Bir Oyundan Fazlası İçin: Football Manager ve Taktik Üzerine

“Bug” taktik olmadığını düşünen birinin kaleminden çıkan bir taktik yazısı… Keyifli okumalar.

İnternet üzerinde Football Manager üzerine harikulade siteler var. fmscout.com, fm-base.co.uk, sortitoutsi.net bunlardan bazıları. Çoğu Football Manager sitesinde/sayfasında ise taktikler tartışılır, taktikler üzerine konuşulur. Futbolda her taktiğin bir zayıf noktası vardır. Bu yazımda da bunun üzerine gideceğim, oldukça başarılı olan taktiğimin zayıf noktalarını ve güçlü yönlerini anlatacağım.

Öncelikle bu taktikle kazandığım başarıları anlatayım. Ingolstadt ile bir adet Bundesliga 2 şampiyonluğu, ertesi sene Bundesliga ikinciliği. Roma’da iki şampiyonluk, bir İtalya Süper Kupası ve Leverkusen’de tarihin ilk şampiyonluğuna adım adım yürüyüş. Kağıt üzerinde fena durmuyor.

Dizilişimiz standart bir 4-3-3. Ortodoks bir dörtlü savunmamız, bir defansif orta sahamız, iki merkez orta sahamız, bir sağ kanadımız, bir sol iç forvetimiz, bir adet de forvetimiz var.
Destek göreviyle sürekli hücuma katılan bekler, birbirini tamamlayan iki stoper, defansın önünde bir güvenlik görevlisi; orta sahada pas yapabilen, top sürebilen, skor yapabilen ve verkaç yapabilen iki isim, bir adet pozisyon yaratan kenar oyuncusu, bir adet pozisyon tamamlayan kenar oyuncusu ve ileride top tutan, pozisyon yaratan, skor yapabilen forvet.

Taktiğin güçlü yanı, topa hakim olabiliyoruz ve bunu ağır oynayarak yapmıyoruz. Topa sahip oluyoruz ancak boşa kaçan oyuncuyu gördüğümüz anda pas yapıyoruz. Koşu yoluna pas yap özelliği sıklıkla ileri oynamaya yardımcı oluyor.
Defanstan kısa pasla çıkıyoruz çünkü topun direkt forvetle buluşmasını istemiyoruz. Kovalenko, Havertz, Cunha gibi isimlerle topun buluşması demek, rakip takım için tehlike demek.
Rakip ceza alanına paslaşarak giriyoruz çünkü iki orta saha oyuncumuz da boş alanlara koşu yapabilen isimler. İki kanat oyuncumuz da skor yapabilen isimler ve hepsi topsuz alanlara koşu yapabiliyor. Rakip ceza alanına paslaşarak girersek, bu oyuncuları orada muhakkak bulabiliyoruz.
Bekleri ileri, ayakları taç çizgisine basacak şekilde çıkartıyoruz. Çünkü iki orta sahamız, sol iç forvetimiz, forvetimiz ve defansif orta sahamız bölgelerinde ileri çıkınca, takım ortada sıkışıyor. Bunların hepsi iyi pas yapabilen isimler ancak set hücumuna dönünce işler yan pas futboluna dönebiliyor. Burada da kaçış bizim elimizde, beklerimiz çizgiye basarak ileri çıktığı vakit rakip bekleri ve stoperleri arasında alan açılıyor. Eğer rakip bekler ve kanatlar kanatlarımızı takip ederse, orta sahada istediğimiz boşluğu yakalıyoruz. Eğer rakipler bu oyuncuları takip etmeyip göbekte kapanmaya devam ederse, beklerimiz oyun sıkıştığında pas istasyonları olarak açıkta bulunuyor ve oyunu açıp, topu tutabiliyor, beklerin ortalarıyla pozisyon bulabiliyoruz.
Defansı ileri çıkartıp daha fazla pas yapabiliyoruz, çünkü stoperlerimizden birisi süratli, ötekisi nispeten süratli. Üstüne üstlük takım yerleşimimiz hayli güzel olduğundan, fazla açık vermiyoruz. Açık verdiğimizde bu beklerimizin bölgesinden veriliyor, taktiğin zayıf yönü de bu. Buna daha sonra değineceğiz.
Daha sıkı markaj yapıyoruz çünkü sahadaki bütün oyuncularımız neredeyse 180 santimetre boyun üzerinde ve kalıplı, diri futbolcular. Rakibe yakın oynamak, onları yıldırmak hem rakibin kondisyonunu düşürüyor, hem de pozisyonları başlamadan bitiriyor.
Daha yaratıcı olup yerden oynuyoruz çünkü havadan açılan ortaları rakip stoperler sıklıkla karşılıyor. Sol iç forvetimiz, forvetimiz ve merkezdeki boş koşuyu seven orta sahalarımız yerden gelen topları yüksek yüzdeyle tamamlayabiliyor.
Rakip kaleci top çıkartırken defansa baskı yapıyoruz çünkü rakibimizin uzun oynamasını istiyoruz. 187 santimetre boyundaki Çağlar Söyüncü, 193 santimetre boyundaki Kevin Danso ve 186 santimetre boyundaki Gbamin, rakip kalecinin ileri şişirmek zorunda kalacağı toplarda rakiplere büyük üstünlük kuruyor.

Gelelim zayıf noktaya…
İleriye çıkardığımız beklerimiz daima büyük riske neden olmakta. Bunu yapıyoruz, çünkü oyun ortaya sıkışırsa başka opsiyonlarımızın da olması gerek. Bu riski bertaraf etmenin bir yolu var: Rakibiniz 4-2-3-1, 4-4-2 v.s. iki merkez orta saha ile oynuyorsa, ön liberonuzu savaşçı libero rolüne çekip, top rakipteyken beşli savunmaya dönebilirsiniz. Böylece bekleriniz dönemese bile kenarlara yakın kalan stoperleriniz yiyeceğiniz kontra ataklara karşı önlem alabilir.

Şimdilik hepsi bu kadar, sıradaki yazıda kanatsız 4-3-1-2 dizilişinde kenar orta saha oyuncuların rakip bekleri markajladığı, on numaranın orta sahaya katıldığı, savunmada 4-4-1-1’e dönebilen bir taktikle karşınızda olacağım. Oyunla kalın, Plase Dergi’yi takipte kalın, hoşça kalın!