Mario Jardel: Bir Çocuğun Kahramanı Süper Mario

Süper Mario Jardel ve Galatasaray'ın damaklarda tadı kalan birlikteliği.

Kısa süre kalmasına rağmen Galatasaray taraftarında unutulmaz anılar bırakan Mario Jardel ve bir çocuğun gözünden portresi.

Şimdi de sağ kanat, Fatih… Başı döndü Real Madrid’in. Fatih içeriye doğru sokuldu, Fatih içeride. Şut pozisyonu Jardeeeeeel! Ve gol, ve gol, ve gol, ve gol, ve gol… İşte bu kadar. Kupa bizim, gol bizim! Mario Jardel!

2000 yılının 25 Ağustos gecesi Galatasaray’ı Avrupa’nın en büyük takımı yapan o unutulmaz golü izlediğimde 7 yaşında bir çocuktum. Halbuki daha birkaç ay önce futbol tutkunu bir çocuğun başına gelebilecek en güzel şeyi yaşadığımı düşünüyordum. Ancak dönemin Galatasaray’ı, beni ve benim gibi futbol tutkunu çocukları mutluluktan havaya uçurmak konusunda sınır tanımıyordu.

1996-2000 yılları arasındaki Galatasaray performansı, benim dünyadaki üçüncü ile yedinci yaşlarım arasına denk geliyordu. Bütün bir dönemi net bir şekilde hatırlamam mümkün değil elbette ancak başarılarla dolu bu dönemin meyvelerinin toplandığı, sefasının sürüldüğü ve hikayenin kusursuz son kısmının da Monako’da yazıldığı 2000 yılını her açıdan çok iyi hatırlıyorum. Bu yazıda, Galatasaray kariyeri yalnızca bir sezon süren Mario Jardel’in iz bırakan performanslarını hatırlamaya çalışacağız.

Galatasaray, yukarıda bahsi geçen dört yıl boyunca yurt içi ve yurt dışında başarı üzerine başarı kazanırken Mario Jardel de bu dönemi Portekiz Ligi’ne damga vurarak geçiriyordu. Porto formasıyla çıktığı 125 maçta 130 gol atarak sıra dışı bir performans gösteren Brezilyalı, doğal olarak birçok kulübün radarındaydı. Brezilya’dan Portekiz’e transfer olup böylesine mükemmel performans gösteren bir futbolcunun bir sonraki adresinin Türkiye olması pek alışkın olduğumuz bir senaryo değildir. Ancak Mario, günümüz futbol ekonomisinin akıl almaz transfer ücretleri için bile bir Türk takımının ödeyebileceğinin ötesinde bir bedelle, 16 milyon dolar karşılığında Galatasaray’a transfer oluyordu.

9 Ağustos 2000 – Mario Jardel’den sevgilerle

(Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu ilk maç, St. Gallen 1-2 Galatasaray)

Mario Jardel’in Galatasaray kariyerindeki en önemli golü şüphesiz Süper Kupa Finali’nde attığı o goldü. Ancak Süper Mario, kendisini izleyenleri büyülemeye bu maçtan önce başlamıştı bile. Galatasaray kariyerindeki ilk gollerine, Şampiyonlar Ligi Üçüncü Ön Eleme Turu ilk maçında İsviçre deplasmanında St. Gallen ağlarına iki gol göndererek imza atan Mario, uzak direğe gönderdiği kafa vuruşu ve sağ ayağının dışıyla köşeye gönderdiği akıl dolu vuruşla Galatasaray taraftarına sezon boyunca izleteceklerinin bir ön gösterimini sunar gibiydi. 2-2 biten rövanş mücadelesinde de bir gol kaydeden Jardel, çeyrek finalle sonuçlanacak 2000-2001 Şampiyonlar Ligi macerasına takımını taşıyan oyunculardan birisi olmuştu.

19 Ağustos 2000 – Merhaba Ali Sami Yen!                                                                       

(Süper Lig 2. hafta maçı, Galatasaray 7-0 Erzurumspor)

St. Gallen eşleşmesinin ikinci maçından hemen önceki hafta sonu Ali Sami Yen Stadı Mario Jardel ile tanışmaya hazırdı. Galatasaray’ın 7-0 gibi çarpıcı bir skorla kazandığı mücadelede tam beş gol atan Brezilyalı, Erzurumspor kalecisi Milorad Korac’a kariyerinin belki de en zor anlarını yaşattığı ikinci ve beşinci golleri ile gözlerin pasını silerken maç boyunca gösterdiği performansla da ne kadar üst düzey bir bitirici olduğunu da ispatlıyordu.

25 Ağustos 2000 – Kupa bizim gol bizim!   

(UEFA Süper Kupa Finali, Real Madrid 1-2 Galatasaray)

Mario Jardel’in beş gollük bu unutulmaz performansından sadece altı gün sonrası, Türk futbol tarihi için tarihi bir günü işaret ediyordu.  Türkiye ligini üst üste dört yıl boyunca şampiyon tamamlayan, o sezon Türkiye Kupası’nı ve en önemlisi Mayıs ayında UEFA Kupası’nı müzesine götüren Galatasaray, bu sıra dışı serüveni Monako’da, o sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid karşısında Süper Kupa için mücadele ederek tamamlayacaktı.

