EURO 2020 A Grubu Analizi

Euro 2020 A Grubu, milli takımımızın da yer aldığı grup olması dolayısıyla bizler için ayrı bir öneme sahipti. Millilerimizin oldukça kötü bir performans ile puansız son sırada tamamladığı grubu İtalya 9 puanla lider bitirirken, 4 puanlı Galler ikinci ve yine 4 puanlı başka bir ekip olan İsviçre ise üçüncü sırada tamamladı.

Euro 2020 A Grubu takımlarının performanslarına biraz daha yakından göz atalım.

İTALYA

EURO 2020 A Grubu

EURO 2020 A Grubu’nu 9 puanla lider tamamlayan İtalya bu süreçte oynadığı 3 maçta 7 gol atıp, kalesinde hiç gol görmedi. Aldığı galibiyetlerin yanında oynadığı oyunla da birçok futbolseveri etkileyen bir performans gösterdiler. Topa sahip olduklarında çok rahat sete yerleşen ve kilidi açan, topu rakibe verdikleri anlarda ise ön alanda şiddetli baskı yapan ve tempolu bir oyun oynayan Gök Mavililerin oyun yapısının derinliklerine inelim.

3-2-4-1

İtalyanlar maçlara 4-3-3 şeklinde başlasalar da, daha sonrasında oyun içinde 3-2-4-1’e dönüyor. Saha içinde değişen bu yapı ile Mancini’nin İtalya’sı rakiplerine çok daha rahat bir şekilde üstünlük sağlıyor. Peki bu dönüşüm nasıl oluyor? Bu sistemde oyuncuların rolleri neler? Bunları inceleyelim:

Roberto Mancini, defans 4’lüsünün sağ beki Di Lorenzo’yu (Florenzi) stoperlerin yanında konumlandırıp, ters taraftaki bek oyuncusu Spinazzola’yı ileriye atıyor. Geri üçlünün önünde Locatelli – Jorginho ikilisi, önlerinde Berardi – Barella – Insigne – Spinazzola’nın olduğu bir hat, en ileri uçta ise Immobile yer alıyor.

SPİNAZZOLA & İNSİGNE

3-2-4-1’e dönüldüğü zaman İtalya Milli Takımı, Spinazzola ile sol koridoru tek bir oyuncu ile kullanıyor. Bunun sebepleri ise, Spinazzola’nın çok iyi bir hücum kanat beki olması, iki ayağını da etkili kullanabiliyor olması ve oyuna çok rahat bir şekilde genişlik katabiliyor olması olarak sıralanabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı Mancini de böyle bir tercihte bulunuyor olabilir ancak bunların ötesinde bana göre en önemli sebep, sol kenar başlayan Insigne’nin bu Spinazzola’nın bu özellikleri dolayısıyla çok rahat bir şekilde half space’de (iç koridor) topla buluşabiliyor olması. Çünkü Insigne’nin merkeze yakın oynamasıyla yaratıcılığı da artıyor. Bu şekilde takımın, çok daha rahat yer değiştirme, dribbling yapma ve blok arasına oynama şansı da artıyor. Bu da takımın hücum gücünü etkiliyor.

BERARDİ & BARELLA UYUMU

UEFA EURO 2020 on Twitter: "🇮🇹 Scenes after Italy take lead in the Group A opener against Turkey! ⚽️ #ITA #EURO2020… "

Berardi sol ayaklı olmasına ve ilk bakışta sık sık içe kat eden bir kenar oyuncusu olarak görülmesine rağmen çizgiyi de kullanabiliyor. EURO 2020 A Grubu mücadelelerinde özellikle asist zone’a yaptığı etkili driplinglerle takımına çok katkı sağlayan Berardi, yaptığı 2 asisti de bu şekilde yaptı. Ancak İtalya’nın sağ kenardaki gücünü sadece Berardi ile açıklayamayız. Burada Barella’nın mezzala (yarım kanat) rolü çok önemli. Çünkü Berardi içe kat ettiği zaman, Barella hemen onun açtığı boş alanların yani çizgiyi kapatıyor. Berardi çizgiyi kullandığı zaman ise Barella ceza sahası içerisine sürpriz koşular yapıyor. Barella’nın rolü sadece bununla da kısıtlı değil. Oyuna tempo katan, boş alanlar bulduğunda topla beraber o alanları kullanan bir oyuncu olması sebebiyle Barella, İtalya’nın bu oyunundaki en önemli mihenk taşlarından biri.

