Zınedıne Zıdane : Kahraman mı Hain mi?

Fransız varoşlarında yuvarlanan meşin yuvarlağın peşinde ki göçmen bir çocuğun dünya futbol tarihine geçen bir efsaneye dönüştüğü, uğruna filmler çekilen, şarkılar yazılan bir efsanenin hikayesi. Zizou’nun hikayesi.

 

“Her gün nereden geldiğimi düşünüyorum ve halen kendi kimliğimden gurur duyuyorum: İlk önce La Castellane sitesinden bir Kabilim, sonra Marsilya’dan bir Cezayirli ve son olarak bir Fransız’ım”  Bu sözler dünya futbolunun orta sahasına adını altın harflerle kazıyan Zinedine Zidane’a ait. 1953 yılında Fransa’ya göç eden Cezayirli yoksul bir ailenin çocuğu olan Zizou kariyeri boyunca kendine Harki (Fransız yardakçısı Cezayirli) diyen Kabil halkıyla ve her kötü maçtan sonra “berberi Müslüman” olarak okları ona yönelten Fransızlar ile mücadele ederek döneminin bir numaralısı olmayı başardı. Peki nasıl?

Biz bu hikayenin yeşil sahalardaki tezahüründe  bir yolculuk yaparak Cezayirli küçük bir göçmen çocuğun zamanla nasıl 3 kez FIFA Yılın Futbolcusu Ödülü’nü kazandığını kısaca sizlerle paylaşacağız.

1972’de Marsilya’da dünyaya gelen Zizou, çocukluğunu La Castellano gibi göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı ve hırsızlığın, uyuşturucunun, cinayetin kol gezdiği sokaklarda futbol oynayarak geçirir. Kısa zamanda yetenekleriyle yaşıtları arasında fark edilen bu küçük göçmen çocuk Saint Henri takımının altyapısında ilk kramponlarıyla tanışır. Yoksullukla olan mücadelelerinde Zidane ailesinin Zinedine’e bırakacakları en büyük miras inatçılık ve pes etmeme olacaktır. Nitekim Cezayirli bu küçük çocuğun ismi La Castellano’nun sokaklarını aştığı gibi Marsilya’nın da dışına çıkmıştır. Onu izlemeye gelen Cannes takımının alt yapı antrenörleri Marsilya’dan Zizou’yu almadan gitmemekte kararlı olsalar da karşılarında tüm heybetiyle anne Malika Zidane’ı bulurlar.  14 yaşındaki oğlunun onları bırakıp top peşinde Cannes’a gitmesine karşı çıksa da Zizou’nun bir ailenin yanında en iyi şartlarda yetiştirileceğinin sözünü alması üzerine daha fazla dayanamaz ve futbol tarihinin değişimine ön ayak olacağından habersiz oğlunun gidişini izler.

Evet, bir zamanlar Zizou'nun da saçı vardı. Cannes, 1989.

Henüz 16 yaşında Cannes takımında ilk 11 oynamaya başlayan Zizou için bu yıllar fiziğini geliştirip oyununu olgunlaştıracağı yıllar olarak tarihe geçer. Zira zayıf bir kadroya sahip olan Cannes inişli çıkışlı geçen üç sezonun ardından 1991-1992 sezonunda ligden düşse de yıldızı her geçen gün yükselen Zizou Bordeaux ile anlaşarak Ligue 1’de yoluna devam eder. 1992-1993 sezonu Zizou’ya Bordeaux formasıyla 10 gol hediye ederken Tanrı bu Müslüman gence koyu bir Katolik olan İspanyol Véronique Lentisco’yu gönderir. Cezayirli göçmen bir ailenin Fransa’da doğan Müslüman oğlu Zinedine, İspanyol bir dansçı olan Katoliik Veronique ile Fransa’da evlenerek milliyeti hakkında yaşanan spekülasyonlara dinsel bir boyut da kazandırır. 1994 yılında Zizou’ya tres coleurs teklif edilir. Zidane ailesi için karar vaktidir. Ailesi Cezayir kimliklerini unutmasa da Zizou lacivert-beyaz-kırmızılı formayla Stade de France’da Eric Cantona, Laurent Blanc, Didier Deschamps gibi yıldızlarla beraber oynamanın hayallerini kurmaktadır.

