EURO 2020 E Grubu Analizi

Covid-19 sebebiyle ismi ve oynandığı yılın hep farklı anılacağı EURO 2020’nin belki de en gösterişsiz grubu olarak lanse edilen Euro 2020 E Grubu; İspanya, Polonya, İsveç ve Slovakya’nın bir üst tura çıkma mücadelesine sahne oldu.

TURNUVA ÖNCESİ BEKLENTİLER

Grubun ağır abisi, son 15 senedeki majör turnuvalara damga vurmuş İspanya’ydı. Özellikle 2010’lu yılların başlarında hem kazandığı kupalar hem de oyun anlayışıyla dünya futboluna yön vermekteydi İspanyollar. Buna karşın eldeki jenerasyonun ömrünün sona ermesi ve bu jenerasyonun bir türlü yenilenememesi hem İspanya’nın yerel ligini hem de İspanyol futbolcuları gözden düşürmeye başlamıştı. Bu durum da beraberinde İspanya Milli Takımı’nın eski günlerini özleyecek olmasını beraberinde getiriyordu. Başarısız geçen 3 turnuvanın ardından, bu turnuvalara kıyasla daha iyi yenilenmiş bir İspanya Milli Takımı görmeyi bekliyordu futbol kamuoyu. Zira La Liga takımlarının güçlü bir altyapı geleneklerinin olduğu bilinen bir gerçek. Buna paralel olarak İspanyollar, Euro 2020 E Grubu mücadelesine İspanyol altyapısının son dönemde dünya futbol sahnesine sunduğu birçok yıldız adayıyla gelerek altyapılarının gücünü göstermek istiyorlardı.

Why was Ramos not invited to the Spanish team? Luis Enrique's explanation

Takımın temeldeki en büyük sıkıntısı süper star olarak adlandırılabilecek en üst seviye bir veya birkaç futbolcu barındıramıyor oluşuydu. Bahsi geçen statüye uyabilecek belki de tek İspanyol olan Sergio Ramos da teknik direktör tercihiyle turnuva kadrosunun dışında kalmıştı. Tüm bunlara rağmen elemelerde oynadığı 10 maçta hiç kaybetmeden ve 31 gol atıp sadece 5 gol yiyerek turnuvaya gelen İspanya’nın bu grupta lider olması tüm dünyaca normal karşılanabilecek bir durumdu.

Euro 2020 E GrubuGrupta İspanya’nın ardından en gözde takım Polonya Milli Takımı olarak göze çarpıyor. Tabi ki Polonya deyince akla ilk gelen isim güçlü bir kesime göre dünyanın en iyi santrforu olan Robert Lewandowski. Son EURO şampiyonasında çeyrek final oynayan ve şampiyon Portekiz’e elenen Polonya, temposuz ve savunma güvenliğinin daha büyük öneme sahip olduğu bir oyun anlayışıyla turnuvaya geliyordu. Her ne kadar elemelerde oynadığı 10 maçta 33 gol atmış olsalar da bu gollerin 23 tanesini Cebelitarık ve Gürcistan’a karşı atmış olmaları bu verinin pek dikkate alınmaması gerektiğini gösteriyordu. Üçlü bir savunma anlayışıyla merkezi kalabalık tutmanın ana planı olduğu Polonya’nın nispeten dişine göre rakiplerle aynı grupta olduğu için bir üst tura yükselmesi sürpriz sayılmayacaktı.

Grubun sürpriz takım adayı İsveç olarak göze çarpıyordu. Sertlik ve fizik kalite olarak turnuvanın en güçlü ekiplerinden biri olan İsveç’te turnuva öncesi en merak edilen şey şüphesiz Ibrahimovic’in turnuva kadrosuna dahil edilip edilmeyeceğiydi. Ibrahimovic, milli takıma geri döndüğünü açıklasa da Janne Anderson onu kadrosunda düşünmedi ve Alexander Isak-Marcus Berg santrfor ikilisiyle turnuvaya geldi. Hem elemelerde hem de turnuva öncesi oynadığı hazırlık maçlarında takımın fiziğinin de müsait olduğu uzun top oyun anlayışıyla turnuvaya gelen İsveç’te gerçekçi hedef en iyi üçüncüler arasına girebilmekti.

