Skandal mı? Komplo mu?

Serie A’nın neredeyse yok olmasına neden olacak Calciopoli skandalı

2006 yılının mayıs ayında İtalya polisi GEA World adlı menajerlik şirketi hakkında bir soruşturma yürütüyordu. Bu yürütülen soruşturma sırasında fark edilen bağlantılar, o tarihten itibaren Serie A’nın neredeyse yok olmasına neden olacak bir skandalın ilk ayak sesleriydi.

GEA World, o dönem Juventus’un Başkanlığını yapan Luciano Moggi’nin oğlu Alessandro Moggi’ye ait. Franco Zavaglia, Riccardo Calleri ve Ivan Vecchietti ile ortak kurulmuş bir menajerlik şirketi.

Aslında konu tam olarak buradan başlıyor. O dönem İtalya milli takımı teknik direktörü olan Marcelo Lippi’ye baskı yapılarak GEA World’un portföyündeki oyuncuları milli takımda oynatması istendiğine dair iddialar araştırılır. Daha sonra bu suçlamalardan aklanacak Lippi, soruşturmanın farklı bir boyuta ulaşıp, İtalyan futbol ekonomisini yerle bir edeceğini tahmin ettiğini hiç sanmıyorum.

Bu skandalı konuşurken iki farklı bakış açısıyla olaya yaklaşmak gerek. Zira, olay tek boyutlu değil..

Luciano Moggi, Juventus’un sportif direktörü ve de son derece etkin bir adam. Onun gibi Juventus’u idare eden bir diğer isim Ceo Antonio Giraudo‘da çok etkin bir isim.

Luciano Moggi e Antonio Giraudo

2004-05 ve 2005-06 sezonlarında elde edilen şampiyonluk sonrası Lippi’nin davasındaki elde edilen bilgiler başka bir soruşturma için ilk adımı oluşturuyor. Polis daha sonra calciopoli olarak isimlendirilecek davanın araştırmasına başladığında bazı telefon kayıtlarına ulaşıyor.

Ulaşılan telefon kayıtlarında Moggi’nin hakem atamalarına müdahale ettiği anlaşılıyor ama bu atamalar kendi takımıyla ilgili değil. Burada bir şeyi açıkça belirtmek gerek. Moggi’nin hiç bir Juventus maçında şike yaptığı tespit edilmiş değil ama hakem atamalarını herkesten önce biliyor (bu konuda tape var). Hakem atama komitesi ile aralarındaki ilişki, resmi olarak kanıtlanmasa da suistimale açık.

Bu arada Moggi ve Giraudo’nun nasıl manipülasyon yaptığını anlatmak gerek çünkü zekice. Atamaların hiç biri kendi takımları ile alakalı değil. Hep bir sonraki hafta oynayacakları rakibin, o haftaki maçına istediği hakemi atanmasıyla ilgili. Moggi ve Giraudo, kendi maçları yerine rakibin maçlarını manipülasyon yapıyor. Rakibin en iyi oyuncuları bir sonraki maçta kart cezalısı olması sağlanıyor. Ve rakip Juventus maçına en iyi oyuncularından yoksun çıkıyor.

Bu kanıtlanması oldukça zor bir iddia. Ayrıca bu iddiaya delil olabilecek çok maçta da yok. 17 farklı maç ele alındı ancak sadece 1 maçtan suçlu bulundu Moggi. Parma vs. Lecce… Ama bu olayında Juventus ile ilgisi yok.  Moggi, yakın arkadaşlarından Fiorentina sahipleri Della Valle ailesinin ricasını yerine getiriyor (Fiorentina’da davalı kulüpler arasında).

Fiorentina o sezon, küme düşme potasında ve rakibi Parma. İtalya liginde 17. takım 18. takımla Play-off oynuyor. Fiorentina bundan kurtulmak için Moggi’den yardım istiyor ve Parma vs. Lecce (berabere bitmesi isteniyor) maçının hakem ayarlaması yapılıyor. Sonuç olarak Fiorentina 16. oluyor ve Play-off oynamıyor. Parma ise play-off oynamak zorunda kalıyor (bu arada Parma ayarlanmış maçta Lecce’yi yeniyor).

Bu noktada Juventus ekseninden çıkmak istiyorum. Zira diğer suç addedilmiş takımlar hakkında da birkaç söylemek gerek. Fiorentina, daha sonra tape’lerde de kanıtlanmış bu suçtan ceza aldı. Buna göre Serie B’ye düşürüldü ancak itiraz edildi ve sonucunda Serie A’ya geri alındılar ve -15 Puan ile lige başladılar.

Skandalın büyük isimlerinden biri de Milan’dı. Aslına bakarsanız, skandal ilk patlak verdiğinde Roma dışında Serie A’daki her takım suçlanmıştı. Ayrıca Serie B’deki tüm takımlarda suçlanıyordu. Ancak daha sonra olay birkaç takım eksenine kaydı.

