Diyarbakırspor: Türkmen Şehrinin Takımı

Diyarbakırspor’un pek bilinmeyen, konuşulmayan kuruluş öyküsü ve sonrası…

Roma imparatoru Constantinus’un yaptırdığı surlardan dünyaya bakan; sanatın, edebiyatın ve ticaretin bölgedeki başkenti Diyarbakır. Başta Türkmenler olmak üzere birçok etnik kimliğe sahip insan, beş bin yıllık bu kültür kentinde birlikte yaşarlar. Diyarbakır ilinde futbol ile tanışma 1920’li yıllarda Türk milliyetçiliğinin fikir babası Türkçülüğün Esasları‘nı kaleme alan Ziya Gökalp öncülüğünde olur. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının gençliğin gelişimleri üzerine kurdukları derneğin bünyesinde ‘Gençlik İdman Yurdu’ adında spor kulübü kurulur. Ziya Gökalp, 1923 seçimlerinde milletvekili olarak seçilir ve Ankara’nın yolunu tutar. İki yıl sonra da hayata veda eder. Gökalp’in ölümüyle birlikte Diyarbakır’da kurulan Gençlik İdman Yurdu, adını değiştirerek Dicle İdman Yurdu yapar. (1)

1930 yılına gelindiğinde Dicle İdman Yurdu’ndan kopan sporcular ‘Ayspor’ ve ‘Yıldızspor’ adında iki farklı kulüp kurarlar. Bu yıldan sonra Diyarbakır ilinde bu iki kulübün rekabeti yaşanmaya başlar. Fenerbahçeli ünlü futbolcu Lefter, askerliği süresince 1942-1946 yılları arasında Ayspor formasını giyer ve Ayspor’un Türkiye iller arası futbol şampiyonasında üçüncü olmasına çok önemli katkıda bulunur. 1950 yılından itibaren Ayspor-Yıldızspor rekabeti, yerini Dicle Gençlikspor-Yıldız Gençlikspor rekabetine bırakır. Bu rekabet sonunda birleşme ile Diyarbakırspor dünyaya gelir. Diyarbakırspor, 24 Haziran 1968 tarihinde dönemin CHP’li Belediye Başkanı Nejat Cemiloğlu önderliğinde Dicle Gençlikspor ve Yıldız Gençlikspor’un birleşmesiyle bir avuç sorumluluk sahibi memleket sevdalısı kişiler tarafından kurulur. Renklerini Diclespor’un yeşili ve Yıldızspor’un kırmızısından alır. Yeşil – Kırmızının şehri simgeleyen karpuz ile aynı rengi taşıması güzel bir tesadüftür. Kulübün ambleminde şehrin surları, karpuz dilimi, Dicle nehri ve On gözlü köprü yer alır. Nejat Cemiloğlu, 1968 yılından 1973 yılına kadar kulübün başkanlığını üstlenir. 1968-69 sezonunda 3. ligde mücadele ederek profesyonel lige adım atan Diyarbakırspor, o dönemlerde PKK olmamasına rağmen bile bazı deplasmanlarda ‘kürtler dışarı’ sloganına maruz kalır. Bölge halkı tarafından ‘Kürtlerin takımı’ olarak görülen Diyarbakırspor için esasında durum farklıdır. Bunu başarabilmesi için kadrosunda Kürt kökenli oyuncuların dışında oyuncu almaması ya da çoğunlukta Kürt kökenli oyuncu ile sahalarda mücadele etmesi gerekir. Ancak Kürt kökenli oyuncu sayısı hiçbir dönem çoğunlukta bile olmamıştır. Güneydoğu Anadolu’nun kırsal kesimlerinden Diyarbakır kentine bir göç yaşanırken eş zamanlı olarak da ilin merkezinden batı illerine doğru yoğun bir göç yaşanmaya başlar. Haliyle Diyarbakır ilinde yaşayan vatandaşların etnik yapılarında Kürt kökenli vatandaşlarımızın sayısı artar ve Diyarbakırspor bu dönemden sonra PKK ile bir tutulur. Gittiği hemen her deplasmanda aynı baskıyı görür. Futbol bölgede eskisi kadar revaçta değildir. Halk terör yüzünden iyice yıpranmış ve moralman yıkık bir vaziyettedir. Bu süreçte çok az insanın umurunda olan futbol takımında PKK sempatizanı kişiler de taraftar olarak etkisini arttırmaya başlarlar. 1993 yazında, Diyarbakır’da oynanan Galatasaray – Diyarbakırspor maçında ‘Galatasaray seni seviyoruz. Seni seveni de çok seviyoruz’ pankartı açılır. (2) Galatasaray’ı sevenden kast ettikleri kişi ne yazık ki bebek katili Abdullah Öcalan’dır. Statlarda İstiklal Marşı okunurken sessiz kalan bir grup tarafından sonrasında Hernepeş (İleri) marşını söylenmesi gelenek halini alır.