Euro 2020 E GrubuSon olarak grubun en zayıf halkası olarak gözüken Slovakya yaş ortalaması yüksek kadrosuyla dikkat çekiyordu. Takımın en büyük yıldızının hala Marek Hamsik olması Slovakya’nın yaşlı takım problemini gözler önüne seriyordu. Üretmekte çok sıkıntı çeken Slovakya’da merkez bir santrfor olmayışı da bu sorunu daha keskin hale getiriyordu. Turnuvaya Kuzey İrlanda’yı eleyerek gelen Slovaklar’ın macerasının çok uzun sürmesi beklenmiyordu şüphesiz.

GRUPTA İLK MAÇLAR

Euro 2020 E Grubu ilk maçında Polonya ile Slovakya karşılaşıyordu. Polonya, Zielinski’nin yardımcı forvet olduğu klasik 3-5-2’siyle sahadaydı. Kanatları Rybus ve Jozwiak’a emanet etmişti Paulo Sousa. Slovakya ise Ondrej Duda’nın dizilişte en uçta gözükse de gezici forvet olarak görev aldığı 4-2-3-1’iyle sahaya çıktı. Hamsik’in arkasında defansif meziyetleri daha yüksek iki oyuncu olan Hromada ve Kucka bulunması ve Duda’nın sürekli kendini kanatlara deplase etmesiyle Marek Hamsik’e geniş bir oyun alanı kalıyordu. Szczesny’nin kendi kalesine attığı golle Slovakya öne geçiyor, Lewandowski’yi pozisyona sokmakta zaten çok zorlanan Polonya için geri kalan dakikalar iyice zorlaşıyordu. İlk yarıyı önde kapatmayı bilen Slovakya’da devrenin gizli kahramanı Ondrej Duda oluyordu. Santrforu bulunmayan bir takıma çözüm olarak sahte 9 olan Duda, görevini çok iyi yapıyordu. Neredeyse hiçbir zaman stoperlerin arasına gömülmüyor, sürekli kendini kanatlara atıp hem alan açıyor hem de 10 numara olmasını sağlayan meziyetlerini daha göz önüne çıkarıyordu. İkinci yarının hemen başında ise Rybus’un ortasında Linetty golü atıyor skor 1-1’e geliyordu. Maçın başından beri sürekli kanat ortalarıyla pozisyon arayan Polonya sonunda istediği skoru bulmuş ve momentumu lehine çevirmişti ancak Krychowiak 62. dakikada kırmızı kart görünce zaten çok durağan oynayan Polonya rakibinden bir kişi eksik mücadele etmek zorunda kalacaktı. Duda’nın ön taraf hareketliliği Polonya’ya daha ters geliyordu artık. Gol de gecikmedi zaten. 69’da öne geçen Slovakya, maçı kazanmayı bildi. Stefan Tarkovic’in durağan oynayan ve iyi alan kapatmayı hedefleyen Polonya’ya karşı gezgin sahte 9 planı işlemişti. Arkasında iki sigortanın olmasının verdiği avantajla oynayan Marek Hamsik de maçın iyilerinden biri olmuştu.

Günün ikinci maçında Euro 2020 E Grubu karşılaşmasında ev sahiplerinden İspanya, İsveç ile oynuyordu. İsveç’in İspanya’yı durdurmak için nasıl bir yol çizeceği merakla bekleniyordu. Andersson klasik 4-4-2’sinden vazgeçmiyordu ama takımını çok derinde kurgulamıştı. İspanya’nın pasör orta sahalarına baskı yapmak yerine en derinde beklemeyi seçiyordu İsveç. 4’er kişilik iki hat şeklinde dizilip İspanya’ya alan bırakmamak ana hedefti. İspanya ise bu iki hattı aşabilmek için bildiğinden şaşmıyor, en müsait zamanı ve alanı bulana kadar top çeviriyordu. Top İsveç’e geçtiği anda yapılan yoğun baskı ve topun hemen geri kazanılması İsveç’in derinliğinin bozulmasına müsaade etmiyordu. İlk yarının sonlarına doğru İsveç’in ana hücum planını ilk kez görüyorduk. Plan, Alexander Isak’ın açık alan yeteneğini kullanarak tüm hatlarını rakip yarı alana yıkan İspanya’nın arkada bıraktığı boşlukları değerlendirmekti. İsveçliler bunu birden çok kez yapmayı da başardılar ancak bu plan tabelaya yansımadı. İspanya ise bulduğu pozisyonları Alvaro Morata başta olmak üzere cömertçe harcadı. İspanya İsveç’in hatlarını aşamıyor, aştığı zaman da Robin Olsen’e takılıyor ve maç 0-0’a kilitleniyordu. Maçtan sonra en çok konuşulan iki konu Luis Enrique’nin Thiago ve Gerard Moreno’yu ısrarla oyuna atmıyor olması ve Jan Andersson’un İsveç’in o gün tek hücum silahı olan Alexander Isak’ı 70. dakika dolmadan oyundan çıkarması oldu. Bu maç birbiriyle bağlantılı iki rekorun da kırıldığı bir maç oldu. Bir takımın bir Avrupa Şampiyonası maçında en fazla isabetli pas yaptığı (830) ve en fazla topa sahip olduğu (%85) maç olarak kayıtlara geçtiği maçta İsveç, Euro 2020 E Grubu ilk maçından sürpriz potansiyelini gösteriyordu.