Zinedine Zidane – Milli Takım Hakkında

“1994’te ilk kez millî takıma çağrıldım. Kadroda Laurent Blanc, Marcel Desailly, Didier Deschamps gibi süper oyuncuların yanında Eric Cantona ve David Ginola gibi dönemin süper yıldızları da vardı.

Jacguet ile uzun zamandır birlikte olan bu takıma ısınmam çok zaman almadı. Fakat ilk günlerde çok utangaçtım ve çok az konuşuyordum. Çünkü oradaki oyuncuların çoğuna büyük bir hayranlık besliyordum.”

17 Ağustos 1994’te Çek Cumhuriyeti karşısında kısır bir görüntü sergileyen Fransızlar’ın imdadına 22 yaşındaki Zinedine Zidane yetişir. Son yarım saatte milli formayla ilk maçına çıkan Zizou iki gol atarak Paris’lileri selamlayarak milli takımda ilerleyen yıllarda yapacaklarının müjdesini verir.

1996 yılında Bordeaux ile müthiş maçlar çıkaran Zinedine UEFA Kupası finalinde Bayern Münih karşısında takımını kurtaramaz. Bordeaux Mayıs ayında UEFA Kupası’nı, Haziran ayında ise Zinedine Zidane’ı kaybeder. Juventus ile kariyerinde yeni bir sayfa açan Zizou tam 35 milyon frangı Bordeaux kulübüne uzun zaman unutamayacakları bir bonservis bedeli kazandırır. Ayağının tozuyla çıktığı UEFA Super Kupa Finali’nde Juventus ile kupayı kazanan Zinedine için kupaların yolu artık açılmıştır.

1997 ve 1998 yılında İtalya Ligi’ni kazanan Juventus müthiş performansını Avrupa arenasında gösterse de iki yıl üst üste Şampiyonlar Ligi Finali’ni kaybetmekten kurtulamaz.  Yerel ligde kazandığı şampiyonlukların üstüne kaybedilen Devler Ligi Finalleri Zizou’nun kabuslarına girse de 1998 yılının Haziran ayı bu yetenekli orta sahaya çok daha fazlasını vaat edecektir. Fransa’da düzenlenen Dünya Kupası başlarken otoriteler Fransa, İtalya ve Brezilya arasında bahislerini bölüştürmeye başlamıştır. Nitekim Fransa turnuvada fırtına gibi ilerlerken karşısında İtalya’yı bulacak ve zorlu bir çeyrek final mücadelesi sonrasında 4-3’lük bir skorla Eiffel Kulesi çevresinde meşaleleri yaktıracaktır. Maç sonunda İtalya Milli Takım Teknik Direktörü Cesare Maldini Zizou’yu yere göğe sığdıramıyordu.

Cesare Maldini – 2006 Dünya Kupası Sonrası

“Zidane’ı almak için kadromdan beş adam verebilirim. O, sahadaki 21 kişiyi sıradan gösteren farklı bir yetenek.”

Yarı finalde dönemin sürprizi Hırvatistan’ı 2-1 ile geçen Fransızlar da gözler finale çevrilmişti. Tarihinde hiç Dünya Kupası kazanamamış olan Fransa finalde dünya kupasını 4 kez kazanan Sambacılar ile karşılaşacaktır. Bahis firmaları Brezilya’yı favori olarak gösterse de ilk yarıda iki gol atarak takımına kupayı müjdeleyen Zinedine Zidane maç sonunda kupayı da kaldıran isim olacaktır. Göçmen çocuğu, berberi Müslüman ve küçük maçların büyük oyuncusu olarak eleştirilen Zizou 1998 Temmuz ayında Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından Legion D’honneur ünvanı verilerek Şövalye payesiyle onurlandırılır. Zizou bir ulusal kahraman olarak Fransa göçmen politikasının sevilen yüzü olmayı başarırken 2000 Avrupa Şampiyonası Kupası’nı da ülkesine kazandırır. FIFA ve UEFA tarafından yılın oyuncusu olarak ödüllendirilen Zizou için her şey mükemmel giderken Ballon d’Or ödül töreninde bir sürpriz daha onu beklemektedir.

