Mehmet Topal: Örümcek Adam

Süper Lig'de üç farklı takımla şampiyonluk yaşayan ilk ve tek oyuncu

Mağlubiyetin ve oynanan yavaş oyunun bir numaralı sorumlusu mu yoksa oynamadığı zaman savunma zaafları yaşandığı için oyunun sigortası mı? Senelerce bu iki soru içerisinde gidip gelen bir kariyer… Kariyerinin tamamında oynadığı takımın taraftarlarını ikiye bölen bir futbolcu… Mehmet Topal gerçekten oyun görüşü ve oyunu oynama hızı düşük olan vasat altı bir defansif orta saha oyuncusu muydu yoksa her takıma lazım olan ‘çapa’ diye adlandırabileceğimiz bir oyun garantörü müydü?

Mehmet Topal Çanakkale Dardanelspor günleriMehmet Topal, 1986 yılının 3 Mart’ında dünyaya geldiğinde bu ülkenin en önemli futbol figürlerinden biri olacağını bilmiyordu. Futbol kariyerine 13 yaşında Malatya Belediyespor altyapısında başlayan ‘örümcek’ lakaplı oyuncu henüz 16 yaşındayken baba evinden ayrılmış, memleketinden çok uzağa, Çanakkale’ye büyük bir futbolcu olmak için gitmişti. Burada ilk profesyonel maçını oynamak için 2 yıl çalışması gerekiyordu Mehmet’in. Takımda 2000’li yıllara damga vuracak bir diğer orta saha oyuncusu daha vardı; Selçuk İnan. Mehmet’in ilk profesyonel maçında önce 75. dakikada Selçuk, daha sonra da 82. dakikada Mehmet Topal oyuna giriyordu. Mehmet Topal için futbol hayatı şimdi gerçek anlamda başlıyordu. Birkaç hafta daha oyuna sonradan dahil olan Mehmet için çocukluğundan beri beklediği şey artık gerçekleşecekti. 10 Nisan 2005 günü şimdiki adıyla Başakşehir FK, o dönemki adıyla da İstanbul BB maçı öncesi adını ilk 11’in yazılı olduğu tahtada görmüştü. Bu maçın tamamında sahada kalan ve daha sonra ilk golünü de Mersin İdman Yurdu deplasmanında kaydeden Mehmet, artık ilk 11’in değişilmez parçasıydı. 2005-2006 sezonunda oynadığı 30 maçın tamamında ilk 11’de görev alan Topal bu maçların sadece 3’ünde oyundan alınmış ve harika bir istikrar sergilemişti. Bu performansından onun Çanakkale Dardanelspor’da fazla kalmayacağı belliydi. 2006 yazında İstanbul’un, Galatasaray’ın yolunu tuttu Mehmet. Hem de azımsanmayacak bir bonservis bedeli -1 milyon euro- karşılığında. Şimdi vereceği sınav şu ana kadar verdiklerinden çok daha zordu…

Mehmet Topal GalatasarayHenüz birkaç ay önce 1. Lig’de mücadele eden Topal 2006 yılının bir Eylül akşamı Anfield çimlerinde Steven Gerrard’ı marke etmeye çalışırken buldu kendini. Artık bir şeyin farkına varmalıydı; hata lüksünün olmadığı bir noktaya gelmişti. Galatasaray ile ilk sezonunda çokça kulübede oturan Mehmet Topal 2007-2008 sezonuna da yedek olarak başlamıştı. Ancak birçok iyi futbolcunun hikayesini okurken karşımıza çıkan önündeki futbolcunun uzun süreli sakatlığıyla formayı kapma durumu Mehmet Topal’ın da karşısına çıkmıştı. Tobias Linderoth henüz eylül ayı bitmemişken sakatlanmıştı ve onun yerini ilk 11’de ikame edecek isim ise Mehmet Topal’dan başkası değildi. Mehmet Topal kariyerini bu noktaya taşırken merdivenleri teker teker çıkmıştı ancak şu an elinde o merdivenleri ikişer üçer çıkabileceği bir fırsat vardı. Artık Mehmet Topal Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin değişilmez parçasıydı. Burada birkaç ay ilk 11 oynaması onu çok geçmeden milli takıma taşıyacaktı. Dönemin teknik direktörü Fatih Terim bu genç ve dinamik orta saha oyuncusunu ilk kez Türkiye A Milli Takımı’na çağırdı. İsveç karşısında milli formayı ilk kez giyen Topal, o yaz milli takım tarihindeki en önemli majör turnuvalardan biri olan EURO 2008’de de takımın en önemli görev adamlarından biri olacaktı. O yaz Türkiye’nin İsviçre, Çek Cumhuriyeti(şimdiki adıyla Çekya) ve Hırvatistan maçlarında kendi mevkisinde oynayan Topal, Almanya maçında ise Emre Güngör, Emre Aşık ve Servet Çetin’in yokluğunda stoperde görev almıştı. Mehmet Topal’ın oynadığı her pozisyonda kendini iyi göstermesi böylesi bir majör turnuvada da devam edince Avrupa’nın gözde transfer hamlelerinden biri olmasını kaçınılmaz kıldı. Galatasaray’da iki sezon daha yüksek maç sayılarına ulaşan Topal için artık Avrupa’ya açılma vaktiydi. 2010 yazında İspanya’nın saygın ekiplerinden Valencia Galatasaray’a bonservis bedeli olarak 5.5 milyon euro ödeyerek Topal’ı kadrosuna kattı.