İMMOBİLE’NİN SAVUNMA ARKASI KOŞULARI

Ciro Immobile, 14.bölgeye (yay bölgesi) gelerek bağlantı oyununa katkı sağlaması, ön alandaki hareketliliği ve hava hakimiyetiyle takıma çok fazla katkı sağlayan bir oyuncu olsa da Gök Mavililerin hazırlık maçları da dahil olmak üzere sık sık denediği bir şey var: Immobile’nin savunma arkasına etkili koşuları ile direkt ve hızlı bir şekilde atağı başlatma ve sonlandırma düşüncesi. Özellikle Insigne’nin iç hatta konumlanmasıyla birlikte Immobile’nin sık sık bu koşuları yaptığı ve topla buluştuğunu ancak bunları golle sonuçlandıramadığını EURO 2020 A Grubu boyunca gördük (İsviçre maçı kaçırdıkları).

ÇİFT PİVOT

Öndeki 5’li hattın hemen arkasında yer alan Jorginho – Locatelli ikilisi; hücumdan dönen topları alıp atakları tekrar başlatan, oyunun temposunu belirleyen hatta ve hatta oyun sıkıştığında cepheden etkili şutlarla kilidi açan (Locatelli’nin İsviçre maçı attığı 2.gol, Türkiye maçı ikinci yarıda ayak içi uzak köşeye şutu), takımın birinci ve üçüncü bölge arasındaki bağlantısını sağlayan oyuncular olarak İtalya’nın oyununda büyük rol oynadılar.

GERİ ÜÇLÜ

İtalya’nın grup aşamasında oynadığı 3 maçta hiç gol yememesinin en büyük nedenleri savunmadaki üç oyuncunun çok kompakt bir savunma anlayışı olması. Geri üçlü, oyunun savunma bölümünün dışında geriden oyun kurulumunda da  takıma çok fayda sağlıyor. Özellikle sol stoper (Chiellini) ve sağ stoperler (Di Lorenzo – Florenzi) kenarlara açılarak, zaman zaman rakip yarı sahaya çıkarak +1 pas opsiyonu oluşturuyor. Oyun sıkıştığında ise dikine ve kenarlara uzun ve isabetli toplar atarak İtalya’nın pozisyon bulmasını sağlıyorlar. (İsviçre maçı ikinci yarısında Bonucci’nin Immobile’ye attığı uzun top sayesinde İtalya tek topla pozisyona girdi.)

BASKI

Roberto Mancini’nin İtalyası sadece top kendilerindeyken değil, topsuz oyunda da rakibin savunma direncini kırabiliyor. Bunu ise şiddetli ön alan baskısıyla yapıyor ancak bu baskının nerede, hangi pozisyonda başlayacağı gibi ince nüansları var.

İtalya Milli Takımı, ön alanda yaptığı baskıların çoğunu şu şekilde gerçekleştiriyor. Rakip geriden oyun kuruyor ve top rakip stoperlerde. Rakibin merkez orta sahası sırtı dönük bir şekilde top almaya geliyor. İşte Gök Mavililerin şiddetli ön alan baskısı bu anda başlıyor. Top merkez orta sahaya gelirken şiddeti artan baskıyla üçüncü bölgede topu kazanıp direkt hücum şansı elde ediyorlar. Bu dediğime örnek olarak İsviçre maçında Immobile’nin attığı gole bakılabilir zira gol pozisyonu tam da bu şekilde gerçekleşti.

