Yakın Tarihte Türkiye’de çalışmış Hollandalı Teknik Direktörler

Türkiye’de farklı dönemlerde takımlarımız Hollanda ekolünü uygulamak istedi ancak hepsi hüsran ile sonuçlandı.

Bu yazımda yakın tarihte 3 büyüklerde çalışmış Hollandalı teknik direktörleri incelemeye çalışacağım.

İnceleme kapsamına giren teknik direktörler: Frank Rijkaard, Jan Olde Riekerink, Dick Advocaat ve Phillpe Cocu.

Galatasaray 2009 yazında takımın başına Rijkaard’ı getirerek büyük bir sükse yapmıştı zira Hollandalı hoca hala Barcelona’ya yaşattığı başarılar ile akıllardaydı.

Galatasaray o sezon öncesi yaptığı flaş transferler ile de adından söz ettirdi. Keita, Elano, Leo Franco, Caner Erkin, Gökhan Zan transferlerine ilave devre arasında Jo, Giovanni Dos Santos ve savunmaya da Lucas Neil takviyeleri yapıldı.

2009-2010 sezonuna başlarken Galatasaray kadrosu yıldızlar karmasını andırıyordu.

O yaz Türk futbolunun en büyük gündemi Rijkaard ve yardımcılarının uygulayacağı total futboldu. Gerek kadro gerekse şartlar Rijkaard’ı direkt bir 4-3-3 düzeni kurmaktan ziyade 4-2-3-1 düzenine itti.

Lige yapılan güzel başlangıcın yanı sıra sezon öncesi Avrupa kupalarında alınan galibiyetler ile Galatasaray sezona fırtına gibi girmişti.

Alınan skorların yanı sıra Rijkaard’ın kamp yapmaması, Aydın Yılmaz ve Serdar Eyilik gibi oyuncuları parlatması da oldukça gündem olmuştu ve Galatasaraylı taraftarlar yeni bir Barcelona’nın Galatasaray’da kurulup kurulamayacağını tartışmaya başlamıştı.

Galatasaray açısından o sezonun ilk mağlubiyeti deplasmanda Fenerbahçe maçında gelmişti ki Fenerbahçe de Daum yönetiminde sezona fırtına gibi giriş yapmış ve Galatasaray gibi 8’de 8 yaparak o maça gelmişti. Kadıköy’de ki maçı Fenerbahçe 3-1 kazanmış ve Keita, Roberto Carlos’a attığı yumruk sonrası kırmızı kart görmüştü. Ardından gelen Denizlispor beraberliği ile takımın özellikle savunma hattı üzerinde ki soru işaretleri artmaya başlamıştı. Galatasaray izleyenlere büyük zevk verse dahi kazandığı maçlarda kalesini gole kapatamaması bir sorun olarak orada duruyordu.

Buna istinaden Rijkaard dönem içerisinde Barış’ı da rotasyona sokarak (sağ iç pozisyon) direkt bir 4-3-3 oynamaya başladı. Bu dizilişte ön taraftaki Baros, Kewell, Arda, Keita dörtlüsü bozulmuş Arda yerine Barış rotasyona girmeye başlayarak klasik bir 4-3-3 ön görülmüştür.

Galatasaray için o sezonun kırılma noktası herkesin hatırlayacağı gibi Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan ve Fenerbahçe’nin Selçuk’un uzak mesafeden attığı gol ile 1-0 kazandığı 27. hafta maçıdır.

Ancak bunun öncesinde Galatasaray’ın özellikle deplasman maçlarında ki düşüşü başlamıştı. 24. hafta da Eskişehir deplasmanında alınan mağlubiyet, 26. hafta da Trabzonspor deplasmanında alınan mağlubiyet ve üzerine gelen Fenerbahçe mağlubiyeti ile Galatasaray şampiyonluk yarışından uzaklaşmış ve ligi 3. bitirmişti.

Buna karşın Avrupa’nın önemli takımlarına karşı alınmış iyi sonuçlar umut verse de Avrupa’da  hedeflere ulaşılamadan bir sezon bitirildi.

Sezon Bursaspor’un şampiyonluğu ile bitse de Rijkaard elindeki güçlü ve bol alternatifli kadro ile istenilen sonuçlara ulaşılamamasına rağmen yola devam kararı alındı.

Yeni sezonda ise Galatasaray yönetimsel bir kararla borsada ki şirket birleşimi işlemine o dönem çok ciddi paralar harcamış ve takım bütçesinde kısıntıya gitmişti. Yeni sezonda takım iskeletindeki erozyon, gidenlerin yerinin dolmaması gibi sebeplerle Rijkaard 2010-2011 sezonu ortasında bir Fenerbahçe maçı öncesinde, iç sahada alınan Ankaragücü yenilgisi sonrası Galatasaray’da ki kariyeri bitti.

