Parma ve Kaçırdığı Üç Büyük Balık: Figo, Rivaldo ve Baggio

90’lı yıllarda Parma adeta bir yıldızlar geçidi gibiydi. O yıllarda Avrupa futboluna damgasını vuran kadroda Buffon, Cannavaro, Thuram, Veron, Zola, Crespo gibi önemli isimler bulunuyordu. Bununla birlikte Parmalat reklamlı, sarı-lacivert yatay çubuklu formayı giymeye ramak kalmış başka önemli futbolcular da vardı. Parma’nın kapısından dönen bu yıldızlar, İtalyan ekibini bambaşka bir noktaya taşıyabilirdi.

1990-91 sezonunda Serie A’ya yükselen Parma, kısa süre içinde önce ligin ve Avrupa’nın kalburüstü kulüpleri arasına girmişti. Nevio Scala, Serie B’deyken başına geçtiği Parma’dan Serie A’da ilk 5’in içinde yer alan, UEFA ve Kupa Galipleri Kupalarını kazanan bir takım yaratmayı başarmıştı. 1991 yılında kulübü satın alan, aynı zamanda dünyanın en büyük süt ve süt ürünleri şirketlerinden Parmalat’ın sahibi olan Tanzi ailesi de kesenin ağzını açınca İtalyan ekibinin yükselişi başlamıştı.

Parma

O dönem Avrupa futbolunda yükselişe geçen sadece Parma takımı değildi. FIFA Dünya Gençler Şampiyonası’nı 1989 ve 1991’de olmak üzere iki kere üst üste kazanan Portekiz 20 Yaş Altı Milli Takımı da ‘altın jenerasyon’ olarak adından söz ettiriyordu. Rui Costa, Abel Xavier, Joao Pinto gibi gençleri barındıran takımın en dikkat çeken isimleri arasında Sporting Lisbon’un sağ kanat oyuncusu Luis Figo da vardı.

luis-figo-sporting-cp-2019 - Sporting C.P. Soccer Academy Singapore

Turnuvanın ardından Sporting’de hızla yükselen Figo’nun Avrupa’nın dev kulüpleri tarafından dikkat çekmemesi mümkün olamazdı. 1994-95 sezonunun sonunda Figo’nun Sporting’le sözleşmesi sona ermek üzereydi. Jean Marc-Bosman’ın dünya futbolunu temelinden sarsan ve Bosman Kuralı’nı doğuran meşhur davayı kazanmasından az bir zaman önceydi. O dönem kulüpler, sözleşmesi biten futbolcu için resmi olarak belirli bir fiyat belirlerdi. Belirlenen parayı getiren kulüp de oyuncuyu transfer ederdi. Sporting Lisbon, sözleşmesi sona eren Figo için Juventus’la anlaşma imzalamıştı; ancak sonradan Figo’nun Parma’yla anlaşma imzaladığı da ortaya çıkınca İtalya futbolu karıştı. İki takımın ortasında kalan Portekizli yıldız o günleri şu sözlerle anlatıyor:

Sporting ile sözleşmem sona ermek üzereydi ve kulüp yeni bir sözleşme imzalamak için hiçbir şey yapmamıştı. Beni transfer etmek için Juventus ile bir anlaşmaya vardılar, ancak bunu öğrendiğimde kızdım ve Parma’nın başkanı Giambattista Pastorello ile bir sözleşme imzaladım. Bu gerçekten imzaladığım tek uygun sözleşmeydi. Juventus ile imzaladığım şeyin geçerli bir sözleşme olmaması gerekiyordu. Ama bugünlerde futboldaki etkisini biraz daha anladığım Luciano Moggi, iki yıl boyunca İtalya’da futbol oynamamı yasaklamayı sağladı. Belki şanslıydım çünkü sonunda Barcelona’ya transfer oldum.

(Four Four Two, Mart 2009)

İtalya Futbol Federasyonu tarafından İtalya’da iki yıl oynamama cezası alan Figo, bu kararda Moggi’nin büyük etkisi olduğunu düşünüyordu. Neticede İtalya kapıları kendisine kapanınca Barcelona’ya 2,25 milyon euro karşılığında transfer oldu ve 10 yıl sürecek İspanya macerasına başladı.