GRUPTA İKİNCİ MAÇLAR

Grubun ikinci haftasında bizi ilk olarak İsveç-Slovakya maçı karşılıyordu. En sonda söyleyeceğimi başta söyleyecek olursam grupta oynanan maçlar arasında bu maç, seyir zevki en düşük mücadeleydi diyebilirim. İsveç yine katı ve derinde bekleyen 4’er kişilik iki hattı bozmuyor Isak ve Marcus Berg ile Slovakya’nın açıklarını kovalamak istiyordu. Slovakya ise Polonya karşısında başarılı olduğu sahte 9 Duda’lı sistemiyle sahadaydı. Buna karşın İsveç’in tamamen alan kapatmaya ve derinde beklemeye yönelik oyunu Duda’nın Polonya maçındaki etkinliğinin çok uzağında kalmasını sağlıyordu. Açıkçası maçın temposundan Slovakya rahatsız değildi çünkü bu maçtan çıkaracakları 1 puan onları en kötü ihtimalle en iyi üçüncüler kervanına katacaktı. Tempoyu yükseltmesi gereken taraf olan İsveç ise ikinci yarıya bu farkındalıkla çıkmıştı. İlk yarıda topu Slovakya’ya teslim eden İsveç, Slovakya’nın bir türlü boşluk vermemesinden dolayı ikinci yarıda topa hakim olmayı seçti. İlk yarıdan farklı olarak Forsberg çizgiye yakın değil, ikinci ve üçüncü bölge arası geçiş için rakip yarı alanın ortalarında konumlanıyordu. Özellikle golü bulduğu 70. dakikaya kadar rakip yarı sahaya iyi yerleşen İsveç, Forsberg’in sorumluluk alması, Quaison’un da oyuna sonradan girip hareketlilik yaratmasıyla kazanılan penaltıyla aradığı skoru buldu. Zaten İsveç’in EURO Şampiyonaları tarihinde attığı son 29 golün 25 tanesinin ikinci yarıda gelmiş olması İsveç kimliğinin ikinci yarıda tempo yapmak üzerine yazıldığını gösteriyor. Slovakya cephesinde ise Duda’nın etkinliğinin zayıf olması beraberinde Hamsik’in ve Robert Mak’ın geniş alan bulup etkili olmasına engel olunca Slovakya hiçbir şey üretemedi. Rakip yarı alana oyunu yıkmak zorunda kaldıklarında ise pivot bir santrfora sahip olmadıkları için üçüncü bölgeye yerleşmekte çok zorlanıyorlar ve geriye düştüklerinde reaksiyon vermeleri çok daha güç bir hal alıyor.

Grubun ikinci haftasının ikinci maçında ev sahiplerinden İspanya, Polonya ile karşılaşıyordu. İlk maçlarında puan kaybederek bu maça çıkan iki ekibin de parolası galibiyet almaktı. Luis Enrique ilk maçtan farklı olarak Ferran Torres’in yerine İsveç karşısında oyuna çok geç soktuğu için eleştirildiği Gerard Moreno ile başlıyordu maça. Polonya ise yine üçlü gözüken ama aslında beşli olan bir savunma hattıyla sahadaydı. Amaçları İspanyollar’ın dar alanda etkili pas opsiyonları oluşturabilecek oyuncuları Pedri ve Koke’nin pas tercihlerinin uzun tutulmasıydı. Buna paralel olarak İsveçliler, İspanya’nın takım boyunu hem enine hem boyuna uzatmaya çalıştılar.

