Avrupa Futbol Şampiyonası Tarihi

Bölüm 1

1960’da başlayan Avrupa Futbol Şampiyonası bugünlerde 16.kez düzenleniyor. 1960-2016 arası düzenlenen 15 şampiyonada yaşananları ve o günlerde Avrupa’da olanları mercek altına aldığımız bu yazı dizisinin ilk bölümünde 1960’den 1988’e kadar olan 8 şampiyonayı inceleyeceğiz.

1960 –FRANSA 

Avrupa’da uluslararası bir şampiyona düzenleme fikri ilk olarak 1927 yılında Fransa Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Henri Delaunay tarafından ortaya atıldı. O dönemde, I.Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış ve adım adım II.Dünya Savaşı’na giden Mussolini ve Hitler’in bulunduğu Avrupa topraklarında ülkeler arası bir organizasyon düzenlemek pek mümkün değildi. 

II.Dünya Savaşı sonrası dünya, Doğu ve Batı olarak 2 bloğa ayrıldı. Her blok ilişkilerini güçlendirmek ve kendi güvenliğini sağlamak için anlaşmalar imzaladı. Batı tarafı askeri güvenliği NATO ile sağlarken, Paris ve Roma Antlaşması’yla ise ekonomik işbirliğini tesis etti. Bu sırada Doğu Bloğu ise Varşova Paktıyla saflarını sıklaştırdı. 31 yıl önce fikri ortaya atılan fakat Avrupa’nın içinde bulunduğu konjonktür sebebiyle harekete geçilemeyen turnuva için artık vakit gelmişti.   

1958’de Avrupa’da milli takımların mücadele edeceği bir şampiyona yapma kararı alındı. 1955’te vefat eden fikir babası Delaunay anısına final müsabakalarının onun ülkesi olan Fransa’da yapılmasına karar verildi.  

Henri Delaunay

Format gereği finallerde 4 ülkenin oynayacağı şampiyonanın elemelerine sadece 17 ülke katıldı. Soğuk Savaş’ın siyasi etkisinin futbola yansımasıyla İtalya, İngiltere, Batı Almanya gibi ülkeler elemelere katılım göstermedi. Bu sebeple turnuva Avrupa Uluslar Kupası adıyla oynandı. 

Çift maç eliminasyon sistemiyle oynanan elemelerin birinci turunda Türkiye, Romanya ile eşleşti. Bükreş’te 3-0 kaybeden Milliler, rövanşı İnönü Stadı’nda 2-0 ile alsa da elenmekten kurtulamadı. Milli Takım’da 2 golü de atan Lefter Küçükandonyadis, Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri tarihinde ülkemiz adına ilk golü atan futbolcu unvanının sahibi oldu. 

İlk turun ardından çeyrek final mücadelesine damga vuran olay SSCB-İspanya eşleşmesinde yaşandı. Faşist General Franco yönetimindeki İspanya ile komünist cenahın önderi Sovyetler Birliği eşleşmesi maalesef oynanamadı. 1936-1939 arasında yaşanan İspanya İç Savaşı’nda, SSCB’nin Franco’nun karşısında yer alan Cumhuriyetçilere destek vermesi sebebiyle Franco ile komünistlerin yıldızı hiç barışmadı. Bu durumun futbola yansıması da iyi olmadı. General Franco, Moskova’da oynanacak mücadeleye İspanyol kafilesinin gitmesine izin vermedi ve Boğalar hükmen yenik sayıldı. Böylece Sovyetler Birliği finallere katılım hakkı kazanmış oldu. 

Diğer müsabakalarda Fransa Avusturya’yı, Yugoslavya Portekiz’i, Çekoslovakya ise Romanya’yı eleyerek turnuva biletini kaptı. 6-10 Temmuz tarihleri arasında Fransa’da oynanan turnuvaya Parc De Princes ve Velodrome stadyumları ev sahipliği yaptı. Parc De Princes’de oynanan yarı final karşılaşmasında Fransa’yı 5-4 mağlup eden Yugoslavya adını finale yazdırdı. 9 gollü bu maç halen daha şampiyonalar tarihinin en gollü maçı olması bakımından Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.

Velodrome stadında Çekoslovakya ile karşılaşan Sovyetler Birliği ise 3-0’lık net bir galibiyetle Yugoslavya’nın rakibi oldu.  

Doğu Bloğu’nun 2 ülkesi finalde karşı karşıya geldi. 10 Temmuz tarihinde oynanan finalde 90 dakika sonunda skorda denge vardı. 43. Dakikada Milan Galic ile 1-0 öne geçen Yugoslavya’ya, 49’da Slava Metreveli ile cevap verdi Sovyetler Birliği ve normal süre 1-1 tamamlandı.

Uzatmaların 113.dakikasına gelindiğinde Viktor Ponedelnik attığı golle Sovyetler Birliği’ni Avrupa Futbol Şampiyonası şampiyonluğuna taşıdı.  Tarihin ilk Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanan SSCB, sonrasında 3 kere daha finale çıksa da şampiyon olmayı başaramayacaktı. Üçüncülük karşılaşmasında ise Fransa’yı 2 golle mağlup eden Çekoslovakya turnuvayı 3. olarak noktaladı.  

78.958 seyircinin takip ettiği turnuvada 17 gol atılırken gol krallığını 2 gol atan 5 futbolcu paylaştı. 

1964 – İSPANYA 

2. Avrupa Futbol Şampiyonası için bu sefer ilgi daha yüksekti. 29 ülke finallere gidebilmek için mücadele etti. Bu sebeple yine turnuva Avrupa Uluslar Kupası adıyla oynandı. İlk turnuvasında ön elemede Fransa ile eşleşen İngilizler, ilk maçta 1-1 berabere kalsa da rövanşta Paris’te Fransa’dan 5 gol yiyip elenerek turnuvaya kötü başladı.

II.Dünya Savaşı’ndan beri siyasi sorunlar yaşayan ve araları hiç iyi olmayan Yunanistan ve Arnavutluk, ilk eleme turunda eşleşti. Böyle bir ortamda bu eşleşme tabi ki de oynanmadı, Yunanistan turnuvadan çekildi ve Arnavutluk üst tura yükseldi. İlk kez katılan bir diğer ülke olan İtalya ile eşleşen Türkiye ise 2 maçta 7 gol yiyerek ön eleme turunda turnuvaya veda etmiş oldu.

