Servet Çetin: Çetin Adam

Bir işi, bir kişiyi tanımlarken kullandığımız sıfatlardan biri de çetindir. Çetin kelime anlamı ile güçlü, sert, zor, yenilmez, zorluklara boyun eğmeyen kimse anlamına gelir. Bugün ise bu sıfat ile özdeşleşmiş ve soyunda da bunu barındırmış bir adamı anlatacağız; Servet Çetin…

Servet Çetin 17 Mart 1981’de Iğdır’da dünyaya geldi. Anadolu’nun en ücra köşelerinden Türkiye’nin doğu sınırlarını belirleyen şehirlerimizden birinde doğan Servet için hayatın çetin geçmesi hiç de şaşırtıcı olmazdı. 11 çocuklu kalabalık bir ailenin en küçük çocuğu olan aslen Azeri kökenli Servet; futbol oynayan ve futbol oynayacak olan her çocuk gibi, küçük yaşlardan itibaren elinden topu düşürmemiş, mahallede bıkmadan usanmadan top oynayan dönemin top sevdalılarından biri olmuştu. Döneminde sıkça rastlanıldığı gibi, Anadolu’dan iş imkanlarının en fazla bulunduğu İstanbul’a göç eden ailelerden biriydi Çetin ailesi. Bu çetin hayat mücadelesinde hem çok sevdiği futbolu oynamak hem okuluna devam etmek hem de ailesine yardımcı olmak istiyordu. Bu uğurda okuldan çıktıktan sonra ailesine maddi katkıda bulunmak isteyen Servet ayakkabı boyama işiyle bile uğraşıyordu. Servet Çetin henüz bir çocuktu ama soyadı gibi hayatı da onun için çetindi.

Kaderin cilvesi midir yoksa şansın yüzüne gülmesi midir bilinmez Servet’in profesyonel futbola adım atması da bir hayli enteresandır. Bir gün yine ayakkabı boyama işini bitirip eve döndükten sonra yorgun bir hal ile eve girdi Servet biraz sonra çalacak olan telefon ile hayatının değişeceğinden de habersizdi. Çalan telefon ile beraber ahizeyi kaldırdı. Arayan Kartalspor Antrenörü Cevat Hoca’ydı. Servet’e “Ağabeyin Hüseyin nerde?” diye sordu. Servet’ten “Bilmiyorum.” yanıtını alınca Servet’i Türk futboluna kazandıran o teklifi yaptı; “Özel maçımız var oynamak ister misin?” Servet’te ne yorgunluk kalmıştı ne de başka olumsuz belirtiler. Servet o gün o kadar iyi oynadı ki ertesi sene Kartalspor ile profesyonel sözleşme imzaladı ve (A) Takımda boy gösterdi.

Servet artık profesyonel bir futbolcuydu ve oyun tarzı olarak da hepimizin bildiği üzere güçlü, sert, zorlu ve yenilgiyi kabul etmeyecek bir anlayışa sahipti. Kartalspor’da geçirdiği 3 yılın ardından 51 maça çıkmış 1 gol atmış cengaver bir genç olarak İzmir’in Göztepe’sine transfer oldu. 20 yaşında potansiyeli çok yüksek olan Servet Göztepe’de gösterdiği 1 sezonluk performans ile dikkatleri üzerine çekmiş ve birçok kulübün radarına girmişti. 1 Temmuz 2002’de çok daha çetin mücadeleler için hedefi daha yükseklerde olan Denizlispor’a transfer oldu.

2002-2003 sezonu hem Servet hem de Denizlispor tarihi için müthiş bir sezon oldu. Milli takımdan da davet aldığı o sezonda, Denizlispor ile 35 maçta forma giymiş ve Denizlispor’un UEFA Kupası’nda 4. Tur’a kadar yükseldiği unutulmaz performansın büyük pay sahiplerinden olmuştu. Öyle ki 3. Tur’da Fransa devi Lyon karşısında oynadığı futbol ile herkesi mest etmiş, hem 3 büyüklerin hem de Lyon’un transfer listelerine girmişti.

Ve tarih 1 Eylül 2003’ü gösterirken Servet Çetin İstanbul’a sarı lacivertli forma ile geri döndü. 1.2 milyon euro karşılığında Fenerbahçe’ye transfer olan Servet’i artık tüm Türkiye tanıyordu. 22 yaşındaydı ama bu hikayede de sıklıkla bahsettiğim üzere çok çetindi. Fenerbahçe tercihinin Servet için doğru bir tercih olup olmaması konusu tartışıladursun Servet Fenerbahçe’de hiçbir zaman istediği forma rekabetine ya da şanslarına sahip olamadı. 2003-2006 yılları arasında kaldığı Fenerbahçe’de çıktığı maç sayısı Denizlispor’da geçirdiği tek sezondaki maç sayısı ile neredeyse eşitti. Fenerbahçe’de geçirdiği dönemlerde forma dağıtımı ve forma şansı bulma ile ilgili herkesi eğlendirdiği bir anısı da vardır.

