Tugay Kerimoğlu: Turkish Delight

Galatasaray’dan Premier Lig’e uzanan kariyeriyle Türk futbolunun efsane orta sahalarının başında gelen Tugay Kerimoğlu

Türkiye günlerinde Tugay Kerimoğlu

Türk futbolunun ve aynı zamanda Blackburn taraftarlarının göz bebeği isimlerinden biri olan Tugay, 24 Ağustos 1970 senesinde Trabzon’da dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarının bir kısmını da doğduğu şehir olan Trabzon’da geçirdi ve Trabzonspor’un altyapısında forma giymeye başladı. Altyapı seviyesinde kendini hızlı bir biçimde göstermeyi başaran yetenekli genç orta saha, 1983 yılında kendini Galatasaray A2’de buldu. Galatasaray altyapısında da her geçen gün yeteneğinin üstüne koyarak ilerledi ve takvimler 1987’yi gösterdiğinde ilk profesyonel sözleşmesini imzalamaya hak kazandı.

Galatasaray’da 13 sene top koşturan Tugay, bu süreç içerisinde daha ilk senelerden Galatasaray taraftarının gönlüne girmeyi başardı. Orta sahanın hemen hemen her alanında görev alabilen Tugay hakkında Gheorghe Hagi, beraber oynadıkları dönemlerde Tugay’dan “Avrupa’nın topla en iyi oynayan orta sahalarından biri” olarak bahsediyordu. 1992 senesinden itibaren takımın kaptanlığını yapmaya başlayan Tugay, on üç yıllık Galatasaray serüveni boyunca 6 kez Süper Lig şampiyonu oldu ve Türkiye Kupası’nı da 4 kez kaldırmayı başardı. Kulübün gelmiş geçmiş en genç kaptanı unvanını da elinde bulunduran Tugay, 2000 senesine gelindiğinde kariyerini bir üst seviyeye taşımaya karar verdi.

Tugay Kerimoğlu Kimdir
Hertha Berlin’e attığı gol sonrası yaptığı bu gol kutlaması, Galatasaray taraftarınca hala hatırlanmaktadır.

1999-2000 sezonunda Fenerbahçe’den ve Trabzonspor’dan teklif alan Tugay, iki takımın teklifini de düşünmeden reddetti. Galatasaray kaptanı olarak ezeli rakip Fenerbahçe’den gelen teklifi kabul etmesi zaten beklenemezdi fakat Trabzonspor’dan gelen teklifi kabul edebilir ve kariyerini, kolay yoldan devam ettirerek, Trabzonspor forması altında bitirebilirdi. Halihazırda Türkiye’deki kariyeri içerisinde ulaşabileceği tüm başarılara ulaştığını düşünen Tugay, iki takımın da teklifini reddederek kariyerini bir üst seviyeye taşımaya karar verdi ve 1999-00 sezonunun ara transfer döneminde İskoçya’nın köklü kulüplerinden Rangers FC’nin yolunu tuttu. Rangers forması altında kendini göstermeye devam eden efsane orta saha, kısa süren İskoçya kariyerinin ardından kariyeri için oldukça büyük bir adım attı ve Premier Lig’e tekrardan yükselme başarısı gösteren eski şampiyon Blackburn Rovers’a transfer oldu.

Muhteşem gollerin skoreri

2001 yazında, Galatasaray’da kısa bir süre teknik direktörlük yapmış olan dönemin Blackburn teknik direktörü Graeme Souness tarafından 1,3 milyon poundluk bonservis bedeliyle transfer edilen Tugay Kerimoğlu, sezonun dördüncü maçı olan Sunderland maçıyla birlikte Premier Lig’deki ilk maçına çıktı. Birkaç maç sonra ilk golünü de bulan Tugay, daha ilk sezonu içerisinde taraftarın kalbini kazanmayı başardı. İngiliz taraftarların hakkında pek de bir şey bilmediği Türk orta saha, sezonun sonuna gelinmeden teknik ekibin ve taraftarın göz bebeklerinden biri olmayı başarmıştı. Geçirdiği iyi sezonun ardından takımdaki yerini sağlamlaştıran Tugay, başarılı Blackburn sezonunun mimarlarından biri olmuştu fakat Lig Kupası finallerinde cezası sebebiyle yer alamadı.  Medya tarafından Tugay hakkında kullanılan bir cümle hem Türk hem de İngiliz tüm futbolseverlerin aklına kazındı: “O gollerin muhteşem skoreri değil, muhteşem gollerin skoreri!”

Top dağıtmadaki becerisi, öldürücü pasları ve hedefe yönelik agresif oyunuyla birlikte Tugay’ın yeteneğinin erişemeyeceği hiçbir sınır yoktu. Her geçen sene takımdaki rolü daha da önem kazandı ve 2003-04 sezonunda “Sezonun Blacburn Rovers Oyuncusu” seçildi. İngiliz medyası tarafından da sık sık övülen Tugay’ın hiçbir zaman İngiltere’nin en iyi takımlarından birinde forma giyememesinin tek sebebi ilerleyen yaşıydı. Dönemin Blackburn teknik direktörü Mark Hughes’a sorulan “Tugay’ı on yaş daha gençken takımında görmek ister miydin?” sorusuna Hughes’ün verdiği cevap da bunu doğrular nitelikteydi: “Hayır, çünkü on yaş daha genç olsaydı Barcelona’da oynuyor olurdu.”