Finallere 4 sene önce olduğu gibi yine 4 ülke katılacaktı. Elemeler sonucunda İspanya, Danimarka, Macaristan ve Sovyetler Birliği turnuva biletini cebine koydu. 

1960’da Sovyetler Birliği ile karşılaşmayı reddeden Franco, SSCB’nin turnuvaya katılmasına onay vermesi şartıyla şampiyonanın ev sahibi oldu. 

Nelson Mandela’nın Güney Afrika’da ömür boyu hapse çarptırıldığı günlerde Avrupa’da futbol heyecanı giderek artıyordu. 17-21 Haziran tarihlerinde yapılan şampiyonanın açılış maçında ev sahibi İspanya Santiago Bernabeu’da Macaristan ile karşılaştı. Normal süresi 1-1 biten müsabakanın uzatma dakikalarında Amancio’nun attığı golle Boğalar finale uzandı.  

Diğer yarı finalde Sovyetler Birliği 3-0 gibi rahat bir skorla Danimarka’yı mağlup etti ve finalde İspanya’nın rakibi oldu.  Yarı finalin boynu bükük iki takımı Macaristan ve Danimarka 3.’lük maçında karşılaştılar. Maçı uzatmalarda 2 golle 3-1 kazanan Macaristan turnuvayı 3. olarak tamamladı. 

21 Haziran tarihinde oynanan final müsabakasında ev sahibi İspanya, Sovyetler Birliği’ni 2-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. İspanyollar sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası şampiyonluğu için tam 44 yıl bekleyecekti.   

Santiago Bernabeu stadında oynanan bu müsabaka Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinde önemli bir rekoru da elinde bulunduruyor. 79.115 seyircinin izlediği final maçı halen daha şampiyona tarihinde en çok seyircinin izlediği final maçı rekoruna sahip. 

Lev Yashin üst üste ikinci kez turnuvanın kalecisi seçilirken, şampiyonanın gol krallığını ise Macaristan’dan Ferenc Bene, Dezso Novak ile İspanya’dan Jesus Maria Pereda paylaştı. Finalin 6.dakikasında İspanyol Pereda’nın attığı gol, finalde atılan en erken gol olarak şampiyonanın tarihine tarihe geçti.  

Avrupa Futbol Şampiyonası

1968-İTALYA 

1968’de İtalya’nın ev sahipliğinde yapılan şampiyona ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası ismiyle oynandı. Bundan önce 2 kez yapılan turnuva sonunda tüm Avrupa’yı kapsar hale geldi.

Yine 4 takımın finallere katılacağı şampiyonanın elemelerine 31 takım katıldı. 1968 İtalya ile birlikte artık eleme aşamasında çift maçlı eliminasyon kaldırılıp yerine grup sistemi getirildi. Galibiyete 2, beraberliğe 1 puanın verildiği organizasyonda, Yedisi dört, biri 3 takımdan oluşan grupları ilk sırada bitiren takımlar, çeyrek finale yükselmeye hak kazandı.  

Türkiye, son şampiyon İspanya, Çekoslovakya ve İrlanda ile aynı gruba düştü. Grubu 4 puanla son sırada bitiren Milliler, sadece Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda İrlanda’yı 2-1 yenebildi. 

1 Ekim 1967’de Çekoslovakya-İspanya karşılaşması öncesinde gerilimli dakikalar yaşandı. Çekoslovakya bandosu, General Franco’nun iç savaşta devirdiği Cumhuriyetçiler’in yani İspanya Cumhuriyeti’nin milli marşını çalınca Prag’da kısa süreli bir korku yaşandı fakat sahada herhangi bir problem olmadan maç başladı. O dönem Çekoslovakya’nın sosyalist olduğu düşünülürse buü sırf General Franco’yu kızdırmak için bile bile yapılmış olabilir. Bu sebeple bir kriz çıkmadan maçın oynanması büyük şans. 

Bunların gölgesinde oynanan maçların ardından gruptan çıkan ise İspanya oldu. Aslında son maça kadar grupta lider Çekoslovakya’ydı ancak son maçta İrlanda’ya 2-1 yenilerek turnuva biletini İspanya hediye etti. Ama O günlerde Çekoslovakya için çok daha büyük bir tehlike kapıdaydı. Bu sebeple karşılaşma çabuk unutuldu.  

SSCB desteğiyle Çekoslovakya Kominist Parti sekreterliğine yükselen Alexander Dubçek, içinde kısmı karma ekonominin benimsenmesi, kısmı basın özgürlüğü ve merkezin gücünü azaltıcı bir reform programıyla ülkeyi liberalleştirme peşindeydi. Bu duruma Sovyetler Birliği ilk başta ses çıkarmasa da sonrasında kan ve vahşet dolu günlerin yaşanmasına sebep oldu. 5 Ocak 1968’de SSCB ve Varşova Paktı müttefikleri ülkeyi işgal etti ve çatışmalar esnasında 72 Çekoslovakyalı öldü. 300.000 kişi ise Batı ülkelerine göç etmek zorunda kaldı. Yaşananlar olaylar tarihe “Prag Baharı” olarak not edildi. 

Prag Baharı'ndan bir kare

Elemelerin en çok gol atan takımı 18 golle, Mircea Lucescu’nun da formasını giydiği Romanya oldu. Fakat Rumenler grupta İtalya’nın arkasında kalarak elendi.  

Çeyrek finallere gelindiğinde eşleşmeler Bulgaristan-İtalya, Fransa-Yugoslavya, Macaristan-Sovyetler Birliği, İngiltere-İspanya şeklindeydi. Son şampiyon İspanya, İngiltere’ye elenerek İtalya’ya gidemezken; Yugoslavya rövanşta Fransa’ya 5 atarak turnuvaya gitmeye hak kazandı. İtalyanlar İlk maçta Bulgaristan’a yenilse de rövanşta attığı 2 golle finallere gitmeyi başarmış oldu. Sovyetler Birliği ise Macaristan’ı eleyerek önceki 2 turnuvada olduğu gibi yine son 4’e kaldı. 

