Çılgın Yükseliş: RB Leipzig Projesi

İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunda Almanya’nın müttefik devletler tarafından paylaşılması kararı, Batı ve Doğu Almanya’nın ortaya çıkmasına sebep olmuştu. İkiye bölünen Almanya toprakları, savaş sonrasında küreselleşmede etkin rol oynayan ABD ve SSCB’nin gelişimiyle paralel olarak ilerlemişti. 80’li yıllarda Avrupa’da önemli başarılar elde eden Doğu Alman takımları, birleşmeden sonra adeta çöküş dönemine giriyor, Batı Alman takımlarına göre geri planda kalmaktan kurtulamıyorlardı. Köklü geçmişe sahip olan Doğu Alman futbol kulüplerinin alt liglerde mücadele etmesi son zamanlarda popüler bir söylem olan şirket takımı kavramına bir bakıma zemin hazırlıyordu.

Günümüz futbolunda geleneksel tavrın yavaş yavaş azaltıldığı, dünya futboluna yön veren köklü kulüplerin astronomik sermayeler karşılığında el değiştirdiği dönemlerdeyiz. 150 yıllık geçmişe sahip olan futbolun gittikçe büyüyen dünya endüstrisine dahil edilmesi, kısa ve uzun vadede yapılan harcamaların neredeyse futbolu amatör ruhtan koparıp şirketleşme yolunda yapılanmalarına şahit oluyoruz. Dünya futbolunun içinde bulunduğu döngünün en bilinen örneklerinden biri ise 2009 yılında Avusturya menşeili Red Bull şirketinin Almanya futbol pazarına girmek için Doğu Almanya ‘da bulunan Leipzig kasabası takımı SSV Markranstadr adlı takımı 350 bin euro karşılında satın alması en çarpıcı örneklerden biri olarak gösterebiliriz.

Şirketlerin git gide futbol piyasası içindeki nüfuzunun artması sonucu bazı futbol federasyonları yüzeysel de olsa belli bir çerçeve içinde yaptırımları olabiliyor. Almanya Futbol Fedarasyon’u ise bu tarz yatırımlar karşısında Bundesliga 1 ve Bundesliga 2 mücadele eden takımların en az %50+1‘i kulüplere ait olmasını istiyor. Bir başka yaptırım ise futbol kulüplerinin başına sponsor ismi gelmemesi kuralı. – Örneğin; Türkiye’deki gibi Medipol Başakşehir veya Teleset Mobilya Akhisarspor tadında bir şey söz konusu değil.!–  RB Leipzig olarak kısaltılan takım her ne kadar Red Bull Leipzig olarak tanınsa da tam adı RasenBallsport Leipzig e.V. Bu sebeple şirket bu yaptırım karşısında satın alınan SSV Markranstadr takımının ismi değiştirirken ufak bir kelime oyunu yapmış, “Çim Sporları” anlamına gelen Rasen Ballsport ismini seçmiştir. En azından kısaltma yaparak Red Bull ismini çağrıştırması ve yapılan yaptırım karşısında istediğini elde etmiş olması olası gözüküyor.

Futbol romantileri tarafından Almanya’da nefret sembolü olarak tanımlanan RB Leipzig, Red Bull’un bu oyun ruhunu tehdit ettiği düşüncesindeler. Değişen dünya düzeninde benimsediğimiz ilkelere modernleşme adı altında öyle ya da böyle müdahale edilmesi, geleneksel bakış açısına sahip toplumlarda negatif tepkiyle karşı karşıya bırakılması kaçınılmaz bir son gibi gözüküyor. Tabi bu bağlamda kulüp bir çok tepki ile karşı karşıya kalmış. İlk resmi lig maçlarını ofansif bir tepkiyle karşı karşıya kalması sonucu polis gözetiminde oynamasıyla başlayıp ( Ağustos 2009’da Beşinci Lig maçında Carl Zeiss Jena’ya karşı), geçen sene RB Leipzig deplasmanına gelen Nürnberg taraftarının açtığı ‘Nürnberg makineye karşı!‘ pankartıyla en azından sözlü yıpratmalara evrilmesi iyi bir şey mi tartışılır tabi ki.

Almanya’da da RB Leipzig taraftarlarına göre bu nefretin çıkış noktası tamamen kıskançlık gibi gözüksede bir nebze haklılık paylarının olduğunu söylemek gerekir, Red Bull şirketinin Doğu Alman şehir Leipzig’e yaptığı yatırımlarda binlerce kişiye istihdam sağlaması, şehrin ekonomik olarak ‘kanatlanması‘ pozitif sonuçlarında doğmasına sebep olabiliyor. Fakat bu ekonomik yatırımlar ile futbol doğruları arasındaki zıtlıklar, yatırımların doğal olarak sorgulanmasını kaçınılmaz kılabiliyor. Sonuçta Volkswagen futbolu sevdiği için mi Wolfsburg’u destekliyor?

Avusturya içecek devi Red Bull’un tek yatırımı RB Leipzig’le sınırlı değil tabi ki, şirket ekstrem sporlar ve motor sporlarından sonra gözünü futbola çevirmesi tesadüf sayılmaz. İlk olarak Avusturya 1. Lig’in köklü ekiplerinden Austria Salzburg‘u satın alıp ismini FC Red Bull Salzburg olarak değiştirdikten sonra adım adım dünya piyasasına yatırım yapmaya başlaması akabinde ilk durak olarak Amerikan Futbol Lig’i takımı New York/New Jersey Metrostars takımını satın alıp isimini New York Red Bulls olarak değiştirmesiyle devam ediyor. Amerika’dan sonra çeşitli coğrafyalara yatırım yapan şirket Brezilya Sao Paulo’da Red Bull Brasil, Afrika’da Red Bull Ghana takımlarını kurarak dört farklı kıtada futbol girişimlerine başlamıştır. Son olarak da marka değerini yükseltmek için RB Leipzig ile özel bir projeye girişmesi şaşırtıcı değildi.