Birkaç sıra yanında oturan Real Madrid Başkanı Yeşilçam filmlerini aratmayan bir şekilde “Real Madrid için oynamak ister misin?” yazılı kağıdı Zizou’ya ulaştırır. Kağıdı okuduktan sonra “al beni başkanım” diyen gözlerle Perez’e bakan Zidane için Real Madrid 2001 yılında Juventus’a tam 78 milyon Euro ödeyerek 29 yaşındaki oyuncuya mor menekşe formasını giydirir. Zinedine Zidane kulüp tarihinin forma satış rekorunu Luis Figo’nun elinden alarak sezona başlar ve 2001-2002 yılında La Liga’yı kazanırken Şampiyonlar Ligi Kupası’nı da ilk yılında kaldırmayı başarır. Zizou için herşey mükemmel gitmektedir.

Tam bundan daha iyi olamaz derken geçirdiği sakatlık onu ilk defa yeşil sahalardan bir aylığına alıkoyar. Sakatlık yetmezmiş gibi sahneye bu sefer de ırkçı politikalarıyla meşhur Fransız siyasetçi Le Pen çıkar. 1998 Dünya Kupası ve Euro 2000 Kupası’nı kazanan milli takım kadrosundan tüm göçmen ve siyahi oyuncuların gönderilmesi gerektiğini söyleyerek Fransızlar ve göçmenler arasında unutulan ırkçı söylemlerin fitilini ateşler. Ancak açıklamalar bununla bitmez. Le Pen gibi ırkçı bir siyasetçi bile Zizou’nun yeteneklerinin farkındadır ve Onun bu uygulamadan muaf tutulması gerektiğini söyler. Çünkü Zidane ailesi bir Harki’dir yani Cezayir iç savaşı’nda Fransızlar’ın yanında savaşmışlardır. Korkunç açıklamaları Madrid’de televizyondan izleyen Zidane için zor günler başlamıştır. Fransız basını Zidane ailesinin tüm geçmişini en ince ayrıntısına kadar meydana çıkarırken Akdeniz’in diğer tarafında da sular köpürmüştür. Her ne kadar kendi milli takımlarını seçmese de dünyaca ünlü bir süper stara sahip olmakla övünen Cezayirliler için Zinedine Zidane artık bir vatan hainidir. Tartışmaların en yoğun olduğu anlarda ise kötü bir sürpriz Zizou’yu beklemektedir. Fransa ve Cezayir arasındaki dostluk karşılaşması da tam bu tarihlere rastlamıştır ve Fransız medyası Zizou’nun bu maçta forma giymesi için var gücüyle bastırmaktadır. Zizou istemeyerek de olsa Stade de France’da maça çıkar ve Cezayirlilerin ıslıkları ve Harki Zidane pankartları arasında maçı tamamlar. Maç sonu yaptığı açıklamalar ise Cezayirlilerin ona gönderdiği tehdit mektuplarını engellemeye yetmeyecektir

Zinedine Zidane – Cezayir Maçı Sonrası

“Bunu sadece bir kez söyleyeceğim, babam ‘Harki’ değil. Babam Cezayirli ve ben babamla gurur duyuyorum, babam da benimle gurur duyuyor. Babam hiç bir zaman gurur duyduğu ülkesine karşı savaşmamıştır.”