5 Haziran 1968 tarihinde ABD topraklarında başkan John F.Kennedy vurulurken İtalya’nın Napoli şehrinde Avrupa Futbol Şampiyonası’nın açılış karşılaşmasında turnuva tarihinde bir ilk yaşanıyordu. İtalya ile SSCB arasında oynanan maçta 90 dakika sona erdiğinde durum 0-0’dı. Uzatmalar oynandı ama yine gol sesi çıkmadı. Kurallara göre seri penaltı atışları uygulanmıyordu. Para atışı ya da maç tekrarı yapılacaktı. Sonuç olarak para atışı yapıldı ve şans İtalya’dan yanaydı.  

Turnuvanın kaderini belirleyen madeni parayı, maçın hakemi Kurt Tschenscher’e yıllar öncesinde bir Türk meslektaşı hediye etmişti. 

Diğer yarı finalde Yugoslavya, İngiltere’yi son dakikalarda Dzajic’ten gelen golle Avrupa Futbol Şampiyonası finaline yürüdü. 

10 Haziran’da Roma Olimpiyat stadında finalde iki ülke yenişemedi. 120 dakika sonunda skor tabelasında 1-1 yazıyordu. Bu kez para atışı yapılmadı ve maçın tekrarlanması tercih edildi.

2 gün sonra 2 ülke Avrupa Şampiyonluğu için tekrardan karşılaştı. Ev sahibi İtalya’nın hocası Ferruccio Valcareggi, ilk 11’inde 5 değişiklik yaptı, Yugoslavya’da tek değişiklik vardı. Şüphesiz bu, maçın galibini etkileyen faktörlerden biri oldu. Daha diri bir kadroyla sahaya çıkan İtalya, Riva ve Pietro Anastasi’nin golleriyle evinde şampiyonluk sevincini yaşadı. Yugoslavya ise 1960’da olduğu gibi finale çıkıp kupanın kulbundan tutsa da yine sonunu getirmeyi başaramadı ve 2.’lik ile yetinmek zorunda kaldı.  

Şampiyonada sadece 7 gol atıldı. 1968 İtalya, en kısır turnuva olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Gol fakiri şampiyonanın gol kralı unvanı 2 gol atan Yugoslav Dragan Dzajic’e gitti. 

1972 – BELÇİKA 

32 takımın mücadele ettiği elemelerde takımlar 8 gruba ayrıldı. Türkiye, Batı Almanya, Polonya ve Arnavutluk ile aynı gruba düştü. Elemelerin ilk maçında Milliler, Köln’de Batı Almanya’nın karşısına çıktı. Maçın 16.dakikasında Eskişehirsporlu Mehmet Kamuran Yavuz ile 1-0 öne geçtik fakat Almanlar 36.dakikada Gerd Müller’İn penaltısıyla skoru eşitledi. 6 grup mücadelesinde 2 galibiyet 1 beraberlik alan Türkiye, Arnavutluk’un önünde üçüncü olarak elendi. Gruptan çıkan ise Beckenbauer’li Batı Almanya oldu.  

Çeyrek finaller sonunda Belçika, son şampiyon İtalya’yı elerken Batı Almanya ise İngilizleri yenerek turnuvaya gitmeye hak kazandı. Macaristan, 1964’ün ardından ikinci kez Avrupa Futbol Şampiyonası bileti alırken, Sovyetler Birliği istikrarını bozmadı ve üst üste dördüncü kez Avrupa Futbol Şampiyonası’nda yer alma fırsatı yakaladı.  

Tüm maçların farklı stadyumlarda oynandığı tek turnuva olma özelliği taşıyan 1972 Avrupa Futbol Şampiyonası’na Belçika ev sahipliği yaptı. İlk yarı final karşılaşmasında ev sahibi Belçika’yı Gerd Müller’in 2 golüyle yıkan Almanlar finale yükseldi.  

Diğer yarı finalde ise Macaristan ve Sovyetler Birliği karşı karşıya geldi. Bu maçın futboldan öte çok daha derin anlamları vardı. Soğuk Savaş yıllarında birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesi Sovyetler Birliği’nin güdümü altındaydı. Macaristan da bu ülkelerden biriydi. 1953 yılında Macaristan’da belli reformlar yapılmak istense de bunlar komünist rejim tarafından durdurulmuştu. 1956’da demokratik taleplerini iletmek isteyen öğrenci grubuyla polis arasında çatışma yaşandı. Polisin gruba ateş etmesiyle Macar topraklarında ayaklanmanın fitili ateşlendi. Ayaklanma öyle bir hal aldı ki, komünist Macar idareciler Sovyetler Birliği’nden yardım istemek zorunda kaldı. Sonrasında yaşananlar ise çok acıydı. Yaklaşık 2500 Macar vatandaşı hayatını kaybederken 13.000 kişi de yaralandı. Komünistler ülkede iktidarını tekrardan sağlamlaştırsa da bu yaşananlar Macarların zihninde çok derin bir yer etti.

Maçta ise kazanan taraf tek golle Sovyetler Birliği oldu. Böylece Sovyetler Birliği, dördüncü kez düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nda üçüncü kez finale çıkmayı başardı. Ama bir sonraki final için 16 sene bekleyeceklerdi.    

Üçüncülük maçında ev sahibi Belçika, Lambert ve Van Himst’in golleriyle Macaristan’ı mağlup ederek üçüncü olarak turnuvayı tamamladı.

18 Haziran’da Brüksel’in Heysel Stadyumu’nda oynanan finalde Batı Almanya, Sovyetler Birliği’ni sahadan sildi. Gerd Müller’in 2 golle yıldızlaştığı finali Panzerler 3-0 kazanarak kupaya uzandı.

14 Haziran’da başlayan turnuva, 18 Haziran’da kupanın Batı Almanya kaptanı Beckenbauer’in ellerinde yükselmesiyle noktalandı.