Mehmet TopalMehmet Topal’ın orada beraber oynayacağı birkaç isim Jordi Alba, Juan Mata, Joaquin, Isco, Soldado ve Aduriz’di. Bu isimlere ve ligin seviyesine baktığımız zaman bu transfer Mehmet Topal için sert bir meydan okuma sayılabilirdi. Ancak Topal kendisini oraya çok çabuk adapte etti. Düzenli şekilde ilk 11 oynayan Mehmet ilk golünü de Gijon deplasmanında o sezonun devre arasında Beşiktaş’a gelecek olan Manuel Fernandes’in asistiyle kaydetti. İspanya kariyerinin ikinci sezonunun başlangıcı Topal için pek de beklediği gibi olmadı. Önce sakatlıklar yaşayan Mehmet Topal sahalara döndükten sonra da tüm Türkiye’yi korkutan bir olay yaşadı. Racing Santander ile oynanan maçta 39. dakikada Ever Banega’nın yerine oyuna dahil olan Topal maçın 82. dakikasında Racing’li futbolcu Papa Diop ile bir hava topu mücadelesinde kafa kafaya çarpıştı ve sahada bir süre baygın kaldı. Acil bir şekilde hastaneye kaldırılan milli futbolcudan tüm Türkiye bir an önce güzel haberin gelmesini bekliyordu. Nitekim oyunu gibi kendisi de çok güçlü olan Topal’dan güzel haber gelmiş, durumunun ciddi olmadığı anlaşılmıştı. Ancak yine de bir süre futbol oynayamayan Topal yaklaşık iki hafta sonra kendisini UEFA Avrupa Ligi’nde oynanacak olan Stoke City deplasmanında 11’de buldu. Mehmet Topal, dönemin Valencia teknik direktörü Unai Emery’nin bu tercihinde yüzünü kara çıkartmadı ve iyi oyununu 36. dakikada yaklaşık 30 metreden harikulade bir golle süsledi. Topal o beyin sarsıntısının ardından sapasağlam dönmüştü. 2011-2012 sezonunu da tüm bu olumsuzluklara rağmen 30 maçta forma giyerek tamamlayan  milli futbolcuyu 2012 yazında Fenerbahçe kadrosuna katmak istiyordu. Hem Topal’ın Türkiye’ye dönmeye sıcak bakması hem de Valencia’nın yeni teknik direktörü Pellegrino’nun o mevkiye kendisi gibi Arjantinli olan Fernando Gago’nun transfer edilmesini istemesi bu transferin gerçekleşmesi için yeterli zemini oluşturmuştu. Fenerbahçe 4.5 milyon euro karşılığında Topal’ı kadrosuna katarken artık sadece bir defansif orta saha oyuncusu olmayan, oyununu esneterek Avrupai bir 6 numaraya dönüşen bir futbolcu transfer etmişti.

Genellikle Türkiye Ligi’nde adı bir İstanbul büyüğüyle özdeşleşen futbolcu bir diğer İstanbul takımına transfer yaptığında garip karşılanır, tabir-i caizse linç kampanyası başlatılırdı. Ancak Topal başarılı bir saha içi kariyerinin yanı sıra karakteriyle de her türlü rengin sevdalısına kendini sevdirmeyi ve kabul ettirmeyi başardı. Bu durum onun Fenerbahçe transferini kolaylaştırırken sahada da daha rahat hissetmesini sağlıyordu şüphesiz. Yeni takımı ile ilk sezonunda Fenerbahçe tarihinin en önemli iki Avrupa sezonundan birine tanıklık edecekti Topal. Baroni ve Meireles ile orta sahada harika bir uyum yakalayan Mehmet Topal takımın UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynamasına büyük katkıda bulundu. Meireles oyunu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye taşıyan, Baroni üçüncü bölgede pozisyon üretmeye yardım eden; Topal ise rakibin en önemli oyun kurucusunu marke eden, ona nefes aldırmayan ve aldığı topları hemen üretici parçalara aktaran bir rol edinmişti bu takımda. O sezon Avrupa Ligi’nde orta saha üçlüsünü bu isimlerin oluşturduğu hiçbir maçı kaybetmeyen Fenerbahçe sezonun en kritik maçında, Benfica deplasmanında Mehmet Topal’dan yoksun şekilde sahaya çıkmış ve kalesinde üç gol görerek elenmişti. Topal o maçta sahada olsaydı ve Fenerbahçe finale çıksaydı belki de şu an kendisi hakkında çok daha şatafatlı bir yazı kaleme alabilirdik. Sanırım Mehmet Topal’ın da kariyerinde kaçırdığına en çok üzüldüğü maç olmuştur bu yarı final maçı.

