Tümer Metin: Metin Olmak

Henüz 9 yaşında bir çocuk annesiyle İstanbul sokaklarında yürürken İnönü Stadyumu’nu görür ve annesine ”Bir gün burada oynayacağım.” der. O çocuk, hayallerinin peşinden koşarken attığı her adım olay olan adam Tümer Metin’dir!

1974 yılında Zonguldak’ta doğan Tümer için Kilimli Belediyespor’da başlıyor futbol hayatı. Buradan doğduğu şehrin ana takımına geçiyor çok vakit kaybetmeden. 1994 yılında 20 yaşındayken 1. Lig’de A takım formasını düzenli bir şekilde üstüne geçirmeye başlıyor. Burada geçirdiği 3 sezonun tamamında istikrarlı şekilde performans göstermesi onu lig terfi ettirecek noktaya getiriyor. Artık onun için coğrafya olarak Batı Karadeniz’den Orta Karadeniz’e, kariyer olaraksa 1. Lig’ten Süper Lig’e geçiş vakti geliyor.

Tümer Metin İlhan MansızSamsunspor’da birkaç kayıp ayın ardından ilk 11’e atmayı başarmıştı kendini. İnönü deplasmanına çıkacağında ise çok heyecanlıydı. Samsunspor’un Beşiktaş’ı deplasmanda 1-0 mağlup attığı maçta 86 dakika sahada kalmış, küçükken annesine verdiği söze ve kurduğu hayale dolaylı yoldan da olsa ulaşmıştı. Ama onun tam hedefi çocukluk idolüm dediği Metin Tekin gibi İnönü çimlerinde Beşiktaş forması giymekti. Bunu başardığı zaman tam olarak İnönü’de oynadığını hissedecekti. Samsunspor’daki ikinci sezonuna girecekken takıma İlhan Mansız katılmıştı. Bu transfer onun kariyerinin çıkışa geçmesi için zemin oluşturmuş Tümer ve İlhan Samsunspor’un attığı gollerin birçoğunda başrol oynamaya başlamıştı. İkilinin önlü arkalı uyumu diğerinden koparılmadan transfer edilmesi gerektiğine inandırmıştı kamuoyunu. Nitekim de böyle olmuştu. 2001 yazında Tümer ve İlhan ikilisi aynı anda İstanbul’un yolunu tutuyordu. Tümer için artık o statta Beşiktaş forması giyme zamanıydı.

Tümer Metin 4 32001-2002 sezonunu 3. tamamlayan takımda gözden düşmeyen birkaç oyuncudan biri olmayı başarmıştı Tümer. Saf oyun tekniği, oyun görüşü ve doğal yeteneği İnönü tribünlerine kendisini inandırmasını sağlamıştı. Bir sonraki sezon Beşiktaş’ın 100. yılıydı ve taraftar şampiyonluk dışında hiçbir şey beklemiyordu. Beşiktaş yönetimi hem Galatasaray hegemonyasına son vermek hem de 100. yılda şampiyon olmak adına büyük hamleyi yapıyor, efsanesi Sergen’i ezeli rakibinden transfer ediyordu. Bu transfer Tümer’in alacağı dakikaları sınırlandıracaktı belki ama Tümer bu durumu sorun edecek durumda değildi çünkü onun da tek isteği Beşiktaş formasıyla şampiyonluk yaşamaktı. Beşiktaş sezon genelinde müthiş bir ivme yakalamış şampiyonluk yolunda Galatasaray’la müthiş bir rekabet içine girmişti. Fikstürde Galatasaray maçı öyle bir yerdeydi ki Beşiktaş’ın maçı kazanması Beşiktaş’ı şampiyon ilan edecek, Galatasaray’ın kazanması ise şampiyonu son haftanın belirleyeceği noktaya getirecekti. Beşiktaş bu maça gelene kadar sadece 1 kez kaybetmişti ve bu maçın da doğal favorisi konumunda çıkıyordu İnönü Stadyumu’nun çimlerine. Müthiş sert geçen mücadelede Galatasaray son dakikalarda yüklenirken iyice risk almış, arkada derin boşluklar vermeye başlamıştı. 85’te oyuna giren Tümer’e 3 dakika sonra büyük bir sorumluluk binecekti. Dakikalar 88’i gösterirken orta sahada Ahmet Dursun’un kafayla indirdiği top Sergen’in önünde kalmış, Sergen karşısında Bülent Korkmaz’la birebir kalmış ve sağ taraftan Tümer ok gibi fırlamıştı. Şampiyonluğu getiren golü atmayı çok istiyor, o deparı atarken aklından sadece bunu geçiriyordu. Ancak Sergen Tümer’in önüne topu yuvarladığında Tümer’in açısı çok daralmış, kendine şut imkanı yaratması çok zor bir hal almıştı. Kısa süre içerisinde iç muhakemesini yapıp topu Sergen’e geri yollayarak Beşiktaş’ın şampiyonluğunu ilan etmesinde başrol oynamıştı. Golü atamıyordu ama, asiste adını çok klas bir pasla yazdırıyordu. Yıllar sonra katıldığı bir TV programında bu pozisyonu ”Sergen’in filminde yardımcı oyuncu oldum.” diye betimleyerek Sergen’ın Tümer’e verdiği pası tekrar alabilmek için kasıtlı şekilde çapraza attığını keyifli bir dille anlatacaktı.