O dönem Doğu ve Batı olarak olarak ikiye ayrılmış Almanya’da Batı Almanya, Doğu Almanya’dan belirgin şekilde daha iyiydi. Aslında Batı Almanya finallere de yabancı değildi. 1966 Dünya Kupası’nda finale kadar çıkmış fakat finalde İngilizlere boyun eğmişti. 1972 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ise finalin ötesine geçerek kupayı kazandı ve bu kupa Batı Almanya’nın futboldaki gücünün ilk belgesi oldu.  

Turnuvada 10 gol atıldı ve Alman Panzeri Gerd Müller 4 golle gol kralı oldu.  

Finallere ilk kez katılan Batı Almanya, sonrasında hiçbir şampiyonayı boş geçmedi ve hepsinde turnuvanın bir parçası olmayı başardı. 

Turnuvanın finaline ev sahipliği yapan Heysel Stadyumu’nda 13 yıl sonra tariheHeysel Faciası” olarak geçecek büyük bir felaket yaşanacaktı.

 

Almanların kaptanı Beckenbauer kupa ile beraber

1976-YUGOSLAVYA 

1938’de İspanya’da yönetimi ele alan General Franco’nun 37 yıllık yönetimi 1975’deki ölümüyle noktalandı. Son faşist diktatör olarak nitelenen General’in ölümüyle İspanya demokratikleşme sürecine girdi. 

1972’de Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanan ve 2 yıl sonra kendi evinde Dünya Kupası’nı kaldıran Batı Almanya elemeler öncesi herkesin favorisi konumundaydı. Elemelerde Yunanistan, Bulgaristan ve Malta’nın yer aldığı nispeten basit bir kura çekti. Grubu 3 galibiyet 3 beraberlikle tamamlayan Panzerler çeyrek finalde ise iki maç sonunda İspanyolları toplamda 3-1 mağlup ederek şampiyonaya rezervasyonunu yaptırdı. 

1974 Dünya Kupası’nın finalisti Hollanda, elemelerde Euro 1968’in galibi İtalya’nın da yer aldığı gruptan lider çıktı ve çeyrek finalde eşleştiği Belçika’yı ilk maçta 5, ikinci maçta 2 golle yenerek tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılım hakkı elde etti. 

Birinci grupta yer alan Çekoslovakya, İngiltere’nin önünde gruptan çıkmayı başardı ve çeyrek finalde Sovyetler Birliği’nin karşısına çıktı. 1968 Prag Baharı’nda yaşananları düşünürsek oldukça nahoş bir eşleşmeydi bu. 24 Nisan 1976’da Bratislava’da oynanan ilk maçı Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Hilmi Ok yönetti. Maçı 2-0 ile kazanan taraf Çekoslovakya’ydı. Rövanş ise 2-2 tamamlanınca Çekoslovakya 16 yıl aranın ardından Avrupa Futbol Şampiyonası biletini kapmış oldu.  

Üçüncü grupta 6 maçın 5’ini kazanarak rahat şekilde çeyrek finale çıkan Yugoslavya, Galler ile eşleşti. Toplamda Galler’i 3-1 mağlup eden Yugoslavya, 2 kez finale kadar geldiği turnuvayı bu sefer kazanabileceğini umuyordu.

Türkiye’nin durumu ise önceki elemelerden farksızdı. Önceki 4 turnuvaya da gitmeyi başaran SSCB’nin bulunduğu gruba düşen Milliler, grubu üçüncü tamamlayarak elendi.

Turnuva 16-20 Haziran tarihlerinde Yugoslavya’nın ev sahipliğinde yapıldı. Turnuvada oynanan 4 maçta da 90 dakika sonucu denge bozulmadı ve maçlar uzatmalara gitti.

1968’de yaşananlar sonrası penaltı atışlarının önemi anlaşıldı ve Uluslararası Futbol Birliği (IFAB) 1970 yılında seri penaltı atışlarını ortaya çıkararak 1976 finalindeki unutulmaz anın yaşanmasının önünü açmış oldu. 

İlk yarı final mücadelesinde Johan Cruyff’un liderliğindeki Hollanda ile Çekoslovakya karşılaştı. Maçın 90 dakikası 1-1 tamamlandı ve uzatmalara gidildi. Uzatmalarda Çekoslovakya 114 ve 118. dakikalarda attığı gollerle finale adım attı.  

Diğer maçta ev sahibi Yugoslavya, favori Batı Almanya ile karşılaştı. İlk yarı tamamlandığında, önde olan taraf 2-0 ile Yugoslavlar idi. Ama ikinci yarı başka bir maç oynandı ve Panzerler durumu 2-2’ye getirerek, maçı uzatmalara taşıdı. Batı Almanya’nın ikinci golünü de atan Dietre Müller, uzatmalarda 2 kez daha topu ağlara gönderdi ve hat-trick ile maçı tamamlayarak ülkesini finale taşıdı.

19 Haziran’da oynanan üçüncülük karşılaşmasında Hollanda, Yugoslavya’yı 3-2 mağlup ederek ilk kez katıldığı Avrupa Futbol Şampiyonası’nı üçüncü olarak noktaladı. 

20 Haziran tarihinde Belgrad’ın Rajko Mitic Stadyumu’nda final maçı izleyen taraftarlar çok özel bir ana şahitlik etti. Çekoslovakya ilk kez, Batı Almanya ise ikinci kez kupanın sahibi olabilmek için o gün oradaydı. 90 dakikada 4 gol atıldı ama durum 2-2’ydi. Uzatmalardan gol sesi çıkmadı ve şampiyona tarihinde ilk kez seri penaltı atışlarına geçildi. İki takım da 4’er penaltı kullanmış ve Çekoslovakya penaltılarda 4-3 öne geçmişti. Sıra Çekoslovakya’daydı ve topun başında Panenka vardı. Panenka topu ağlarla buluşturursa ülkesine Avrupa Şampiyonluğu’nu getirecekti. Panenka penaltıyı gole çevirerek Çekoslovakya’ya tarihinin ilk ve tek Avrupa Şampiyonluğu sevincini yaşattı fakat öyle dahice ve şık bir penaltı attı ki, futbol sanatına Panenka Penaltısı” adıyla bir şaheser kazandırdı.   

 

Batı Almanya boynu bükük ülkesine dönerken, Çekoslovakya, Prag’da coşkuyla karşılandı. 