Bunun dışında bir diğer baskı stratejisi yine akan oyunda Immobile ile başlıyor. Bu baskı ile rakip, kenarlara ve sahipsiz top oynanmaya yönlendiriliyor.

İtalya’nın başka bir baskı stratejisi ise rakibin kale vuruşlarında gerçekleşiyor. Rakip takım kale vuruşunu kısa kullanarak geriden oyun kurmak istiyor. O zaman ilerideki 5 oyuncu rakip kale önünde pozisyonlarını alıyor. Burada Berardi’ye dikkat ! Berardi, rakibin sol stoperi ve sol beki arasındaki mesafenin tam ortasında durarak iki oyuncunun da pas opsiyonunu kapatmış oluyor. Buna örnek olarak İtalya – Türkiye maçı Insigne’nin attığı golü söyleyebilirim.

KORNERLER VE CHİELLİNİ

İtalya’nın oynadığı 3 maçta da çalışılmış korner setlerini görmek mümkün. Kornerlerde genellikle Insigne & Berardi ikilisi topun başına geçiyor. Ve içeride 5-6 kişi konumlanıyor. Bu yapıda Chiellini kendini sürekli boşa çıkarıyor ve çıkıp kafayı vuruyor. Örnek olarak Türkiye maçı ilk yarısında Uğurcan’ın harika kurtarışı, İsviçre maçı sayılmayan golü söyleyebilirim.

Gök Mavililer, grup aşamasında aldığı sonuçlarla ve oynadığı etkili oyunla turnuvanın birkaç favorisinden biri olduğunu kanıtladı.

 

GALLER

Robert Page yönetimindeki Galler, grubu 4 puanla İtalya’nın arkasında ikinci sırada tamamlayarak adını bir üst tura yazdıran taraf oldu. Tarihlerinde ikinci kez katıldıkları Avrupa Şampiyonası’nda ikinci defa gruptan çıkmayı başaran Galler’in oyun planını inceleyelim.

OYUN YAPISI

Galler Milli Takımı, topa daha az sahip olan, rakibi karşılama oyunu oynayan, kendi bloklar arasını kısa tutan, temkinli oyun anlayışına sahip, hızlı hücumlarla pozisyon bulma düşüncesi olan bir takım. Genel olarak maça 4-3-3 formasyonuyla çıkan, saha içinde sağ ve sol iç oyuncularının biraz öne çıkmasıyla beraber 4-1-4-1’e dönen bir sistemleri var. İç oyuncularının biraz ileriye çıkmasının temel sebebi, Galler’in orta blokta rakibi karşılama oyunu oynaması. Bu sayede iç oyuncuları rakibin merkez orta sahasıyla eşleşiyor ve böylelikle rakip kenarlara yönlendiriliyor. Galler’in bu oyun yapısında Gareth Bale, Aaron Ramsey, Kieffer Moore ve Daniel James gibi oyuncuların rolleri çok önem taşıyor.

KİEFFER MOORE & UZUN TOP

Kieffer Moore Grabs Point For Wales in Euro 2020 Opener With Switzerland | News Logic

Galler zaman zaman geriden oyun kurmayı denese de oyunun bütününe baktığımızda Page’in öğrencilerinin sık sık uzun toplara başvurduğunu görüyoruz. Bunun temel sebebi elbette Kieffer Moore gibi 1.96’lık kule santrfora sahip olmaları. Galler’de oyun sıkıştığında, geriden oyun kurmakta zorlandıkları için başvurdukları ilk şey Moore’a uzun oynamak. Burada dikkat edilmesi gereken şey Moore’un kenarlara açılmaması. Aslında Moore kenarlara açılsa rakip bek oyuncularına karşı çok daha kolay hava topu kazanabilir ancak Moore sürekli merkezde ve orada kazandığı topları tekte kenarlara oynayarak, takımı kenar hücumlarıyla ileriye çıkarma düşüncesi hakim. Robert Page’in Kieffer Moore üzerinden oynattığı uzun top kurgusunun grup aşamasında başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Kieffer Moore oynadığı 3 maçta 1 kafa golü, 30 hava topu mücadelesinin 15’ini kazanması gibi istatistiklerde bunu belgeler nitelikte…

