“Amatör Ruh, Profesyonel Çalışma”: Yaşamkent İlker Spor Futbol Takımı Antrenörü Rauf Melih Alpaslan İle Röportajımız

Bu röportajımızda Yaşamkent İlker Spor futbol takımı antrenörü Rauf Melih Alpaslan ile birlikteyiz.

Rauf merhaba. Yaşamkent İlker Spor Kulübü’nde futbol antrenörlüğü yapıyorsun. Öncelikle söylemem lazım, ülkemizde genç antrenörlere rastlamak pek mümkün olmuyor, en azından göz önünde olamıyorlar. Almanya’da Tedesco, Nagelsmann, Türkiye’de Igor Tudor gibi örnekler teknik direktör olarak önemli kulüplerde çalıştılar ve bazıları önemli başarılara imza attı. Henüz oldukça gençsin ve kulübün de tıpkı senin gibi genç. 2015 yılında kurulan Yaşamkent İlker Spor Kulübünde işe nasıl başladın, biraz anlatabilir misin?

Öncelikle merhaba Batuhan. Yaşamkent İlker Spor ile ilk tanışmamız 2015-2016 sezonunda olmuştu. O zamanlar kulübün ilk kuruluş yılıydı ve A takımı 2. Amatör Lig’de mücadele edecekti. Ben de futbolcu olarak o sezon A takımda oynamıştım. Şu an beraber çalıştığım Kürşat Uzun hocam o sezon A takım hocalığımızı yapıyordu. Kulüp başkanımız Recep Salih İlker ve Kürşat Uzun ile tanışıklığımız o zamana dayanıyor. Geçen sezon başka bir takımla sözleşmem vardı ve sözleşme bitiminde yaz aylarında Kürşat hocam ile beraber çalışma konusunda görüştük. Başkanımız Recep Salih İlker ve Kürşat Uzun hocam ile yaptığımız görüşmeler sonucunda anlaştık. Yaşamkent İlker Spor ile kendimi daha iyi geliştirebileceğime karar verdim ve eskiden futbolcusu olduğum takıma antrenör olarak geri döndüm.

Oldukça yeni bir takımsınız ama bulunduğunuz liglerde alt yaş kategorilerinizin hepsi an itibariyle ilk üç sırada yer alıyor, bu bir şeylerin doğru yapıldığının göstergesi. Günümüzde amatör kulüpler çeşitli zorluklar yaşıyor. Bunların başında da tesis sorunları ve zeminler geliyor. Siz de bu konuda sorunlar yaşıyor musunuz, bunun dışında yaşadığınız zorluklar neler? 

Şu an için bir tanesi yeni bir tanesi eski olmak üzere iki tane sahamız var ve saha konusunda çoğu kulübe göre iyi durumdayız. Çayyoluspor ile kardeş kulüp olduğumuz için sahaları ortak kullanıyoruz. Aynı anda farklı yaş gruplarının ligleri olduğu için sahaları bölerek ve güzel bir planlamayla, sırayla kullanıyoruz. Başkanımızın bu konudaki çalışmaları sayesinde çoğu kulübe göre iyi durumdayız diyebilirim. Sadece soyunma odaları ve duş alınabilecek bir kısım bulunmaması gibi sıkıntılarımız var. Bu sorunların çözülmesi için de çalışmalar sürüyor.

Oldukça merak edilen bir konu olduğu için soruyorum, deplasman maçlarında deplasmanlara ulaşım nasıl sağlanıyor?

Bir tane Transit minibüs aracımız var. Yaş gruplarımızın maçları arasında çakışma olmadığı sürece maçlara aracımızla gidiyoruz. Çakışma olursa velilerimiz ve biz özel araçlarımızla oyuncularımızı toplayıp maçlara gidiyoruz.

Bir antrenörü yakalamışken soralım, işin mutfağında çalışıyorsun. Ülkemizde daima “gençleri oynatın” söylemiyle karşılaşırız ancak oynatılan gençler de ya bir süre sonra duraklar veya geri gider, ya da daha kötüsü, çıktıkları anda eleştiriler altında ezilirler. Sence bir genç futbolcu yetişirken taraftarın, antrenörlerin, teknik sorumluların yaptığı hatalar neler? Neleri daha iyi yapabiliriz?

Ülkemizde özellikle yetenekli genç oyuncuları erkenden “sen olmuşsun” havasına sokmamızın yanlış olduğunu düşünüyorum. Oyuncu ne kadar yetenekli olursa olsun sonuçta öğrenmesi gereken çok şey var ama ülkemizde biz bu kısmı çabuk atlıyoruz ve oyuncuyu havaya sokuyoruz. Oyuncuların yaşının daha genç olduğunu ve olgun davranamayacağı gerçeğini atlıyoruz. Her insanın karakteri farklıdır. Böyle oyuncuları gördüğümüzde daha soğukkanlı olmalıyız ve bu çocukları ne olursa olsun en iyi şekilde eğitmeye devam etmeliyiz. Tabii bu işte en büyük sorumluluk antrenörlere düşüyor. Antrenörler oyuncusunun karakterine göre davranmalı ve halk tabiriyle şımartmadan en iyi şekilde eğitip üst seviyelere taşımaya çalışmalıdır.

 Ülke futbolunun ekonomik-sportif açıdan geleceğini kısaca nasıl yorumlayabilirsin? Sence ülkemizde futbol adil bir ortamda oynanıyor mu?

Son zamanlarda ekonomik olarak bazı sebeplerden dolayı kulüplerimiz fazla borca girmektedir. Ekonomik olarak iyi duruma gelmeden de sportif başarıların gelmesi zor oluyor. Dünya futbolu çok ilerilere gitti ve büyük kulüplerimizin kafa tuttuğu diğer ülkelerdeki büyük takımlar ekonomik anlamda bize göre çok ilerideler. Bu farkı kapatmak kısa vadede çok zor ama altyapılarımıza yatırım yaparak ve bilinçli adımlar atarak bu arayı kapatabileceğimize inanıyorum. Diğer bir konuya gelecek olursak son zamanlarda ülke futbolunda kaos ortamı hakim ve bu durumdan acilen kurtulmalıyız. Bazı şeylerin çok açık ve adil olmadığını düşünüyorum. 

Son olarak hepimiz hayallerimize ulaşmak istiyoruz, sabah uyanmak için nedenlerimiz olmalı. Genç bir antrenör olarak kendine koyduğun hedef nedir? Verdiğin cevaplar için teşekkür ederiz, Plase Dergi ailesi olarak Yaşamkent İlker Spor Kulübü’ne ve sana başarılar diliyoruz. 

Aslında antrenörlük kariyerime başlayarak ilk hayalimi gerçekleştirdim ama tabii ki daha büyük hayallerim de var. Şimdilik ilk hedefim kulübümde bu sezonu başarılı bir şekilde tamamlamak ve kendime yeni şeyler katabilmek. Aynı zamanda profesyonel bir takımda antrenörlük yapabilmek için bir üst lisansı alıp bir üst seviyeye geçmeyi hayal ediyorum.

Bu güzel röportaj için Batuhan’a ve Plase Dergi ailesine teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar dilerim. 

Evet sevgili Plase Dergi ailesi, röportajımız bu kadar. Daha fazlası için Plase Dergi’yi takipte kalın, sporla kalın, hoşça kalın!