Yükselme, Duraklama, Dağılma: Arda Turan

Arda Turan, Türk futbol tarihinin gördüğü en başarılı oyunculardan biri. İspanya Ligi şampiyonlukları, UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu, Avrupa Süper Kupası şampiyonlukları, İspanya Kral Kupası şampiyonlukları, İspanya Süper Kupası şampiyonlukları, Türkiye Süper Lig şampiyonluğu ve Türkiye Süper Kupası. Arda Turan’ın kariyer çizgisini Osmanlı İmparatorluğu’na benzetmemdeki temel amaç, her ikisinin de ülke topraklarındaki başarılarıyla Avrupa’ya açılmaları ve daha sonra yanlış politikalar ve zamana ayak uyduramamaları sonucu ülke sınırlarına dönüp burada etkinliklerini yitirmeleridir.

Arda Turan’ın futbol sahnesine çıkışı 2006 yılında oldu. Galatasaray’ın genç oyuncusu olarak dönemin pek çok gelecek vaadeden oyuncusunu barındıran Vestel Manisaspor’a kiralık olarak gönderilen ve burada iyi bir performans sergileyen Arda Turan sezon sonunda takımına geri döndü ve kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu. Altyapıdan çıkmış olması, Galatasaray taraftarı olması ve sempatik tavırlarıyla kısa sürede Galatasaray taraftarının gözdesi olan Arda Turan, ülke genelinde de sevilen bir figür haline geldi. Tabii bu sevginin büyümesi, Arda Turan’ın da popülaritesini arttırdı. 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında sergilediği güzel oyunla Avrupa’ya da göz kırpan Arda Turan, zamanla ülkenin en büyük magazin figürlerinden biri haline geldi. Taraflı tarafsız pek çok kişinin, pek çok takım taraftarının sevgisini ve saygısını kazandı Arda. Özel hayatı didik didik ediliyordu ve Arda, Türk futbolunun en gözde figürüydü.

arda turan euro 2008 ile ilgili görsel sonucu

2011 senesinde, transfer sezonunun kapanmasına az bir süre kalmışken İspanya’nın Atletico Madrid takımının yolunu tuttu Arda Turan. O dönem İspanya Ligi maçlarını yayınlayan NTV ve NTV Spor’da “Ardalı Atletico Madrid” reklamları döndü. Artık Arda Turan mahallenin sempatik çocuğu değil, ülkesini yurt dışında temsil eden başarılı bir sporcuydu. Atletico Madrid ile ilk senesinde UEFA Avrupa Ligi’ni ve devamında da Avrupa Süper Kupası’nı kazandı. Rüya gibiydi her şey. Kelimenin tam anlamıyla kariyeri açısından bir “Altın çağ” yaşıyordu Arda Turan. Ülkesinde herkes tarafından sevilen ve herkesin takdirini kazanan gözde bir isim olmuştu artık. Arda Turan Türkiye’nin en bilinen ve en popüler futbolcusuyken, şimdi de Türkiye’nin Avrupa’da en bilinen ve en popüler futbolcusu olmuştu. Avrupa’da da sempatik halleriyle çok ilgi gören Arda Turan devam eden sezonlarda başarısına başarı kattı. İspanya Ligi şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi finali… İşte tüm bunlar ve medyanın çok büyük ilgisi Arda Turan’ı kaba tabirle “şımarttı” denilebilir. Bu ilginin ve başarının getirdiği popülerlik, Arda’da psikolojik olarak etkilerini göstermeye başladı ve Arda Turan kibirli açıklamalar yapmaya başladı.

Yükselme iyi ve güzeldi ama kalıcı olabilecek miydi? Neticede fizik kanunudur, bir cisim ne kadar yüksekten yere bırakılırsa o kadar şiddetli düşer. Arda Turan’ın egosu gördüğü ilgi ve elde ettiği başarılarla birlikte büyüdükçe büyüdü. Ardından gelen Barcelona transferi ile de artık kabına sığmayacak bir noktaya ulaştı. “Benim gibisi 100 yılda bir gelir.” gibi bir açıklama da bunu açıklar nitelikteydi. Tıpkı Osmanlı’nın duraklama döneminde en geniş sınırlarına ulaşması gibi Arda Turan da kariyerinin duraklama dönemini dünyanın sayılı kulüplerinden olan Barcelona’da geçirdi.