Şampiyonada oynanan 4 maçta 19 gol atıldı. 4.75 maç başına gol ortalamasıyla 1976 Avrupa Futbol Şampiyonası, en yüksek gol ortalamasına sahip turnuva olarak tarihe geçti. Bol gollü turnuvanın gol kralı ise 4 golle Batı Almanya’dan Dieter Müller oldu. 

1980 – İTALYA

1980 Şampiyonası ile turnuva formatında büyük değişime gidildi. Artık şampiyonaya ev sahipliği yapacak ülke elemeler öncesinde belirlenecek ve bu ülke elemeleri pas geçerek şampiyonada yer alma fırsatı yakalayacaktı. Finallerde mücadele edecek takım sayısı 4’ten 8’e çıkarıldı. Finallerde takımlar 4’erli 2 gruba ayrılacak ve gruplarını ilk sırada bitirenler finalde oynayacakken ikinci sırada bitirenler ise 3.’lük mücadelesinde karşılaşacaktı. 

Ev sahipliğini Euro 68’in ardından ikinci kez İtalya’nın yapacağı şampiyonanın elemeleri 31 takımın katılımıyla Mayıs 1978-Şubat 1980 tarihleri arasında yapıldı. Şampiyonaya katılım 8 ülkeye yükseltildiği için artık elemelerde gruplarını ilk sırada bitirenler direkt olarak turnuvaya katılım hakkı kazanacaktı. 

Elemelerde Türkiye; Batı Almanya, Galler ve Malta’nın bulunduğu 7.gruba düştü. Milli takım, grubu 3 galibiyet 1 beraberlik 2 mağlubiyet ile ikinci sırada noktalarken Batı Almanya grubu lider bitirerek turnuva biletini aldı. 

Elemelerin en büyük sürprizi 6.grupta yaşandı. Sovyetler Birliği, grupta sonuncu oldu. Gruptan çıkan Yunanistan ise tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılım hakkı elde etti. 

3.grubu Yugoslavya’nın önünde bitiren İspanya ise 16 yıl aradan sonra ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası biletini aldı. 

Elemeler sonucu şampiyonada yer alan ülkeler İtalya, Çekoslovakya, İngiltere, Yunanistan, Batı Almanya, Belçika, Hollanda ve İspanya şeklindeydi. Bu ülkeler 4’erli 2 gruba ayrıldı. A grubunda Hollanda, Yunanistan, Batı Almanya ve Çekoslovakya’dan oluştu. B grubunda yer alanlar ise İngiltere, İtalya, İspanya ve Belçika’ydı.

17 Haziran 1980’de Hollanda-Çekoslovakya maçında düdük çalan Hilmi Ok, Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinde maç yöneten ilk Türk hakem olarak tarihe geçti.  

A grubunda sürpriz olmadı, 72’nin şampiyonu Batı Almanya 3 maçta aldığı 2 galibiyet 1 beraberlik ile grubu lider tamamladı ve finale adını yazdırdı. Son şampiyon Çekoslovakya ise grupta ikinci olarak 3.’lük maçına çıkmaya hak kazandı. 

B grubundaki ilk maç, holiganizmin ne kadar hastalıklı bir ruh hali olduğunu ve büyük zararlara sebebiyet vereceğini gözler önüne serdi. Belçika ve İngiltere arasında oynanan karşılaşmada İngiltere 26’da Wilkins’in golüyle öne geçti. 3 dakika sonra Belçika Ceulemans’ın golüyle skoru eşitledi. Bu dakikadan sonra tribünde ortalık karıştı. İtalyan bir taraftar grubun maça sarhoş olarak gelen İngiliz taraftarlara laf atmasıyla 2 grup birbirine girdi. Polisler, olayı kontrol altına almak için çok fazla göz yaşartıcı gaz kullanınca futbolcular da dahil, o an orada bulunan herkesin nefes alması zorlaştı. Bu sebeple maç 5 dakika durduruldu. Maçın kalan kısmında gol olmadı ve taraflar 1’er puanla stattan ayrıldı.  

Grup maçları sonunda, kadrosunda Eric Gerets’in de yer aldığı Belçika büyük bir sürprize imza atarak İtalya, İngiltere ve İspanya’nın bulunduğu grupta birinci olarak finalde Batı Almanya’nın rakibi oldu.

Ev sahibi İtalya’nın gruptan çıkamamasında şüphesiz Totonero adı verilen şike skandalının etkisi oldu. 1979-1980 sezonunda Serie A’da maç sonuçlarına yönelik bahis yapıldığı anlaşılınca Milan ve Lazio ligden düşürülmüş ve 5 kulübe puan silme cezası verilmişti. Enrico AlbertosiPaolo Rossi ve Bruno Giordano’nun aralarında bulunduğu 20 futbolcu da birkaç aydan birkaç yıla kadar değişen sürelerde futboldan men edilmişti. Bu yaşananlar futbolcuları psikolojik olarak yıpratırken üstüne İspanya karşılaşmasında İtalyan taraftarlar takımını ıslıkladı. 

Avrupa Futbol Şampiyonaları tarihinin son 3.’lük maçı tam bir penaltı savaşına sahne olmuştu. Çekoslovakya ve İtalya yenişemeyince penaltı atışlarına gidildi. Atılan ilk 17 penaltının hepsi gol oldu. Durum 9-8’di. İtalya’da topun başına gelen Fulvio Collovati penaltıyı kaçırınca Çekoslovakya turnuvayı üçüncü tamamladı.

Roma Olimpiyat Stadı’nda oynanan finalde Batı Almanya ilk yarıda 10.dakikada Hrubesch’in golüyle öne geçti. 75.dakikada Vandereycken penaltıdan attığı golle Almanlara cevap verdi. Maç tam uzayacak diye beklerken 88. dakikada Rummenigge’nin kornerden açtığı güzel ortayı şık bir kafa vuruşunda golle süsleyen Hrubesch, Batı Almanya’ya tarihinin ikinci Avrupa Şampiyonluğu’nu getirdi. 

Finalin yıldızı Hrubesch turnuvaya gidecek ekipte yer almıyordu. Golcü Klaus Fischer’in bacağının kırılması sebebiyle son anda turnuva kadrosuna dahil edildi.  

