Yeşil Sahada Bir Jön; David Beckham

1980’li yılların başları ile 1990’ların sonuna dek dünya futbolunda sert rüzgarlar estiren; kanat akınları, kenar ortaları, köşe vuruşları ve meşin yuvarlağın mümkün mertebe havada asılı kaldığı meşhur eski İngiliz ekolünün yetiştirdiği son yıldızın hikayesi.

2 Mayıs 1975’te Londra’nın doğusundaki Leytonstone’da dünyaya gelen Beckham ailenin tek erkek çocuğuydu. Annesi Sandra Georgina West kuaför, babası Edward Alan Beckham ise tesisatçı ve yarı profesyonel bir futbolcuydu. David Beckham, futbol ile babasının yıllar sonra oğlunun geleceği için bıraktığını açıkladığı İngiliz bölgesel ligi takımlarından olan King Fisher takımının antrenmanları ve maçları sayesinde tanıştı. Öyle ki; İlkokul öğretmenin sorduğu ” Büyüdüğünde ne iş yapacaksın? ” sorusuna hiç şüphesiz ” Futbol oynayacağım. ” diyordu. Çocukluğu boyunca bu soruyla karşılaştığı her an cevabı hiç şüphesiz aynıydı. O meşin yuvarlağa hükmetmek için dünyaya gelmişti. Ve bunun farkındaydı.

Futbol ile tanışmasını ve o günlerden aldığı ilhamı şöyle özetliyor:

Yedi yaşındayken babamla King Fisher takımının hafta içi akşam yapılan antrenmanlarına giderdim. Bugüne dek gördükleriniz o gün babamla yaptığım çalışmaların eseri. Herkes evine gittiğinde ben babamla birlikte sahada kalır ve ceza sahası dışından kaleye şut çekerdim. Top kale direklerini her bulduğunda alacağım fazladan 50 peniyi düşünürdüm, bir de babamın sırtımı sıvazlamasını ki bu 50 peniden daha fazla ederdi.

Hafta sonları soluğu kız kardeşleri Joanne, Lynne ve anne babası ile birlikte hayranı oldukları Manchester United maçlarını izlemek için tam 232 mil uzaklıktaki Old Trafford’da alıyorlardı. Kırmızı Şeytanlar ailenin en büyük tutkusuydu. David’in düşleri sahne alacaksa, başka bir yer söz konusu olabilir miydi? 10 yaşına geldiğinde Ridgeway Rovers takımında futbol oynamaya başladı. 1985-1987 yılları arasında burada top koşturduktan sonra, Bobby Charlton’ın futbol akademilerinden birine kayıt oldu. 1990 yılında 15 yaş altı en iyi oyuncu seçilen David Beckham, 8 Temmuz 1991 tarihinde babasından ona bırakılan en büyük miras olan Manchester United forması giymeye başlamıştı. Altyapısında ter döktüğü Manchester United’da yıllar sonra takımın kemik kadrosu haline gelecek olan Gary Neville, Phil Neville, Paul Scholes, Ryan Giggs ve Nicky Butt ile tanıştı. Kulübü ile Mayıs 1992 yılında FA gençlik kupasını kazandı. Beckham’ın yükselen formu ona milli takımın kapılarını açmıştı. İngiltere genç milli takımına davet edilen David Beckham burada 9 maça çıktı. Aynı yıl Brighton & Hove Albion FC karşısında profesyonel futbol kariyerinde Manchester United A takımı ile ilk resmi maçına çıktı. 12 yıl boyunca formasını giydiği Kırmızı Şeytanlar’da 300’ün üzerinde maça çıkan ve her biri birbirinden güzel gol ve asistlere sahip David Beckham için şüphesiz en özel olanı 17 Ağustos 1996 yılında Wimbledon’a karşı orta sahadan attığı goldü. Bu meşhur golün küçük bir detayı mevcut; Beckham bu golü Charlie Miller için özel olarak tasarlanan ayakkabı ile atmıştır. Maç öncesi yaşadığı heyecan nedeniyle takım arkadaşının ayakkabılarını giyen Beckham’a, maç sonu Charlie Miller bu ayakkabıları hediye etmiştir. Ayrıca 1996-1997 sezonunda “İngiltere Yılın Genç Oyuncusu” ödülünün sahibi oldu. 1998-1999 yıllarında Şampiyonlar Ligi ve Premier League şampiyonluğu kazanan efsanevi Manchester United kadrosunun da bir parçasıydı. 

O yıla dek kariyerinde sert rüzgarlar esmeyen Beckham, FIFA 98 Dünya Kupası 2. turunda Arjantin oyuncusu Diego Simeone’ye attığı tekme sonrası kırmızı kartla oyun dışı kalarak İngilizler tarafından hain ilan edilmişti. Ertesi gün gazetelerde; “1 hain ve 10 cesur yürek” manşetleri atılmıştı. David Beckham 2002 Dünya Kupası’na dek uzanan süreçte birçok kez eleştirilmiş, geçmişin izi henüz silinmemişti, ta ki o muhteşem golü atana dek; 2002 Dünya Kupası Elemeleri son maçında Yunanistan ile oynayan İngiltere’ye 1 puan dahi yetiyordu fakat 2-1 yenik durumdaydılar ve top bir türlü kaleye girmiyordu. Dakikalar 90+2’yi gösterdiğinde kazanılan frikik sonrası topun başına geçen Yeşil Sahaların Jön’ü topu ağlara gönderiyor ve 1998 yılında kırdığı kalpleri tek bir hamlede onarıyordu.