Blackburn formasını sekiz sene boyunca 280’den fazla maçta terleten Tugay, bu maçlarda toplamda 13 gol ve 4 asistlik katkı sağladı. İstatistikleriyle ölçülemeyecek bir oyuncu olan Tugay Kerimoğlu, Blackburn’e ve taraftarına kalbini ve ruhunu verdi. Galatasaray’da geçirdiği son dönemlerinde eleştirilere maruz kalmıştı ve Blackburn taraftarının kalbinde kazandığı yerle birlikte, İngiltere’de sekiz sene boyunca kariyerinin başlarındaki genç bir oyuncu gibi top koşturmayı sürdürdü. Doksan dakika boyunca durmadan takımı için elinden geleni yapan Tugay Kerimoğlu emekli olduğunda bir Blackburn taraftarı; “Hayatımda ilk kez bir pazar günü ağlayacağım galiba, gitme Tugay!” yorumunda bulunmuştu.

Efsanelere yakışır veda

Tarihler 24 Mayıs 2009’u gösterdiğinde Tugay, kariyerinin son maçı için Blackburn Rovers formasıyla sahadaydı. Tribünler onunla ilgili pankartlarla doluydu ve taraftarların bir kısmı da ona teşekkür etmek için Türkiye’nin renklerine sahip kırmızı-beyaz kıyafetler, fesler giymişlerdi. Türk bayrakları dalgalanıyordu. Kulübün kült kahramanlarından biri haline gelen Tugay Kerimoğlu, tünelden gök gürültüsü etkisi yaratan alkışlarla birlikte çıktı. Yalnızca Blackburn taraftarları değil, rakip West Bromwich’in taraftarları da Tugay’ı alkışlıyordu. Stadyumun dört bir köşesindeki herkes, Türk orta sahaya terinin son damlasına kadar verdiği mücadele için teşekkür ediyor ve şükranlarını sunuyordu.

Tugay'a muhteşem veda
Tribündeki birçok taraftar o gün Tugay maskesiyle stada gelmişti.

Maçın ardından kızını kucağına alıp Ewood Park’ta ve taraftarının önünde son bir yürüyüşe çıkan Tugay Kerimoğlu, tribünlerden gelen “Tugay, sen benim Türk lokumumsun!” sesleriyle birlikte duygu dolu anlar yaşadı. Gülmeye çalışıyordu fakat bir yandan da göz yaşlarıyla boğuşuyordu. Sert bir orta saha olan Tugay Kerimoğlu için bile o anda ağlamak çok normal bir şeydi. Ewood Park, herkes için çok duygu dolu anlara sahne oluyordu. Tribünlerdeki gösteriler hakkında sonradan açıklamalarda bulunan Tugay, olacaklardan kendisinin de haberi olmadığını ve bunun çok özel ve çok güzel bir gün olduğunu dile getirdi.

Takım arkadaşından sigara itirafı

Tugay Kerimoğlu’yla birlikte uzun süre Blackburn Rovers formasını terletmiş futbolculardan olan Matt Jansen, The Athletic’e verdiği bir röportajda Tugay için beklenmedik bir iddia ortaya attı. Röportajında eski takım arkadaşından ve sigara probleminden bahseden Matt Jansen, “Tugay hızlı ya da dayanıklı bir futbolcu sayılmazdı çünkü çok sigara içerdi. Günde 20 adet sigara içiyordu. Bir takım toplantısı esnasında Tugay aramızda yoktu ve biz de onu aramak için soyunma odasındaki tuvalete gittik. Soyunma odasının kapısının üzerinden sigara dumanları yükseliyordu. O zaman Tugay’ın orada olduğunu anladık.’‘ diyor ama arkasından Tugay’ın nasıl büyük bir oyuncu oluğunu da ekliyordu:

Evet, belki sigara kokuyordu ama çok büyük oynuyordu. Takımda kimse ondan sigarayı bırakmasını istemedi, hiçbir zaman. Onun buna rağmen muhteşem bir oyun görüşü vardı. O, benim birlikte oynadığım en iyi oyuncu. Oyun zekası harikaydı.

Futbol sonrası

Emekliliğinden hemen sonra eski teknik direktörü olan Mark Hughes’la birlikte çalışmaya başlayan ve Manchester City akademisinde koçluk yapan Tugay Kerimoğlu, Türk milli takımının teknik kadrosunda da görev aldı. 2010 yılında önce gençlik akademisi koordinatörü ve ardından da Gheorghe Hagi yönetimiyle birlikte yardımcı antrenör olarak Galatasaray’da görev alan Tugay, üç senelik aranın ardından Roberto Mancini’yle birlikte tekrar yardımcı antrenör olarak Galatasaray’ın yolunu tuttu. Bir sene süren bu maceranın ardından tekrar görevden ayrıldı ve çeşitli kanallarda yorumcu olarak görev aldı.

Blackburn'de Tugay Kerimoğlu sesleri! - Son Dakika Spor Haberleri

Tugay Kerimoğlu’nu efsane yapan şey yalnızca oynadığı futbol değildi. Mütevazi kişiliğiyle birlikte de İngiltere futbolunda popüler bir figür haline gelen Tugay; uzun saçları, kişiliği, teknik kabiliyeti ve doğal futbol yeteneğiyle onu izleyen tüm futbolseverlerin gönlünde taht kurmayı başardı. Eleştirildiği dönemler de olsa hepimizin hatırında büyük oyunlarıyla yer eden efsane orta saha, sonsuza kadar attığı inanılmaz gollerin videolarıyla anılacak, Türk ve İngiliz futbolunun en tahmin edilemez orta sahalarından biri olarak hatırlanacak. İngiliz spikerlerin maç anlatımı sırasında ona hitap ettikleri gibi bitirelim biz de; Teşekkürler Maestro


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Gökdeniz Karadeniz: Rusya’da Bir Fırtına

Fernando Alonso: Bir İspanyol Alevi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More