Oyun geniş alana yıkıldığında ise İspanya, Gerard Moreno ile çok etkili oluyordu. Morata’nın golünden önce bulduğu alanı iyi kullanıyor ve güzel bir asistle takımını öne geçiriyordu. Polonya bu golden sonra oyun anlayışında çok değişiklik yapmadı. Sadece kanat bekleri olan Jozwiak ve Puchacz daha özgür hareket etmeye başladılar ki gol de tam olarak böyle geldi. Özellikle ilk yarıda hücumu hiç düşünmeyen Jozwiak ileriye çıktığı bir pozisyonda Lewandowski’ye asisti yaptı ve durum 1-1’e geldi. Polonya beraberliği bulduktan sonra yine beşli hattını kurdu ve neredeyse hiç boşluk vermedi. Israrla kanat ortalarına başvurmayan İspanya ise yeteri kadar hareketli olamayınca ikinci maçında da 1 puana razı oldu. Polonya tarafında da Lewandowski’yi yeterince besleyememek Polonyalı taraftarları en çok üzen konu olsa gerek. Lewandowski istediği yerlerde topla buluşamayınca daha derine gelip bir oyun kurucu rolü üstleniyor. Bu da rakip savunmacıların belki de dünyanın en iyi ceza sahası golcüsünü kaleye oldukça uzaklarda savunmasına yardım ediyor.

GRUPTA SON HAFTA

Grubun son maçlarına gelinirken 4 takımın da son 16 şansının bulunması seyir zevki açısından çok şey vaat ediyordu. Beklendiği gibi de oldu ve iki maçta toplamda 10 gol atıldı. Gruptaki son maç günü İspanya-Slovakya ve İsveç-Polonya maçlarına sahne olacaktı. Aynı anda başlayan maçlar arasından ilk önce İspanya-Slovakya maçına göz atalım.

Morata: “Bizi eski İspanya kadrolarıyla karşılaştırmayın” | Goal.comİlk iki maçta bulduğu pozisyonları gole çevirmekte oldukça sıkıntı çeken İspanya artık kazanmak zorundaydı. Orta sahada Rodri’nin yerine Sergio Busquets tercih edilirken ileri üçlüde bu kez Dani Olmo kenarda başlarken Pablo Sarabia ilk 11’deydi. Luis Enrique’nin ideal ileri üçlüsünü aradığı bir aşikardı çünkü üçüncü maçta bir kez daha farklı üçlüyle sahadaydı İspanya. Tek değişilmez ise belki de turnuvanın en çok eleştirilen ismi Alvaro Morata olmuştu. Neden çok eleştirildiğini çok geçmeden yeniden gösterdi bizlere Morata. 12. dakikada kazanılan penaltıyı kaçıran Morata, yakalanan fırsatları da harcamaya devam ediyordu. Buna karşın Luis Enrique onun hakkında hep iyi şeyler düşünüyor, takım arkadaşlarına yarattığı alandan çokça faydalanıldığını iddia ediyordu. Maçın devam eden bölümünde İspanya, Morata kaçırdıkça pozisyon bulmaya devam ediyor ve devreyi 2-0 önde kapatıyordu. Zaten hücum gücü çok kısıtlı olan Slovakya’nın atmaya başlamış bir İspanya karşısında işi çok zordu. Maça yine sahte 9 Duda ile başladı Slovakya ancak ikinci devre başlarken Duda’nın yerine merkez santrfor Michal Duris dahil oldu. Bu hamle belli ki ileride top tutup biraz daha tehditkâr olmak için yapılmış bir hamleydi ancak İspanya ilk iki maçta atamadıklarını telafi edercesine pozisyon buluyor ve gole çeviriyordu. Çok rahat bir şekilde kazanan İspanya kendini son 16 turuna atıyordu.

