Sporun Mabetleri

Mekanlar hatıraların temelidir. Onlar anıları bir beşik gibi korur ve kollarlar. İçerisinde yaşananlarla beraber zamanla mekanlar da ruh kazanır, tarihin istikrarlı ve sağlam tanıkları olurlar. Huzurlarınızda birbirinden köklü geleneklere sahip 6 spor arenası!

Wembley

Wembley, rahatça söylenilebilir ki, dünyadaki en ünlü stadyum ve sporun mabetleri denildiğinde belki de akla gelen ilk yer. Orijinal ismi “İmparatorluk Stadyumu” olan bu şaheserin yapımı 1923’te tamamlandı. Mimarları Sir John William Simpson, Maxwell Ayrton ve Sir Owen Williams olan bina, aslen Britanya İmparatorluk Sergisi için inşa edildi. Avrupa’daki en yüksek ikinci kapasiteye sahip stadyum olan Wembley’in alametifarikası ise mimari bir harika olan “Twin Towers”. Stadyumun girişinde bulunan kuleler, Wembley’i Wembley yapan unsurların başında geliyor.

sporun mabetleri - Wembley

Wembley, inşa edildiği günden beri sayısız spor etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bunların en önemlisi de 1923’ten beri (yıkılıp yeniden yapıldığı dönem hariç) her yıl orada oynanan FA Cup Finalleri. İngiltere’nin evinde kazandığı 1966 Dünya Kupası Finali, Euro 96 Finali, 5 Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finali ve 1948 Yaz Olimpiyatları ise Wembley’in ev sahipliği yaptığı diğer büyük spor olayları. Ayrıca yapıldığı günden beri İngiltere Milli Futbol Takımı’nın resmi stadyumuydu.

Wembley bilhassa müzik sevdalıları için de çok özel bir mekandı. 1985’teki Live Aid konseri, Queen’in ikonik solisti Freddie Mercury’nin veda konseri, Nelson Mandela’nın 70. doğum günü için düzenlenen konser akla ilk gelenler. Ayrıca Michael Jackson, The Rolling Stones, Pink Floyd, Oasis, The Who, Celine Dion gibi grup ve sanatçılar da burada konser verenler arasında.

Yeni Wembley Stadyumu

Başta da belirttiğim gibi, Wembley tam anlamıyla bir tarih tanığıydı. Müthiş mimarisi ve tecrübelerinin bolluğu, onu dünyanın en ünlü stadyumu yapmaya yetti de arttı bile. 7 Ekim 2000’deki İngiltere-Almanya maçıyla son görevini tamamladı ve yerini yeni hâline bıraktı. Bize de her ayrılıktan sonra olduğu gibi sadece hatıralar kaldı.

Wimbledon Merkez Kort

Tek ve biricik çim saha Grand Slam’i, Federer’in arka bahçesi, beyaz kuğuların geçit töreni… Burası Wimbledon. Tenisin kalbinin attığı yer. Turnuvanın kalbi ise tabii ki merkez kortta atıyor. Finalin ve önemli maçların oynandığı “Merkez Kort”un konumu zaman içinde birkaç kez değişti. İlk başta turnuvanın ev sahibi “All England Lawn and Croquet Club”ın Worple Road, Wimbledon’daki alanında yer alan Merkez Kort, 1922’de kulübün hâlen kullandığı Church Road’a taşındı.

Wimbledon Championships 2019 has a Unique Tickets System - EssentiallySportsMerkez Kort’la ilgili en büyük tartışmalardan biri hiç şüphesiz çatı konusu. Tenis, diğer sporların aksine hava koşullarından çok çabuk etkilenen bir spor ve bundan ötürü büyük turnuvaların yapıldığı çoğu sahada açılır-kapanır özelliğe sahip çatılar vardır. Wimbledon yönetimi uzun tartışmalar sonunda 2006’da bunlardan birini yaptırmaya karar verdi. 3 sene sonra Nisan 2009’da yapımı biten çatı; Andre Agassi, Steffi Graf, Tim Henman ve Kim Clijsters’ın katılımıyla yapılan bir gösteri maçında kullanıma açıldı.