Rüya gibi geçen sezonun sonunda gelen şampiyonluğun ardından iki sezon daha Beşiktaş’ta forma giyen giyen milli futbolcu kariyerindeki en tartışmalı, en sansasyonel imzayı atarak İstanbul’un diğer yakasına, Fenerbahçe’ye transfer oluyordu. Her kim olursanız olun 3 İstanbul büyüğünden diğerlerine transfer olmak her zaman ve her koşulda tepki görülecek bir durum olmuştur. Ancak Tümer bu tepkileri yüksek dozdan alıyordu çünkü Beşiktaş taraftarı onu gerçekten çok seviyordu. Tümer bu transferi seneler sonra “Ben Beşiktaş’ı bırakmadım, Beşiktaş beni bıraktı.” diye  özetleyecek ve yazdığı otobiyografisinde bu transferin detaylarını uzun uzadıya açıklayacaktı. Nitekim Tümer Fenerbahçe forması giymeye başlamıştı ve Beşiktaş performanslarının altında kalmayan bir görüntü çizmişti ilk sezonunda. O sezon AZ Alkmaar’a attığı gol hala hafızalarda yer edinmektedir. 39 maça çıktığı sezonda attığı 7 golle takımına katkı veren Tümer -kader budur ya- bu kez de Fenerbahçe’nin 100. yılında şampiyonluk madalyası takıyordu boynuna. Ancak bu şampiyonluğun ardından kariyerinde talihsizler yaşayacaktı…

Süper Lig’e transfer olduğu 10 sezonun hemen hemen hepsinde düzenli ve istikrarlı şekilde sahada kalan Tümer kariyerinin ilk ciddi sakatlığını yaşıyordu 2007/08 sezonu başında. Aylarca sahalardan uzak kalan Tümer tam dönüp form tutmaya başlayacakken kasım ayında yine uzun süreli bir sakatlık yaşıyor ve resmen sezonu boş geçirmiş duruma geliyordu. O sezon sadece 6 maça ilk 11’de başlayabilen Tümer için talihsizlikler silsilesi devam ediyordu. Mevcut sakatlığını da atlatıp sahalara dönmenin planlarını yapan Tümer’in karşısına bu kez de askerlik problemi çıkıyordu. Türkiye’de kalırsa o dönemki mevcut yasa itibariyle 33 yaşına basan Tümer askere gitmek zorunda kalacaktı. Ama Tümer’in aklında yazın oynanacak EURO 2008 kadrosunda olmak vardı. Bunu gerçekleştirmek için özel çalışma izni alarak Yunanistan’ın yolunu tuttu Tümer. Bu durumu da bir röportajında şöyle açıklıyordu; “Ne Avrupa Şampiyonası ne de Dünya Kupası görebildim. Kariyerimdeki tek eksik bu. Grup elemelerinde emeği geçmiş bir insan olarak bu emeğin karşılığını orada yaşamak adına,  futbol oynamak adına ve orada bulunmak adına böyle bir tercihte bulundum.” Artık yeni adresi Larissa’ydı.

Askerlik sorunu olmasa gitmezdim, dediği Yunanistan’ın Larissa ekibinde 2 sezon oynayıp attığı 14 golün ardından ülke içinde bir transfer daha yapıyordu Tümer. Futbolculuk kariyerinin son imzasını attığı Kerkyra’da çok fazla maça çıkmadan futbolu bırakma kararı alıyor, ülkesine geri dönüyordu.

Profesyonel olarak oynadığı 18 sezona sığdırdığı 378 maç, 83 gol, 57 asist ve 5 kupanın yanı sıra birçok olayla veda ediyordu futbolculuğa. Futbolu bıraktıktan sonra birkaç sene futbolla ilgilenmek istemediğini söylese de çok geçmeden kendini yine futbolun içinde, bu kez eleştirilen değil eleştiren kısımda buluyordu. Spor yorumculuğu kariyerine halen aktif olarak devam eden Tümer futbolculuk kariyeri boyunca soyadının anlamı gibi ‘dayanıklı ve sağlam, metanetli’ olmayı başarmıştı. Zira ‘metin’ olmayan birisi bu kadar ağır tepkileri kaldıramayabilirdi…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Zonguldakspor 1996/97: Travmatik Sezon

Beşiktaş’ın 100. Yıl Şampiyonluğu

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More