O gün kadrosunda Casillas, Roberto Carlos, Helguera, Makelele, Guti, Figo ve Raul gibi dünya yıldızları bulunan Real Madrid, Mario Jardel için pek de rastlanmadık bir rakip değildi. Nitekim önceki sezon Porto forması giyerken Şampiyonlar Ligi E Grubu’nda Real Madrid ağlarını Santiago Bernabeu’da bir kez ve Estadio da Dragao’da iki kez havalandırmıştı bile.

Kontrollü geçen ilk yarının sonlarına doğru Hakan Ünsal’ın, Ivan Campo’nun müdahalesiyle yerde kalması sonucunda 41. dakikada kazanılan penaltı vuruşunda Casillas ve topu ayrı köşelere yönlendirerek Galatasaray’ı 1-0 öne geçiren kişi Mario Jardel’den başkası değildi. İkinci yarıda Real Madrid, beklenen bir şekilde baskısını artırmış, daha fazla pozisyon üretmiş ve 79. dakikada Savio’nun ortasında Suat’a çarpan topun ardından Avusturyalı hakem Günter Benkö, bugün ilk etapta kesinlikle verilmeyecek, verilse bile VAR tarafından iptal edilecek bir penaltı kararı veriyordu. Raul’un attığı golün ardından mücadelenin normal süresi 1-1 tamamlanıyordu.

Dakikalar 102’yi gösterirken Real Madrid’in başını döndüren bir pas trafiğinin sonucunda Fatih Akyel’in yaygın tabirle “orta şut karışımı” vuruşunu sağ ayağının içiyle tek vuruşta tamamlayan Jardel, Casillas’ı bir kez daha avlayıp altın golle Süper Kupa’yı Türkiye’ye kazandırıyordu.

Galatasaray UEFA Süper Kupa'nın yıldönümünü unutmadı

Mario Jardel, 7 yaşındaki Galatasaray taraftarı, futbol tutkunu o çocuğun kahramanıydı artık. Mahallede “top oynadığı” her gün için hedefi çok netti: Takım arkadaşlarından birisi Hakan Ünsal gibi rakibin başını döndürecek, bir diğeri Fatih Akyel gibi içeri kat edecek ve o da Jardel gibi düşünecek, Jardel gibi serinkanlı vuracak ve Jardel gibi sevinecek ve sevindirecekti…

30 Eylül 2000 – Altın hat-trick

(Süper Lig 7. hafta maçı, Gençlerbirliği 1-4 Galatasaray)

Brezilyalı golcü, Erzurumspor maçının ardından ligde arka arkaya oynanan 3 maçı da boş geçmiyordu. Sırasıyla Bursaspor, Samsunspor ve Kocaelispor ağlarını sarsan Jardel, İstanbulspor mücadelesini boş geçerek verdiği bir haftalık aranın ardından bu kez deplasmanda oynanan Gençlerbirliği maçına damga vurmaya hazırlanıyordu.

Sonraki yıllarda Galatasaray forması giyecek Ümit Karan’ın golüyle 1-0 öne geçen Gençlerbirliği, Jardel’in ceza sahası içinde defansın hatasını fırsat bilerek ağlarla buluşturduğu topla ve Hagi’nin penaltıdan attığı golle ilk yarıyı geride kapatmıştı. İkinci yarının hemen başında Hagi’nin kafasından seken topa sol ayağının üstüyle gelişine yaptığı vuruşla Galatasaray’ı rahatlatan Jardel, Hagi’nin ortasında uzak direğe gönderdiği kafa vuruşuyla da maçın sonucunu belirliyor ve sağ ayak, sol ayak ve kafa vuruşu sonucunda attığı 3 golle altın hat-trick yapıyordu.

2000-2001 Şampiyonlar Ligi D Grubu ve Grup 2* aşamaları

O sezon Şampiyonlar Ligi D Grubu’nda mücadele eden Galatasaray’ın rakipleri Monaco, Sturm Graz ve Paris Saint Germain olmuştu. D Grubu’nu Sturm Graz’ın ardından 8 puanla ikinci sırada tamamlayan takımda üç golü olan Mario Jardel bu gollerin tümünü iç sahada kaydetmişti.

Grup 2’de ise rakipler ilk grupta da karşılaşılan PSG, İtalyan devi Milan ve İspanyol ekibi Deportivo La Coruna oluyordu. Bu grupta iki Milan maçında 2 gol kaydeden Mario Jardel takımının çeyrek finale yükselmesinde önemli bir rol oynuyordu.