Fransa’da tansiyon artık tavan yapmıştır ve en kötüsü için 2002 Dünya Kupası beklenmektedir. Zizou Real Madrid ile sahaya çıktığı lig maçında sakatlanmıştır ve milli takım kampına sakat sakat katılmıştır. Doktorların müthiş çabasına rağmen Zizou ancak grubun son maçına yetişir fakat onda da katkı sağlayamaz ve son Dünya ve Avrupa Şampiyonu Fransa gruptan çıkamayarak elenir. Zizou 2002-2003 sezonuna tamamen futbola konsantre başlar ve sezon sonunda bir kez da elinde La Liga kupasıyla poz verir. İstikrarlı performansı ve Madrid taraftarının ona olan müthiş sevgisi Zizou’yu tekrar kendine getirir. Euro 2004 öncesi Zizou önderliğindeki Fransa’dan beklentiler madalya hatta kupa ile dönüleceği yönündedir. Fransızlar 2002 Dünya Kupası’ndaki başarısızlığın telafi edileceğinden emin bir şekilde 2004 Haziran ayına girerken Fransa, İngiltere ve İsviçre’yi mağlup edip Hırvatistan ile berabere kalarak gruptan çıkmayı başarır. Çeyrek finalde zayıf ev sahibi Yunanistan ile karşılaşacak olan Fransızlar yarı final maçı için otel rezervasyonlarını çoktan yapmıştır. Fakat; geçilmez defansıyla Euro 2004’e damga vurarak kupayı kazanacak olan Yunanistan, Fransa’yı 1-0 mağlup ederek Fransa’daki futbol kavgalarının temeline dinamit koyar. Maçtan sonra takımı kurtaramamakla suçlanan “kara kedi” lakabı takılan Zizou milli takımı bıraktığını açıklar. Etnik kökeni ile yapılan eleştirilerle başlayan süreç hem Zizou hem ailesi için dayanılmaz noktaya gelmiştir. Kupadan elendikten sonra Madrid’e uçan Zidane ailesi bir yılı aşkın bir süre Fransa’ya gitmezler. Nitekim işler Madrid’de de pek iyi gitmez. Los Galacticos müthiş bütçeli Roberto Carlos, David Beckham, Luis Figo ve Ronaldo gibi yıldızlarla dolu kadrosuyla ne ligde ne kupada ne de Şampiyonlar Ligi’nde bir başarı elde edemez.

2006 Dünya Kupası Elemeleri’nde başarısız bir performans sergileyen Fransa turnuva biletini hayli zora sokmuştur. İşte bu anlarda kilise ve camilerde dua eden Fransızların imdadına bir kez daha Zinedine Zidane yetişir. Zidane mistik bir gece tecrübesi sonrasında milli takıma döneceğini açıkladığında tarihler 2005 Ağustos ayını gösterir ve sırada Faroe Adaları maçı vardır.

Zinedine Zidane – Milli Takıma Dönüş Açıklaması

‘Bir gece saat 3’te aniden uyandım ve biriyle konuştum. Bu sesin tavsiyelerini uygulamak zorundaydım. Bu açıklamamdan çok şeyler çıkarıp yanlış yorumlanmasını istemiyorum.

O gece olanlar fazlasıyla mistik ve beni bile bazen ürkütüyor. Olanlardan kimseye söz etmedim. Ne eşime, ne başkasına. Bu mistik uyarıcının ayrıntılarını istemeyin; yemin ediyorum son nefesime kadar anlatmayacağım, bu çok ağır.”

Zizou’nun dönüşüyle daha önce milli takımı bıraktıklarını açıklayan iki siyahi Fransız Thuram ve Makalele de Fransa için mücadele edeceklerini açıklarlar. Göçmenlerin tekrar tricolore’ye entegre edilmesiyle Fransa 2006 Dünya Kupası biletini kazanır. Grupta Togo, İsviçre ve Güney Kore gibi nispeten zayıf takımların olduğu gruptan 5 puan toplayarak çıkan lacivert beyazlıları ilerleyen turlarda çok daha güçlü rakipler bekliyordur.  Son 16 maçında İspanya’yı, çeyrek finalde Brezilya’yı, yarı finalde Portekiz’i eleyen Fransızlar’ın karşısına finalde İtalyanlar çıkacaktır.

