Pınar Bekbölet: Diskalifiye

Türk spor medyasının ilk kadın yorumcularından biri olan Pınar Bekbölet ve televizyon kariyeri, sosyal medyanın kariyerler üzerindeki etkisi ve medyadan “diskalifiye” edilmek.

Türk toplumu olarak uzunca süredir sansüre, yasaklamalara ve linç kültürüne alıştırıldık ne yazık ki. 80 darbesinden sonra yasaklanıp yurtdışına gönderdiğimiz usta sanatçılarımız da oldu, düşüncesi bazı kişi ve kuruluşları rahatsız ettiği için hapse atılan değerli yazarlarımız da. Eskiden çok normal şekilde karşılayıp, kahkaha attığımız film repliklerinin yerini “bip!” sesleri, dumanı ekranı kaplasa da sigara izmaritinin yerini buzlanmış cam görüntüsü aldı.

Hayatımıza yaklaşık 10 yıl önce giren sosyal medya ile birlikte normalde selam bile vermekte çekineceği, karşısında dursa ceketini ilikleme ihtiyacı hissedeceği kişileri aşağılayabilen, onlara küfür etmekten kaçınmayan insanlar türedi. Tabii sosyal medyanın olumlu kullanımı sayesinde daha bilinçli bir topluma dönüşüp, olaylara daha duyarlı hale geldik. Eskiden fazla önemsenmeyen hayvan hakları, kadın hakları, çevresel sorunlar ya da farklı cinsel tercihteki bireylerin sorunları gibi konular sosyal medyanın gücü sayesinde milyonların önünde tartışılır oldu.

Pınar Bekbölet
Pınar Bekbölet

Bu gelişimle birlikte artık her adımlarını takip eder hale geldiğimiz pek çok ünlü hakkında başlatılabilen karalama kampanyaları bazılarının “linç” edilmesine kadar vardı. Daha önce nadiren karşılaştığımız linç kültürü, 2010’lu yılların sansasyonel haberlerini belirleyen unsurların başında geldi. Kimileri işinden oldu, kimi itibarını kaybedip maddi-manevi zarara uğradı. Böyle bir şeyi hak edenler olduğu gibi, çoğu kişiye göre haksızlığa uğrayan kişilere de rastladık ne yazık ki. Belki de en haksız şekilde işinden olan kişi ise erkek egemen olan futbol sektöründe işini en layığıyla yapan kadının başına geldi. Seneler önceden gelen bir atkı yazısı nedeniyle hem de.

Mesleğe adımını TRT’de atıp, Kenan Onuk önderliğindeki NTV Spor ekibinde yıldızını parlatan Okay Karacan ülkeye önce Premier Lig, ardından Formula 1 sevgisini aşılamış başarılı bir spikerdi uzun yıllar. 40’lı yaşlarına geldiğinde maç sunumlarını azaltan Karacan, 2011 yılında “Tutkumuz Futbol” adında bir sohbet programının moderatörü oldu. Takım ve ülke ayrımı gözetmeden futbol tutkusunu ön plana çıkartan çeşitli hikayelerin derlendiği bu programın iki de daimi yorumcusu vardı: Burcu Kapu ve Pınar Bekbölet.

Televizyon sektöründe rekabetin artması nedeniyle ekranda reyting savaşlarında öne geçmeye çalışan medya patronları, kadın sunucu sayısını kademeli olarak arttırdı. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bir kitleyi, eli yüzü düzgün kadınlar sayesinde ikna etmeye çalışan spor medyasına uzun zamandır alışkınız. Örneklerine günümüzde de rastladığımız pek çok kadın sunucu var. Ancak, en popüleri Banu Yelkovan olan kadın yorumcuların sayısı iki elin parmaklarına bile erişmiyor.

2011 yılında TFF’nin aldığı kararla seyircisiz maçlar kaldırılmış ve tamamını kadınların doldurduğu statlar görmeye başlamıştı futbolseverler. Tam da o tarihlerde hafta sonu maç yayınlarını izleyen kitleye hafta içi hem zarif hem de donanımlı iki kadın yorumcusu ile hitap etmişti yayıncı kuruluş. Yıllarca futbolla ilgisi olmadığına inanılan, “Ofsaytı bilmezler” diye yaftalanan kadınlar için umut verici bir başlangıçtı. Ancak cinsiyetçi olduğu öne sürülerek tedavülden kaldırılan “kadınlı maçlar”, yerini tekrar seyircisiz maçlara bıraktı. Tutkunu oldukları futbol hakkında pek çok fikri de olan ve bunları izleyene keyifli şekilde aktarabilen Pınar Bekbölet ve Burcu Kapu’nun yer aldığı program 4 yıl kadar sürdü.