DANİEL JAMES & GEÇİŞLER

Galler’in oyun kimliğinde; topu rakibe verip, orta blokta ve kendi yarı sahasında rakibi karşılayıp, topu kazandıkları anlarda ise kontra yakalama şansı elde etmek önemli bir yer tutuyor. Bu oyunu da geniş alanda çok etkili bir isim olduğundan dolayı Daniel James üzerinden oynuyorlar. James’in ön plana çıktığı anlar ise Galler’in skoru bulup geriye yaslandığı dakikalar. 35-40 metre topu taşıyarak takımını atağa çıkarıyor. Aynı zamanda durdurulması güç olduğu için rakibinin kart görmesini de sağlıyor. Kısacası Daniel James Galler’in geçiş hücumlarında çok önemli bir role sahip.

BALE & RAMSEY

Galler’in en kaliteli iki ismi, hiç şüphe yok ki Gareth Bale ve Aaron Ramsey. Bu ikilinin teknik kapasitelerinin çok yüksek olması sebebiyle, bu ikili için takımın hücum liderleri desek yanlış olmaz. Özellikle Bale’in içe kat ederek biraz daha merkeze yakın oynaması ve o alanlardan kilit pas atabilme özelliğiyle Ramsey’in savunma arkasına koşuları birleşince ortaya harika bir hücum seti çıkıyor. Bu setin,  milli takımımıza karşı oynanan maçta ne kadar çok can yakabileceğini gördük.

DURAN TOP ZAAFI

Galler’in belki de en zayıf karnı duran top savunması. Duran topları savunurken hem adam adama hem de alan savunması yapmaya gayret ediyorlar ancak özellikle bire bir eşleşmelerde çok hata yapıyorlar. (İsviçre maçı Embolo’nun attığı gol, Türkiye maçı Burak Yılmaz, Kaan Ayhan ve Merih Demiral’ın pozisyonlarının hepsi kornerlerden oluşan pozisyonlar.)

Robert Page yönetimindeki Galler, oynanan oyun ne olursa olsun bu zorlu gruptan çıkmayı başardı. Gerçekten bunun, onlar için çok büyük başarı olduğunu düşünüyorum…

 

İSVİÇRE

EURO 2020 A Grubu

Vladimir Petkovic yönetimindeki İsviçre oynadığı 3 maç sonunda 4 puan toplayarak EURO 2020 A Grubu’nu üçüncü sırada tamamladı ve en iyi üçüncülerden biri olarak gruptan çıktı.

OYUN YAPISI

İsviçre sahaya 3-4-1-2 formasyonuyla çıkıyor. 3 stoperiyle geriden oyun kurma istekleri var. Kenar organizasyonlarıyla etkili olmaya çalışan ve en önemlisi denge oyununu iyi oynayan bir takım görüntüsü çizdiler. İsviçre’nin bu oyun yapısındaki en önemli silahı ise kanat bekleri.

KANAT BEKLERİ

Grup aşamasında oynanan İtalya maçını bir kenara bırakırsak İsviçre’nin kanat beklerinden istenilen verimi aldığını düşünüyorum. Rakiplerin merkezi kapatmasıyla birlikte kenarlara yönlenen dakikalarda Ricardo Rodriguez, Zuber (son maç) Mbabu ve Widmer’in (son maç) önlerindeki koridoru kullanması, oyuna genişlik katması ve sık sık kenar ortalarına başvurmaları ile merkezden sıkışan oyunu rahatlatmaya çalıştılar. Kanat beklerinde oynayan oyuncuların 3 maç sonunda 24 orta kesmesi de bunu kanıtlar nitelikte…