 

2001-2002 yılları arasında Sir Alex Ferguson ile anlaşmazlık yaşayan Beckham, kaybedilen bir maçın ardından çılgına dönen ve soyunma odasında tüm futbolculara hakaretler savuran Sir Alex Ferguson’ın eline geçirdiği bir kramponu rastgele fırlatması sonucu yaralanıyor ve açılan kaşına dikiş atılmak zorunda kalınıyordu. Bu olayın ardından Ferguson ile bağları kopan İngiliz futbolcu takımdan ayrılmayı artık bir düşünceden ileriye taşımıştı. Sir Alex Ferguson ise Beckham’ın ipini, The Sun gazetesinin magazin sayfalarında Spice Girls’ün muhteşem kızı Victoria ile boy gösterdiği günlerde çekmişti, artık ayrılık vaktiydi. O yıllarda dünyanın en iyi futbolcularını bir araya getirmek gibi bir hayali olan Real Madrid başkanı Florentino Perez’in radarına girdi, ACS grubun başkanı olan İspanyol iş adamı; Figo, Pavon, Ronaldo, Raul, Zidane gibi futbolculara harcanan paranın ardından maddi açıdan bir girdabın içindeydi, artık güç ve para kaybediyordu; zira kazanılan kupalar, yapılan harcamaların yanında oldukça küçük kalıyordu. Diktatör Franco’nun takımı daima en iyilere, en yeteneklilere ve en karizmatiklere sahip olmalıydı. Yetenek, teknik, zeka tamamdı fakat karizmatik olan henüz orada yoktu. 35 milyon dolar karşılığında yeşil sahaların gelmiş geçmiş en karizmatik futbolcularından biri olan David Beckham 2003 yılında kadroya katıldı. 

“İlgiyi üzerimden aldığı için teşekkür ederim.” Zinedine Zidane

İngiltere’de gösterdiği başarıyı burada gösteremedi ve karizması, yeteneğinin önüne geçti. 23 numaralı forması saatler içinde yüz binlerce satmış olsa da, Beckham Los Galacticos’ta çıktığı 116 maçta sadece 13 gol atabilmiş ve 4 yıllık Madrid kariyerinde sakatlıklarla boğuşmak zorunda kalmıştı. 1 Temmuz 2007’de yıllık 50 milyon dolar karşılığında Amerika Major League ekiplerinden Los Angeles Galaxy ile 5 yıllık sözleşme imzaladı.

Bu, futbolu bir türlü kabullenemeyen Amerikalıların oldukça ilgisini çekmişti. 2013 yılına dek kadrosunda bulunduğu LA Galaxy takımı ile sayısız başarıya imza attı. Amerika’da futbola verilen uzun soluklu aralarda önce Milan ve ardından Paris Saint Germain’de kiralık olarak oynadı. Bu iki farklı kiralık kontratı boyunca kazandığı parayı ise hayır kurumlarına bağışladı. Ayrıca Fransa liginde 19 yıldır şampiyon olamayan Paris Saint Germain ile şampiyonluğa uzanan Beckham 20 yıllık kariyerine 19 kupa sığdırmayı başarıyordu. 

Hiçbir şeyi futbolu sevdiğim kadar sevemeyeceğim ancak şimdi yeni bir macera içerisinde olacağım. Kariyerim boyunca birçok fırsat verildi ve fırsat yakaladım. Şimdi bunları geri verme zamanım geldiğine inanıyorum.

38 yaşında emeklilik kararı alan David Beckham ardında 789 karşılaşma 200’den fazla gol ve sayısız özel an bırakmıştı. Bu kararın ardından İngiltere Başbakanı David Cameron; ” O ülkesinin mükemmel futbol elçisiydi. ” ifadelerini kullanırken İngiliz futbolunun efsanelerinden Gary Lineker ise 38 yaşındaki oyuncunun emekliliği ardından; ” Bazıları onun gelecekte futboldan farklı işler yapmasını istiyor. Bence o kesinlikle futbolun içinde kalmalı, çünkü onun deneyiminden, karizmasından ve mükemmel futbol kariyerinden faydalanmamız gerekir. “ diyordu.

Futbol topunun peşinde geçen 20 yılın ardından bugün bile milyonlarca insanın aklına kazınan David Beckham yaptıkları ve yapmadıkları ile adını çoktan bu oyunun zirvesine yazdırdı. Peki ,ya bundan sonra? Kendisini eşi Victoria Beckham ile İngiliz Jet Sosyetesinin ve kadim dostu Prens William’ın davetlerinde mi göreceğiz yoksa hepimizin bildiği şıklığı ile yeşil sahalarda mı arz-ı endam edecek? Şüphesiz dünyayı bir futbol topundan ibaret gören milyonların ve futbolun icadında adı altın harflerle kazılı olan İngilizlerin tek arzusu David Beckham’ın tecrübelerini gelecek nesillere aktarması olacak.

Bu sorunun cevaplanması için bizde sizler gibi bekleyeceğiz.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More