3 Nisan 2001 – “Önce Real, sonra sürreal”

(Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçı, Galatasaray 3-2 Real Madrid)

Şampiyonlar Ligi’nde ilk grup aşamasını ve ikinci grup mücadelelerini başarıyla tamamlayan Galatasaray’ın çeyrek finalde karşılaşacağı rakip ziyadesiyle tanıdıktı: Real Madrid. 3 Nisan 2001 tarihinde Ali Sami Yen’de oynanan mücadelenin ilk yarısı Galatasaray için son derece karanlık geçmiş, Hagi’nin uzaktan denediği birkaç fantastik vuruş dışında hiçbir varlık gösteremeyen takım, Helguera ve Makelele’nin gollerine engel olamayıp soyunma odasına 2-0 geride girmişti.

Mircea Lucescu’yu saha kenarında bağırıp çağıran, oyuncularını azarlayan ya da mükemmel motivasyon konuşmaları yapan bir teknik direktör olarak tanımayız. Ancak, o devre arasında soyunma odasında neler konuşuldu ya da kim konuştu bilinmez, Pierluigi Collina’nın ikinci yarıyı başlatan düdüğüyle birlikte tribünde mükemmel bir atmosfer, sahada da bambaşka bir Galatasaray vardı. 47. dakikada Hasan Şaş, Makelele’nin müdahalesiyle yerde kalmış, Collina ise penaltı noktasını tereddütsüz işaret etmişti. Ümit Davala’nın penaltı noktasından, serinkanlılığa yeni bir boyut kazandırarak attığı gol geri dönüşün fitilini ateşliyordu.

Maçın ikinci yarısında oyuna dahil olan Fatih Akyel, Hagi’nin kafasından seken topu sağ kanatta göğsüyle önüne indirmiş içeri doğru katederken maçın kahramanlarından Hasan Şaş ceza sahası içerisinde bomboş kalmış ve Fatih’ten aldığı pası uzak köşeye göndererek 65. dakikada beraberliği sağlamıştı.

Fatih Akyel’in o akşam yapacakları bununla sınırlı değildi. İkinci golden tam on dakika sonra 75. dakikada yine sağ kanatta önünde bomboş bir alan buluyor, topu sürdükten sonra kafasını kaldırıp içeriye baktığında ise Mario Jardel’i görüyordu. Mario Jardel’in, Fatih’in kestiği mükemmel ortayı havada bir süre asılı kalarak Casillas’ın uzanamayacağı yere gönderdiği o gol Sabri Ugan tarafından şöyle anlatılıyordu:

“Süper Mario Jardel, affetmedi. Real Madrid’i bir kez daha affetmedi!”

Sabri Ugan bu unutulmaz cümleleri kurarken Jardel köşe gönderinde samba yapıyor, tribünler kelimenin tam anlamıyla yıkılıyor ve artık 8. yaşının içerisinde olan o çocuk da Galatasaray’ın ve Jardel’in kendisine yaşattığı bir başka mutluluğun keyfini çıkarıyordu. Bu unutulmaz mücadeleyi en güzel şekilde açıklayan ve yazının bu bölümünün başlığını oluşturan ifade ise ertesi gün Radikal Gazetesi tarafından atılan manşetti: Önce Real, Sonra Sürreal.

***

Mario Jardel Kimdir? » Bilgiustam
Jardel Sporting Lizbon forması ile

Çeyrek final rövanş maçını 3-0 kaybeden Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ne veda edecek ve ligi de şampiyon Fenerbahçe’nin 3 puan gerisinde ikinci olarak tamamlayacaktı. Mario Jardel ise o sezon forma giydiği toplam 41 müsabakada birbirinden güzel 31 gol kaydetmiş ve Galatasaray taraftarını asla unutamayacakları yeni bir kahramanla tanıştırmıştı.

Galatasaray taraftarı, futbol tutkunu ve mahalle maçlarında hayalindeki 9 numaralı formayla forvet pozisyonunda görev alan bir çocuğun, futbolu tam anlamıyla idrak ettiği dönemlerde her yönüyle hatırladığı kahramanı Süper Mario, bu bir senelik maceranın ardından Sporting Lizbon’a, Portekiz’e geri dönecek ve o sezon 30 lig maçında tam 42 gol kaydederek oralarda tarih yazmaya devam edecekti.

Yazının farklı bölümlerinde bahsi geçen çocuk için Jardel’in yeri hep farklı olmuş ve farklı kalacaktır. Rüyalarımızı net bir şekilde kategorize etmemiz söz konusu olmasa da rüyaların birçoğu için uyandığımızda vereceğimiz iki farklı tepki vardır: “Oh be! Rüyaymış.” ve “Tüh! Rüyaymış, keşke hiç bitmeseydi”. Süper Mario Jardel’in Galatasaray serüveni de benim ve birçok Galatasaray taraftarı için “keşke hiç bitmeseydi” kategorisinde yer alacak unutulmaz bir rüyaydı.

 

*Dönemin Şampiyonlar Ligi statüsü gereği gruptan çıkan takımlar, tekrar farklı gruplarda mücadele ederek ilk iki sırada yer almaları halinde çeyrek final oynamaya hak kazanıyorlardı.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Futbol Oynamak İçin Ne Gerekir: Panyee FC

Ateş ve Buz: Michael Schumacher – Mika Hakkinen

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More