Batı Almanya’yı şampiyon yapan hoca Jupp Derwall ise 1984’te Galatasaray’ın başına geçti ve Türkiye’de görev yaptığı sürede Fatih Terim ve Mustafa Denizli’ye teknik direktörlük eğitimi vererek onları Türk futboluna kazandırdı. 

Son üç turnuvada final oynayan Batı Almanya’da bu maçların hepsinde yer alan tek isim olan Rainer Bonhof, 3 kez üst üste final oynayan tek futbolcu olarak turnuva tarihine geçti. 

Defansif futbol ile hatırlanan 1980 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda 14 maçta sadece 27 gol atıldı. Gol kralı önceki 2 turnuvada olduğu gibi yine Batı Alman bir futbolcu oldu. Hollanda ile oynanan grup maçında 3 gol atan Klaus Allofs turnuvayı gol kralı olarak tamamladı. 

O dönem Köln’de forma giyen 20 yaşındaki Bernd Schuster oyunuyla turnuvaya damgasını vurdu ve şampiyona sonrası Barcelona’ya transfer oldu.

1968’de şampiyonluğa ulaşan İtalyan Milli Takımı’ndan kalan tek isim olan Dino Zoff, Turnuvanın Kalecisi seçildi.

Avrupa Futbol Şampiyonası

1984-FRANSA 

1960’da düzenlenen ilk Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenleme şerefine nail olan Fransa, 24 yıl sonra tekrardan Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenleme fırsatı yakaladı. 

Mayıs 1982-Aralık 1983 tarihleri arasında yapılan eleme müsabakalarında 32 takım Fransa’ya gidebilmek için mücadele etti. 

Kura çekiminde dördüncü torbada yer alan Milli takım; Batı Almanya, Kuzey İrlanda, Avusturya ve Arnavutluk ile 6.gruba düştü.  Elemeler Milli takım için iyi geçmedi. Türkiye, 5 takımın yer aldığı grubu 7 puanla dördüncü sırada bitirebildi. Elemelerde alınan en değerli galibiyet şüphesiz Ali Sami Yen Stadyumu’nda oynanan Avusturya maçıydı. Süleyman Yula’nın 2, İlyas Tüfekçi’nin 1 gol attığı maçı 3-1 kazanan Milliler, tarihimizdeki ilk Avusturya galibiyetini aldı.  

Elemelere ilk torbadan katılan 7 ülkenin 4’ü (Belçika, İspanya, Batı Almanya, Yugoslavya) Fransa’ya gitme hakkı kazandı. Diğer 3 grupta ise sürprizler yaşandı.

İngiltere ve Macaristan’ın bulunduğu üçüncü gruba dördüncü torbadan katılan Danimarka, 8 maçta topladığı 13 puanla grubu lider bitirerek, 1964’ün ardından ikinci kez Avrupa Futbol Şampiyonası’na gidiyordu. 

Çekoslovakya ve İtalya’nın olduğu beşinci gruptan 12 puan toplayarak çıkan Romanya’da, turnuvanın kapılarını açan anahtar savunmaydı. 8 grup mücadelesinde sadece 3 gol yiyen Rumenler, 9 da gol atıp 5 galibiyet alarak Fransa’ya rezervasyonunu yaptırdı. 82 Dünya Kupası’nın kazananı İtalya’nın grupta dördüncü olarak turnuvaya gidememesi, Gök Mavililer için tam bir hayal kırıklığıydı. 

2.grubu Polonya ve Sovyetler Birliği’nin önünde lider bitiren Portekiz, tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılım hakkı elde etti. İlk 4 şampiyonanın hepsine katılan ve ilk şampiyonayı kazanan SSCB ise üst üste üçüncü kez turnuvaya gidemedi. 

12 Haziran-27 Haziran tarihleri arasında Fransa’nın ev sahipliğinde düzenlenen şampiyonanın formatında değişiklikler vardı. Grup birincilerinin direkt final oynaması kuralından vazgeçildi. 4 takımlı 2 grupta ilk 2 sırayı alan takımlar yarı finale yükseldi. Grup birincileri, ikincilerle karşılaşırken, kazananlar finale yükseldi. Yarı finalin kaybedenleri için ise 3.’lük maçı oynanmadı ve bu turnuva tarihi için bir ilkti. Sonrasında bu kuraldan vazgeçilmedi ve 3.’lük maçları tarihe karıştı. 

A grubu, ev sahibi Fransa, Yugoslavya, Belçika ve Danimarka’dan oluşurken B grubunda ise Batı Almanya, Portekiz, İspanya ve Romanya yer aldı.  

A grubunda Fransa fırtınası daha doğrusu Platini fırtınası vardı. Fransa’nın 10 numarası ilk maçta Danimarka karşısında maçın 78.dakikasında attığı golle ev sahibini galibiyete taşıdı. Fransa sonraki maçında Belçika’yı 5-0 mağlup etti. Platini bu maçta mükemmel hat-trick yaparak tarihe geçti. Yani bir golü sol ayakla, bir golü sağ ayakla, bir golü de kafayla attı. Yetmedi, Yugoslavya ile oynanan grubun son karşılaşmasında Platini yine aynısını yaptı. Maviler grup birincisi olarak yarı finale çıkarken Platini de grup aşamasını 7 golle tamamladı.

Bu maçta futbol her ne kadar güzel olsa da maç içinde çok büyük bir trajedi de yaşandı. İkinci yarı oynanırken taç çizgisi kenarında Yugoslavya takım doktoru Bozhidar Milenovic yere yığıldı ve hayatını kaybetti.  

Grubun 2.’sini belirleyecek olan karşılaşmada rakibini 3-2’lik skorla mağlup eden Danimarka adını yarı finale yazdırdı. 

A grubunda toplam 23 gol atılırken B grubundaki karşılaşmaları izleyenler o kadar şanslı değildi. B grubunda oynanan toplam 6 maçta sadece 9 gol atıldı. 