Grubun son gününün diğer maçında ise kazanırsa grubu lider bitirecek İsveç ile gruptan çıkmak için kazanmak zorunda olan Polonya karşılaşıyordu. Bu iki durum maçın zevkli geçmeye aday olduğunu düşündürüyordu. İsveç ilk iki maça kıyasla daha ofansif bir anlayışla sahadaydı. Bu kez Alexander Isak’ın partneri Berg değil Quaison oldu. Maça çok etkili başlayan İsveç’in ana planı bu kez Isak’ın fiziğinin de avantajıyla yapacağı servisler üzerine kurulmuştu. Oyunu rakip yarı alana yıkan İsveç, kazanmak zorunda olan tarafmış gibi başladı maça. Forsberg, sürekli çizgiden ayrılıp ceza sahası etrafında topla buluşmak istiyor ve sağ kanattan gelişen ataklarda Isak istasyon olmak için kendini kanada attığında stoperlerin arasında kalan boşluğu değerlendirmek istiyordu. Nitekim aradığı boşluğu bulduğunda da Isak’ın servisiyle takımını öne geçirdi Forsberg. Kazanmak zorunda olan sanki Polonya değil de İsveç gibiydi. Polonya ilk yarı boyunca duran toptan Lewandowski’nin bulduğu pozisyon hariç neredeyse hiç etkinlik gösteremezken İsveç ise skoru bulmasına rağmen derinde bekleyen ve katı bir anlayışla savunma yapan kimliğine dönmüyordu. Polonya ikinci yarıya oyunu rakip yarı alana yıkmak için çıkmak zorundaydı. Bunu yapmaya çalışsalar da organize olmaktan çok uzak bir görüntü sergiliyorlardı. İsveç’in Covid-19 sebebiyle bu maça kadar kullanamadığı yıldızı Dejan Kulusevski 55’te oyuna girip harika bir asist yapıyor, skor 2-0’a geliyordu. Polonya için turnuvaya veda etmek çok yakındı. Buna karşın Lewandowski’ye olan bir takım için erken konuşmamak gerekirdi. İkinci gole hemen reaksiyon veren Polonya, yıldız golcüsüyle farkı bire indirdi. Bu dakikadan sonra golün de verdiği momentumla oyuna hükmetmeye başladı Polonya. 84. dakikada harika bir golle skoru 2-2 yaptı Lewandowski. Polonya’nın turnuvada kalması için uzatmalara birlikte yaklaşık 10 dakikası vardı. Taktik disiplinin çok uzağında kalarak sağdan soldan ortalarla gol aradığı dakikaların ardından, orta sahada yapılan basit bir top kaybının dönüşünde kalesinde üçüncü golü gördü Polonya. İsveç beklentileri oldukça aşarak grubu lider tamamlarken Polonya için eve dönüş vaktiydi.

SONUÇ

EURO 2020 E Grubu, İsveç’in turnuvaya kattığı renkle hatırlanacak. Fiziğe dayalı ve alan kapatmaya yönelik katı 4-4-2 onların gruptan lider çıkmalarını sağladı. Bu sert anlayışla birlikte 3 maçta yaptıkları 40 faul İsveç’i turnuvanın grup aşamasında en çok faul yapan üçüncü takım yapıyordu. Oyunun yaratıcılık kısmında etkisiz kaldıklarında ise Alexander Isak ve Emil Forsberg hep sorumluluk aldı. Grubu ikinci sırada bitiren İspanya ise özellikle oyunu açmakta zorlandığı anlarda çok hareketsiz bir pas oyunu oynuyordu ve bu da rakip savunmacıların işlerini kolaylaştırıyordu. Son maçta bu sorunu Pablo Sarabia’nın hücum hattına katılmasıyla büyük oranda aşmış gözüktüler ama daha kompakt savunması olan takımlara karşı hala çok zorlanacak gibiler. Oynadıkları üç maçta turnuvanın grup aşamasının topa sahip olma ortalaması ve başarılı pas ortalaması en yüksek takımı oldu İspanya. Aynı zamanda 43 kez ile en çok faul yapılan takım da oldular ki bu istatistiğin Polonya ve İsveç gibi takımların olduğu bir gruptan çıkması pek de sürpriz sayılmaz. Grubu üçüncü sırada bitiren Slovakya’nın ise performansı ilk maçtan son maça dek bir düşüş eğilimindeydi. Polonya maçında oynanan oyun ve alınan 3 puan grupta söz hakkı olabileceklerini gösteriyordu ancak özellikle geriye düştüğünde pozisyon bulmakta çok zorlanmaları ve merkez santrforsuz oynamanın getirdiği dezavantajla rakip yarı alana oyunu yıkmakta güçlük yaşamaları turnuvaya veda etmelerine sebep olan temel sorunlardı. Grubu son sırada bitiren Polonya ise turnuvada üçlü oynayıp izleyicisine keyif vermeyen tek takımdı herhalde. Topu üçüncü bölgeye taşımakta gerçekten sorunlu olan Polonya, Lewandowski’yi aktif kullanamadı ve top rakipteyken istediği kadar da iyi alan kapatamadı. Turnuva başlamadan bu gruptan ikinci çıkması muhtemel olan Polonya’da teknik direktör Paulo Sousa bir türlü tutmayan üçlü savunmada ısrar etmesiyle turnuvanın en kötü teknik direktör performanslarından birini gösterdi.


EURO 2020 A Grubu Analizi

Avrupa Futbol Şampiyonası Tarihi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More