1997 yılında Ali Gaffar Okkan’ın Diyarbakır’a İl Emniyet Müdürü olarak atanmasıyla dengeler yeniden değişmeye başlar. Gaffar Okkan kulübe 700’ü aşkın polisi üye yaparak yönetimde söz sahibi olmaya başlar. En büyük hayali bölgede terörü bitirmek ve Diyarbakırspor’u şampiyon olarak süper ligde görmektir. Federasyon siyasilerin etkisiyle her yolu mübah görecek ve Diyarbakırspor’u Süper Lig’e taşımak için her türlü yolu deneyecektir. Gerçek Diyarbakırspor taraftarları bu durumdan inanılmaz rahatsızdır. Diyarbakırspor’un siyasi düşüncelerin egemenliğe girmemesi gerektiğini, sadece bir spor kulübü olarak kalması gerektiğini savunmaktadırlar. Diyarbakırspor kimsenin değil halkın takımıdır.

Devlet Diyarbakırspor Süper Lig’e çıkarılmaz ise bölgede PKK ve yandaşlarının güçlerini arttıracağını düşünür ve bu ihtiras şehrin ve kültürünün önüne geçer. Federasyon Diyarbakırspor’un maçlarına genellikle söz dinleyen, asker kökenli hakem ve gözlemcileri atar. 1999-00 sezonunda Diyarbakırspor, Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın memleketinin takımı olan Rizespor engeline takılır. 2000-01 sezonunda Diyarbakırspor lehine verilen penaltı sayısı 24’dür. Devlet’in Diyarbakırspor sevgisi yine ve yeniden canlanmış, çekmecedeki hesap masaya çıkarılmış ve takım Devlet-Hükümet işbirliğiyle, yapılan mali yardımlarla, Federasyon üzerinde kurulan baskılarla yeniden Süper Lig’e çıkartılmıştır. (3) 24 Ocak 2001 günü Gaffar Okkan yanındaki beş polis memuru ile birlikte şehit edilir. Kent için çok önemli bir anlam ifade eden kişinin ölümü şehri yasa boğar. Devlet bu olaydan sonra Diyarbakırspor’un süper lige çıkmasını vasiyet olarak görür. 13 Mayıs 2001 günü Diyarbakır Atatürk Stadı’nda Altay’a yapılanlar Türk futbol tarihine kocaman bir kara leke olarak geçer. Rahmetli Gaffar Okkan’ın hayatta olsaydı asla müsaade etmeyeceği sertlikte olaylar yaşanır. Futbol Federasyonu da müsabakanın yayınlanmasını engelleyerek olaylara çanak tutar. İl valisi hasta olduğunu ileri sürerek yaşanan rezalete tanık olmaz.

26 Eylül 2009’da oynanan Bursaspor – Diyarbakırspor maçında yaşananlar tamamen milliyetçi kesimin verdiği tepkilerdir. Tüm tribün bu müsabakada Türk bayrağı açarak sanki Diyarbakırspor başka bir ülkeden gelmiş muamelesi yapılır. Akan gözyaşlarımızın renginin aynı olduğunu düşündüğümüz Diyarbakır halkı Bursa’da yaşananlara Diyarbakır’da aynı şekilde karşılık verir. Yaşanan olaylar sonucu maçın tatil edilmesi duyulan öfkeyi artırır ve polis ile taraftar arasında çatışmalar yaşanır. Üst üste saha kapatma cezası alan Diyarbakırspor kural gereği ligden düşürülmesi gerekirken bölgenin hassasiyeti göz önüne alınarak karar uygulanmaz. Ancak kulüp hem maddi hem manevi anlamda çöküş içindedir. Kulüp yıllarca aynı tas aynı hamam olarak görüldüğü Kürt siyasal aktörlerinin dahi desteğini alamaz.

Tarihsel anlamda baktığımızda bölgede yaşayan birçok Türkmen kardeşimizin de gönül verdiği, kökeninde Ziya Gökalp’in mayası bulunan Diyarbakırspor benim gözümde hep Türkmen şehrinin takımıdır ve öyle kalacaktır.

KAYNAKLAR

1- Işık, Ali Fikri, 2019, Amedspor Kaos ve Direniş, Avesta Basın Yayın, İstanbul

2- Duran, R. (1993), Futbolukürdi, Horak R., Reiter W. Bora T. (Yay.haz.), Futbol ve Kültürü, (s.251-260), İletişim Yayınları, İstanbul

3- Arhan, Faruk, 2012, Diyarbakırspor – Düğünde Kalabalık, Taziyede Yalnız, İletişim Yayınları, İstanbul


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Bir Devin Uyanışı: Koca Çınar İstanbulspor

NBA İkonu Olmak: Kobe Bryant

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More