arda turan barcelona ile ilgili görsel sonucu

Turan’ın Barcelona transferi ya da benim tabirimle “kumarı” riski yüksek bir hamleydi. Zira transfer yasağı bulunan Barcelona Arda’dan 6 ay faydalanamayacaktı. Yine de bu riski her iki taraf da göze aldı ve Arda Barcelona’ya transfer oldu. Aylarca futbol oynamadığı halde milli takım seçimlerinde yer alması ve maçlara çıkması hâlâ Türkiye’de ona duyulan güveni gösteriyordu. Ancak milli takım düzeyindeki başarısızlık ve taraftarın sahada göremediği iyi oyun ve isyan, tribünde bir isyana dönüştü ve Arda Turan bundan en büyük payı alan isim oldu. Medyanın sürekli övmesi, parlatmasıyla çok büyük bir beklenti içine giren taraftar bu beklentinin karşılığını alamayınca Arda Turan ıslıklanmaya başladı. Ardından gelen süreçte Arda Turan’ın sürekli siyasi görüşü ve özel hayatıyla gündeme gelmesi, aldığı kilolar ve Barcelona’da kadroya girememesi Arda’nın itibarına zarar veriyordu. Yıllarca basın ve halk tarafından çok sevilen, herkesin gözdesi olan Arda Turan için bir anda bu kadar eleştirilmek büyük bir psikolojik yıkımı da beraberinde getirdi. Kolay değildi, yıllarca uğraşarak yaptığı imajı özel hayatı, siyasi görüşü ve açıklamalarıyla çiziliyordu ve Arda Turan buna engel olamıyordu.

Milli takım kampındaki prim sorunu halkın gözünde Arda Turan’ın imajını daha da zedeledi. Arda’nın psikolojik olarak bu baskıyı kaldıramadığı yaptığı açıklamalardan görülüyordu. Zaten kariyeri de pek parlak gitmiyordu. Derken uçakta gazeteci dövme hadisesiyle Arda Turan artık ülkede istenmeyen adam olmuştu. Galatasaray’a transferi gündeme geldiğinde birçok Galatasaraylı sosyal medyada Arda’yı istemediğine dair paylaşımlar yaparak kamuoyu oluşturdu. Nihayetinde Arda Turan Başakşehir’e transfer oldu.

Ülkeden gidişi gibi gelişi de sükseli olsa da Arda Turan duraklamanın sonlarındaydı. Psikolojik olarak çok yıpranmıştı ama Türkiye’ye dönüşüne yeni bir başlangıç gözüyle bakıyordu. Hem de kendini yeniden kanıtlama şansı vardı. Şampiyon olma ihtimali olan, güçlü bir takıma gelmişti. Ancak gittiği her stadyumda ıslıklanan milli futbolcu bu psikolojik savaşta daha fazla dayanamayarak Sivasspor maçında hakemi tartakladı, hakaret ve tehdit etti. Bunların sonucunda da Türkiye’de görülen en büyük cezayı aldı, 16 maç men. Arda için dağılma başlamıştı artık. Psikolojik olarak bittiğinin kanıtıydı bu hareket. Her şeye sahipken, her şey kendi elindeyken, bir zamanlar tüm ülkenin sevgilisiyken, sıradan bir faul kararına itirazı sonrası hakem yakasına yapışan birine dönüşmüştü.

arda turan ile ilgili görsel sonucu

Hülasa, yazının içinde de sıkça belirttiğim gibi Arda Turan’ın kariyerinde ve halkın gözünde yaşadığı bu düşüş iç dünyasına da yansıdı. Ülkenin en sevilen oyuncusuyken bir anda her stadyumda ıslıklanan, pek çok kişinin sevgisini kaybeden birine dönüşmek de herkesin kolay kolay kaldırabileceği bir şey değildir zaten. Arda Turan’da bunun dışa vurumu hakeme saldırı olarak görüldü ve ne yazık ki çok büyük bir ceza alarak tarihe geçti. Büyük ve karşı konulmaz egosu, kendi yaptıklarının bir yansıması olarak halkta ters bir psikoloji oluşturdu ve Arda Turan bu psikolojik savaşı kaybetti. Çok seviliyorken nefret edilmeyi kaldıramadı ve bunu da hareketlerine yansıttı. Arda Turan’ın kalan hayatını nasıl şekillendireceği şimdilik muamma. Gönül ister ki iyi bir şekilde toparlansın, tekrar halkla barışsın ve özel hayatı ya da gazeteci dövmesiyle değil, işiyle gündeme gelsin.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More