olan World Cup 98 ile. Şarkı, oyunun girişinde milyonları karşıladı ve milyonların hafızasına girdi.

Fransa 98′ ve World Cup 98 oyunu, benim için birkaç yıl sonra yakalanacak şeylerdi, öyle ki turnuva oynanırken henüz üç yaşındaydım. Birkaç yıl sonra bu oyun girişi ile karşılaşmış, yıllar sonra ise turnuvanın özetlerini, maçlarını internet sayesinde izlemiş, hikayelerini okumuştum. Turnuvaya dair şeyler arasında beni en çok etkileyen tabii ki Tubthumping idi. Burnley’in asi çocukları her ne kadar grubu dağıtsa da, eserleri daima bizlerle kalacak!

Seven Nation Army – White Stripes
Öncelikle bir karışıklığa son verelim, Meg White ve Jack White kardeş değil. Bu kafa karışıklığını yok etmekte fayda var. Defalarca yazılmasına rağmen bazen karşılaşıyorum “Meg ile Jack kardeşmiş, anlaşamayıp grubu dağıtmışlar” diye. Öyle bir şey olmadı, en azından kardeş değillerdi. Meg ile Jack, yıllar evvel evliydi, hatta Meg, soyadını Jack’e verdi. Bir bilgi daha, Meg ile Jack sahneye çıkmaya başladığında, Meg davul çalmayı henüz yeni yeni öğreniyordu. Lars Ulrich ile birlikte gezegenin en çok eleştirilen davulcularından olan Meg, ne kadar seviye atladı tartışma konusu. Ancak biz onu hafif umursamaz tavırlarıyla sevdik. Konuyu Meg ve Jack’in komik bir şarkısıyla kapatalım: https://www.youtube.com/watch?v=-ne6c3v1dwk “Well it’s true that we love one another I love Jack White like a little brother.”

Her ne kadar saçlarını kestirdikten sonra “artık sen de herkes gibisin” desek de, Jack White’ın yeteneklerini tartışmak pek doğru olmaz. “Topu topu yedi nota var, kaç ayrı beste yapılabilir ki?” sorusunu yönelten çok bilmişler bir yana, Jack White, White Stripes ile birlikte altı albüme imza attı, solo kariyerine ise devam etmekte. Dönelim Seven Nation Army’ye. Seven Nation Army, çıkışıyla birlikte Rock müzik tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir şarkı. Bu şarkı öyle boş bir Garage Rock parçası değildir, şarkıyı The Edge ve Jimmy Page’in birlikte çalmışlığı var: https://www.youtube.com/watch?v=kHK8WGBZmak. Jimmy Page’in alelade Garage Rock grubu şarkılarını çalacağını sanmıyorum. Zaten Seven Nation Army’de onlarca listede bir numaraya yükselerek başarısını kanıtlamış bir şarkı. Video oyunlar için remix versiyonları yapılan, stadyumlarda çalan, her on cover grubunun dokuzunun yorumladığı bir şarkı Seven Nation Army.

Peki bu yazıya nasıl konu oldu? Cevap: Stadyumlar! Evet, Seven Nation Army’nin remix versiyonlarını stadyumlarda duymaktayız. En ikonik olanı, şüphesiz Bayern Münih’in kullandığı versiyonu. Bir bakalım: https://www.youtube.com/watch?v=8wnDqveBTiQ Barcelona’ya karşı dört gol atılıyor, müthiş bir gece ve kapanış golüyle birlikte seyirciler coşuyor, kulaklara ise Seven Nation Army geliyor…

I Will Survive – Hermes House Band
Evet, şarkı Gloria Gaynor’a ait. Gloria ile aşık olduk, Cake ile sevdik, ancak futbol dünyası şarkıyı Hermes House Band ile tanıdı demek yanlış olmaz. Şarkıyı Türkiye’de popüler hale getiren takım şüphesiz Galatasaray. Galatasaray, uzun yıllardır gol sonrası müziği olarak I Will Survive’ı kullanmakta. Öyle ki Galatasaray ve I Will Survive, et ile tırnak gibi oldular. İkonik bir sahne: https://www.youtube.com/watch?v=_S1KGpH2vhw Rakip Manchester United… Galatasaray yükleniyor, korner kazanıyor, golü buluyor ve tribünler I Will Survive eşliğinde golü kutluyor.

Tabii ki şarkıyı gol sonrası müziği olarak kullanan tek takım Galatasaray değil. Feyenoord da I Will Survive ile özdeşleşen futbol takımlarından. Son olarak da 2018 Dünya Kupası’nı kazanan Fransa Milli Takımı futbolcuları da şarkıyı söylemişti: https://www.youtube.com/watch?v=LpmF51cgKTY

Şarkının Hermes House Band versiyonu için: https://www.youtube.com/watch?v=ldDYdmwL5zU

You’ll Never Walk Alone – Rodgers & Hammerstein
Çoğu futbolseverin aşina olduğu bu parça, 1945 senesinde dünyaya merhaba diyor. Bir müzikal için yaratılan parça, 1960’ların başında Liverpool taraftarlarınca benimseniyor ve maç günleri taraftarlarca söyleniyor.

Şarkının Liverpool sularında yüzmeye başlamasını “Gerry and the Peacemakers” isimli gruba borçluyuz demek, çok da yanlış olmayacaktır. Liverpool’un çocukları 1963 yılında şarkının oldukça başarılı bir cover versiyonunu yaparak, parçanın Liverpool sularında yüzmesini sağlıyor. Listelerde hızla bir numaraya tırmanan şarkı, Liverpool taraftarlarınca iç saha maçlarının başında söylenmeye başlıyor ve büyük kitlelerce benimseniyor. 50 yılı deviren bu gelenek, günümüzde hala devam etmekte.

Şarkı her ne kadar Liverpool’un alametifarikası ve imzası olsa da, sadece Liverpool’a ithaf edilemeyecek kadar geniş kitlelere ulaşmıştır. Celtic, Feyenoord, Borussia Dortmund gibi takımlar da bazı maçlarından önce şarkıyı söylemekte, etkili tribün performansları göstermektedir.

Waka Waka (This Time for Africa) – Shakira & Freshlyground
Her ne kadar pop müzikten hoşlanmasam da kabul etmemiz gerekir, şarkı futbol tarihine çoktan geçti. Haydi kendimizi biraz zorlayalım, şarkıyı sevmek için romantik nedenlerimiz de var. Şarkının video klibinin çekiminde tanışan Pique ve Shakira ikilisi, bir sene sonra evlendiler. Futbol ve müzik, bir yuva daha kurdu.

Şarkı hayatlarımıza 2010 Dünya Kupası ile girdi. Waka Waka ile ısınan kulaklarımız, Vuvuzela ile harap olmuştu, oynanan futboldan tatmin olmayan futbol izleyicilerinin sayısı da oldukça fazlaydı ama acısıyla, tatlısıyla turnuvayı geride bıraktık. Öyle veya böyle Waka Waka, futbol tarihine adını yazdırdı.

Şarkının orijinali için: https://www.youtube.com/watch?v=pRpeEdMmmQ0

Tribünlerin bestelerine uyarladığı binlerce şarkı, gol sonrası çalan binlerce müzik var ancak benim futbol tarihine damga vurduğunu düşündüğüm ve bahsetmeye değer bulduğum parçalar bunlar. Her zamanki gibi müzikle kalın, Plase Dergi’yi takipte kalın, hoşça kalın!