Milan’da dava sonucu –8 puan ile Serie A’da başlamasına karar verildi. Milan’ında hakem kararlarına etki edebilecek dostluk, arkadaşlık ilişkileri olduğuna kararı verildi. O dönem Milan’da yönetici olan Leonardo Meani ile Gianluigi Pairetto’nun ilişkileri ortaya çıktı. Adriano Galliani bunu ret etti ve Meani’nin kendi başına hareket ettiğini söyledi. Kulübün Meani’nin hareketlerinden sorumlu olmayacağını söyleyerek (tanıdık geldi mi?) kendini ve Milan’ı savundu. Mahkeme, aradaki ilişkiyi gösteren iddialar için TiM (bir GSM operatörü) konuşmalarının dinlenmesi ile oluşan tape’leri baz alıyordu.. Milan ve Juventus’lu yetkililer, bunun bir komplo olduğunu iddia ettiler. Bir çok tape’nin özellikle Internazionale‘li yetkililerin konuşmalarının yer almadığını savunuyorlardı. Bu madalyonun diğer yüzüydü ve buna daha sonra geleceğiz.

Galliani, Meani’nin yaptıklarından haberi olmadığını söylemişti ve bunu söylediği tarih 2006 yılıydı. Ancak Moggi’nin avukatlarının sıkı araştırması sonucunda kayıp konuşmalar bulundu ve ortalığa döküldü.

Adriano Galliani

Buna göre Pairetto ve Bergamo, Galliani ile konuşurken, Milan için “biz” diye bahsediyordu. Bir çok gizli ilişki ve taraftarlık kokan gönül bağları ortaya dökülmüştü. Soruşturmanın başında olan ve delil karartma konusunda kötü bir şöhrete sahip Attilio Auricchio‘ya bu tapeler sorulduğunda “soruşturma için önemsiz görünmüştü” diye cevaplamıştı. Oysa, bu tapeler 2006’daki mahkemede yer alsaydı, 2005-2006 şampiyonu Roma olacaktı.

Pierluigi Pairetto ve Paolo Bergamo

Lazio’ya verilen cezayı kimse anlayamadı. Zira Fiorentina başkanları Della Velle ailesi, Lazio’ya şike teklifinde bulunmuş, Lazio başkanı bunu derhal ve kati süretle ret etmiş olmasına rağmen, federasyona bildirmediği için ceza aldı. -3 puan ile lige başladılar.

Tabi ki tek başına sportif direktör Moggi’yi suçlamamak gerek. Juventus Ceo’su Antonio Giraudo da hakem atamalarına etki ettiği iddia edilmişti. Hakem atamaları için o dönemin bizdeki MHK’ye denk gelen Hakem Atama Komitesinin başındaki Pierluigi Pairetto ve Paolo Bergamo ile yakın ilişki halindeydi.

İddialardan biri de, Pairetto ve Bergamo’ya birer Maserati (Maserati, Fiat grubuna bağlı bir marka ve Juventus’un sahibi FIAT’ın da sahibi olan Agnelli Ailesine ait) hediye edilmesiydi. Daha sonra mahkemede bu araçların parasının Pairetto ve Bergamo tarafından ödendiği belgelendi ancak şüphe hep kalıcı oldu.

Başka bir iddiada yabancı sim kartların görüşmeler için kullanıldığıydı. Moggi’nin hakem atamalarını yapmak için kullandığı yabancı sim kartlar olduğu öne sürüldü. Moggi ve Giraudo’nun sim kartlar gönderdiği tespit edildi ama konuşmalarda atamaya müdahaleye dair bir bulguya rastlanmadı.

Moggi ve Giraudo’nun iki hakem atama komitesi başkanı ile yakın ilişkisinden çıkar sağlama olasılığı nedeniyle ceza aldılar ve Juventus küme düştü. Diğer takımlarında Juventus’tan pek farkları yoktu. İşte, tamda bu noktada madalyonun diğer yüzüne bakmak ve birde kesin suçlu olarak addedilen Juventus’un iddialarını anlatmak gerek. Zira onların iddialarının dayanağı bir hayli kuvvetli.

Juventus’un başkanları Moggi ve Giraudo hiçbir zaman hakem atama komitesi başındaki Pairetto ve Bergamo ile aralarındaki ilişki saklamadılar. Hatta, onları en çok arayanın o dönem ki Internazionale başkanı Giacinto Facchetti (eski Internazioanle’li futbolcu aynı zamanda) olduğunu söylediler. Bergamo da, kendisini en çok arayanın Facchetti olduğunu itiraf etti. Ama aralarındaki telefon konuşmaları o dönem ki (2006) mahkemeye sunulmadı (yukarıda bahsettiğim Attilio Auricchio’nun gereksiz gördüğü sonrada yok olan kayıp tape’ler).