7. dakikada penaltıdan attığı gol ile finalde Fransa’yı öne geçiren Zizou’ya cevap Pirlo’nun asistinde Marco Materazzi’den gelecektir. Ne yazık ki ikili arasındaki gol düellosu maçın ilerleyen dakikalarında bambaşka bir şekilde dünya futbol tarihine geçecektir. Normal süresi 1-1 biten maçta ilk uzatma devresi de eşitlik ile geçildiğinde oyun Fransa’nın kontrolündedir. O dakikaya kadar bir maestro gibi takımı yönlendiren Zinedine Zidane’ı gören tüm futbol severler Zizou’nun Dünya Kupası’nı kazanarak futbola veda edeceğine inanmışlardır. İşte bu temenniler Fransa bir duran top ile gol arıyordu. 1.85 metre boyuyla kafa toplarında etkili olabilecek olan Zinedine Zidane’ı tutma görevini İtalyanlar Materazzi’ye vermişti. Dakikalar 110’u gösterdiğinde hakem düdüğünü çalarak oyunu durdurmuş ve Buffon topu başlatmak üzere kale sahasına dikmişti. Ataktan eli boş dönen Fransızlar sahalarına doğru koşarken Zinedine de kendine özgü hafif temposuyla koşmaya başladığında maç başından beri formasını çeken Materazzi ile konuşuyordu. NBA izleyicilerinin çok iyi bildiği trash talk olayını bir dünya kupası finalinde canlı canlı yaşayan futbol severler Zidane’ın sinirlenmeye başladığını fark etmişlerdi.

Patrick Viera – Fransa Milli Takımı

Dünya şampiyonu o şahane takım olarak bazen sahada donup kalıyorduk. İşler iyi gitmiyordu. 10 tane adam baskıdan ne yapacağımızı bilmediğimiz anlar oluyordu. İşte o durumda topu Zizou’ya atıyorduk çünkü onun her zaman bir çözümü oluyordu

“İstersen sana formamı kupayı kazandıktan sonra verebilirim” demişti Zidane Materazzi ile yanyana koşmaya başladıklarında. Bu kadar çok çektiğine göre heralde çok istiyorsun diye de eklemişti. Bu dakikaya kadar centilmenliğin sınırlarında gezen bu monolog da bardağı taşıran cevap Materazzi’den gelmişti. “Kupa ödülü olarak fahişe kız kardeşini istiyorum!” işte tam 18 sene önce Brezilya’ya attığı iki kafa golüyle Dünya Kupası’nı Fransa’ya getiren Zizou bu cevaptan sonra ustaca kullandığı kafasıyla topa değil Materazzi’nin göğsüne nişan alıyordu. On saniyede başlayan, gelişen ve biten bu kısa filmi Fransızlar korku, futbol severler dram olarak kategorize ederken maçtaki psikolojik üstünlüğü penaltılar öncesi ele geçiren İtalyanlar için bu film ancak trajikomik olabilirdi. Zira kaptanını kaybeden Fransızlar penaltılarda maç boyu savunma yapan İtalyanlar’a karşı kaybettiler. Dünya Kupası sonrası futbolculuk kariyerini noktalayacağını açıklamış olan Zizou final öncesi ikinci dünya kupası pozuyla çıkacağı posterin hayalini kurarken Materazzi’ye attığı kafa ile bambaşka bir sahnenin başrol oyuncusu olmuştu.

2006 Dünya Kupası’nı finalde kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Fransızlar milli takımı adeta tek başına finale çıkaran Zizou’ya büyük bir saygıyla veda ettiler. Nitekim tüm maçlarda ekstra performansı ile 34 yaşında muhteşem bir azimle mücadele eden kaptanları milli takımı sadece son 10 dakika yalnız bırakmıştı ve penaltılarda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Fransızlar için tek bir nefret objesi vardı : Marco Materazzi. Onlara hem  bir dünya kupasına hem de Zizou’nun centilmence oynadığı kariyerine bir leke bırakması sebebiyle Metrazzi’yi hiç affetmediler ve Paris’e ikilinin anısına bir heykel bile diktiler.

Fransa’da Cezayirli göçmen bir çocuğun hayali olarak başlayan bir futbol efsanesi Almanya’da oynan bir Dünya Kupası Final’inde İtalya’ya karşı oynanan bir maçta sona ermişti. Böyle düşünen herkese Zizou’nun verecek bir cevabı daha vardı. Real Madrid altyapısında başlayan teknik direktörlük kariyeri Zinedine Zidane adını sadece birkaç yıl içerisinde dünyanın en iyi direktörler arasına yazdıracaktı. Hikayenin yeşil sahadan teknik direktör kulübesine taşındığı ikinci kısmını da sizlerle paylaşacağız. Okumak ister misiniz?