Borg-McEnroe, Becker-Lendl, Ivanisevic-Rafter, Nadal-Federer, Djokovic-Federer ve daha nice efsanevi maçlara şahit oldu bu ihtiyar stadyum. Her zaman mükemmel biçilmiş çimleriyle ve beyazdan başka renge izin vermemesiyle hep çok klastı. Yıllardır küçük çocukların sarı bir topa küçük raketleriyle vurmasına sebep oldu. Ve olmaya devam edecek çünkü o, Wimbledon Merkez Kort.

Madison Square Garden

Gözünüzde bir NBA maçı canlandırın: Sahada hayal bile edemeyeceğiniz hareketler yapan sporcular; saha kenarında ilk sıradan biletlerini alan ünlü şarkıcılar, oyuncular, yönetmenler; devre arasında herkesin bir şovmuşçasına eğlendiği etkinlikler var. Herkes çok mutlu ve “Amerikan Rüyasını” yaşıyor. İşte böyle bir maçın stadyumu olarak hayal edilmeye, ancak ve ancak Madison Square Garden yakışır.

La versión argentina del Madison Square Garden: así será el primer estadio “arena” de Buenos Aires - Diario Financiero

MSG, basit bir tabirle New York’taki spor organizasyonlarının merkezi. İsmini ABD’nin dördüncü başkanı James Madison’dan alan spor kompleksi, 1968’de açıldı. NBA’nın en köklü kulüplerinden New York Knicks’e ve NHL’de mücadele eden New York Rangers’e ev sahipliği yapan stadyum, Dünyanın en ünlü muhitlerinden Manhattan’da yer alıyor. İsminde bir sponsor adı olmayan son NBA arenası olma özelliğini taşıyan MSG’nin basketbol müsabakaları için geçerli olan seyirci kapasitesi ise 19,812’dir.

“The Garden”ın bir başka ünlü olduğu konu ise ev sahibi olduğu konserler. The Police, Madonna, Led Zeppelin, Bruce Springsteen ve Michael Jackson, bu özel mekanda konser verme onuruna erişebilenlerden bazıları. Ayrıca rock efsanesi John Lennon’ın da cinayete kurban gitmeden önceki son konseri buradaydı.

Madison Square Garden sporun mabetleri

Basketbol açısından ise çok zengin anılara sahip bir yer The Garden. NYK’nin baş belası Reggie Miller’ın MSG’nin müdavimi ünlü yönetmen Spike Lee ile atışmaları, Jordan’ın Knicks’i tarumar etmeleri, Melo’nun son saniye basketleri bu ünlü mabette yaşandı. “90’larda NBA” denilince ilk akla gelen şeylerden biri olan stadyum, günümüzde varlığını sürdürmeye ve anılara ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Crucible Tiyatrosu

Bir spor dalında, belli bir “müsabaka alanı”nın bu kadar ünlü ve baskın olması nadirdir. Snooker denildiğinde akla ilk Crucible Tiyatrosu gelir. İngiltere, Sheffield’da bulunan tiyatro, 1971’de kullanıma açıldı. 1977’de o zamanlar düzenlenecek yer bulma sıkıntısı çeken Dünya Snooker Şampiyonası’na ilk defa ev sahipliği yaptı. O gün bugündür Steve Davis, Ronnie O’Sullivan, Stephen Hendry gibi şampiyonların hikayesine tanıklık ediyor.

Sporun mabetleri snooker

Crucible, adı üstünde, öncelikle bir tiyatro. Yıl içinde birçok tiyatral şova ev sahipliği yapıyor. Ama yukarıda da belirttiğim gibi onu özel yapan şey, Dünya Snooker Şampiyonası’nın düzenlendiği yer olması. Snooker’ın yıllar geçtikçe popülerleşmesiyle bu özel turnuvanın ev sahipliği için birçok teklif gelse de, 43 senedir yerini kimseye kaptırmadı Crucible. Ve kaptırmamaya da devam edecek gibi gözüküyor. Bu da geçmişini terk etmeyen ve geleneğe bağlı kalmayı sevenler için son derece iyi bir haber.

Kapasitesi 980 kişi olan bu ikonik bina, bir çınarın etrafında olan biten her şeye yüzyıllarca tanık olması gibi anıları içinde biriktirdi. Snooker sporunun önemli isimleri burada en özel anlarını yaşadılar, bu basit tiyatroda kendilerini kanıtladılar. Ve şimdi bu tiyatro hepsinden daha büyük, daha da güçlü bir şeye dönüştü: Bütün güzel anıların biricik beşiğine… Sonsuza dek.