Giacinto Facchetti

Çünkü, o tapeler yoktu. Bu tapeler Juventus’un komplo savı için önemliydi. Çünkü, tapeler dönemin TİM başkanı Tronchetti Provera tarafından sümen altı edildiği de iddia ediliyordu. Tronchetti Provera kimdir? Merakınızı gidereyim.. Provera, Massimo Moratti’nin (Internazionale’in sahibi) yakın dostu, Internazionale hissedarı ve Pirelli’nin başkanlığını yapmış (Internazionale’in forma sponsoruydu) biriydi.

Tronchetti Provera

Juventus’un dava konusu olmasına sebebiyet veren konuşmaların dinleme yetkisini Moratti’nin isteği üzerine kendisinin verdiği söylentileri çıktı. Yani, yine bir yasa dışı dinleme operasyonu vardı ve bunu bir GSM operatörü başkanı emretmişti. 2010 yılındaki mahkeme sırasında, bu iddia bir tanık tarafından tekrar dillendirildi. Caterina Plateo (bir TİM çalışanı), dinlemelerin Tronchetti tarafından emredildiğin, Internazionale’in çıkarları için futbol dünyasında casusluk yapıldığını söyledi.

Juventus’u suçlu gösteren tapeler olduğu gibi dururken Internazionale’e ait hiç bir tape yoktu. Juventus tarafının iddiaları bununla sınırlı kalmadı. Sistemin Internazionale tarafından yönetildiğini, Başbakanın Milan’ın sahibi olduğunu, bu durumda Moggi ve Giraudo’nun nasıl bu suçları işleyebileceğini sordu mahkemeye.

Bu arada Berlusconi (İtalya eski başbakanı ve Milan Eski sahibi) bu konuya müdahil olmadı. Çünkü, İtalya’nın yarısı Juventus taraftarıydı ve seçimi kaybetmiş bile olsa tamamen yenilmiş sayılmazdı. Kendini ve politik kariyerini riske atmadı. Olay göründüğünden çok daha karmaşıktı. Tüm bu kargaşanın üzerine Juventus baş avukatı Cesare Zaccone, oyuncu ilişkileri (transferler) için suçlanan Moggi için bir mahkeme başvuru dilekçesi hazırladı. Ancak, dilekçe hiçbir zaman yürürlüğe konmadı çünkü, FIFA ve UEFA bu tip bir konunun tüm kıtayı etkileyeceği konusunda Juventus’u uyardı ve daha sonra baskı yaptı.

Yani, konu sadece İtalya ile sınırlı değildi. Tüm Avrupa kıtası etkilenecekti (Bundan bir kaç yıl sonra FIFA ve UEFA’da rüşvet operasyonu yapıldı). Bunun önüne geçildi ve Juventus davayı hiç açmadı. John ve Lapo Elkann kardeşleri bu yüzden Juventus taraftarı hiç affetmedi ve bunun bir Fiat iç meselesi olduğuna dair söylentiler ortaya atılmaya başlandı. Bu söylentilere göre ;

John ve Lapo Elkann, Fiat’ın sahibi Gianni Agnelli‘nin ölümü sonrası mirasın kaldığı, Agnelli’nin kızının iki oğlu. Futbol ve Juventus ile bir işleri yok. Ama Fiat konusunda son derece istekliler.

John ve Lapo Elkann

Angelli’nin ölümü peşinde bir çok sorun bıraktı. Büyük bir mirastı arkasında bıraktığı. Fiat grubu ve İtalya’nın en büyük futbol kulübü. Son derece etkileyici bir miras. Benim tercihim Juventus olurdu ama Agnelli ile bir kan bağım ne yazık ki yok.

Hisseler iki müsrif toruna kalmış olabilirdi ancak Fiat yönetimi Luca di Montezemolo‘ya geçmişti. John Elkann kulüp ile ilgilenmeye başladı. Di Montezemolo ile kurduğu ilişki sonrası o da artık Moggi’yi istemiyordu dahası Moggi artık sorun olmaya başlamıştı. Gianni Angelli’nin güvendiği bir adamdı Moggi ama Di Montezemolo ondan hoşlanmıyordu ve kulüpte kaldığı sürece yüzde yüz kulübe sahip olamayacaklarını biliyordu. Ancak Juventus hissedarı da olan Moggi’den kurtulmak kolay değildi.

Luca di Montezemolo

Tüm bunlar yaşanırken kulüp ile istekli başka biri daha vardı. Andrea Agnelli… Agnelli, soy ismine sahip son erkek çocuktu. Gianni Angelli’nin kardeşi Umberto’nun oğluydu. Di Montezemolo ve Elkann kardeşler tarafından yönetimden uzaklaştırıldı ve artık tek problem Moggi ve Giraudo ikilisiydi.