Servet’in Fenerbahçe ile çok aynı yollardan gidilmemesi üzerine 2006 yılında daha fazla forma şansı bulma ümidiyle Anadolu’nun köklü kulüplerinden Sivasspor’a transfer olmuştu. Sahadaki hırslı ve güçlü tavrının yanı sıra liderlik özelliği ile de Sivasspor’un o sezon başarılı bir yılı geride bırakmasında önemli rol oynamış tekrardan milli davet almış ve toplamda 28 maç terlettiği Sivasspor takımında kaptanlık pazubandını da takmıştı.

Servet Çetin'den bomba itiraflar! - Futbol Haberleri - FanatikServet, 2007-2008 sezonuna girilirken tekrardan Türk futbolunun gözde savunmacılarından biriydi. Ve sezon başlarken kendini yine İstanbul’da fakat bu kez Avrupa yakasında bulacaktı. Galatasaray, Stjepan Tomas’ın Rusya’ya transfer olması ile savunma hattında yenilgiye boyun eğmeyen, sert ve güçlü birinin, yani çetin bir adamın peşine düştü. Sarı kırmızılı formayı ilk kez o sezon terleten Servet belki de kariyerinin en güzel yılını geride bıraktı. O sezon Galatasaray’ın oynadığı toplam 61 maçın 59 unda sahada yer alarak müthiş bir istatistik yakalamış ve takımıyla şampiyonluk sevinci de yaşamıştır.

2008 yılı tüm Türkiye halkı için unutulmaz bir yıl olmuştu. Eminim Servet’e de sorsak o da 2008 yılı hiç bitmesin isterdi. A milli futbol takımımız Avusturya ve İsviçre’de gerçekleşecek EURO 2008 Şampiyonası’na katılacaktı. Bu kadronun demirbaşlarından biri de Çetin Servet’ti. Grup müsabakalarında oynadığımız bütün maçlarda şanlı formamızı verdiği çetin mücadelesi ile giyen Servet birçok mucizenin yaşandığı, ağlamaktan gözyaşlarımızın kalmadığı, bağırmaktan ses tellerimizin yırtıldığı o olağanüstü turnuvada bizleri gururlandıran aslanlarımızdan biriydi.

Servet’in kariyer geçmişine göz attığımız zaman gözümüze çarpan ilginç bir özelliği olduğunu fark ettik. Kulüplerin ve milli takımımızın önemli kilometre taşlarında her zaman bir yerde adının geçtiğini görüyoruz. O kilometre taşlarından birinde Galatasaray forması ile yine imzasını atmıştı. Tarih 11.01.2011, yer efsanevi Ali Sami Yen Stadı. Kulüp tarihinin en kötü sezonu geride kalıyor. Taraftarlar agresif, futbolcular üzgün, o gün Galatasaray Ali Sami Yen’deki son resmi maçına çıkıyor. Rakip Beypazarı Şekerspor. Maçın son 20 dakikasına amatör küme ekibi rakibi karşısında Ali Sami Yen’deki son resmi maçına geride giriyor Galatasaray. Servet yenilgiye boyun eğmeyen tavrıyla birincil görevini bırakmış ilerde gol arıyor. 72. dakikada sol kanattan içeri açılan ortada yaptığı röveşata vuruşu ile takımına beraberliği getiriyor. Son bölümlerde gelen goller ile Galatasaray maçı kazanırken felakete sürüklenen Galatasaray’a çetin Servet dur diyor. Aynı Servet, Türk Telekom Arena’nın da ilk resmi maçı olan Sivasspor maçında, eski takımına karşı attığı gol ile Türk Telekom Arena’da atılan ilk golün altına da imzasını atıyor. Anlaşılan o ki tarihe imzasını atmak Servet’te bir huy.

Servet özdeşleştiği kulübü Galatasaray’dan 2011-2012 yılı sonunda şampiyonluk sevinci ile ayrıldığında kariyerinin yavaş yavaş düşüşe geçtiği döneme giriş yapmıştı. Son duraklarından biri olan Eskişehirspor’da da bir iz bırakmalıydı Servet. Trabzonspor maçında attığı gol öylesine alışılmışın dışındaydı ki izleyen herkes gözlerine inanamamıştı. İri yapısı ile hiçbir zaman seri ya da çok usta ayak bileklerine sahip bir oyuncu değildi. Attığı bu gol ile de “Bunu da yaptım.” imajını, mesajını, tüm Türkiye’ye verdi.

2016 yılında da son kulübü Mersin İdman Yurdu ile yeşil sahalara veda etti. İkisi Fenerbahçe ve ikisi Galatasaray’da olmak üzere 4 Süper Lig Şampiyonluğu sevinci yaşadı. Herhalde bir insan için en gurur duyulası olaylardan biridir “soyadının hakkını vermek” ve Servet, bir ömür harcadığı yeşil sahalarda soyadının hakkını en çok veren adamlardan biri olarak hatırlanacak.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Futbolun Yeşilçam Serüveni

Eskişehirspor: Gümüş Takım

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More