B Grubu’nda 2 Akdeniz ülkesi İspanya ve Portekiz ilk 2 sırayı aldı. Puanları ve averajları aynı olan iki ülkeden 1 gol fazla atan İspanya grup birinciliğini aldı. Son 3 turnuvada final gören ve 2’sini kazanan Batı Almanya ise grubu 3. bitirebildi ve turnuvaya veda etti. 

23-24 Haziran tarihlerinde oynanan yarı finallere Marsilya’nın Velodrome ve Lyon’un Gerland Stadyumu ev sahipliği yaptı.

İlk yarı finalde A grubunun 1.’si Fransa ve B grubunun 2.’si Portekiz karşılaştı. İlk yarıda ev sahibi Fransa, Jean-François Domergue’in frikikten attığı golle öne geçti. İkinci yarıda Jordao’nun attığı golle Portekiz skoru eşitledi ve maç uzatmalara gitti. Uzatma dakikalarında Jordao bir kez daha sahneye çıktı ve Portekiz’i öne geçiren golü kaydetti. Dakikalar 114’ü gösterdiğinde ceza sahası içinde yaşanan karambol sonrası önünde kalan topu yaptığı şık vuruşla ağlarla buluşturan Domergue, bitime 6 dakika kala durumu dengeledi. 119’da ise turnuvanın yıldızı Platini, attığı golle Fransa’yı Avrupa Futbol Şampiyonaları tarihinde ilk kez finale taşıdı. 

Fransa’nın rakibini belirleyecek olan yarı final mücadelesinde Danimarka ile İspanya kozlarını paylaştı. 47.483 futbolseverin takip ettiği maçta normal süre Lerby ve Maceda attığı karşılıklı gollerle 1-1 tamamlandı. Uzatmalarda Berggreen’in kırmızı kartıyla Danimarka 10 kişi kaldı. Bu bölümde gol olmayınca seri penaltı atışlarına geçildi. 8 penaltı atışı sonunda skor 4-4 oldu. 5.penaltı atışlarında Danimarka’da topun başına geçen Elkjaer, topu dışarı attı. Son penaltı vuruşunda penaltıyı gole çeviren Sarabia, İspanyolları finale taşıdı. 

27 Haziran’da Parc De Princes’te oynanan finalde, ilk yarıda gol sesi çıkmadı. İkinci yarının 57.dakikasında Platini’nin kullandığı frikikte kaleci Luis Arconada’nın topu elinde kaçırmasıyla Fransızlar 1-0 öne geçti. 90’da Bruno Bellone farkı 2’ye çıkardı ve bu sonuçla Fransa tarihinin ilk Avrupa Şampiyonluğu’nu kazandı. 

9 golle turnuvanın gol kralı Michel Platini oldu. Fransız 10 numara attığı 9 golle bir turnuvada en çok gol atan futbolcu olarak Avrupa Futbol Şampiyonaları tarihine geçti. O yıl forma giydiği Juventus ile Serie A, Uefa Kupa Galipleri Kupası ve Uefa Süper Kupası kazanan Platini, Avrupa’da yılın futbolcusu seçildi.

Platini, Yugoslavya maçında 18 dakikada yaptığı hat-trick ile şampiyona tarihinin en çabuk hat-trick’ini yapmış oldu. 

Cristiano Ronaldo’nun Euro 2020’de oynanan Macaristan maçında attığı penaltı golüne kadar Platini, turnuva tarihinde en çok gol atan futbolcular sıralamasında tepede yer alıyordu.

Avrupa Futbol Şampiyonası

 1988-BATI ALMANYA 

80’lerin sonuna doğru adım adım ilerlerken Soğuk Savaş’ın galibinin kim olacağı hafif hafif belli olmaya başlamıştı. 1957’de 6 üyeyle kurulan ve Avrupa Birliği’nin temelini temsil eden Avrupa Ekonomik Topluluğu, 1986’da Portekiz ve İspanya’nın katılımıyla 12 üyeli bir birlik haline gelmişti. 1985’te ise topluluk üyesi 5 ülke (Belçika, Fransa, Batı Almanya, Hollanda, Lüksemburg) kendi aralarında gümrük kontrollerini tamamen kaldırmayı amaçlayan Schengen I Anlaşması’nı imzaladı. Batı tarafında ülkeler aralarındaki iş birliğini kuvvetlendirici hamleler yaparken; Doğu Bloğu’nda Macaristan ve Polonya başta olmak üzere birçok ülkede komünizme ve Sovyetler Birliği’ne olan inanç giderek azalıyordu. Afganistan’a saplanıp kalmış Sovyetler’de başa gelen Gorbaçov uygulamaya koyduğu Glasnost ve Perestroyka politikalar ile son bir gayretle bloğu ayakta tutma amacındaydı. Ama bu politikalar Soğuk Savaş’ın sonunu getirecekti.

Batı Almanya, 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın ev sahipliğini kazanırken, kalan 7 ülkenin belirlenmesi için 10 Eylül 1986-20 Aralık 1987 tarihleri arasında eleme mücadeleleri oynandı.   

Elemelerin en büyük hayal kırıklığı tartışmasız son Avrupa Şampiyonu Fransa’nın gruptan çıkamaması oldu. Maviler, seri başı olarak katıldığı 3. grupta Sovyetler Birliği ve Doğu Almanya’nın gerisinde kalarak elendi. Grubu ilk sırada tamamlayan Sovyetler Birliği ise tarihinin son Avrupa Şampiyonası için Almanya’ya rezervasyonunu yaptırdı.  

Türkiye ise tarihinin en kötü grup performanslarından birini sergiledi. 4.grupta İngiltere, Yugoslavya ve Kuzey İrlanda ile mücadele eden Milli takım, sadece 2 puan toplayabildi. 6 maçta sadece 2 gol atarken toplamda 16 gol yedi. En ağır mağlubiyetini ise İngiltere’den aldı. 14 Ekim 1987’de Wembley’de oynanan maçı İngilizler 8-0 kazandı. Bu sonuç Milli Takım’ın tarihinde aldığı en ağır mağlubiyetlerden biri olarak tarihe geçti. Grubu namağlup lider tamamlayan İngiltere, Avrupa Şampiyonası’na katılım biletini aldı.

7.gruba üçüncü torbadan katılan İrlanda, Bulgaristan ve Belçika’nın önünde grubu lider tamamladı ve tarihinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılım hakkı elde etti.