2009 yılında Almanya 5. liginde mücadele eden RB Leipzig uzun vaadeli bir yapılanmayla yavaş yavaş ve sabırlı adımlarla yükselmeye başlamıştı. İlk yılında mütevazi kadrosuyla ligi lider bitiren RB Leipzig yapılan yatırımın ilk meyvesini almış görünüyordu. Tecrübesiz kadrosuyla üç yıl boyunca 4. ligde boy gösteren Doğu Alman takımı, 2012/2013 sezonunda namağlup olarak 3. lige yükselmeyi başarmıştı. Kuşkusuz bu başarının sağanmasında o sezon takımın başına sportif direktör olarak getirilen Ralf Rangnick katkısı büyüktü. –Ralf Rangnick‘in kim olduğu biraz bahsedicek olursak, Alman futbolunun profösörü sayılmış durumda desek abartmış olmayız, kendisi Spor Ekonmisti ancak antrenörlük mesleğine bireysel çabaları ile başlamış.. Alman futboluna yerleştirdiği sistem içerisinde yetişmiş olan Thomas Tuchel‘den tutun Alman milli takımının teknik direktörü Löw. Ve Alman futboluna kazandırdığı sayısız futbolcular.-  Ralf Rangnick‘in takımın başına gelmesiyle belli kalıplara giren RB Leipzig, 2013/2014 sezonu öncesi kadrosuna KimmichDemmePoulsen gibi futbolcuları katarak yavaş yavaş büyümeye başlıyor, oynanan futbol efektif bir hale evriliyordu. 2014/2015 sezonuna girerken kadrosuna ForsbergKlostermann gibi transferler yaparak, günümüzdeki kadronun temellerinin atılmasını sağlayan yine Rangnick’di. 2. lige yükselen RB Leipzig, iki yıllık 2. lig macerasının ardından yedi yılda dört lig atlayarak Bundesliga’ya çıkmaya hak kazanmayı başarmıştı. Ralf Rangnick‘in teknik direktörlüğünde Bundesliga’ya yükselen RB Leipzig, 2014/2015 sezonunda FC Ingolstadt 04’ü Bundesliga’ya çıkarma başarısını gösterip müthiş bir ivme yakalayan Ralph Hasenhüttl anlaşıyor Rangnick ise sportif direktörlüğüne geri dönüyordu.

Ralf Rangnick ve Ralph Hasenhüttl

2016 yazında Oliver BurkeTimo WernerNaby Keita ve Dayot Upamecano gibi genç oyuncuları kadrosuna katan RB Leipzig, Alman devleri karşısında bir anda ön plana çıkıyordu. Transfer politikasını 23 yaş altı oyuncular, maksimum 50 milyon £ bonservis bedeli ve bir oyuncu yılda en fazla 3 milyon £ maaş alabilir kuralları ile belirleyen RB Leipzig, Bundesliga’ya çıktığı ilk senede ilk 14 haftayı namağlup sürdürmüş, sezonu ikinci sırada tamamlayarak Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılma hakkını elde etmişti. Bu performans, uzun vadede planlanan başarıyı belki de daha erkene çekmişti. 2017/2018 sezonunda bir önceki sezona nazaran ligde düşük performans gösteren Leipzig, rotasını Şampiyolar Ligi’ne çevirmişti. Bayer Leverkusen’den rekor ücretle transfer edilen Kevin Kampli, Galatasaray’dan alınan Bruma ve Salzburg’dan alınan Konrad Laimer yanı sıra gelecek yatırımı olarak da PSG‘den alınan Haiti doğumlu Fransız Augustin, Stuttgart U19 takımından bonservissiz alınan kaleci Philipp Köhn. Bir önceki yıl gösterdiği performansın gölgesinde kalan RB Leipzig ligde 34 maçta 15G, 8B ve 11M ile ligi 53 puan ile 6. sırada tamamlamış attığı 57 gole karşılık kalesinde 53 gol yiyerek bir önceki sezona oranla düşük performans göstermiştir. Tarihlerinde ilk defa Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan RB Leipzig Gruplarda  MonacoPorto ve Beşiktaş ile aynı grupta yer alan Doğu Alman takımı altı maçta iki galibiyet, üç mağlubiyet ve bir beraberlik elde ederek ilk Şampiyonlar Ligi macerasını yedi puan ile üçüncu sırada tamamladı. Kurallar gereği yoluna UEFA Avrupa Liginde devam eden takım, Napoli veZenit gibi güçlü rakipleri eleyen Alman temsilcisi Çeyrek finalde Marsilya‘ya elenerek Avrupa defterini kapattılar.

Dokuz yıllık süreçteki yapılanmasıyla belki de amaçlanan hedefin çok üstüne çıkan RB Leipzig, kulüp politikasıyla önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın müdavim takımları arasına girmeye aday olacak kadar potansiyele sahip bir kulüp. Her ne kadar ‘şirket takımı‘ olarak lanse edilse de yapılan yatırımların lokal ve global futbol döngüsüne katkı sağlaması kaçınılmaz.