1995-96 sezonunda Serie A’yı 6. sırada bitiren Parma’da Nevio Scala dönemi sona ermiş, onun yerine Carlo Ancelotti getirilmişti. İtalyan ekibi, transferdeki rotasını Güney Amerika’ya çevirmişti. Daha önce Kolombiya’dan Faustino Asprilla hamlesi oldukça başarılı olmuştu ve hedefteki yeni isim Brezilya ekibi Palmeiras’ın yıldızı Rivaldo’ydu. Brezilya gazetesi Folha de S. Paulo’nun 25 Haziran 1996 tarihli haberine göre Brezilyalı futbolcu için Parma ve Palmeiras kulüpleri 9 milyon dolar karşılığında anlaşmıştı. 1996 Atlanta Olimpiyatları’ndan sonra Rivaldo’nun Parma’ya gitmesine kesin gözüyle bakılıyordu; ancak filmin sonu öyle olmadı. Yine Folha de S. Paulo gazetesinin 29 Haziran 1996’da yayınladığı haberde Rivaldo’nun İtalyan kulüple maaş konusunda anlaşamadığı yazılmıştı. Brezilyalı futbolcu Parma’nın kendisine teklif ettiği parayı yeterli bulmamıştı. İtalya’ya gitmeyen Rivaldo’nun yeni adresi Deportivo La Coruna oldu.

Roberto Baggio Parma1996-97 sezonunda şampiyonluğu son haftalara kadar kovalayan Parma, sezonu Juventus’un arkasında ikinci sırada bitirmişti. Tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılacak olan takımda hedefler de artık iyice büyümüştü. Tanzi ailesi, Milan’da gözden düşen Roberto Baggio’yu Parma’ya kazandırmak istiyordu. İlahi at kuyruğunun transferinde tek bir engel vardı; o da Carlo    Ancelotti’ydi. Teknik direktörlük becerilerini, yardımcılığını yaptığı Arrigo Sacchi’den alan ve o günlerde klasik 4-4-2 dizilişinden şaşmayan Ancelotti, sisteminde forvet arkasında oynayan futbolculara yer vermiyordu. İtalyan teknik adam bu yüzden Gianfranco Zola ile ters düşmüş ve oyuncunun Chelsea’ye gitmesine müsaade etmişti. Forvet arkasında serbest oynamayı seven bir 10 numara olan Baggio da bu yüzden Ancelotti tarafından veto edildi. Parma’ya transferi gerçekleşmeyince Bologna’nın yolunu tutan Baggio 1997-98 sezonunda ligde 22 gol atarak yeniden doğdu. Ancelotti, yıllar sonra Baggio’yu reddetmesinden dolayı büyük pişmanlık duyduğunu itiraf edecekti. İtalyan teknik direktör, daha sonra prensiplerinden ödün vererek Juventus’ta Zinedine Zidane’a, Milan’da da Rui Costa ve Kaka’ya sisteminde yer verdi.  

Efsane Parma kadrosu

Parma, 2003 yılında patlak veren Parmalat Skandalı’na kadar Avrupa futbolunun başaltı takımlarından birisi olmaya devam etti. Avrupa’da Şampiyonlar Ligi hariç tüm kupaları kazandı. Kendi ülkesinde ise İtalya Kupası ve İtalya Süper Kupası’nı müzesine götürdü. Gianluigi Buffon, Fabio Cannavaro, Lilian Thuram, Juan Sebastian Veron, Hernan Crespo, Adriano gibi isimler Parma ile basamak atlayıp dünya yıldızlığına kadar terfi etti. Buraya kadar her şey güzel olsa da Parma’nın hikayesinde bazı sayfalar boş kaldı. 2000’de Lazio’nun, 2001’de Roma’nın yaptığını Parma yapamadı ve Tanzi ailesi büyük yatırımlarını Serie A şampiyonluğuyla perçinleyemedi. Kulüp, Şampiyonlar Ligi’nin bir türlü gediklisi olamadı. Sadece 1997-98 sezonunda Şampiyonlar Ligi deneyimi yaşayan takım, 1999-00 ve 2001-02 sezonlarında ise grupları bile göremeden ön elemelerde elendi. Kulübün arzu ettiği üst seviyelere ulaşması için daha özel oyunculara ihtiyacı vardı. İşte o özel kişi, Parma’nın kapısından dönen Figo, Rivaldo ya da Baggio’dan birisi olabilirdi. Her şeyden önce Gianfranco Zola gibi bir orkestra şefi satılmasaydı Parma adına daha farklı konuşabilirdik.


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Bosman Kuralı: Jean-Marc Bosman

Luis Figo ve Tartışmalı Transferi: Aslan Kral’ın İhaneti

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More