Fenerbahçe ile ikinci sezonunda hoca değişikliğine şahit olan Topal, bir önceki hocasının oyunundan çok daha farklı bir oyunun parçası olacaktı. Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’si rakibi çok önde karşılayan ve kazandığı toplarla direkt kaleye inen bir oyun anlayışı benimsemiş ve bu oyunun defansif anlamda garantörü ise Mehmet Topal olmuştu. Bu göze hoş gelen oyun Mehmet Topal’a henüz mayıs ayını görmeden şampiyonluk madalyasını kazandırmıştı. Bir klasik olarak Fenerbahçe sezon sonunda yine teknik direktör değişikliğine gitmişti, üstelik bu kez bileti kesilen isim şampiyon hoca Ersun Yanal’dı.

Fenerbahçe kaptanıBu sezonun ardından 5 sezon daha Fenerbahçe forması terleten milli futbolcu bu 5 sezonda oyun anlayışları, coğrafyaları, sistemleri ve çalışma prensipleri birbirinden farklı 6 hocayla çalıştı. Bu 6 hocanın da ortak bir noktası vardı; savunmanın önündeki güvenliği Mehmet Topal’a bırakmaları. Topal’ın kariyerinin milat sayılabilecek noktası ise Josef de Souza’nın transferiydi. Josef’in transferiyle savunma önünde yalnız oynayan Topal’a partner gelmişti. Çift ön liberolu bu sistem zaman zaman kısır kaldığında da fatura direkt bu ikilinin yan yana oynamasına kesilecekti. Yapılan eleştiriler de Josef üzerinden değil hep Topal üzerinden yapılıyordu. Mehmet Topal artık bu noktadan sonra ne yaparsa yapsın bir türlü yaranamadı taraftarına ve futbol kamuoyuna. Önce kendi taraftarları tarafından kendi stadyumunda ıslıklanmaya başlayan Topal, çok geçmeden kendini gönderilecekler listesinde buldu. Her şeye rağmen profesyonelliğinden ve düzgün karakterinden taviz vermeyen Mehmet Topal bu süreçte de ona verilen görevi gerek stoperde gerekse orta sahada layığıyla yerine getirmeye devam etti. Ayrılık vakti geldiğinde ise ardında 7 dolu sezon, 298 maç, 24 gol-11 asist gibi eşine az rastlanır bir kariyer bırakıyordu. Hikayenin sonu bu denli tatsız bitmeseydi Topal kendini çoktan Fenerbahçe efsaneleri arasına yazdırmayı başarmış olacaktı.

Her vedanın olduğu gibi bu vedanın da yeni bir başlangıca yol olacağı biliniyordu. Topal’ın seçimi ise Medipol Başakşehir FK olmuştu. Birkaç sezondur şampiyonluk ipini göğüslemek için mücadele veren ve kupaya çok yaklaşıp uzanamayan Başakşehir buraları oynamayı çok iyi bilen bir futbolcu transferi yapmıştı. Başakşehir kulübünü haksız çıkartmayan Topal henüz ilk sezonunda Başakşehir ile şampiyonluk yaşadı. Avrupa Ligi’nde de gruptan çıkan ve son 32 turunu geçen takımın bir parçasıydı Topal ancak yaşı gereği ilk 11 oynadığı maç sayısında net bir düşüş vardı. Yine de burada yaşadığı şampiyonlukla Türk futbolunda 3 farklı takımla şampiyonluk yaşayan tek futbolcu unvanını alan Mehmet Topal bunu 21. yüzyılda Avrupa’da yaşayan ilk futbolcu oldu.

Başakşehir şampiyon

Artık kariyerinin sonuna yaklaşan Topal yıllarca saha içinde takım arkadaşlarını hem oyunu hem de liderlik özellikleri gereği koruyup kollayan bir karakter olarak gösterdi bizlere kendini. Mehmet Topal futbolu bıraktığında dönem dönem çok uzaklardan attığı şutlarla, dönem dönem oyunu açarken attığı ters uzun toplarla, ama çokça top rakipteyken rakibe yapışan ve hücum organizasyonunu kurmasını engelleyen, bu yönüyle kendisine ‘örümcek’ lakabı verilmesini sağlayan o defansif meziyetleriyle hatırlanacak bir kariyer bırakacak bizlere. Türk futbolunun 2000’li yıllardaki en önemli simgelerinden biri olarak kalacak hep…


Bunlar da ilginizi çekebilir;

Servet Çetin: Çetin Adam

Alphonso Davies: Şüphe Yok!

 

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More