BREEL EMBOLO

İsviçre’nin hücum opsiyonları içerisinde önlem alınması en zor oyuncularından biri hiç şüphe yok ki Breel Embolo. Genel kariyerine bakacak olursak çok dalgalı performans gösteren bir oyuncu. Ama turnuvaya iyi başlaması ve takım içindeki rolü itibariyle İsviçre’nin en önemli oyuncularından biri haline dönüştü. Bu yapı içerisinde kendisini sık sık hatlar arasına konumlandırıyor olması, kenarlara açılması, hareketli olması, merkeze gelip pas opsiyonu olması, kazandığı toplarla ve dribbling kabiliyetiyle takımı ileriye taşımasıyla, hücumdaki partneri Seferovic’in de işini kolaylaştırıyor. Tüm bu özellikleri onu bu yapı içinde değişilmez kılıyor.

 

TÜRKİYE

EURO 2020 A Grubu

Çok büyük umutlarla başladığımız EURO 2020’ye çok kötü bir şekilde veda ettik. Maalesef EURO 2020 A Grubu takımları arasında puansız tek takım olduk ve grubu 0 puanla son sırada tamamladık. Kabul etmek gerekir ki ortada bir başarısızlık var. Bu başarısızlığın birçok nedeni olsa da bana göre en büyük neden kopukluk.

KOPUKLUK

Milli takımımızın Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası Elemelerinde gösterdiği etkili performansın alametifarikası, kendi bloklar arasını kısa tutup, derinde ve orta blokta rakibi karşılayan kompakt bir savunma anlayışıydı. Ne yazık ki bu oyun anlayışını turnuvada gösteremedik. Bunun sebebi oyuncuların birbirleriyle olan uyumsuzluğu ve özellikle savunma bloğumuzla orta saha bloğumuz arasındaki kopukluktu. Bu yüzden rakibe çok boş alanlar verdik ve rakibin bloklar arasına attığı 1 topla 5-6 oyuncumuz oyundan düştü. Orta sahamız çok rahat geçilmeye başlandı. Böylelikle birbirinden çok kopuk oynayan, dağınık bir takım görüntüsü ortaya çıktı. Bu kopukluk sadece oyuncularla açıklanabilecek durum değil. Bu turnuva üzerinde teknik ekiple oyuncular arasında bir doku uyuşmazlığı olduğu çok net ve bunun sebeplerinin bir an önce kamuoyuna paylaşılması gerektiğini düşünüyorum.

HÜCUM GÜCÜ

Biz millet olarak işler yolunda giderken bazı sorunları görmekte ve erken teşhis koymakta çok zorlanıyoruz. Çok değil yaklaşık 3 ay öncesine dönelim. Bu milli takım Hollanda’ya 4, Norveç’e 3 gol attı.

Hollanda maçı xG (Gol Beklentisi) oranımız = 1.15 bu orandan penaltıyı çıkarırsak yaklaşık xG oranımız  0.40, biz bu oranla rakibimize 4 gol attık.

Norveç maçı xG (Gol Beklentisi) oranımız = 1.13 bu oranla rakibimize 3 gol attık. Bu 2 maçta toplam rakip ceza sahası içine 24 kere girdik. Ve toplam 8 isabetli şut çekip 7 gol bulduk.

Biraz daha eskiye gidersek, UEFA Uluslar Ligi’nde 6 maçta 6 gol attık. Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde Arnavutluk ve Andorra gibi kilidi açmamız gereken maçlarda 89. Ve 90.dakikalarda goller bulduk.

Aslında biz iyi sonuçlar alırken de çok iyi bir hücum performansımız yoktu. Bu turnuvada 3 maçta 1 gol atmamızda bunun göstergesi. Çalışılan hücum setlerinin sahaya yansımaması bazı isimlerin oyuna dahil olamaması bizim üretkenlik açısından kısır bir turnuva geçirmemize sebep oldu.

Maalesef bizim için çok kötü geçen bir turnuva oldu. Bu turnuvadan dersler çıkarıp önümüze bakmalıyız…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Avrupa Futbol Şampiyonası ve Türkiye

Avrupa Futbol Şampiyonası Tarihi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More