Rijkaard ülkemizde uygulamaya çalıştığı farklı uygulamalarla ve Hollanda futbol ekolü ile akılda kalıcı bir iz bıraktı. Elindeki kadroya göre başarısız bir sezon geçirdiği ise önemli bir çoğunluğun üzerinde birleştiği bir durumdu.

JAN OLDE RIEKERINK

Jan Olde Riekerink için alt yapı dönemine hiç girmeden A takım teknik direktörlüğünden bahsedeceğim.

Riekerink, Galatasary’ın başına Mart 2016’da Mustafa Denizli sonrası sezon sonuna kadar takımı götürmesi için getirilmişti. Hamza Hamzaoğlu ile gelen 20. şampiyonluk sonrası Galatasaray kadrosunda ki eksikleri gidermek yerine takımın önemli parçalarını satarak sezona başlamıştı. Orta alanda  kilit oyuncu olan Melo gönderilmişti. Hücum bölgesinde alternatif isim alınamamış. Sol bek Telles ile yollar ayrılmış ve kanat ve stoper bölgesine de istenen takviyeler yapılamamıştı. Zayıflayan kadro ile düşüşe geçen Galatasaray’da önce Hamza Hamzaoğlu ile daha sonra da Mustafa Denizli ile yollar ayrılmıştı. Yönetim de sezonu Avrupa klasmanında bitirebilmesi için takımın başına Olde Riekerink’i getirmişti

 

Riekerink takımın başına geldiği zaman, Sneijder ile olan iyi ilişkilerinden dolayı takımın başına Sneijder sayesinde geldiği iddiaları mevcuttu. Riekerink ilerleyen süreçde oyuncuların hepsi ile kurduğu iyi ilişkiler sayesinde gelecek sezonu da görecekti.

Görevi devraldığı yarım sezonda Galatasaray düşük tempolu bir pas oyunu oynama gayreti içerisinde oldu. Kadrosu da zaten tempo yapmak için pek müsait değildi.

 

Riekerink bir çok olumsuz şarta rağmen sezonu Türkiye Kupasını kazanarak ve Ligi de 6. sırada bitirmişti. 2016-2017 sezonuna ise şampiyonluk parolası ile başlayan Galatasaray’da Hücüm bölgesine Eren Derdiyok, Savunma bölgesine Serdar Aziz orta alana Tolga Ciğerci, Josue, De Jong gibi takivyeler yapılmıştı. Riekerink ile sezona iyi başlamıştı Galatasaray. Hatta bir Gazetecin hitap şekli sebebiyle taraftar Riekerink bey diyeceksiniz sloganı ile teknik direktörüne de sahip çıkmaktaydı.

Sezona iyi başlansa da Galatasaray hala rakibi boğan tempoyu üretemiyordu. Bunun ileride sorun yaratacağı ise aşikardı. İşler iyi giderken kimse için problem yoktu ancak işler ters gitmeye başladığında takım içindeki bölünmüşlük gün yüzüne çıkmaya başladı. Yerli oyuncular ve yabancı oyuncular arasındaki güç savaşı takımı kötü etkiledi ve özellikle deplasmanlarda alınan olumsuz sonuçlar takım içindeki huzursuzluk Hollandalı teknik direktörün kredisini bitirdi ve 20. Hafta sonunda yollar ayrıldı. Ondan sonra gelen Tudor da yaz döneminde verdiği röportajda soyunma odasındaki kötü duruma vurgu yapmıştı.

 

Riekerink Galatasaray’da oyuncuya göre kurulu düzen ile akıllarda kaldı. Oynattığı oyun için net bir tarif yapmak benim için mümkün değil ancak en yakın tabir bir pas oyunu denemesiydi denilebilir.

 

DICK ADVOCAAT

Ülkemizden yolu geçmiş Hollandalı hocalardan birisi de Dick Advocaat. Dick Advocaat 2000’lerin başında PSV ve Rangers ile yakaladığı başarılar ile adından söz ettirmiş Hollanda Milli Takım teknik direktörlüğü yapmıştı. Sonrasında düşüşe geçen Dick, Zenit ile tekrar bir istikrar yakalasada ilerleyen dönemlerde kariyeri tekrar düşüşe geçmişti.

2015-2016 sezonunu hayal kırıklığı ile kapatan Fenerbahçe’de sorun kadroda ki yıldızlarla arası iyi olmayan Vitor Perreria’nın yönetim tarzı olarak gösteriliyordu ancak yüklü tazminatı sebebiyle de Portekizli hoca ile yollar ayrılamıyordu. Sezon başında şampiyonlar ligi ön elemesinde Fenerbahçe’nin Monaco’ya elenmesi sonrasında yönetim Perreria ile yolları ayırma kararı aldı ve takımın başına Hollandalı hocayı getirdi.

Dick Advocaat ilk geldiği dönem de aldığı olumlu sonuçlar ve medya üzerinden takım hakkında yaptığı dobra açıklamalar ile taraftar nezdinde çok beğeni toplamış bir teknik direktördü.

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More