Son şampiyonaya katılamayan İtalya ise dördüncü torbadan girdiği 2.gruptan lider çıktı. İtalya’da 6 gol atan Altobelli ve 4 gol atan Vialli eleme aşamasına damga vurdu.

Son 2 Dünya Kupası’na katılamayan ve 84 Avrupa Şampiyonası’nı evinden izlemekle yetinen Hollanda, 88 Avrupa Şampiyonası elemelerinde oynadığı 8 maçta 6 galibiyet 2 beraberlik alarak turnuvaya adım attı.  

Son şampiyonanın finalisti İspanya ve yarı finalde elediği Danimarka da gruplarını lider bitirerek son 8’i tamamladı. 

Batı Almanya’nın ev sahipliğinde 10-25 Haziran tarihlerinde oynanan turnuvanın A grubunda Batı Almanya, İspanya, Danimarka ve İtalya yer alırken, B grubunda Hollanda, Sovyetler Birliği, İrlanda ve İngiltere mücadele etti.

Turnuvanın açılış maçında ev sahibi Batı Almanya ile İtalya Düsseldorf’ta karşılaştı. 62.552 futbolseverlerin takip ettiği mücadele Brehme ve Roberto Mancini’nin attığı karşılıklı gollerle 1-1 tamamlandı. 

Grupta ilk 2 sırayı alan Batı Almanya ve İtalya yarı finale yükselirken son şampiyonanın finalisti İspanya üçüncü olarak elendi. Danimarka ise bu zor grupta puan dahi alamadan Kopenhag’a döndü.

B grubunda ise ilk maçlarda turnuvaya ilk kez katılan İrlanda, İngiltere’yi 6. dakikada Houghton’ın attığı golle 1-0 yenerken grubun diğer mücadelesinde Sovyetler Birliği, Rats’ın golüyle Hollanda’yı mağlup etti. Hollanda sonraki maçta İngiltere’yi 3-1 yenerken, Portakalların 3 golü de Milan’lı Marco Van Basten’den geldi.

Grupta 0 çeken İngilizler büyük hayal kırıklığına uğrarken, İrlanda ilk kez katıldığı turnuvada 1 galibiyet 1 beraberlikle grubu üçüncü tamamladı. Sovyetler Birliği ve Hollanda ise yarı finale çıktı.

İlk yarı finalde Franz Beckenbauer yönetimindeki Batı Almanya ile Rinus Michaels’in hocalığını yaptığı Hollanda Hamburg’da karşılaştı. Maçın ilk yarısında gol sesi çıkmazken ikinci yarıda dakikalar 55’i gösterdiğinde Batı Almanya penaltıdan Lotthar Matthaus’un golüyle öne geçti. 74’de Van Basten’in yerde kalmasıyla bu sefer Portakallar penaltı kazandı. Topun başına gelen Ronald Koeman skoru dengeledi. Maçın uzamasını istemeyen Van Basten 88.dakikada topu ağlarla buluşturdu ve Portakalları tarihlerinde ilk kez Avrupa Futbol Şampiyonası’nda finale taşıdı. 

Maçın bitimiyle iki takımın futbolcuları formaları değiştirdi. Ronald Koeman da o futbolculardan biriydi. Sonrasında aldığı Alman formasıyla yaptığı hareket ise çok eleştirildi. Alman formasını tuvalet kağıdı gibi kullanarak çok ayıp bir hareket yaptı. Sonrasında yaptığı açıklama ise daha fenaydı. “Bunu yapmamalıydım ama pişman olduğumu söyleyemem” dedi. 

Diğer yarı finalde Sovyetler Birliği, İtalya’yı Litovçenko ve Protasov’ın attığı gollerle 2-0 mağlup ederek tarihinin dördüncü ve son finaline yükseldi. 

Final Münih Olimpiyat Stadı’nda oynanacaktı. Hollanda’nın bu statta güzel anıları yoktu. 14 yıl önce 1974 Dünya Kupası finalinde Batı Almanya ile karşılaşan Portakallar, rakibine 2-1 mağlup olmuştu. O gün de Hollanda’nın hocası Rinus Michael’di. Bu yüzden aynı senaryo tekrardan yaşanır mı korkusu vardı Hollandalılarda. Üstüne 13 gün önce Sovyetler’e grupta mağlup olmaları daha da düşündürüyordu onları. Sovyetler tam bir teknik direktör takımıydı. Futbolda bilimden faydalanan ilk hoca olan Valeri Lobanovski’nin liderliğinde katı bir disiplinle makine gibi işleyen bir sistemle takım oyunu oynayan Sovyetler karşısına Hollanda, tarihinin en iyi jenerasyonunu yakalamış, son Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanan PSV, Serie A’yı kazanan Milan ve Ajax’tan birkaç oyuncunun eklenmesiyle oluşan ilk 11 ile çıktı.

Finalin 32.dakikasında Sovyet ceza sahasında topla buluşan Gullit, kafa vuruşuyla Portakalları 1-0 öne geçirdi ve ilk yarı bu skorla tamamlandı. İkinci yarıda dakikalar 54’ü gösterdiğinde ise Mühren ortasında Marco Van Basten yıllarca jenerikleri süsleyecek, şampiyonanın unutulmazları arasına girecek o muhteşem golünü attı. Maçta başka gol gol olmadı ve Hollanda tarihinin ilk Avrupa Şampiyonluğu’nu kazandı.

Turnuva boyu 5 gol atan Marco Van Basten, 88 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın gol kralı oldu. Ayrıca Hollandalı o yıl Avrupa’da yılın futbolcusu ödülüne layık görüldü.

Rijkaard turnuvada gösterdiği başarılı performans sayesinde, şampiyonanın ardından Gullit ve Van Basten’in oynadığı Milan’a transfer yaptı ve Milano’da unutulmaz hale gelecek 3 Hollandalının son parçası da tamamlanmış oldu.

Sonraki Bölüm: Avrupa Futbol Şampiyonası Tarihi (2)


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Avrupa Futbol Şampiyonası Şarkıları

Avrupa Futbol Şampiyonası ve Türkiye

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More