Bu programın ardından Burcu Hanım’ı ekranlarda göremedik ama Pınar Hanım yayıncı kuruluşta farklı projelerde yer almaya devam etti. Ta ki 2017 Eylül ayında ortaya çıkan 2007 yılında çekilmiş bir fotoğraf karesine kadar. Barcelona’nın uzunca süre fırtınalar kopartacağı dönemin başlarında Ronaldinho, Messi, Eto’o, Xavi, Iniesta, Puyol ve diğerlerini televizyon karşısında bile izlemek bir keyif. Bu takımı statta canlı izleyebilen az sayıdaki Türk’ten biri olma şansına erişiyor Pınar Hanım. Yani gözü sadece kendi takımını gören, futbola takımının renklerinden oluşan gözlükle dar bir çerçeveden bakan fanatik kitlenin anlayamayacağı bir vizyon Barcelona’yı mabedinde destekleyebiliyor olmak. Tabi ki belirli bir bütçe gerektirdiğinden sırf hava atmak uğruna yabancı statlara gidenler var elbet ama tutkusu futbol olan Pınar Bekbölet için Barcelona’yı canlı izleyebilmenin anlamı daha başka. İşte böyle bir ortamda birlikte maça gittiği arkadaşıyla objektiflere poz veriyor güzel sunucu. Pınar Hanım o günlerde de güzel ama henüz sunucu değil. Yani futbol sektöründe çalışmak gibi bir beklentisi bile olmayan sıradan bir Galatasaray taraftarının Camp Nou’da kulübünün atkısıyla poz verme durumu söz konusu. Benzerlerine bugün bile sıkça rastlayabileceğiniz bir durum.

Pınar Bekbölet
Pınar Bekbölet Camp Nou’da

Fotoğrafın sosyal medyada infial yaratmasına sebebiyet veren konu ise atkının üzerinde gizlenmiş küfürlü bir slogan. Galatasaray taraftarınca Fenerbahçe’ye ithafen üretilmiş çirkin bir slogan vardı o dönemlerde ve bunu tribün işleriyle iç içe olan kimseler hariç bilen pek yoktu. O yüzden olay patlak verdikten sonra sloganın açılımının ne olduğunu bilmediğini açıklayan Pınar Bekbölet’e inanmak gerekirdi. Velev ki anlamını biliyor olsun, gençlik çağlarında henüz futbol sektörüne girmemiş birinin yaptığı basit bir hatayı alıp olgunluk çağında, tarafsızlığını ispat etmiş birisine mal etmek olmaması gereken bir linçe yol açtı.

Evet bazı Fenerbahçeli fanatiklerin ısrarları neticesinde yayıncı kuruluş tarafından görevine son verilen Pınar Bekbölet’i bir daha herhangi bir kanalda futbol yorumlar ya da sunarken göremedik. Oysa ki 2012’de bir spor programını “Kadınlar futboldan anlamaz, kadınla futbol tartışmam!” diyerek terk eden Ümit Özat, halk tarafından tepki aldığı bu ayrımcı düşüncesine rağmen gerek teknik direktör gerekse yorumcu olarak futboldan para kazanmaya devam ediyor. Benzer bir örnek bu sezonun başında yılların spikeri Melih Şendil’in başına geldi. Kadınların futbolda yeri olmaması gerektiğini Ümit Özat’ın üslubuyla kıyaslanamayacak kadar kibar ifade eden Şendil de sosyal medya lincine uğrayıp, yayıncı kuruluştaki görevinden uzaklaştırıldı. Hangi yayıncı kuruluş? Bir kaç yıl önce futbolun içindeki en başarılı kadın yorumcuyla yollarını ayıran yayıncı kuruluş. Futbolda kadının olması gerektiğini düşünüp, bir kadının geçmişini kurcalayarak onu futboldan uzaklaştırmak tezatlık oluşturdu şeklinde bakabiliriz olaya.

Sporda marka değerinin önemi özellikle gelişen teknolojik şartlar ile birlikte daha da arttı. 90’lı yılların başında Şampiyonlar Ligi’nin kurulmasıyla başlayan markalaşma hamleleri bugün pek çok spor organizasyonunda hissedilse de Türk futbolunda o denli yaygınlaşamadı. Bunda 20 senedir lig maçlarını elinde bulunduran ve 4 senedir Katarlı işadamları tarafından idare edilen yayıncı kuruluşun da payı büyük hiç kuşkusuz. Hani şu Pınar Bekbölet’in yakın geçmişte görevine son veren yayıncı kuruluşun.

Peki Pınar Hanım şu an ne mi yapıyor? Özel bir firmada, “Sporcu Kariyer Planlama Direktörü” olarak çalışıyor. Amacı sporun daha fazla markalaşması için markalaşan sporcular yetiştirmek. Sloganı “Her sporcunun bir marka olduğuna inanıyoruz. O markanın güçlenmesi ve bir değer ifade etmesi için stratejiler üretiyoruz. Sporcularımızın hedeflerine giden yolu çiziyor, hayallerini mümkün kılıyoruz.” olan firma için mesai harcıyor kendisi. Marka değerini düşürenlere inat. Futboldan kendisini diskalifiye edenlere inat.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Serkan Akkoyun: Türk Spor Medyasının Guardiola’sı

Dergi Arka Planı: Genel Direktörümüz Çağdaş Işık İle Söyleşi

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More