Silverstone Pisti

Motorsporlarına ilgi duymayanlar için pistler çok bir şey ifade etmeyebilir. Ama bir kez bu dünyaya girdiğinizde, pistlerin ne kadar keskin bir önemi olduğunu idrak edersiniz. Silverstone da bu “özel kullanım için inşa edilen yolların” en değerlilerinden biri.

Britanya - Silverstone F1 Pisti | Melek Kadınlar KulübüAslen Britanya Hava Kuvvetleri’nin kullanımı için inşa edilen Silverstone, 1943’de açıldı. Savaşın bitişinden sonra 1947’de bir grup gencin burada araçlarıyla yarışmasıyla ilk defa motorsporları amacıyla kullanıldı. Sonraki sene Royal Automobile Club (RAC), İngiltere’de düzenlenecek bir Grand Prix için burayı seçti. Gerisi ise tarihin ta kendisiydi. 1950’de gelmiş geçmiş ilk Formula 1 yarışına ev sahipliği yaptı. Ayrıca 1950 İngiltere Grand Prix’i, mevcut kral ve kraliçenin katıldığı ilk ve tek motor yarışı olarak tarihe geçti. O günden beri bazı aralar olsa da düzenli olarak Britanya Grand Prix’ine ev sahipliği yapıyor.

Ünlü Maggotts ve Becketts virajları

Eskiden bir hangar olması, bulunduğu alanın çok geniş ve kendine has olması, yüksek hızlı dönüşlerle dolu bir pist olduğundan her zaman heyecanlı yarışlara ev sahipliği yapması nedeniyle F1 camiası Silverstone’u hep çok sevmiştir. Fangio, Senna, Mansell, Schumacher bu özel pistte yarış kazanmayı başarmış pilotlardan sadece bazıları. Burada en çok galibiyet alan pilot ise 7 yarışla yaşayan efsane Lewis Hamilton. Daha nice şampiyon pilot burada en önemli galibiyetlerinden bazılarını kazanacak bilinmez. Ama şunu her zaman bilebiliriz, Silverstone bize her zaman heyecanlı ve tarihi yarışlar sunmaya devam edecek.

Maracanã

Maracanã, Brezilya’nın Rio De Janeiro şehrinde bulunan dünyaca ünlü bir stadyum. Orijinal ismi “Estádio Jornalista Mário Filho” olan stat, Brezilya’da düzenlenen 1950 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için inşa edildi. Yaygın kullanılan ismi Maracanã ise, bölgedeki bir nehirden geliyor. Yapıldığı zaman 200.000 kapasiteye ulaşabilen bir stadyum olan Maracanã, 2010-2013 arası yapılan tekrar düzenlemeyle net 78.838 kapasiteye indirildi. Bu sayı da onu Brezilya’nın en büyük, Güney Amerika’nınsa Estadio Monumental’dan sonra ikinci en büyük stadı yapıyor.

Maracanã denilince akla gelen ilk şey, tabii ki 1950 Dünya Kupasıdır. O dönemki formata göre Urugay’la oynadığı son maçta, Brezilya’ya beraberlik bile şampiyonluğu getiriyordu. 200.000’i aşkın sayıdaki taraftarın önünde maça çıkan Brezilya, maçta ilk golü bulmayı başarır. Fakat sonra 2 golle maçı ve kupayı kazanan Uruguay, bütün bir toplumu suskuna çevirir. Bu maç, kendini kutlamalara hazırlayan Brezilya halkını şoka uğratır. Bu olay , daha sonraları stadyumun ismine ithafen “Maracanazo” adıyla anılmaya başlanır.

Sporun mabetleri MaracanaBelli bir trajediyle akıllara kazınmış tek stadyumdur belki de Maracanã. 70 seneyi devirmiş bir çınar, gerçek anlamda bu yazıda “tarih tanığı” olmayı en yakından başarabilmiş yapıdır. Hâlâ Flamengo ve Fluminense’nin ev sahipliğini yapmaya devam ediyor. Birçok özel olaya da ev sahipliği yapmaya devam edecektir. Bize de ne kadar kötü şeyler yaşasak yaşayalım, yine de ayakta kalmaya ve umut etmeye devam etmeyi öğretiyordur belki de bu şekilde.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Simona Halep: Kortların Hagi’si

Tarihin Orta Yerinde Bir LeBron

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More