Massimo Moratti

Di Montezemolo ikisinden de kurtulmak için yollar ararken Internazionale’in sahibi Massimo Moratti ona bir teklifte bulundu. Bu arada bu iki isim iş ortağı. Moratti, Di Montezemolo’ya, Formula 1’de yarışan Fiat grubunun en prestijli markası olan Ferrari için TİM sponsorluğunu teklif etti. Yanında da TİM’in yasa dışı dinleme yaparak elde ettiği Moggi ve Giraudo’nun hakem atamalarına etki ettiğine dair belgeleri verdi.

Bu arada bu iddiada bulunanlar bunu bir kaç olayla destekliyor.

Buna göre ;

  • TAR (üst mahkeme) yapılacak itiraz, Juventus’un isteği ile geri çekilecekti. Bu sayede Serie A’da kalacaklarını düşündüren açıklamalar yayınlanmaya başlandı. Beklenti bu yöne sevk edilerek taraftar baskısının önüne geçildi. Bunu, Internazionale ikinci başkanının sahip olduğu La Gazzetta Dello Sport üzerinden yaptılar.
  • Dava ile birlikte ortalığın karışacağı bir anda ve Internazionale ile Juventus’un karşı karşıya geleceği kesin iken TİM, Juventus’un sahibi Fiat grubuna ait bir markanın Formula 1 sponsoru olmuştu. (24 mayıs 2006)
  • Dava başladığı anda Futbol Federasyonunun başına getirilen Guido Rossi dava sonunda Juventus’un küme düşürülmesinin ardından istifa etti ve önce TİM başkanlığına, daha sonrada Fiat için danışmanlık yapmaya başladı. Bu arada şunu belirtmeden geçemeyeceğim Guido Rossi eski bir Internazionale başkanı ve kulübün hissedarı.

Tüm bunlar gerçekleşince Juventus taraftarı, kulübün bilerek savunulmadığını, bunun Juventus’u zarara uğratsa bile bir güç savaşı olduğuna inandırdı kendini ve Moggi ve Giraudo her ne kadar tekin olmasalar da onlara inanmayı seçtiler.

Bu arada, Luca di Montezemolo kulüpten uzaklaştırmak için uğraştığı Agnelli soy isminin son taşıyıcısı olan Andrea Agnelli, Juventus’un şu anki başkanı olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. 2010 yılında kuzeni John Elkann tarafından Juventus başkanı olarak atandı. Bunu birazda kamuoyunun yasal mirasçı olarak gördüğü Andrea Agnelli’nin Fiat konusunda canını sıkmaması için yaptı.

Andrea Agnelli, Pavel Nedved ve Giuseppe Marotta

2009-2010 sezonu da kötü geçmişti. Ve Angelli gelir gelmez Giuseppe Marotta‘yı Sampdoria’dan transfer etti ve sportif direktör olarak atadı. Bir sezon sonra Antonio Conte ile başlayan ve Massimiliano Allegri devam eden saltanatın temelini attılar ve 2010’dan bu yana 7 şampiyonlukları var.

Juventus taraftarının haklılığı 2010’da kayıp tape’lerin ortaya çıkması ile ortaya çıktı ve şampiyonluğu geri istediler. Hatta birkaç sene öncesine kadar hala 2005-2006 şampiyonluğu kime gidecek davası devam ediyordu ve mahkeme ’de kalmasına karar verdi. 10 yıl sonra resmen 2005-2006 sezonu şampiyonu olarak kaldı Internazionale. Roma dışında 19 takım ile başlayan sonunda Juventus, Milan, Fiorentina, Reggina ve Lazio’nun ceza aldığı, aradan geçen zamana rağmen hala birbirini suçlayan tarafların bulunduğu ve muhtemelen de üzeri hiçbir zaman tam anlamıyla kapanmayacak bir skandal Calciopoli

Öyle ki, FIFA ve UEFA’nın bile müdahil olarak üzerini örtmeyi istediği ilişkiler ağı var tüm bunların altında. Moggi bir çok davada kendini aklasa da, Giraudo ile birlikte sütten çıkma ak kaşık olmadıkları biliniyor. Sonuç olarak futboldan ömür boyu men edildiler ve isimlerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. 2010’da ortaya konan TIM belgeleri ve ifadeler ile birlikte aslında İnter’inde göründüğü kadar temiz olmadığı aşikar.

2005-2006 sezonun asıl şampiyonu Roma olarak tescil edilmesi en adil olanı gibi duruyor. Zira, herhangi bir kirli ilişkinin içinde dava boyunca isimleri geçmedi. Belki böyle olsaydı, Serie A’nın seyir zevki 2000’li yılların başındaki şaşalı dönemine çabucak geri döner ve dünyanın en iyi ligi ünvanını İngiltere ligine kaptırmazdı.